old - Turkish English Dictionary
History

old

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "old" in Turkish English Dictionary : 31 result(s)

English Turkish
Common Usage
old adj. eskimiş
old adj. yaşlı
old adj. eski
old adj. büyük
old adj. ihtiyar
General
old v. ihtiyarlamak
old n. eski zamanlar
old adj. deneyimli
old adj. önceki
old adj. müstamel
old adj. yaşını başını almış
old adj. kebir
old adj. tecrübeli
old adj. pişkin
old adj. bayat
old adj. büyük
old adj. yıllanmış
old adj. kartaloz
old adj. kart
old adj. köhne
old adj. harika
old adj. modası geçmiş
old adj. ihtiyar
old adj. koca
old adj. kartaloş
old adj. ezeli
old adj. eskiden kalma
old adj. yaşlı
old adj. eski
Biochemistry
old yaşlı
Ottoman Turkish
old resis

Meanings of "old" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
grow old v. yaşlanmak
become old v. eskimek
old age n. yaşlılık
General
grow old v. kocalmak
grow old v. ihtiyarlamak
be old v. yaşını başını almak
pay off old scores v. hesaplaşmak
grow old v. kocaltmak
grow old v. kartlaşmak
become old v. köhneleşmek
get old and ugly v. molozlaşmak
grow old v. eskimek
grow old v. saçı başı ağarmak
get old v. ihtiyarlamak
be an old hand at v. bir konuda bayağı tecrübeli olmak
grow old v. kocamak
grow old v. yıpranmak
grow old v. farımak
get old v. yaşlanmak
got old v. yaşlanmak
become old v. eskimek
be made old v. eskitilmek
settle old scores v. hesaplaşmak
be old enough to give birth to v. doğum yapabilecek yaşta olmak
live to a ripe old age v. dünyaya kazık kakmak
be an old hand at something v. (bir işin) kurdu olmak
hook up with an old flame v. (eski sevgiliyle vb) yeniden görüşmeye başlamak
be old-fashioned v. modası geçmiş olmak
be old-fashioned v. eski moda olmak
date back to old times v. eskiye dayanmak
date back to old times v. geçmişe dayanmak
run across an old friend v. eski bir dosta rastlamak
look old v. eski gözükmek
look old v. eski görünmek
be very old v. çok eski olmak
be too old v. çok yaşlı olmak
be very old v. çok yaşlı olmak
be too old v. çok eski olmak
have the intellect of a 3 year old v. üç yaşında bir çocuğun zekasına sahip olmak
have the intelligence of a three year old child v. 3 yaşında bir çocuğun zekasına sahip olmak
have the intelligence of a three year old child v. üç yaşında bir çocuğun zekasına sahip olmak
have the intellect of a 3 year old v. 3 yaşında bir çocuğun zekasına sahip olmak
grow old v. yaşlanmak
be too old to marry v. evlenmek için çok yaşlı olmak
be old/mature enough to become a bride v. gelinlik çağına gelmek
be old/mature enough to become a bride v. evlilik çağına gelmek
be old/mature enough to get married (to someone) or marry someone v. evlilik çağına gelmek
be old/mature enough to get married (to someone) or marry someone v. gelinlik çağına gelmek
become an old maid v. evde kalmış olmak (kadın)
become an old maid v. evde kalmak
become old-fashioned v. modası geçmek
become old fashioned v. köhnemek
become old v. köhnemek
visit an old friend v. eski bir arkadaşı ziyaret etmek
old woman n. ihtiyar
old man n. ihtiyar adam
a special old turkish horseman competition with javelin n. cirit
old lady n.
