bayed - Türkisch Englisch Wörterbuch

bayed

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bayed — Definition

Bedeutung:
koy, körfez, (at) doru
Aussprache (IPA):
(AmE /beɪ/ – BrE /beɪ/)
Wortart:
İsim: bay (bays); Sıfat (horse): bay

Bedeutungen von dem Begriff "bayed" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 85 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
bay n. defne
He added bay leaves and garlic to the sauce.
Sosa defne yaprağı ve sarımsak ekledi.

More Sentences
bay n. koy
Our hotel room has a clear view of the bay.
Otel odamız koyu net bir şekilde görüyor.

More Sentences
General
bay n. doru at
She was riding around town on a low bay.
Bodur bir doru atın üzerinde kasabayı dolaşıyordu.

More Sentences
bay n. koy
Our hotel room has a clear view of the bay.
Otel odamız koyu net bir şekilde görüyor.

More Sentences
bay n. körfez
Dublin Bay was mentioned as a partially classified important bird area.
Dublin Körfezi kısmen sınıflandırılmış önemli bir kuş alanı olarak belirtilmiştir.

More Sentences
bay v. ulumak
The pack of wolves were baying in the distance.
Kurt sürüsü uzaklarda uluyordu.

More Sentences
bay v. havlamak
The dogs bayed at the full moon.
Köpekler dolunayda havladı.

More Sentences
bay v. haykırmak
The angry crowd was baying for justice.
Öfkeli kalabalık adalet için haykırıyordu.

More Sentences
bay adj. doru (at)
They have an old bay horse and a white burro at the farm.
Çiftlikte yaşlı bir doru atları ve beyaz bir eşekleri var.

More Sentences
Technical
bay n. alan
They released the Hubble Space Telescope from the cargo bay of Atlantis.
Hubble Uzay Teleskobu'nu Atlantis'in yükleme alanından çıkardılar.

More Sentences
Zoology
bay n. defne
He added bay leaves and garlic to the sauce.
Sosa defne yaprağı ve sarımsak ekledi.

More Sentences
Geography
bay n. koy
Our hotel room has a clear view of the bay.
Otel odamız koyu net bir şekilde görüyor.

More Sentences
bay n. körfez
Dublin Bay was mentioned as a partially classified important bird area.
Dublin Körfezi kısmen sınıflandırılmış önemli bir kuş alanı olarak belirtilmiştir.

More Sentences
General
bay n. küçük körfez
bay n. duvar bölmesi
bay n. uluma
bay n. bölüm
bay n. cumba
bay n. peron
bay n. kula
bay n. defne ağacı
bay n. köşeye sıkışılan yer
bay n. defne çelengi
bay n. baraj
bay n. set
bay n. uzakta bir yerlerde olma
bay n. (olay, durum) pusuda bekliyor olma
bay v. ürümek
bay v. kıstırmak
bay v. suya karşı set çekmek
bay v. set çekmek
bay v. durdurmak
bay v. engellemek
bay v. mani olmak
bay v. engel olmak
bay v. bağırmak
bay v. havlayarak takip etmek
bay v. derin bir sesle konuşmak
bay v. havlayarak kovalamak
bay adj. doru
bay adj. al
bay N. (at) doru
Colloquial
bay n. abd'de san francisco körfezi bölgesi
Technical
bay n. açıklık
bay n. bölme
bay n. iki dikme arası
bay n. iki kiriş veya dikme arası
bay n. saha
bay n. elektronik cihazda parça monte edilen dikey destek
bay n. anten diziliminde birim
Computer
bay n. kompartıman
bay n. yuva
Construction
bay n. bölüm
bay n. cumba
bay n. duvar bölmesi
bay n. dikme
bay n. girinti
bay n. köprü gözü
bay n. niş
bay n. yuva
Woodworking
bay n. meksika'da elde edilen bir tür maun odunu
Automotive
bay n. park alanı
Aeronautic
bay n. (uçak) bomba bölmesi
bay n. zeplinin enine uzanan bitişik iki elemanı arasındaki uzunlamasına kısım
bay n. uçağın gövdesinde bölme
Marine
bay n. gemi reviri
bay n. haliç
bay n. revir
Botanic
bay n. akdeniz defnesi
bay n. akdeniz'e özgü küçük siyahımsı meyveleri olan, parlak aromatik yaprakları yemeklerde lezzet katması için kullanılan küçük ve herdem yeşil bir ağaç
bay n. har
bay n. nehtel
bay n. teynel
bay n. virginya manolyası
bay n. yenibahar
bay n. yenibahar
bay n. kanarya ve azor adaları'na özgü bir defne ağacı
bay n. yenibahar benzeri çeşitli ağaç ve çalılara verilen ad
Agriculture
bay n. samanlık
Archaeology
bay n. kemer gözü
Geography
bay n. somali'de bir bölge
bay n. bataklık kolu
bay n. (abd'nin güneydoğu kıyılarında) sığ çöküntü alanı
bay n. kısmen tepelerle çevrili arazi girintisi
bay n. çayır veya bataklığın ormana uzanan kolu

Bedeutungen von dem Begriff "bayed" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 15 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
bay mister n.
Mister Liu smiled as he said these words.
Bay Liu bu sözleri söylerken gülümsedi.

