alan - Türkisch Englisch Wörterbuch

alan

Bedeutungen von dem Begriff "alan" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
alan n. erkek ismi

Bedeutungen von dem Begriff "alan" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 95 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
alan area n.
The company invests in areas like artificial intelligence.
Şirket yapay zeka gibi alanlara yatırım yapıyor.

More Sentences
alan field n.
Please fill in all fields with capital letters.
Lütfen tüm alanları büyük harflerle doldurun.

More Sentences
General
alan theatre n.
Soldiers currently in theatre will not be made redundant.
Harekât alanındaki mevcut askerler görevden alınmayacak.

More Sentences
alan arena n.
However, Canada and the EU's common interests extend far beyond the commercial arena.
Ancak Kanada ve AB'nin ortak menfaatleri ticari alanın çok ötesine uzanmaktadır.

More Sentences
alan territory n.
Long-distance relationships were unfamiliar territory for him.
Uzun mesafe ilişkiler onun alışkın olmadığı bir alandı.

More Sentences
alan glade n.
We camped at a small glade in the forest.
Ormanın içindeki ufak bir alanda kamp kurduk.

More Sentences
alan recipient n.
She was a recipient of the Academy Award.
Akademi Ödülü'nü alan kişi o olmuştur.

More Sentences
alan sphere n.
He had a good reputation in the political sphere.
Siyasi alanda iyi bir itibarı vardı.

More Sentences
alan ambit n.
The case falls within the ambit of moral law.
Dava, ahlaki hukukun alanına girmektedir.

More Sentences
alan receiver n.
Are you the giver or the receiver of this rose?
Bu gülü veren misiniz yoksa alan mı?

More Sentences
alan scope n.
A fireworks factory that did not fall within the scope of the directive destroyed an entire housing estate.
Direktif kapsamına girmeyen bir havai fişek fabrikası tüm bir konut alanını yok etti.

More Sentences
alan space n.
Please sign the space below.
Lütfen aşağıdaki alanı imzalayın.

More Sentences
alan field n.
Please fill in all fields with capital letters.
Lütfen tüm alanları büyük harflerle doldurun.

More Sentences
alan zone n.
Your relationship should be a safe zone where you’re able to express yourself and also be yourself.
İlişkiniz kendinizi ifade edebileceğiniz ve aynı zamanda kendiniz olabileceğiniz güvenli bir alan olmalıdır.

More Sentences
alan domain n.
Nuclear physics is outside my domain.
Nükleer fizik benim alanımın dışında kalıyor.

More Sentences
alan ground n.
For Delilah, furniture design was familiar ground.
Mobilya tasarımı Delilah'ın aşina olduğu bir alandı.

More Sentences
alan lot n.
We are standing in the greatest studio lot on earth!
Dünyanın en büyük stüdyo alanında bulunuyoruz!

More Sentences
alan place n.
They consider it a place of life.
Burayı bir yaşam alanı olarak görüyorlar.

More Sentences
alan realm n.
We are firmly in the realm of intergovernmental work.
Hükümetler arası çalışma alanında sağlam bir şekilde yer alıyoruz.

More Sentences
alan yard n.
The workers gathered in the builder's yard for the strike.
İşçiler grev için inşaat şirketi önündeki alanda toplandılar.

More Sentences
alan line n.
Design, business, sociology, knowledge production and method are subjects common to both lines of specialisation.
Tasarım, işletme, sosyoloji, bilgi üretimi ve yöntem her iki uzmanlık alanında da ortak konulardır.

More Sentences
alan venue n.
Bitezyalihan Hotel, located 4.7 km from French Tower, features free Wi Fi throughout the venue.
Fransız Kulesi'ne 4,7 km mesafede yer alan Bitezyalihan Hotel, tesis genelinde ücretsiz Wi-Fi sunmaktadır.

More Sentences
Trade/Economic
alan square n.
His ranch covers twenty square miles.
Çiftliği 20 mil karelik bir alanı kaplıyor.

More Sentences
alan field n.
Please fill in all fields with capital letters.
Lütfen tüm alanları büyük harflerle doldurun.

More Sentences
alan scope n.
A fireworks factory that did not fall within the scope of the directive destroyed an entire housing estate.
Direktif kapsamına girmeyen bir havai fişek fabrikası tüm bir konut alanını yok etti.

More Sentences
alan receiver n.
Are you the giver or the receiver of this rose?
Bu gülü veren misiniz yoksa alan mı?

More Sentences
Technical
alan bay n.
They released the Hubble Space Telescope from the cargo bay of Atlantis.
Hubble Uzay Teleskobu'nu Atlantis'in yükleme alanından çıkardılar.

More Sentences
alan yard n.
The workers gathered in the builder's yard for the strike.
İşçiler grev için inşaat şirketi önündeki alanda toplandılar.

More Sentences
alan place n.
They consider it a place of life.
Burayı bir yaşam alanı olarak görüyorlar.

More Sentences
alan receiver n.
Are you the giver or the receiver of this rose?
Bu gülü veren misiniz yoksa alan mı?