old age n. yaşlılık dönemi
old timer n. demirbaş
old age asylum n. huzurevi
old and ruined mansion n. berhane
old nick n. şeytan
nursing of old persons at home n. evde yaşlı bakım
old man n. ihtiyar
old style n. eski usul
hospital for old persons n. yaşlılara yardım evi
good old n. canım
old hand n. deneyimli kişi
old age pension n. emekli aylığı
types of old age n. yaşlılık halleri
old age n. ihtiyarlık
old scratch n. şeytan
old woman n. yaşlı
old age pension n. sosyal sigorta aylığı
nursing and rehabilitation center for old persons n. yaşlı bakım yurdu
old maid n. kız kurusu
old hand n. üstat
good old times n. özlem duyulan eski güzel günler
days old n. günlük
ninety years old n. doksanlık
old man n. babalık
old maid n. evlenmemiş yaşlı kadın
old turkish hospital n. bimaristan
old hand n. kurt
old master n. üstat
old harry n. şeytan
old age risk n. yaşlılık riskleri
old turkish hospital n. bimarhane
old generation n. eski nesil
old customs n. eski gelenekler
old turkic languages n. eski türk dilleri
old fogy n. tutucu kimse
old man n. patron
old man n. koca
old maid n. yaşlı kız
old age pensions n. yaşlılık aylıkları
old customs n. eski adetler
the old testament n. eski ahit
old age psychosis n. yaşlılık psikozu
old rose n. gül kurusu
old man n. yaşlı
old stager n. gedikli
old woman n. kocakarı
old persons n. yaşlılar
the same old thing n. eski hamam eski tas
the old world n. eski dünya
old timer n. yaşlı adam
old fashionedness n. eski moda
a dealer in old stamps n. eski pul satıcısı
old cat n. cadı
old age n. kocalık
ottoman old people’s home n. düşkünler yurdu
old age in literature n. edebiyatta yaşlılık
old salt n. tecrübeli denizci
old pensions n. yaşlılık aylıkları
old hand n. tecrübeli kimse
old world n. avrupa, asya ve afrika
nursing and rehabilitation center for old persons n. yaşlı bakım ve rehabilitasyon kurumu
old bird n. deneyimli kimse
old horse n. düldül
the old man n. baba
old gold n. donuk sarı
old maid n. evlenmemiş yaşlı kız
old age pension n. yaşlılık aylığı
old car n. hurda
good old n. güzelim
old flame n. eski sevgili
getting old n. ihtiyarlama
old world n. eski dünya
old seadog n. deniz kurdu
old hand n. usta
old salt n. deniz kurdu
old cat n. cadaloz
old materials n. bozuntu
old fogey n. eski kafalı kimse
the old dragon n. şeytan
the old enemy n. şeytan
old harry n. iblis
becoming old n. eskime
old glory n. amerikan bayrağı
policy for old persons n. yaşlılar politikası
old glory n. abd bayrağı
old hand n. eski kurt
old people's home n. bakımyurdu
old glory n. abd'nin bayrağı
old turkic inscriptions n. eski türk yazıtları
old cock n. ahbap
old age psychology n. yaşlılık psikolojisi
old hand n. tecrübeli
old church slavonic n. slavonca
an old flame n. göz ağrısı
old man n.
old stager n. eski toprak
types of old age n. yaşlanma türleri
old goods n. eskiler
the old country n. göçmenin anayurdu
old man n. baba
the grand old party n. abd cumhuriyetçi parti
old standby n. eskiden beri kullanılıp popüler olan şey
old age problems n. yaşlılık sorunları
old people’s home n. yaşlılar yurdu
old turkic inscriptions n. eski türk yazıtlar
old fogy n. eski kafalı kimse
the old testament n. ahdiatik
sly old fox n. kurnaz
old age pensions n. yaşılık aylıkları
flat for old persons n. yaşlı apartmanları
old people’s home n. huzurevi
old age pension n. emeklilik maaşı
old friend n. kadim dost
old age population n. yaşlı nüfus
nursing of old and ill persons n. yaşlı hasta bakımı
social contribution for old persons n. yaşlı hizmetleri
old hand n. deneyimli kimse
old timer n. kıdemli kimse
old fogey n. tutucu kimse
old people's home n. fakirhane
the old n. eskiler
a famous flower shop in old istanbul of ottoman empire n. sabuncakis
old china hands n. çin'de yıllarca yaşamış batılı gazeteciler ya da diplomatlar
old clothes shop n. eskici dükkanı
old money n. eski para
old people's home n. yaşlılar evi
old and battered looking n. eski püskü
