tutarak - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

tutarak



Bedeutungen von dem Begriff "tutarak" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 4 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
tutarak seizure n.
tutarak epilepsy n.
tutarak retentively adv.
Medical
tutarak fit

Bedeutungen, die der Begriff "tutarak" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 55 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
gözünü sürekli üstünde tutarak herşeyden haberdar olmak keep tabs on v.
bir şeyi buhara tutarak açmak steam something open v.
bir şeyi buhara tutarak çıkarmak steam something off v.
ayaklarını tutarak dalmak jackknife v.
nefesini tutarak beklemek wait with bated breath v.
el ve ayaklarından tutarak yüzükoyun taşımak frogmarch v.
ayaklarını tutarak dalmak jack-knife v.
kuyruğunu suyun yüzünde tutarak sığ suda beslenen balık tailer n.
özellikle yeme içme konusunda kendini tutarak abstemiously adv.
aziz tutarak cherishingly adv.
atıp tutarak rantingly adv.
yerini tutarak compensatingly adv.
her şeyi göz önünde tutarak at the end of the day adv.
bir tarafı tutarak partially adv.
kendini tutarak (özellikle yeme içme konusunda) abstemiously adv.
yan tutarak partially adv.
bunu akılda tutarak with this in mind adv.
kendini uzak tutarak abstinently adv.
kendini geri planda tutarak self-effacingly adv.
göz önünde tutarak in consideration of prep.
göz önünde tutarak in regard to prep.
hariç tutarak to the exclusion of prep.
-e yeğ tutarak preferably to prep.
Phrasals
su tutarak süpürüp atmak flush something away
su tutarak süpürüp atmak flush away
bir şeyi bir yerden buhar tutarak çıkarmak steam something out
bir şeyi bir yerden buhar tutarak çıkarmak steam something off (of) something
bir şeyi bir yerden buhar tutarak çıkarmak steam something
bir şeyi bir yerden buhar tutarak çıkarmak steam something out of something
Phrases
göz önünde tutarak in view of
göz önünde tutarak with an eye to
-i gözününde tutarak with an eye to
-i gözününde tutarak with an eye towards
-i akılda tutarak bearing in mind that
-i hatırda tutarak bearing in mind that
Idioms
her şeyi göz önünde tutarak on balance
öğüdünü tutarak on advice of
soluğunu tutarak with bated breath
nefesini tutarak with bated breath
(elini tutarak) birini rahatlatmak hold someone's hand
Trade/Economic
bir broker’ın aynı menkul kıymetle ilgili emirleri tutarak hem alım hem de satım emirlerini aynı anda gerçekleştirdiği işlemler cross trades
Politics
göz önünde tutarak considering that
göz önünde tutarak having regard to
Technical
bir elde tutarak içine sözcükleri oluşturan harfler dizilen metal kap composing machine
hariç tutarak yönetme management by exception
yan tutarak partially
Computer
seçimi dışta tutarak süz filter excluding selection
hariç tutarak yönetme management by exception
Marine
kum tutarak genişleyen kumsal accreting beach
ağı sabit tutarak balık avlama set-net fishery
Medical
iyon tutarak analiz edici ion-trap analyzer
(sıvıyı içinde tutarak) dışkı kitlesi oluşturma özelliğindeki etken madde/ajan bulk-forming agent
Hunting
atıcının ağzını açık tutarak nefes vermesi open choke
Basketball
potaya giden topu tutarak durdurmak pin the ball
Music
soluğunu tutarak with bated breath