Türkisch - Englisch
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Übersetzung
Werbung entfernen
Einloggen / Registrieren
Licht Ausschalten
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Übersetzung
Synonyme
Sätze
Werkzeuge
Quellen
Über uns
Kontakt
Einloggen / Registrieren
EN-TR
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Spanisch - Englisch
Französisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Türkisch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Verlauf Ausblenden
Velaufsdetails
Verlauf Löschen
Verlauf :
individual contract
adjacent cells
close tie
oryzomys
shaky-cam
constructor de decorados
luftverlastbar
optisches Instrument
premium quality
computina
kibibit
compte debout
wake turbulence
draw information
ileocecal appendix
einwechselnd
filogenez
stimmend
perform maneuvers
alphabetic codes
gulpers
get proud
abatingly
discharge time
o.s.
tutarak
Verlauf
Sätze
Bedeutungen von dem Begriff
"tutarak"
im Englisch Türkisch Wörterbuch : 3 Ergebniss(e)
Kategorie
Türkisch
Englisch
General
1
General
tutarak
seizure
n.
2
General
tutarak
epilepsy
n.
3
General
tutarak
retentively
adv.
Bedeutungen, die der Begriff
"tutarak"
mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)
Kategorie
Türkisch
Englisch
General
1
General
kuyruğunu suyun yüzünde tutarak sığ suda beslenen balık
tailer
n.
2
General
bir nesneyi ışığa tutarak inceleme
candling
n.
3
General
iki kişinin ellerini çapraz tutarak oluşturduğu geçici oturak
king's cushion
n.
4
General
kalkan tutarak müdafaa yapan kimse
hyperaspist
n.
5
General
ayaklarını tutarak dalmak
jackknife
v.
6
General
gözünü sürekli üstünde tutarak herşeyden haberdar olmak
keep tabs on
v.
7
General
bir şeyi buhara tutarak çıkarmak
steam something off
v.
8
General
bir şeyi buhara tutarak açmak
steam something open
v.
9
General
nefesini tutarak beklemek
wait with bated breath
v.
10
General
el ve ayaklarından tutarak yüzükoyun taşımak
frogmarch
v.
11
General
ayaklarını tutarak dalmak
jack-knife
v.
12
General
balede hep aynı ayağı önde tutarak süzülme hareketi yapmak
chassé
v.
13
General
(binek atı) eyerlenirken nefesini tutarak göğsünü şişirmek
blow (out)
v.
14
General
bir kişiyi (ellerinden tutarak) düşürmeye çalışmak
wrestle
v.
15
General
bir kişiyi (ellerinden tutarak) hareketsiz hale getirmeye çalışmak
wrestle
v.
16
General
kabuk tutarak iyileştirmek
skin
v.
17
General
(omuz, kol) tutarak hafifçe sıkmak
squeeze
v.
18
General
(sabit tutarak) ağrıyı azaltmak
splinter [obsolete]
v.
19
General
(sabit tutarak) ağrıyı azaltmak
splint
v.
20
General
bir tarafı tutarak
partially
adv.
21
General
özellikle yeme içme konusunda kendini tutarak
abstemiously
adv.
22
General
atıp tutarak
rantingly
adv.
23
General
her şeyi göz önünde tutarak
at the end of the day
adv.
24
General
kendini tutarak (özellikle yeme içme konusunda)
abstemiously
adv.
25
General
aziz tutarak
cherishingly
adv.
26
General
yerini tutarak
compensatingly
adv.
27
General
yan tutarak
partially
adv.
28
General
bunu akılda tutarak
with this in mind
adv.
29
General
kendini uzak tutarak
abstinently
adv.
30
General
kendini geri planda tutarak
self-effacingly
adv.
31
General
kafa tutarak
refractorily
adv.
32
General
yas tutarak
lamentingly
adv.
33
General
taraf tutarak
tendentiously
adv.
34
General
gizli tutarak
unemphatically
adv.
35
General
kin tutarak
revengefully
adv.
36
General
kontrol altında tutarak
disposingly
adv.
