eskiden - Turkish English Dictionary
History

eskiden



Meanings of "eskiden" in English Turkish Dictionary : 19 result(s)

Turkish English
General
eskiden of yore adv.
eskiden erstwhile adv.
eskiden once adv.
eskiden before adv.
eskiden in early days adv.
eskiden in the past adv.
eskiden at one time adv.
eskiden formerly adv.
eskiden onetime adv.
eskiden erst adv.
eskiden anciently adv.
eskiden in the good old days adv.
eskiden in the days of old adv.
eskiden once upon a time adv.
eskiden beforetime adv.
eskiden back in the day adv.
eskiden aforetime adv.
Phrases
eskiden earlier times
Colloquial
eskiden back in the old days

Meanings of "eskiden" with other terms in English Turkish Dictionary : 129 result(s)

Turkish English
General
eskiden kalmak date v.
biri eskiden sahip olduğu para ve prestijini kaybetmek come down in the world v.
eskiden -e olarak tanınmak/bilinmek be used to be known as v.
(eskiden yapılmış olan) bir iyiliğin karşılanmasını / geri ödenmesini istemek call in a favor v.
(eskiden yapılmış olan) bir iyiliğin karşılanmasını / geri ödenmesini istemek call in a favour v.
eskiden beri kullanılıp popüler olan şey old standby n.
eskiden deniz savaşlarında kullanılan bir çeşit sürgülü top mermisi langrage n.
eskiden su dağıtımında görevli kimselere verilen ad zanjero n.
seyahat acenteleri için eskiden kullanılan isim ticket agent n.
eskiden beri time out of mind n.
eskimo kanoları için eskiden kullanılan sözcük kayak n.
eskiden süvarilerin giydiği dizi aşan çizme jackboots n.
eskiden almanya'da kullanılan altın para kronen n.
eskiden ingiltere'de sopa ve topla oynanan bir tür takım oyunu shinty n.
eskiden para ile çalınan otomatik pikap nickelodeon n.
eskiden beş sente film seyredilen sinema nickelodeon n.
eskiden savunduğunun tersini savunmaya başlama about-face n.
eskiden din adamlarının başlarına giydikleri cüppe birretum n.
eskiden ingiltere'de zenginlerin ve soyluların kullandığı bir yaka türü piccadilly n.
ingilizlerin eskiden hindistan'a gitmek üzere yaptıkları ve yola dayanıklı olması için şerbetçiotunu bol kullandıkları bira india pale ale n.
hristiyanlık aleminde eskiden şifacı keşişlere verilen ad shepherd n.
(çok eskiden kurulmuş) ana bina (abd'deki üniversite kampüslerinde) old main n.
eskiden (buzdolabının icadından önce) derelerin üstüne inşa edilen yapı spring house n.
eskiden (buzdolabının icadından önce) derelerin üstüne inşa edilen yapı springhouse n.
eskiden kırsal kesimde genellikle ahırda tiyatro gösterileri yapmak için çıkılan turne barnstormer n.
eskiden yatağın yanına konulan portatif tuvalet chamberpot n.
eskiden yatağın yanına konulan portatif tuvalet po n.
eskiden yatağın yanına konulan portatif tuvalet thunder mug n.
eskiden yatağın yanına konulan portatif tuvalet jordan n.
eskiden yatağın yanına konulan portatif tuvalet chamber pot n.
eskiden yatağın yanına konulan portatif tuvalet potty n.
eskiden yatağın yanına konulan portatif tuvalet jerry n.
eskiden yatağın yanına konulan portatif tuvalet piss pot n.
eskiden yatağın yanına konulan portatif tuvalet thunder pot n.
çok eskiden langsyne n.
eskiden sokak satıcılarından alınan, içinde türlü çeşitli hikaye, tekerleme ve anlatıların bulunduğu eğlencelik kitap chapbook n.
eskiden cam yapımında kullanılan fırın calcar n.
eskiden florida'nın güney batı sahilinde yaşayan Amerikan yerlisi calusa n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç tawse [scottish] n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç taws [scottish] n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç tawse [scottish] n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç taws [scottish] n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç tawse [scottish] n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç taws [scottish] n.
eskiden kalma pristine adj.
eskiden kalma old adj.
eskiden kalma of old adj.
eskiden filistin'e yerleşmiş olan sami halkına ait hebrew adj.
eskiden kalma ancient adj.
eskiden kalma handed down adj.
eskiden kalma passed down adj.
eskiden kalma time honored adj.
eskiden kalma time-honoured adj.
eskiden kalma time-honored adj.
eskiden beri süregelen longstanding adj.
eskiden kalma old-fashioned adj.
çok eskiden in days of yore adv.
vaktiyle eskiden at one time adv.
eskiden kalma bir şekilde pristinely adv.
çok eskiden long ago adv.
çok eskiden of yore adv.
eskiden olduğu gibi same as before adv.
çok eskiden far-back adv.
(çok) eskiden in times past adv.
eskiden beri from of old adv.
çok eskiden lang syne adv.
Phrases