More Sentences
General
bay sir n.
At that time, Sir, just come down and tell me.
O zaman, Bayım, aşağı gel ve bana söyle.

More Sentences
bay mr n.
Mr Howitt wrote something in the explanatory statement that I disagree with.
Bay Howitt açıklama metninde katılmadığım bir şey yazmış.

More Sentences
Computer
bay mr abrev.
Mr Howitt wrote something in the explanatory statement that I disagree with.
Bay Howitt açıklama metninde katılmadığım bir şey yazmış.

More Sentences
General
bay mr. n.
bay signore n.
bay gentleman n.
bay signor n.
bay male n.
bay herr n.
bay esquire n.
bay stir [scotland] n.
bay sr. (señor) abrev.
Archaic
bay sieur expr.
Slang
bay siree interj.

Bedeutungen, die der Begriff "bayed" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
bay window n. cumba
General
window bay n. pencere boşluğu
bay rum n. defne romu
bay rum n. defne ispirtosu
bay scallop n. deniz tarağı
sick bay n. gemi hastanesi
bay salt n. kaba tuz
bay window n. göbek
bay of an arch n. kemer gözü
gibraltor bay n. cebelitarık körfezi
bay horse n. doru at
sweet bay n. defne
bay tree n. defne ağacı
sick bay n. revir
guantanamo bay n. guantanamo körfezi
bay-tree n. defne
rose-bay willowherb n. ağı ağacı
sweet bay oil n. defne yağı
parking bay n. park için ayrılmış özel alan
loading bay n. yükleme bölümü/alanı
bay leaves n. defne yaprakları
tampa bay n. florida eyaleti'nde bir körfez
tampa bay n. tampa körfezi
bay stater n. massachusetts'te yaşayan kimse
bay wreath n. defne çelengi
bay stater n. massachusetts yerlisi
bay of n. … körfezi
massachusetts bay colony n. massachusetts koyu kolonisi
massachusetts bay colony n. abd'yi oluşturan ingiliz kolonilerinden biri
secluded bay n. bakir koy
oyster bay n. istiridye ve diğer deniz ürünlerinin servis edildiği restoran
oyster bay n. deniz ürünleri restoranı
secluded bay n. tenha koy
bring to bay v. kıstırmak
hold at bay v. arada mesafe bırakmak
hold at bay v. yaklaştırmamak
be at bay v. çıkmaza girmek
be at bay v. çok zor bir durumda olmak
hold someone at bay v. birini sindirmek
hold someone at bay v. birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek
keep someone at bay v. birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek
keep someone at bay v. birini sindirmek
keep at bay v. uzak tutmak
hold at bay v. uzak tutmak
bay at the moon v. aya karşı ulumak
bay at something v. bir şeye ulumak
keep heart disease at bay v. kalp hastalığını uzak tutmak
having a bay window adj. cumbalı
at bay adv. sıkışık durumda
at bay adv. emniyette
at bay adv. uzakta
Phrasals
bay at v. -e ulumak
Proverb
keep your enemy at bay su uyur düşman uyumaz
Colloquial
bay state n. massachusetts
at bay adj. köşeye sıkışmış
at bay adj. tuzağa düşmüş
at bay expr. pusu kurulmuş
at bay expr. pusuya düşmüş
Idioms
bay the moon v. olmayacak duaya amin demek
bay the moon v. boşu boşuna uğraşmak
keep at bay v. uzakta tutmak
keep at bay v. (bir tehlikeyi vb ) uzaklaştırmak
keep at bay v. geçiştirmek
hold at bay v. istenmeyen birini uzaklaştırmak
keep at bay v. kendinden uzak tutmak
keep at bay v. yaklaştırmamak
keep at bay v. istenmeyen birini uzaklaştırmak
hold at bay v. yanaştırmamak
hold at bay v. yaklaştırmamak
keep at bay v. yanaştırmamak
hold at bay v. kendinden uzak tutmak
keep someone at bay v. mesafe koymak
be at bay v. mesafe koymak
remain at bay v. mesafe koymak
bay for blood v. birisinin cezalandırılmasını/zarar görmesini istemek
bay for blood v. intikam istemek
bay for blood v. intikam aramak
keep the wolves at bay v. sorunlarla mücadele etmek
keep the wolves at bay v. sıkıntıları uzak tutmak
keep the wolves at bay v. sorunları uzak tutmak
flourish like a green bay tree v. çiçek gibi açmak
bay at the moon v. boşuna nefes tüketmek
bay at the moon v. boşuna çene yormak
bay at the moon v. boşuna ağzını yormak
bay at the moon v. boşuna itiraz etmek
