closed - Türkisch Englisch Wörterbuch

closed

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

closed — Definition

Bedeutung:
kapalı, sona ermiş
Aussprache (IPA):
(AmE /kloʊzd/ – BrE /kləʊzd/)
Wortart:
Sıfat

Bedeutungen von dem Begriff "closed" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 73 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
closed adj. kapalı
The door wasn't closed when I was there.
Oraya vardığımda kapı kapalı değildi.

More Sentences
General
closed adj. kapatılmış
The store was immediately closed.
Mağaza hemen kapatıldı.

More Sentences
closed adj. kapanmış
The store is already closed.
Dükkan çoktan kapandı.

More Sentences
closed adj. kapalı
The door wasn't closed when I was there.
Oraya vardığımda kapı kapalı değildi.

More Sentences
closed adj. yeniliğe açık olmayan
The locals have a closed way of life.
Yerlilerin yeniliğe açık olmayan yaşamları var.

More Sentences
closed adj. trafiğe kapalı
The harbor is closed to navigation.
Liman deniz trafiğine kapalı.

More Sentences
closed adj. dışa kapalı
They will make the final decision in a closed meeting.
Nihai kararı dışa kapalı bir toplantıda verecekler.

More Sentences
closed adj. bitmiş
The joint debate is closed.
Ortak tartışma bitmiştir.

More Sentences
closed adj. sona ermiş
The presentation of the preliminary draft budget for the financial year 2003 is closed.
2003 mali yılı ön taslak bütçesinin sunumu sona ermiştir.

More Sentences
Computer
closed adj. kapalı
The door wasn't closed when I was there.
Oraya vardığımda kapı kapalı değildi.

More Sentences
closed expr. kapatıldı
Maharishi sat cross-legged, and instead of looking at the audience, he closed his eyes.
Maharishi bağdaş kurarak oturdu ve izleyicilere bakmak yerine gözlerini kapattı.

More Sentences
Math
closed adj. kapalı
The door wasn't closed when I was there.
Oraya vardığımda kapı kapalı değildi.

More Sentences
Linguistics
closed adj. kapalı
The door wasn't closed when I was there.
Oraya vardığımda kapı kapalı değildi.

More Sentences
General
closed adj. kapanık
closed adj. yumuk
closed adj. basına kapalı
closed adj. içe kapalı
closed adj. kendine yeten
closed adj. soruya açık olmayan
closed adj. tartışmaya açık olmayan
closed adj. (av sezonu) kapalı
closed adj. kepenkleri kapalı
closed adj. panjurları kapalı
closed adj. dar görüşlü
closed adj. üstü kapalı
closed adj. üstü tıkalı
closed adj. içi tıkalı
closed adj. trafiği tıkayan
closed adj. gizli tutulan
closed adj. (hayvanın yüzü) tüyle kaplı
closed adj. değişmez bir düzende kurulmuş
closed adj. (mektuplarda) adresteki satırların arasında virgül, sonunda nokta olan
closed adj. ağzı mühürlü
closed adj. erişilemeyen
closed adj. geçilemeyen
closed adj. açık olmayan
Trade/Economic
closed adj. bloke edilmiş
closed adj. donmuş
closed adj. bağımsız
closed adj. kendi kendine yeten
Technical
closed adj. örtük
closed adj. yumulu
Computer
closed adj. erişilemeyen (dosya)
closed adj. erişilemez dosyaya ait veya ilgili
Electric
closed adj. elektrik akışına imkan veren
closed adj. elektrik akımını geçiren
Automotive
closed adj. (araç) panelvan
Aeronautic
closed adj. diğer milletlere açık olmayan
Medical
closed adj. yaralanmamış deriyle kaplı
closed adj. iskelete ulaşmayan
closed adj. patojen organizmaları dışarıya saçmayan
Math
closed adj. kapalı (küme, fonksiyon, eğri)
Logic
closed adj. (ifade) bağlı değişkenler içeren
closed adj. serbest değişken içermeyen
Physics
closed adj. kapalı sisteme ait
closed adj. kapalı sistemle ilgili
closed adj. kapalı evrene ait
closed adj. kapalı evrenle ilgili
Astronomy
closed adj. (evren) kapalı
Botanic
closed adj. (iletim demeti) kambiyumsuz
Agriculture
closed adj. (sürü) tek bir soydan yetiştirilmiş
closed adj. (soy kütüğü) yalnızca atası kütüğe kayıtlı olan hayvanların kaydına izin veren
Linguistics
closed adj. ünsüzle biten
closed adj. (ünlü) kapalı
Sport
closed adj. ön ayağın topun vuruş noktasına arka ayaktan daha yakın olduğu
closed adj. vuruş yüzeyinin üst kenarının hedefe alt kenarından daha yakın tutulduğu
closed adj. (yarış pisti) başlangıç ve bitiş noktası aynı olan
closed adj. (parkur) kapalı döngü biçiminde
closed adj. yalnızca belirli bir tür veya sınıftan katılımcılara açık olan
Card
closed adj. (kanasta kartları) dizisi tamamlanmış
Music
closed adj. (müzik tonu) serbest olmayan
closed adj. (dans) boştaki ayağın destekleyici ayağın üstüne konulduğu
closed adj. (salon dansı) kadınla erkeğin birbirlerini tutarak karşılıklı durduğu