37
General
gözünü kulağını açık tutarak
cozy
adv.
38
General
ayakları önde tutarak
feetfirst
adv.
39
General
aniden tutarak
snubbingly
adv.
40
General
kin tutarak
spitously
adv.
41
General
hariç tutarak
barring
adv.
42
General
hariç tutarak
excluding
adv.
43
General
göz önünde tutarak
in regard to
prep.
44
General
hariç tutarak
to the exclusion of
prep.
45
General
göz önünde tutarak
in consideration of
prep.
46
General
-e yeğ tutarak
preferably to
prep.
Phrasals
47
Phrasals
su tutarak süpürüp atmak
flush something away
v.
48
Phrasals
su tutarak süpürüp atmak
flush away
v.
49
Phrasals
bir şeyi bir yerden buhar tutarak çıkarmak
steam something
v.
50
Phrasals
bir şeyi bir yerden buhar tutarak çıkarmak
steam something out
v.
51
Phrasals
bir şeyi bir yerden buhar tutarak çıkarmak
steam something out of something
v.
52
Phrasals
bir şeyi bir yerden buhar tutarak çıkarmak
steam something off (of) something
v.
53
Phrasals
yük parçasını sıkıca tutarak güverte boyunca koşmak
run away with
v.
54
Phrasals
(birini) bir yerinden tutarak/çekerek yönlendirmek
lead someone by something
v.
55
Phrasals
(birini/bir şeyi/bir hayvanı) bir yerinden tutarak/çekerek yönlendirmek
lead by
v.
56
Phrasals
(birini/bir şeyi/bir hayvanı) bir yerinden tutarak/çekerek idare etmek
lead by
v.
57
Phrasals
(birini) bir yerinden tutarak/çekerek götürmek
lead someone by something
v.
58
Phrasals
bir yerinden tutarak/çekerek (birine) yol göstermek
lead someone by something
v.
59
Phrasals
bir yerinden tutarak/çekerek (birine/bir şeye/bir hayvana) yol göstermek
lead by
v.
60
Phrasals
bir zamanı birinin yasını tutarak geçirmek
moon away
v.
61
Phrasals
buharla/buhar tutarak (bir şeyden/bir yerden) çıkarmak
steam out of (something or some place)
v.
62
Phrasals
buharla/buhar tutarak çıkarmak
steam out
v.
63
Phrasals
(bir şeyi) buharla/buhar tutarak çıkarmak
steam (something)
v.
64
Phrasals
buharla/buhar tutarak gidermek
steam out
v.
65
Phrasals
buharla/buhar tutarak (bir şeyden/bir yerden) gidermek
steam out of (something or some place)
v.
66
Phrasals
(bir şeyi) buharla/buhar tutarak gidermek
steam (something)
v.
Phrases
67
Phrases
göz önünde tutarak
in view of
v.
68
Phrases
(bir şeyi) kontrolünde tutarak
ahead of (something)
prep.
69
Phrases
(bir şeyi) kontrolünde tutarak
ahead of (something)
prep.
70
Phrases
göz önünde tutarak
with an eye to
expr.
71
Phrases
-i gözününde tutarak
with an eye to
expr.
72
Phrases
-i göz önünde tutarak
with an eye towards
expr.
73
Phrases
-i akılda tutarak
bearing in mind that
expr.
74
Phrases
-i hatırda tutarak
bearing in mind that
expr.
75
Phrases
dışında tutarak
with apologies to
expr.
76
Phrases
birbirinin elini tutarak
hand in hand
expr.
77
Phrases
(bir şeyi) göz önünde tutarak
in consideration of (something)
expr.
Idioms
78
Idioms
dilenme (teneke kutu tutarak)
tin cup
n.
79
Idioms
(elini tutarak) birini rahatlatmak
hold someone's hand
v.
80
Idioms
başını, gövdesini vs. belli bir şekilde tutarak hareket etmek
carry (oneself)
v.
81
Idioms
elinde kutsal objeleri tutarak rahip olarak kutsanmak
fill (one's) hand
v.
82
Idioms
(tuvaletini) zorla tutarak
caught short taken short
adv.