old or first love n. ilk göz ağrısı
old age assistance n. yaşlılık yardımı
old turkic language n. eski türk dili
old people n. yaşlı insanlar
old growth n. bakir ormanlık alan
old growth n. balta girmemiş
old growth n. bakir
old buildings n. yaşlı binalar
old building n. eski bina
old turkish n. eski türkçe
old rival n. ezeli rakip
wise old man n. ak sakallı dede
new tricks to old dogs n. eski köye yeni adet
good old son-of-a-gun n. eski toprak
information-center for old persons n. yaşlı danışma merkezleri
self-realization in old age n. yaşlılarda öz gerçekleştirim
old-age pension n. emekli aylığı
old-turkish word for sociology n. ictimaiyyat
old-turkish word for sociology n. ilm-i içtima
old-system n. eski sistem
old-timer n. eski
old-age pensioner n. emekli
old-age insurance n. yaşlılık sigortası
old-timer n. yaşlı
old turkish-persian new year celebration n. nevruz
old-age insurance n. emeklilik sigortası
old school n. geleneksel fikirlere sahip grup
old-testament n. eski ahit
old-turkish celebration of spring n. hıdrellez
old school n. modası geçmiş yöntem
old-age pensioner n. tekaüt
ottoman old people’s home n. daru’l-aceze
old customer n. eski müşteri
old junky car n. külüstür araba
inner old city n. eski şehir
inner old city n. tarihi şehir
an old banger n. külüstür
old growth n. balta girmemiş orman
old growth n. bakir orman
growing old n. ihtiyarlama
growing old n. yaşlanma
old clothes-man n. eski elbiseler satan kimse
old clothes-man n. eskici
a centuries-old tradition n. öteden beri süregelen gelenek
jerusalem's old city n. eski kudüs
old style n. eski moda
old style n. demode
old people's home n. huzurevi
old-boy network n. ahbap çavuş ilişkisi
old-boy network n. aynı okuldan mezun kişilerin geliştirdiği birbirini gözetme ilişkisi
old paper n. eski kağıt
old scrap n. eski hurda
old experience n. eski deneyim
old-fashioned doctrine n. eskimiş doktrin
old-fashioned doctrine n. modası geçmiş doktrin
old witch n. yaşlı cadı
old mountain n. yaşlı dağ
old man with white beard n. ak sakallı yaşlı adam
an old motel n. eski bir motel
old calendarists n. eski takvimciler
old and new testament n. eski ve yeni ahit
old city of jerusalem n. eski kudüs kenti
old main n. (çok eskiden kurulmuş) ana bina (abd'deki üniversite kampüslerinde)
old guest n. yaşlı konuk
old guest n. eski konuk
grumpy old man n. huysuz ihtiyar
old days n. eski günler
dray horse (old usage) n. koşum atı
old habits n. eski alışkanlıklar
old ways n. eski alışkanlıklar
old-age home n. huzur evi
old photograph n. eski fotoğraf
old friend n. eski dost
old pal n. eski dost
old town n. şehrin tarihi kısmı
old city n. şehrin tarihi kısmı
old english n. eski ingilizce
old couple n. yaşlı çift
a defenseless old man n. savunmasız yaşlı bir adam
a day-old baby n. bir günlük bebek
the family of 3 year-old (girl/boy) n. 3 yaşındaki çocuğun ailesi
an old table game like domino n. aznif
old istanbul n. eski istanbul
old order n. eski düzen
same old love n. aynı eski aşk
old anatolian turkish n. eski̇ anadolu türkçesi̇
hebete (old-fashioned) n. aptal
hebete (old-fashioned) n. salak
hebete (old-fashioned) n. gerizekalı
old saw n. eski bir deyiş
old saw n. eski bir tabir
old saw n. vecize
old saw n. deyim
old tire n. eski lastik
anam cara (soul friend) (an old gaelic word) n. ruh arkadaşı
4 month old baby n. dört aylık bebek
4 month old baby n. 4 aylık bebek
four month old baby n. dört aylık bebek
four month old baby n. 4 aylık bebek
home for old people n. yaşlılar evi
old-growth forest n. balta girmemiş orman
old-age pensioner n. yaşlı emekli
old adage n. eski atasözü
old enough adj. yeterince yaşlı
of old adj. eski
old and faithful adj. emektar
very old adj. nuh nebi`den kalma
as old as adj. kadar yaşlı
very old adj. kadim
old fogeyish adj. eski kafalı
old fashioned adj. modası geçmiş
old hat adj. modası geçmiş
of old adj. eskiden kalma
a century old adj. asırlık