eskiden de olduğu gibi as it used to be
eskiden de olduğu gibi as it was before
eskiden de olduğu gibi as it was in the past
eskiden olduğu gibi like in the old days
Colloquial
eskiden -e olarak tanınmak/bilinmek formerly known as
eskiden tanıdığım biri somebody that i used to know
eskiden tanıdığım birisi somebody that i used to know
Idioms
çok eskiden days of old
eskiden başaralı olup artık başarılı olmayan kurum vb. fallen angel
eskiden ünlü olup artık popülerliğini yitirmiş kimse a has-been
eskisi (eskiden olduğu) gibi/kadar iyi olmamak be half the (...) you used to be
çok eskiden/eski zamanlardan beri since time immemorial
Speaking
(eskiden) konuşurdum I used to talk
eskiden çatal mı vardı fingers were made before forks
eskiden aktrismiş she used to be an actress
eskiden böyle değildi he/she wasn't like this
eskiden buraya daha sık gelirdik we used to come here a lot more
eskiden yaptığımız bazı işlerle ilgileniyorlar they are interested in some of the works we were doing back then
eskiden bundan zevk alırdın you used to enjoy it
eskiden her pazar akşamı buraya gelirdik we used to come here every sunday evening
sadece eskiden tanıdığım biri just somebody that i used to know
eskiden olduğu/yaptığın gibi like you used to
sen beni eskiden görecektin you should have seen me back in the day
eskiden kendiliğinden olurdu it used to come so naturally
Trade/Economic
eskiden madeni paranın madeni değeri ile nominal değeri arasındaki fark sonraları bankaların sattıkları dövizler karşılığı aldıkları ücretler agio
eskiden şehir sınırına girişte özellikle yiyecek maddeleri üzerinden alınan ithal vergisi octroi
orta çağ avrupa'sında eskiden bir ocak veya evden alınan bir vergi türü chimney tax
orta çağ avrupa'sında eskiden bir ocak veya evden alınan bir vergi türü hearth money
orta çağ avrupa'sında eskiden bir ocak veya evden alınan bir vergi türü chimney money
orta çağ avrupa'sında eskiden bir ocak veya evden alınan bir vergi türü heart tax
(eskiden) hindistan-ingiltere arasında sefer yapan ticaret gemisi indiaman
Law
eskiden borçluları yakalamakla görevli infaz memuru catchpole
eskiden isyan çıkaran asilerin cezalandırılması için kullanılan bir alet castigatory
Politics
eskiden belediye idaresine benzeyen bir tür yerel yönetim urban district
eskiden güney afrika'daki beyazların beyaz olmayanları kontrol etmesi baaskap
Technical
eskiden beri uzay boşluğunu doldurduğu varsayılan esnek bir madde aether
Informatics
eskiden kalan veriler legacy data
eskiden kalan uygulamalar legacy applications
Medical
eskiden kullanılan bir ağrı kesici acetophenetidin n.
eskiden radyolojide kullanılan bir opak madde thorotrast
eskiden kullanılan bir ağrı kesici phenacetin
Veterinary
eskiden veterinerlik uygulamalarında kullanılan saf olmayan aloe caballine aloes
Statistics
yeni eskiden iyidir dağılım new better than used distribution
hollander-proschan yeni eskiden iyidir sınaması hollander-proschan new better than used test
Botanic
eskiden veterinerlikte kullanılan kaliteli ve saf olmayan sarısabır ilacı caballine aloes n.
eskiden veterinerlikte kullanılan kalitesiz ve saf olmayan sarısabır bitkisi caballine aloes
Education
fakir çocuklar için ücretsiz bir ilkokul (eskiden) ragged school n.
Linguistics
read'in geçmiş zaman hali (eskiden) radde v.
History
eskiden hindistan'da toprak vergisini toplayan görevli zamindar
hindistan'da eskiden kullanılan toprak vergisi toplama sistemi zemindary
eskiden iskoçya'da bulunan silahlı birlik wappenshaw
eskiden deniz savaşlarında kullanılan bir çeşit sürgülü top mermisi langrage
eskiden habeşistan hükümdarı negus
eskiden yunan erkeklerinin giydiği kısa pelerin chlamys
eskiden yazarlar ve düşünürler tarafından yapılan toplantı salon
eskiden askerlerin zırhlarının altına giydiği deri ceket buff jerkin
eskiden ingiltere'de ürün üzerinden %10 oranında alınan (ancak toprak sahibine yansıyan) bir çeşit vergi tythe
eskiden ingiltere'de ürün üzerinden %10 oranında alınan (ancak toprak sahibine yansıyan) bir çeşit vergi tithes
Geography
eskiden bir gecekondu bölgesi olup şimdilerde viktorya mimarisi ve gelişen sanat topluluğu ile dikkat çeken bir toronto semti cabbagetown n.
Military
küçük savaş gereçleri (eskiden) rabinet
Music
eskiden kullanılan telli bir çalgı theorbo
Theatre
eskiden amerika'da beyaz tiyatro ve sinema sanatçılarının zenci taklidi yapmak için yüzlerini siyaha boyamaları blackface
eskiden amerika'da beyaz tiyatro ve sinema sanatçılarının zenci taklidi yapmak için suratlarını siyaha boyamaları blacking up