83
Idioms
çişini/kakasını tutarak
caught short taken short
adv.
84
Idioms
her şeyi göz önünde tutarak
on balance
expr.
85
Idioms
öğüdünü tutarak
on advice of
expr.
86
Idioms
soluğunu tutarak
with bated breath
expr.
87
Idioms
nefesini tutarak
with bated breath
expr.
88
Idioms
kuyruğu dik tutarak
with your tail up
expr.
89
Idioms
kuyruğu dik tutarak
with (one's) tail up
expr.
Trade/Economic
90
Trade/Economic
bir broker’ın aynı menkul kıymetle ilgili emirleri tutarak hem alım hem de satım emirlerini aynı anda gerçekleştirdiği işlemler
cross trades
n.
Politics
91
Politics
göz önünde tutarak
considering that
n.
92
Politics
(politika veya uluslararası ilişkilerde) karşıt hiziplerin niyetlerini gizli tutarak üstünlük elde etmeye çalışması
guessing game
n.
93
Politics
göz önünde tutarak
having regard to
expr.
Technical
94
Technical
hariç tutarak yönetme
management by exception
n.
95
Technical
bir elde tutarak içine sözcükleri oluşturan harfler dizilen metal kap
composing machine
n.
96
Technical
akçaağaçları kimyasal işleme tabi tutarak ve boyayarak elde edilen yeşilimsi gri renkli bir orta sertlikte bir kereste
harewood
n.
97
Technical
döner baskı makinesinde kağıdı tutarak baskı yapan silindir
cylinder
n.
98
Technical
yan tutarak
partially
adv.
Computer
99
Computer
hariç tutarak yönetme
management by exception
n.
100
Computer
seçimi dışta tutarak süz
filter excluding selection
expr.
Construction
101
Construction
inşaat projesi çevresinde işaret veya bayrak tutarak trafiği yöneten kimse
flagger
n.
Marine
102
Marine
kum tutarak genişleyen kumsal
accreting beach
n.
103
Marine
ağı sabit tutarak balık avlama
set-net fishery
n.
104
Marine
gemiyi sabit rotada tutarak ilerletmek
steer small
v.
Medical
105
Medical
iyon tutarak analiz edici
ion-trap analyzer
n.
106
Medical
(sıvıyı içinde tutarak) dışkı kitlesi oluşturma özelliğindeki etken madde/ajan
bulk-forming agent
n.
Psychology
107
Psychology
nesneyi tutarak veya kaldırarak maddesel özelliklerini algılama becerisi
stereognosis
n.
Gastronomy
108
Gastronomy
ısıyı içinde tutarak yiyeceği ısıtan tencere türü
fireless cooker
n.
Chemistry
109
Chemistry
(hidrokarbonları) kırılmaya tabi tutarak yeni forma getirmek
reform
v.
Botanic
110
Botanic
su tutarak dormansi durumuna geçmek
dry off
v.
Agriculture
111
Agriculture
bitkinin tohumunu soğukta tutarak büyümesini hızlandırmak
jarovize
v.
112
Agriculture
bitkinin tohumunu soğukta tutarak büyümesini hızlandırmak
jarovise
v.
Breeding
113
Breeding
(atı) dizginleri tutarak eğitmek
lunge
v.
114
Breeding
(atı) dizginlerinden tutarak talim ettirmek
lunge
v.
115
Breeding
(ata) dizginleri tutarak egzersiz yaptırmak
lunge
v.
116
Breeding
(hayvanı) ahırda tutarak beslemek
stall-feed
v.
117
Breeding
(hayvanı) kafeste tutarak beslemek
stall-feed
v.
Tobacco
118
Tobacco
az miktardaki tütünü yanakla diş eti arasında tutarak nikotinini emme
snuff-dipping
n.
119
Tobacco
az miktardaki tütünü yanakla diş eti arasında tutarak nikotinini emme
snuff dipping
n.
Fishery
120
Fishery
(balığı) ağzından değil vücudundan tutarak yakalamak
snatch
v.