Bedeutungen, die der Begriff "closed" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
closed-minded adj. dar görüşlü
General
non closed shell n. açık kabuk
closed caption n. bir altyazı türü
closed shop n. yalnız sendika üyelerini çalıştıran fabrika
closed hearing n. kapalı duruşma
closed end question n. ucu kapalı soru
closed season n. avlanmanın yasak olduğu mevsim
closed area n. kapalı alan
closed session n. kapalı oturum
closed-door meeting n. basına kapalı toplantı
closed ended question n. kapalı uçlu soru
closed book n. kapalı kutu
closed syllable n. kapalı hece
closed circuit n. kapalı akım
period when the courts are closed n. adli tatil
closed diplomacy n. kapalı diplomasi
open and closed shelves n. açık ve kapalı raflar
closed circuit television system n. kapalı devre tv sistemi
closed circuit television system n. kapalı devre televizyon sistemi
closed bearing n. kapalı yalak
closed area n. yasak alan
closed-ended questions n. seçmeli sorular
closed-circuit television n. kapalı devre televizyon
closed-ended questions n. şıklı sorular
closed circuit camera system (cctv) n. kapalı devre kamera sistemi
closed circuit camera system n. kapalı devre kamera sistemi
closed sea n. içdeniz
closed services n. kapalı hizmetler
closed formula n. kapalı formül
closed circuit camera monitoring system n. kapalı devre kamera izleme sistemi
closed society n. kapalı toplum
closed record n. kapalı kayıt
closed spaces n. kapalı alanlar
closed areas n. kapalı alanlar
closed book n. sonuçlandırılmış mevzu
closed book n. kapatılmış konu
be closed v. tatil olmak
be closed v. kapanmak
be closed v. tatile girmek
declare closed the meeting v. toplantıyı kapamak
declare closed the meeting v. toplantıya son vermek
be closed v. kapatılmak
be closed down v. kapatılmak
remain closed v. kapalı kalmak
stay closed v. kapalı kalmak
closed for a holiday adj. tatil
closed to the press adj. basına kapalı
closed minded adj. yeni fikirlere açık olmayan
closed minded adj. geri kafalı
closed minded adj. eski kafalı
closed minded adj. bağnaz
closed by adj. -e yakın
closed to adj. -e kapalı
temporarily closed adj. geçici olarak kapatılmış
temporarily closed adj. geçici olarak kapalı
half-closed adj. yarı kapalı
half-closed adj. kısmen kapalı
closed in adj. girişi kapanmış
behind closed doors adv. kapalı kapılar ardında
in closed form adv. kapalı yapıda/formda
Phrases
closed mouths don't get fed n. ağlamayan çocuğa mama vermezler
closed off to the public adj. halka kapalı
closed for a holiday expr. tatil sebebiyle kapalı
closed for renovations expr. tadilat nedeniyle kapalıyız
Proverb
a closed mouth gathers no feet pot kırmamak için en iyisi susmak
a closed mouth gathers no feet gaf yapmamak için en iyisi susmak
a closed mouth gathers no feet çam devirmemek için en iyisi susmak
a closed mouth gathers no feet söz gümüşse sükut altındır
a closed mouth gathers no feet bilmiyorsan sus ki adam sansınlar
a closed mouth gathers no feet söz gümüşse sükut altındır
a closed mouth gathers no feet bilmiyorsan sus ki bir şey sansınlar
a closed mouth gathers no feet pot kırmamak için en iyisi susmak
a closed mouth gathers no feet çam devirmek yerine susmak yeğdir
a closed mouth gathers no feet boş konuşmaktansa susmak daha iyidir
a closed mouth gathers no feet sırf bir şey söylemiş olmak için konuşmamak gerekir
a closed mouth gathers no feet boş boğazlık etmektense susmak daha iyidir
a closed mouth gathers no feet gereksiz bir şey söylemektense susmak daha iyidir