of the old school adj. eski kafalı
old world adj. modası geçmiş
old fogyish adj. eski kafalı
very old adj. çok yaşlı
rather old adj. eski püskü
age-old adj. çok eski
age-old adj. asırlık
centuries-old adj. asırlık
century-long/old adj. yüzyıllık
old-style adj. eski usul
old-dated adj. eski tarihli
old-fashioned adj. dar kafalı
old-fashioned adj. eski kafalı
old-fashioned adj. çağdışı
old-fashioned adj. eski moda
old-fashioned adj. eski
old-time adj. eski zaman
old-time adj. eski
old-fashioned adj. nuh nebi`den kalma
centuries old adj. yüzlerce yıllık
old-fashioned adj. modası geçmiş
old-fashioned adj. demode
old fashioned adj. eski moda
old fashioned adj. demode
days-old adj. birkaç gün öncesinin
day-old adj. bir günlük
day-old adj. bayat
day-old adj. dünün
days-old adj. günler öncesinin
day-old adj. bir gün öncenin
old-line adj. köklü
decades-old adj. onlarca yıldır süren
old-fashioned adj. modern olmayan
two-year old adj. iki yaşında
old-fashioned adj. eskiden kalma
in the good old days adv. eski zamanda
of old adv. çok önceleri
in the days of old adv. eski zamanda
in the good old days adv. eskiden
any old how adv. nasıl olursa olsun
any old time adv. her zaman
young and old alike adv. yedisinden yetmişine kadar
in one's extreme old age adv. son yaşlarında
in the days of old adv. eskiden
any old how adv. gelişigüzel
for old time's sake adv. geçmişin hatırı için
for old time's sake adv. geçmişin hatrına
in one's extreme old age adv. ilerlemiş yaşında
for old times' sake adv. eski günlerin hatırına
in old times adv. eski zamanlarda
of old adv. eski zamanlarda
young and old alike adv. yediden yetmişe
in one's old age adv. yaşlılığında
in the old age adv. yaşlılıkta
from of old adv. eskiden beri
one year old adv. bir yaşında
years old prep. yaşında
year old prep. yaşında
82-day-old baby 82 günlük bebek
5 years old 5 yaşında
Phrases
good old days bir zamanlar
young and old herkes
months old aylık (10 aylık bebek vb)
as the old saying goes eskilerin dediği gibi
like in the old days (tıpkı) eski günlerdeki gibi
like in the old days eskiden olduğu gibi
old friends and old wine are best eski dostlar ve eski şarap en iyisidir
Proverb
you are never too old to learn öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir
you are never too old to learn öğrenmenin yaşı yoktur
you are never too old to learn öğrenmenin yaşı olmaz
there's many a good tune played on an old fiddle yaşlılar çok yetenekli olabilir
you cannot put new wine in old bottles eski köye yeni adet olmaz
you can not teach an old dog a new trick can çıkar huy çıkmaz
you can not teach an old dog a new trick huylu huyundan vazgeçmez
you can not teach an old dog a new trick kırk yıllık kani olur mu yani
old poacher makes the best gamekeeper dinsizin hakkından imansız gelir
better be an old man's darling than a young man's slave genç bir adamın kölesi olmaktansa yaşlı birinin sevgilisi olmak yeğdir
old habits die hard huylu huyundan vazgeçmez
old habits die hard can çıkar huy çıkmaz
young men may die but old men must die gençler ölebilir ancak yaşlılar ölümden kaçamazlar
you are never too old to learn öğrenmenin yaşı yok
a lie never lives to be old yalancının mumu yatsıya kadar yanar
you can't teach an old dog new tricks huylu huyundan vazgeçmez
you cannot teach an old dog new tricks huylu huyundan vazgeçmez
you can't teach an old dog new tricks eski köye yeni adet getiremezsin
you cannot teach an old dog new tricks eski köye yeni adet getiremezsin
you cannot teach an old dog new tricks yaşlı köpeğe yeni numara öğretemezsin
you can't teach an old dog new tricks yaşlı köpeğe yeni numara öğretemezsin
there's no fool like an old fool yaşlı bir ahmak / budala gibisi yoktur
there's no fool like an old fool (dünyaya) aptal geldi aptal gider/gidecek/gidiyor
old habits die hard can çıkmadıkça huy çıkmaz
a chip off the old block armut dibine düşer
you can not teach an old dog new tricks ağaç yaşken eğilir
Colloquial
the old woman
old woman anne
an old boy moruk
an old boy yaşlı adam
old boy deneyimli adam
old boy eski kurt
old boy eski arkadaş
one's old man birinin kocası
one's old man birinin babası
any old how ne olursa olsun
an old maid evde kalmış
an old maid kız kurusu
of old geçmişte
young and old alike genç yaşlı herkes
young and old alike genci yaşlısı herkes
of old uzun zaman önce
good old days eski güzel günler
a 16-year-old kid 16 yaşında bir çocuk
old-timers' day eskiler günü
an old movie eski bir film
full of old nick çok yaramaz
full of old nick çok haşarı
a 5-year-old boy beş yaşında bir erkek çocuk
old theaters eski tiyatrolar
like the old days tıpkı eski günlerdeki gibi
an old lady living alone tek başına yaşayan yaşlı bir kadın
a four-year-old child dört yaşında bir çocuk
just like the old days tıpkı eski günlerdeki gibi
old me eski ben
back in the old days o günlerde
back in the old days eskiden
those good old days hey gidi günler hey
old but gold eski ama değerli
old biddy her şeye maydanoz olan dedikoducu yaşlı kadın
old fella eski dost
the old smoke Londra (şehir 19. yy ve 20. yy'ın ilk yarısında kömür dumanıyla kaplı olmasıyla ünlüdür)
Idioms
old wives' tale batıl itikat
old wives' tale batıl inanç
money for old rope kolay yoldan para kazandıran (iş)
any old thing herhangi bir şey
any old thing ne olursa olsun
old salt bilgili ve deneyimli
at the ripe old age of (something) iyice yaşlanana kadar yaşamak
old hat modası geçmiş
live to a ripe old age iyice yaşlanana kadar yaşamak
a chip off the old block anne ya da babasına benzeyen çocuk
a chip off the old block hık demiş burnundan düşmüş
pay off old scores öcünü almak
pay off old scores acısını çıkarmak
pay off old scores intikamını almak
as old as the hills nuh nebiden kalma
as old as the hills çok eski
open old wounds eski yaraları deşmek
old chestnut bayat fıkra
old fogy örümcek kafalı
old hand eski kurt
old flame eski göz ağrısı
old bird eski kurt
chip off the old block hık demiş burnundan düşmüş
the same old story eski tas eski hamam
an old girl ihtiyar kadın
an old girl yaşlı kadın
live to the ripe old age torun torba sahibi olmak
hook up with an old flame (eski sevgiliyle vb) yeniden görüşmeye başlamak
an old hand bilgili kişi
the old guard tutucu kimse
an old hand eski tüfek
the old guard yeniliklerden hoşlanmayan kimse
an old hand alaylı
an old hand eski toprak
an old hand bir işte çok deneyimli kişi
the old guard eski kafalı kimse
the old guard örümcek kafalı
days of old eski günlerde
days of old eski zamanlarda
old times eski güzel günler
the good old days eski güzel günler
an old flame eski sevgili
an old flame ilk göz ağrısı
days of old çok eskiden
an old flame eski flört
a chip off the old block babasına vb çekmiş çocuk
a chip off the old block babasına vb çekmiş kimse
have an old head on young shoulders yılların birikimine sahip olmak
have an old head on young shoulders genç yaşına rağmen yılların birikimine sahip olmak
have an old head on young shoulders sağduyulu olmak
have an old head on young shoulders çok görüp geçirmek
have an old head on young shoulders çok deneyimli olmak
have an old head on young shoulders görmüş geçirmiş olmak
not make old bones yaşlanmadan ölmek
at the ripe old age bir hayli yaşlı
not make old bones ömrünün baharında ölmek
live to a ripe old age çok yaşlanıncaya kadar yaşamak
at the ripe old age çok yaşlı
live to a ripe old age çok yaşamak
not make old bones genç yaşta ölmek
the old adam büyük günah
the old adam şeytana uyma eğilimi
the old adam günaha olan doğal eğilim
the old man ihtiyar
the old man yönetici
the old man sözü geçen kimse
live to a ripe old age çok uzun yaşamak
the old pals act çıkar sağlamak için araya bir tanıdık sokma eğilimi
the old pals act araya adam sokma eğilimi
the old pals act nüfuzunu kullanma eğilimi
reopen old wounds yarayı deşmek
wipe out an old score eski defterleri kapatmak