Religious
121
Religious
kötülüğün varlığını göz önünde tutarak, tanrı'nın iyiliğini ve her şeye kadir oluşunu savunmak
theodicy
n.
Military
122
Military
kötü havalarda töreni kısa tutarak merasim kıyafetleri olmadan yapılan geçit töreni
undress parade
n.
Hunting
123
Hunting
atıcının ağzını açık tutarak nefes vermesi
open choke
n.
Sport
124
Sport
(boğa güreşinde) boğayı boynuzlarından tutarak sahaya getiren kimse
bulldogger
n.
125
Sport
(lakrosta) sopayı rakibe karşı tutarak yapılan kural dışı engelleme
cross-check
n.
126
Sport
jimnastik halkasının iki yanı tutarak yapılan haç biçimli bir hareket
crucifix
n.
127
Sport
tutarak rakibi yakalamak
ride
v.
128
Sport
oyuncuyu alt ligde oynayan bir takıma belirli bir süre boyunca geri çağırma hakkını saklı tutarak transfer etmek
option
v.
129
Sport
(kriket) topu kale ve direkler arasından geçirmek için sopayı açılı tutarak vurmak
draw
v.
130
Sport
(buz hokeyinde) sopayı rakibe doğru tutarak rakibi engellemek
cross-check
v.
131
Sport
boğayı halatla tutarak ayağının üzerine devirmek
dogfall
v.
Basketball
132
Basketball
potaya giden topu tutarak durdurmak
pin the ball
v.
133
Basketball
(topu) avuç içinde tutarak kural ihlali yapmak
palm
v.
Football
134
Football
(amerikan futbolu) pası tutarak kontrol etme
pick
n.
Tennis
135
Tennis
raketi iki el ile tutarak yapılan bekhend vuruş
two-handed backhand
n.
Baseball
136
Baseball
topu baş parmak ve parmak uçları arasında tutarak yapılan ve topun falso alarak kaleye gittiği yavaş bir atış türü
knuckle ball
n.
137
Baseball
büyük beysbol ligindeki bir takımın oyuncusunu alt ligde oynayan bir takıma belirli süre boyunca geri çağırma hakkını saklı tutarak transfer edebilmesi
option
n.
138
Baseball
(büyük beysbol ligindeki bir takımın) oyuncuyu alt ligde oynayan bir takıma belirli bir süre boyunca geri çağırma hakkını saklı tutarak transfer etmek
option
v.
139
Baseball
(yumuşak vuruş yapan oyuncu/sopayı tutarak) atıcıya dönmek
square around
v.
140
Baseball
beyzbol sopasının tepesinden tutarak
short
adv.
Card
141
Card
(değerli kartları elinde tutarak) desteye dahil olmasını engellemek
stop
v.
142
Card
(değerli kartları elinde tutarak) masaya açılan kartlara eklenmesini engellemek
stop
v.
143
Card
(değerli kartları elinde tutarak) masaya açılan kartlara eklenmesini engellemek
stop
v.
Art
144
Art
çıplak veya yarı çıplak dansçının yelpaze tutarak yaptığı solo dans
fan dance
n.
Music
145
Music
(salon dansı) kadınla erkeğin birbirlerini tutarak karşılıklı durduğu
closed
adj.
146
Music
soluğunu tutarak
with bated breath
adv.
Printery
147
Printery
silindirler arasındaki sayfaları tutarak yazıcıya kağıt tedarik eden cihaz
friction feed
n.
Archaic
148
Archaic
yasadan, sorumluluktan veya cezadan muaf tutarak (birine) izin vermek
dispense
v.
Slang
149
Slang
kutu tutarak derneğe ya da kulübe vs. bağış istemek
can
v.
Wrestling
150
Wrestling
rakibi boynundan tutarak mindere devirme
diamond-cutter
n.
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of tutarak
×
Term Options
Übersetzung Vorschlagen / Korrigieren
Französisch Englisch Wörterbuch
Spanisch Englisch Wörterbuch
Deutsch Englisch Wörterbuch
Englisch Synonyme Wörterbuch
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy