günah - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

günah



Bedeutungen von dem Begriff "günah" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 23 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
günah sin n.
General
günah wrong n.
günah trespass n.
günah eviler n.
günah transgression n.
günah sin n.
günah iniquity n.
günah evil n.
günah foul n.
günah wrongdoing n.
günah crime n.
günah misdeed n.
günah delictum n.
günah manifestness n.
günah fault n.
günah blame n.
günah error n.
günah shame n.
günah malum n.
günah sinful adj.
günah unhallowed adj.
Law
günah malfaisance n.
Archaic
günah aidos n.

Bedeutungen, die der Begriff "günah" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 140 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
günah işlemek sin v.
günah çıkarma confession n.
günah keçisi scapegoat n.
General
günah işlemek err v.
günah çıkarmak confess v.
günah işlemek commit a sin v.
günah çıkartmak confess v.
günah çıkarmak shrive v.
günah olmak be sinful v.
günah işlemek stumble v.
günah çıkarmak confess one's sins v.
günah işlemek transgress v.
günah işlemek commit sin v.
günah çıkarmak disbosom v.
günah işlemek trespass v.
günah işlemek wrongdo v.
günah çıkarmış olmak shrive v.
günah çıkarmak remit v.
-e karşı günah işlemek sin against v.
günah/kötü alışkanlıklardan arınmak mundify v.
günah keçisi aramak look for a scapegoat v.
günah(lar)dan arınmak redeem v.
günah çıkarmak absolve v.
-e karşı günah işlemek aguilt v.
günah çıkarmak be acknown v.
günah çıkarmak be aknow v.
günah işlemek entrench v.
günah tekesi scapegoat n.
günah çıkartma confession n.
doğuştan olan günah original sin n.
hz adem ve havva'nın işlediği günah ve sonuçları fall of man n.
günah işleme wrongdoing n.
günah çıkarma hücresi confessional n.
hz adem ve havva'nın işlediği günah ve sonuçları the fall n.
günah çıkaran papaz confessor n.
af (günah için) absolution n.
günah çıkarma sale of indulgences n.
affetme (günah/suç vb'ni) remittance n.
günah işleme sinning n.
allah tarafından affedilme (günah) absolution n.
günah çıkartan papaz confessor n.
günah çıkarma ve papazın önerdiği kefareti yerine getirme penance n.
ağır günah deadly sin n.
günah işleme transgression n.
günah işleme committing sin n.
ilk günah original sin n.
günah çıkarma shrift n.
günah çıkartma hücresi confessional n.
günah çıkarma shriving n.
günah keçisi sacrificial lamb n.
günah keçisi scape goat n.
günah çıkaran rahip father confessor n.
büyük günah cardinal sin n.
büyük günah big sin n.
büyük günah great sin n.
günah çıkarmamış insanlar unconfessed n.
günah çukuru cloaca n.
affedilmez günah deadly sin n.
büyük günah deadly sin n.
büyük günah major sin n.
ölümcül günah capital sin n.
ölümcül günah mortal sin n.
ölümcül günah deadly sin n.
bir kimseyi günah keçisi yapma scapegoating n.
günah çıkarma absolution n.
yeniden günah işleyen kimse relapser n.
günah çıkarma earshrift n.
günah bilimi hamartiology n.
günah işleme malicho [obsolete] n.
günah işleme mallecho n.
günah çıkarmış shriven adj.
günah çıkaran shrove adj.
günah olan (bir şey) sinful adj.
günah işlemiş erred adj.
günah işleyebilir peccable adj.
günah çıkaran shriven adj.
günah çıkarma ile ilgili confessional adj.
günah olan (bir şey) ungodly adj.
günah işlemiş unholy adj.
dokunulması günah sacred adj.
günah çıkarmayan unshriven adj.
günah çıkarmamış unshriven adj.
günah çıkarmayla ilgili confessionally adv.
Phrasals
birine/bir şeye karşı bir günah işlemek transgress against someone or something v.
Phrases
günah kadar as sin adv.
Proverb
fakir olmak günah değil poverty is no sin
tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir a fault confessed is half redressed
aptallıktan başka günah yoktur there is no sin except stupidity
Colloquial
birini günah keçisi yapmak make someone scapegoat v.
günah keçisi etmek make someone scapegoat v.
günah teknesi sin-bin n.
günah vagonu sin-bin n.
günah yuvası sink of iniquity n.
günah yuvası sink of corruption n.
günah (hesap) the damage n.
Idioms
birini günah keçisi yapmak leave someone holding the baby v.
birini günah keçisi yapmak leave someone holding the bag v.
günah keçisi yapmak make someone scapegoat v.
günah keçisi etmek make someone the scapegoat v.
günah keçisi yapmak make someone the scapegoat v.
günah işlemek fall into sin v.
günah işlemek make (the) baby jesus cry v.
birini günah keçisi yapmak make someone the scapegoat for something v.
günah keçisi lightning rod [us] n.
bir şeyin günah keçisi a lightning rod for something [us] n.
büyük günah the old adam n.
günah keçisi a fall guy n.
günah keçisi a whipping boy n.
günah keçisi the whipping boy n.
günah keçisi a lightning rod n.
bir sürü suç/günah a multitude of sins n.
günah keçisi ilan edildi the knives are out for someone expr.
barışma esnasında günah çıkaran konumda on the anxious seat expr.
Speaking
hasta olursan günah benden gitti if you become sick it's not my fault expr.
en son ne zaman günah çıkardınız? how long since your last confession? expr.
peder, beni bağışlayın, günah işledim forgive me, father, for I have sinned expr.
tam günah sayılmaz it's only half a sin expr.
Psychology
günah işleme korkusu hamartophobia n.
günah keçisi scapegoat n.
günah işleme korkusu peccatophobia n.
günah takıntısı hamartomania n.
Religious
günah işlemek fall from grace v.
günah içinde yaşamak walk after the flesh v.
cehalet, hata ve günah içinde yaşamak walk in darkness v.
fiili günah actual sin n.
bilinçli işlenen günah actual sin n.
(katolik kilisesinde) günah çıkarıp papazın uygun gördüğü kefareti yerine getirerek arınma reconciliation n.
günah çıkarma general confession n.
günah çıkarma confession n.
günah çıkartan papaz confessor n.
günah çıkarılan gizli oda confessional n.
katoliklerde günah çıkardıktan sonra kişinin o zamana kadarki tüm günahlarının affedilmesi plenary indulgence n.
tensel günah sin of flesh n.
yedi ölümcül günah cardinal sins n.
yedi ölümcül günah capital vices n.
yedi ölümcül günah seven deadly sins n.
(hristiyanlıkta) günah hamartia n.
Latin
erdiren günah felix culpa n.
Slang
günah keçisi escape goat n.
British Slang
günah keçisi joe soap n.