sin - Türkisch Englisch Wörterbuch

sin

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

sin — Definition

Bedeutung:
günah
Aussprache (IPA):
(AmE /sɪn/ – BrE /sɪn/)
Wortart:
İsim: sin (sins)
Synonyme:
transgression
Antonyme:
virtue

Bedeutungen von dem Begriff "sin" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 18 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
sin n. günah
She confessed her sins to ask for forgiveness.
Bağışlanmak için günahlarını itiraf etti.

More Sentences
sin v. günah işlemek
He chose to sin against God.
Tanrı'ya karşı günah işlemeyi seçti.

More Sentences
General
sin n. günah
She confessed her sins to ask for forgiveness.
Bağışlanmak için günahlarını itiraf etti.

More Sentences
sin n. vebal
sin n. büyük hata
sin n. suç
sin n. ibrani alfabesinde 21. harf
sin v. suç işlemek
sin v. günaha girmek
sin v. nefsine uymak
sin v. günahkar olmak
sin abrev. sinüs
Computer
sin n. sin
Math
sin n. sin fonksiyonu
Cinema
sin n. çerçeve
Mythology
sin n. (babil mitolojisinde) ay tanrısı
Archaic
sin v. günaha zorlamak
sin v. günaha sokmak

Bedeutungen von dem Begriff "sin" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 6 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
sin sepulchre n.
sin tomb n.
sin sepulcher n.
sin grave n.
Computer
sin sin n.
Medical
sin syn n.