a fly will not get into a closed mouth çeneni kapalı tutarsan pot kırmazsın
a fly will not get into a closed mouth çeneni kapalı tutarsan ağzından bir şey kaçırmazsın
a fly will not get into a closed mouth sözünü bil pişir, ağzını der devşir
a fly will not get into a closed mouth söz gümüşse sükut altındır
a fly will not get into a closed mouth boş boş konuşmaktansa/pot kırmaktansa en iyisi susmak
Colloquial
behind closed doors expr. kapalı kapılar ardında
behind closed doors expr. gizli
bidding closed expr. bahis kapandı
sorry we are closed expr. üzgünüz kapalıyız
case is closed expr. dava kapandı
Idioms
closed book n. bilinmeyen şey
closed book n. yabancı şey
closed book n. esrarengiz şey
a closed book n. bilinmeyen
a closed book n. anlaşılması zor insan
a closed book n. kapalı kutu
a closed book n. kapalı kitap
a closed book n. anlaşılmaz kimse veya şey
a closed door n. mani
closed door n. mani
a closed door n. engel
closed door n. engel
a closed door n. güçlük
closed door n. güçlük
closed door n. yasak
closed door n. çıkmaz
a closed door n. çıkmaz
a closed door n. ayak bağı
closed door n. sınırlama
a closed door n. mani
closed door n. kapalı kapı
a closed door n. sıkıntı
closed door n. güçlük
closed door n. ayak bağı
a closed door n. ayak bağı
a closed door n. engel
a closed door n. sorun
a closed door n. kapalı kapı
a closed door n. güçlük
closed door n. sıkıntı
closed door n. mani
closed door n. engel
closed door n. sorun
a closed book (to somebody) n. (biri için) anlaşılmaz kimse/şey
a closed shop n. belli kriterlere sahip kişilerin alındığı/dahil edildiği iş/yarışma
a closed shop n. yalnız belli bir sendikaya üye kişileri çalıştıran fabrika, işyeri
a closed shop n. yalnızca belli bir sendikanın üyelerinin çalışabildiği fabrika, işyeri
a closed book (to somebody) n. (biri için) anlaşılması olanaksız/zor şey
a closed book (to somebody) n. (biri için) kapalı kutu
a closed shop n. sadece belli kişilere açık iş/yarışma
a closed shop n. belli kişilerle sınırlı iş/yarışma
a closed book (to somebody) n. (biri için) kapanmış bir defter
a closed book (to somebody) n. (biri için) muamma
closed-casket funeral n. tabutun kapağı kapalı olarak yapılan cenaze töreni
be able to do something with one's eyes closed v. gözleri kapalı yapabilmek
be a closed book v. kapalı kutu olmak
somebody could do something with their eyes closed v. gözü kapalı yapabilmek
do something with one's eyes closed v. gözü kapalı yapabilmek
be able to do something with one's eyes closed v. gözü kapalı yapabilmek
able to (do something) with (one's) eyes closed v. (bir şeyin) uzmanı olmak
able to (do something) with (one's) eyes closed v. (bir şeyi) gözü kapalı (yapabilmek)
able to (do something) with (one's) eyes closed v. (bir şeyi yapmak) çocuk oyuncağı olmak
able to do with eyes closed v. gözü kapalı yapabilmek
able to do with eyes closed v. zorlanmadan/kolayca yapabilmek
could (do something) with (one's) eyes closed v. (bir şeyi) gözü kapalı yapabilmek
could do something with your eyes closed v. bir şeyi kolayca/rahatça yapabilmek
could (do something) with (one's) eyes closed v. (bir şeyi) hiç zorlanmadan yapabilmek
could do something with your eyes closed v. bir şeyi hiç zorlanmadan yapabilmek
could do something with your eyes closed v. bir şeyi gözün kapalı yapabilmek
could (do something) with (one's) eyes closed v. (bir şeyi) kolayca/rahatça yapabilmek
closed-door adj. kapalı kapılar ardında yapılan
closed-door adj. gizli
closed-door adj. halka kapalı