flourish like a green bay tree v. iyi bir gelişim göstermek
bay at the moon v. boş yere karşı çıkmak
flourish like a green bay tree v. hızla gelişmek
bay at the moon v. boş yere boğazını ağrıtmak
flourish like a green bay tree v. canlanmak
bring (someone or something) to bay v. (birini/bir şeyi) kıstırmak
bring (someone or something) to bay v. (birini/bir şeyi) kapana kıstırmak/tuzağa düşürmek
bring (someone or something) to bay v. (birini/bir şeyi) köşeye sıkıştırmak
bring someone or something to bay v. birini/bir şeyi kapana kıstırmak/tuzağa düşürmek
bring someone or something to bay v. birini/bir şeyi köşeye sıkıştırmak
bring someone or something to bay v. birini/bir şeyi kıstırmak
keep someone or something at bay v. birini/bir şeyi belli bir mesafede tutmak
keep someone or something at bay v. birini/bir şeyi uygun bir mesafede tutmak
hold (someone or something) at bay v. (biriyle/bir şeyle) mesafeyi korumak
hold (someone or something) at bay v. (birini/bir şeyi) belli bir mesafede tutmak
keep someone or something at bay v. biriyle/bir şeyle mesafeyi korumak
keep someone or something at bay v. biriyle/bir şeyle arasına belli bir mesafe koymak
hold (someone or something) at bay v. (birini/bir şeyi) uygun bir mesafede tutmak
hold (someone or something) at bay v. (birini/bir şeyi) uzak tutmak
keep someone or something at bay v. birini/bir şeyi uzak tutmak
hold (someone or something) at bay v. (biriyle/bir şeyle) arasına belli bir mesafe koymak
keep someone or something at bay v. birini/bir şeyi yaklaştırmamak
hold someone or something at bay v. birini/bir şeyi belli bir mesafede tutmak
hold someone or something at bay v. birini/bir şeyi yaklaştırmamak
hold someone or something at bay v. biriyle/bir şeyle mesafeyi korumak
hold someone or something at bay v. birini/bir şeyi uygun bir mesafede tutmak
hold someone or something at bay v. biriyle/bir şeyle arasına belli bir mesafe koymak
hold (someone or something) at bay v. (birini/bir şeyi) yaklaştırmamak
hold someone or something at bay v. birini/bir şeyi uzak tutmak
keep (someone or something) at bay v. (birinin/bir şeyin) yaklaşmasını engellemek
keep (someone or something) at bay v. (birinden/bir şeyden) kaçınmak
keep (someone or something) at bay v. (birini/bir şeyi) uzaklaştırmak/gidermek
keep (someone or something) at bay v. (birini/bir şeyi) uzak tutmak
keep (someone or something) at bay v. (birini/ bir şeyi) yaklaştırmamak
keep something/someone at bay v. birini/bir şeyi uzaklaştırmak/gidermek
keep something/someone at bay v. birini/ bir şeyi yaklaştırmamak
keep something/someone at bay v. birini/bir şeyi uzak tutmak
keep something/someone at bay v. birinden/bir şeyden kaçınmak
at bay expr. zor durumda
hold something/someone at bay birinden/bir şeyden kaçınmak
hold something/someone at bay birini/ bir şeyi yaklaştırmamak
hold something/someone at bay birini/bir şeyi uzak tutmak
hold something/someone at bay birini/bir şeyi uzaklaştırmak/gidermek
Trade/Economic
high bay warehouse n. yüksek raflı depo
high bay warehouse n. yüksek raf deposu
bay street n. toronto'nun finansal çıkar ve güçleri
Politics
bay of pigs invasion n. domuzlar körfezi çıkarması
Industry
hbc [canada] (hudson's bay company) abrev. hudson's bay company
Technical
engine bay n. motor bölümü
service bay diagnostic system n. servis bölümü teşhis sistemi
sick bay n. gemi reviri
washing bay n. yıkama kanalı
service bay n. servis cebi
wash bay nozzle n. yıkama hortumu ağızlığı
wash bay n. yıkama kanalı
after-bay n. boşaltma suyu
after-bay n. kuyruk suyu
after-bay n. çıkış suyu suyolu
after-bay n. çıkış suyu
cant-bay window n. kırma köşeli çıkma pencere
multi-bay frame n. çok açıklı çerçeve
landing gear bay n. iniş takımı bölümü
pump bay n. pompa mahalli
avionics bay temperature n. aviyonik bölme ısısı
bay region n. koy bölgesi