Bedeutungen, die der Begriff "sin" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 130 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
committing sin n. günaha girme
deadly sin n. ağır günah
original sin n. ilk günah
original sin n. doğuştan olan günah
sin of omission n. ihmal suçu
venial sin n. affedilebilir suç
committing sin n. günah işleme
one's besetting sin n. birinin en kötü huyu
cardinal sin n. büyük hata
cardinal sin n. büyük günah
big sin n. büyük günah
great sin n. büyük günah
deadly sin n. büyük günah
deadly sin n. affedilmez günah
major sin n. büyük günah
mortal sin n. ölümcül günah
deadly sin n. ölümcül günah
capital sin n. ölümcül günah
sin city n. las vegas'ın takma adı
closet sin n. gizli günah
original sin n. büyük yanlış
original sin n. ölümcül hata
sin offering n. günahlardan arınmak için kesilen kurban
sin eater n. (eskiden ingiltere'de) küçük bir bahşiş karşılığında merhumun göğsünden ekmek parçası yiyerek o kişinin günahlarını üzerine aldığı düşünülen kimse
sin offering n. kefaret amaçlı sunulan şey
sin-eater n. (eskiden ingiltere'de) küçük bir bahşiş karşılığında merhumun göğsünden ekmek parçası yiyerek o kişinin günahlarını üzerine aldığı düşünülen kimse
make somebody sin v. günaha sokmak
commit a sin v. günah işlemek
commit a sin v. günaha girmek
cause someone to sin v. birini günaha sokmak
live in sin v. nikahsız olarak beraber yaşamak
suffer for one's sin v. günahını çekmek
commit sin v. günah işlemek
fall into sin v. sapmak
sin against v. -e karşı günah işlemek
like sin adj. aşırı
sin (social insurance number) abrev. (kanada'da) sosyal güvenlik numarası
Phrasals
sin against (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı günah işlemek
Phrases
as sin adv. günah kadar
as sin adv. günahım kadar
as sin adv. çok kötü/çirkin
Proverb
poverty is no sin fakirlik ayıp değildir
poverty is no sin fakir olmak günah değil
the wages of sin is death günahın karşılığı ölümdür
the wages of sin is death günahın kefareti ölümdür
one man's virtue is another man's sin birinin fazileti, diğerinin günahıdır
there is no sin except stupidity aptallıktan başka günah yoktur
let him that is without sin cast the first stone kimin suçu günahı yok ki?
let he that is without sin cast the first stone kimin suçu günahı yok ki?
let him that is without sin cast the first stone herkesin yanlışları/günahları olduğu için kimse kimseyi yargılama hakkına sahip değil
let him that is without sin cast the first stone hiçbirimiz masum/günahsız/kusursuz değiliz
let he who is without sin cast the first stone hiçbirimiz masum/günahsız/kusursuz değiliz
let he that is without sin cast the first stone ilk taşı günahsız olan atsın
let he who is without sin cast the first stone kimin suçu günahı yok ki?
let him who is without sin cast the first stone herkesin yanlışları/günahları olduğu için kimse kimseyi yargılama hakkına sahip değil
let him that is without sin cast the first stone ilk taşı günahsız olan atsın
let him who is without sin cast the first stone kimin suçu günahı yok ki?
let he who is without sin cast the first stone ilk taşı günahsız olan atsın
let him who is without sin cast the first stone hiçbirimiz masum/günahsız/kusursuz değiliz
let he who is without sin cast the first stone herkesin yanlışları/günahları olduğu için kimse kimseyi yargılama hakkına sahip değil
let he that is without sin cast the first stone herkesin yanlışları/günahları olduğu için kimse kimseyi yargılama hakkına sahip değil
let he that is without sin cast the first stone hiçbirimiz masum/günahsız/kusursuz değiliz
let him who is without sin cast the first stone ilk taşı günahsız olan atsın
poverty is not a sin fakirlik ayıp değildir
poverty is not a sin fakir olmak günah değil
Colloquial
murder's a sin n. cinayet günahtır
sin bin n. ceza noktası
sin bin n. hokey veya lakros gibi oyunlarda kural ihlali yapan oyuncunun belli bir süreliğine gönderildiği alan
sin-bin n. günah vagonu
sin-bin n. sevişmek ya da küçük kaçamaklar yapmak için kullanılan yataklı minibüs/karavan gibi araç
sin bin n. ceza kutusu
sin-bin n. günah teknesi
sin tax n. ne ihtiyaç ne de lüks olarak görülen ürünlerin vergisi
sin bin [uk] n. rahatsızlık veren öğrencilerin normal sınıflarına dönene kadar ders yaptıkları, okuldan ayrı bir yerde bulunan özel birim
as sin expr. düpedüz
as sin expr. fazlasıyla
...as sin expr. aşırı …
...as sin expr. çok fazla …
as sin expr. aşırı
as sin expr. son derece
as sin expr. iyiden iyiye
as sin expr. tamamen
Idioms
a sin tax n. tüketimi çok gerekli olmayan sigara ve alkol gibi ürünlerin vergisi
besetting sin n. zayıf taraf
besetting sin n. hata
besetting sin n. kusur
besetting sin n. kötü huy
besetting sin n. zayıflık
besetting sin n. zaaf
besetting sin n. ayıp
besetting sin n. eksiklik
the wages of sin n. günahın karşılığı
the wages of sin n. günahın kefareti
be as ugly as sin v. çok çirkin olmak
fall into sin v. günah işlemek
fall into sin v. günaha girmek
hate someone like sin v. çok nefret etmek
hate someone like sin v. aşırı nefret etmek
hate like sin v. günahı kadar sevmemek
hate someone like sin v. birinden ölümüne nefret etmek
hate someone like sin v. birini günahı kadar sevmemek
hate like sin v. ölümüne nefret etmek
sin one's mercies v. nankörlük etmek
as ugly as sin expr. yüzüne bakılmayacak kadar çirkin
as ugly as sin expr. umacı gibi çirkin
as ugly as sin expr. çok çirkin
Speaking
it's only half a sin expr. tam günah sayılmaz
Math
sin function n. sin fonksiyonu
sin (sine) n. sinüs
Botanic
nin-sin (panax ginseng) n. palmiye yaprağı şeklinde yaprakları ve küçük yeşilimsi çiçekleri olan çin'e özgü bir bitki
nin-sin (panax ginseng) n. kore ginsengi
Religious
sin of flesh n. tensel günah
shirk (sin of practicing idolatry or polytheism) n. şirk
actual sin n. fiili günah
actual sin n. bilinçli işlenen günah
cardinal sin n. hıristiyanlık inancına göre yedi ölümcül günahtan her biri
remission of sin n. günahların bağışlanması
remission of sin n. mağfiret
remission of sin n. günahların affı
remission of sin n. yarlıgama
man of sin n. isa'nın ikinci gelişinden önce ortaya çıkacağı bildirilmiş, kötülüğün vücut bulmuş hali olan kimse
Latin
sin (sinistra) n. sol el
Slang
miserable as sin n. aşırı mutsuz
as miserable as sin n. aşırı mutsuz
miserable as sin expr. aşırı üzgün
as miserable as sin expr. aşırı üzgün
British Slang
ugly as sin adj. yüzüne bakılmayack kadar çirkin
ugly as sin expr. gudubet
Star Wars
karr nuq sin's house n. karr nuq sin'in evi
red sin chimaera nebula n. kırmızı günah kuruntu nebulası