More Sentences
Computer
alan realm n.
We are firmly in the realm of intergovernmental work.
Hükümetler arası çalışma alanında sağlam bir şekilde yer alıyoruz.

More Sentences
alan zone n.
Your relationship should be a safe zone where you’re able to express yourself and also be yourself.
İlişkiniz kendinizi ifade edebileceğiniz ve aynı zamanda kendiniz olabileceğiniz güvenli bir alan olmalıdır.

More Sentences
alan domain n.
Nuclear physics is outside my domain.
Nükleer fizik benim alanımın dışında kalıyor.

More Sentences
Informatics
alan domain n.
Nuclear physics is outside my domain.
Nükleer fizik benim alanımın dışında kalıyor.

More Sentences
Automotive
alan field n.
Please fill in all fields with capital letters.
Lütfen tüm alanları büyük harflerle doldurun.

More Sentences
Linguistics
alan field n.
Please fill in all fields with capital letters.
Lütfen tüm alanları büyük harflerle doldurun.

More Sentences
alan domain n.
Nuclear physics is outside my domain.
Nükleer fizik benim alanımın dışında kalıyor.

More Sentences
alan scope n.
A fireworks factory that did not fall within the scope of the directive destroyed an entire housing estate.
Direktif kapsamına girmeyen bir havai fişek fabrikası tüm bir konut alanını yok etti.

More Sentences
Meteorology
alan field n.
Please fill in all fields with capital letters.
Lütfen tüm alanları büyük harflerle doldurun.

More Sentences
alan zone n.
Your relationship should be a safe zone where you’re able to express yourself and also be yourself.
İlişkiniz kendinizi ifade edebileceğiniz ve aynı zamanda kendiniz olabileceğiniz güvenli bir alan olmalıdır.

More Sentences
General
alan stretch n.
alan compartment n.
alan maidan n.
alan court n.
alan open space n.
alan sweep n.
alan clearing n.
alan surface n.
alan tract n.
alan airfield n.
alan compass n.
alan extent n.
alan pitch n.
alan plaza n.
alan theater n.
alan reach n.
alan buyer n.
alan region n.
alan range n.
alan circus n.
alan course n.
alan continent n.
alan province n.
alan reaume [obsolete] n.
alan reame [italian] n.
alan champaign n.
alan meidan n.
alan demesne n.
alan coast [obsolete] n.
alan dominion n.
alan fld (field) n.
alan precinct n.
alan roomage n.
alan scouth [scotland] n.
alan scowth n.
alan stance n.
alan site n.
alan susceptive adj.
alan pickup adj.
alan tome suf.
alan turf N.
alan sector N.
Idioms
alan areous n.
Trade/Economic
alan district n.
Law
alan pernor n.
Computer
alan received by expr.
alan receivedby expr.
Construction
alan building site n.
Aeronautic
alan aerodrome n.
Geography
alan reaches n.
Military
alan pocket n.
Sport
alan track n.
Abbreviation
alan terr n.
Archaic
alan wong n.
Slang
alan steez n.

Bedeutungen, die der Begriff "alan" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
kapalı alan confined space n.
küçük ormanlık alan bosk n.
General
konservatif alan conservative field n.
yeşil alan green n.
alan araştırması field study n.
yerini alan şey substitution n.
kontrollü giriş sağlanan alan restricted area n.
gelişim teşvikli alan development promotion area n.
manyetik alan yoğunluğu magnetic field intensity n.
göçük alan caved area n.
alan topu tennis ball n.
setlerle ile çevrilmiş alan protective embankment n.
alan (bitki veya hayvanın doğal olarak yetiştiği) range n.
kritik alan critical area n.
genelde ev yapımında ve yakıt olarak kullanılacak ağaç yetiştirmek için ayrılan alan woodlot n.
geniş alan expanse n.
alan hacmi scope volume n.
kamusal alan public sphere n.
öç alan kimse avenger n.
aynı rota üzerinde yol alan gemi tren gibi taşıtların seferleri arasındaki zaman headway n.
alan çalışması field operations n.
kontrollü giriş sağlanan alan restricted zone n.
borç alan debtor n.
alan eğriliği curvature of the field n.
katedralden ödenek alan papaz prebendary n.
hastalık belirtilerini ele alan bilim dalı symptomatology n.
karar alan decision maker n.
esir alan kimse captor n.
geri alan evictor n.
askere alan enlister n.
turistik ve eğlenme araçlı alan tourism and recreation area n.
alan korkusu agoraphobia n.
bataklık alan marsh area n.
alan teorisi field theory n.
alan gözlemi field observation n.
alan kuramı field theory n.
coğrafi alan geographical area n.
hibe alan kimse grantee n.
suyla ilgili etkinlikleri merkez alan dinlence tesisi water park n.
ağaçlık alan woodland n.
alan ayarlama field tuning n.
açıklık alan clearing n.
alan denetimi field controlling n.
ekvatorun kuzeyinde ve filipinlerin doğusunda yer alan batı pasifik adaları micronesia n.
sulak alan wetland area n.
ileri alan oyuncusu striker n.
emekli aylığı alan kişi pensioner n.
alan yönetimi field management n.
yeşil alan green belt n.
manyetik alan şiddeti magnetic field strength n.
zevk alan savorer n.
alan kontrolü field control n.
manyetik alan içine konulduğunda 90 derece açıyla dönme yapan madde diamagnet n.
açık alan agora n.
gerçek alan actual domain n.
internet alan isimleri internet domain names n.
alan kompleksi site complex n.
marjinal alan marginal area n.
çevresi kapatılmış ya da açıkça tanımlanmış alan precinct n.
evlere bitişik parke taş kaplı alan patio n.
alan yarışları field events n.
idari olarak ayrı olan bölge veya alan district n.
kentsel alan urban area n.
yorulanın yerini alan grup relay n.
düzenlenmiş alan regulated area n.
orta alan center n.
nöbeti alan kimse relief n.
alan oranı area ratio n.
alan (şerit halinde uzanan) swath n.
alan çalışması mission n.
manyetik ön alan magnetic bias n.
yıllık ödenek alan kimse annuitant n.
genellikle 12 kişi veya daha az yolcu alan küçük otobüsler minibus n.
vadi gibi çukurluk bir alan üzerinden kara veya demiryolunu geçiren ayaklı köprü viaduct n.
açık alan range n.
yardım alan kimse grantee n.
tek bir alanda çalışma (birçok alan veya iş yerine) specialization n.
çimlerle kaplı alan lawn n.
borç alan kimse borrower n.
manyetik maddelerin manyetik alan içinde 90 derece açıyla sıralanışı diamagnetism n.
gönül alan conciliator n.
yabani hayvanların korunduğu alan wild life sanctuary n.
sayfa sırasına göre bir kitap veya broşürde yer alan konuları gösteren liste table of contents n.
yeşil alan green lung n.
boş alan free field n.
kuantum alan teorisi quantum field theory n.
sulak alan wetland n.
varlığını yabancı güçlerden alan devlet puppet state n.
zorla alan extorter n.
sosyal faaliyetlerde yer alan kimse socialiser n.
geniş alan sweep n.
yeşil alan green field n.
serbest alan unrestricted area n.
maaşını dolar ile alan kişi dollar earner n.
bilimsel olarak özel öneme sahip görülen ve bu nedenli girişin kısıtlandığı alan site of special scientific interest n.
zorla alan kimse extortioner n.
yanal alan lateral area n.
alan hizmeti field service n.
serbest alan free field overpressure n.
ortalamadan daha fazla güneş ışığı alan bölge sunbelt n.
tehlikeyi göze alan risk taker n.
emniyete alan ensurer n.
tek bir iş yapma (birçok alan veya iş yerine) specialization n.
alan çalışması field survey n.
alan iniş aydınlatması landing lighting n.
iyileştirme tavsiye edilen alan area recommended for improvement n.
yol kenarlarından yayalar için ayrılmış alan sidewalk n.
yeşil alan oranı green space ratio n.
iata'nın acente listesinde yer alan, yolcu biletlerinin satıldığı mahal approved location n.
ata binilen alan riding n.
internet alan adları internet domain names n.
güçlükle nefes alan kimse breather n.
bilgi toplamak için yapılan alan araştırması fieldwork n.
dış salgı bezleri tarafından salgılanan salgıları konu alan bilim dalı exocrinology n.
manyetik alan yoğunluğu gaussage n.
orta alan centre n.
açık alan concourse n.
kırmızılı alan red zone n.
orta alan oyuncusu centre n.
kırsal alan rural area n.
ingiltere, iskoçya, galler ve kuzey irlanda'dan oluşan coğrafi alan united kingdom n.
yakıt almak veya dinlenmek için otoyol kenarlarında bulunan alan service area n.
alt alan subfield n.
yerini alan kimse relay n.
yeşillik alan greenery n.
kayrılan alan favored area n.
öç alan kişi wreaker n.
genellikle bir şehir ve kasaba ile kenar semtlerinin birleştiği geniş yayılımlı alan conurbation n.
incilde yer alan bir karakter laban n.
tepelik alan hills n.
derin alan süre araştırması depth area duration analysis n.
orta alan oyuncusu center n.
yeşil alan greenbelt n.
alan (soyut olarak) purview n.
açık alan opening n.
ekili alan plantation n.
zorla alan exacter n.
çevre alan bordering area n.
yardım alan donee n.
(sirkte) yuvarlak şekilli alan ring n.
düz alan level area n.
kapalı alan closed area n.
ar, 100 metrekare'ye eşit alan ölçüsü birimi are n.
alan aydınlatması aerodrome lighting n.
ihaleyi alan awarded party n.
alan çalışması field mission n.
alan kimse recipient n.
hayvanın sınırlı bir alan içinde serbestçe hareket etmesini sağlayan ip tether n.
manyetostatik alan magnetostatic field n.
alan yüzölçümü acreage n.