excuse - Turkish English Dictionary
History

excuse

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "excuse" in Turkish English Dictionary : 32 result(s)

English Turkish
Common Usage
excuse v. mazur görmek
excuse n. mazeret
excuse n. özür
excuse n. bahane
General
excuse v. mazur görmek
excuse v. affeylemek
excuse v. bağışlamak
excuse v. göz yummak
excuse v. affetmek
excuse v. muaf tutmak
excuse v. kusura bakmamak
excuse v. mazur göstermek
excuse v. izin vermek
excuse v. hoşgörmek
excuse v. kusuruna bakmamak
excuse v. haklı çıkarmak
excuse v. suçsuz çıkarmak
excuse n. izin
excuse n. sebep
excuse n. gerekçe
excuse n. özür
excuse n. kaçamak
excuse n. bahane
excuse n. döküntü
excuse n. adi örnek
Idioms
excuse v. bağışlamak
excuse v. özrünü kabul etmek
Trade/Economic
excuse v. affetmek
Law
excuse v. affetmek
excuse n. mazeret
excuse n. özür
excuse n. tarziye

Meanings of "excuse" in English Turkish Dictionary : 1 result(s)

Turkish English
General
excuse muaf tutmak (bir kimseyi kural yasa vb'nden) v.

Meanings of "excuse" with other terms in English Turkish Dictionary : 142 result(s)

English Turkish
General
excuse oneself v. izin istemek
excuse from v. birini bir şeyi yapmaktan muaf tutmak
make an excuse v. özür dilemek
excuse someone or something v. mazur görmek
feign an excuse v. bahane uydurmak
concoct an excuse v. bahane uydurmak
allege an excuse v. bahane uydurmak
make up an excuse v. bahane uydurmak
provide somebody with an excuse v. bahane göstermek
give something as an excuse v. bahane göstermek
make up an excuse v. bahane göstermek
allege an excuse v. mazeret olarak göstermek
invent an excuse v. bir özür uydurmak
valid excuse n. geçerli mazeret
lame excuse n. sudan bahane
acceptable excuse n. meşru mazeret
lame excuse n. kabul edilmez özür
pathetic excuse n. kötü bahane
flimsy excuse n. saçma bahane
having an excuse adj. mazeretli
without excuse adj. özürsüz
on the excuse that adv. bahane ederek
on the excuse that conj. bahanesiyle
excuse me? interj. bakar mısınız?
excuse me! interj. pardon
excuse me? interj. buyur
excuse me! interj. kusura bakma
excuse me interj. özür dilerim
excuse me interj. beni bağışlayın
excuse-me interj. özür dilerim
excuse me interj. affedersiniz
exc (excuse) abrev. mazeret
exc (excuse) abrev. özür
exc (excuse) abrev. bahane
Phrases
without any excuse expr. herhangi bir gerekçe gösterilmeden
without giving any excuse expr. mazeret bildirmeksizin
please excuse my dear aunt sally expr. bir matematik denklemini hesaplarken izlenecek yolu (paretheses (parantezler), exponents (kuvvetler), multiplication (çarpma) ve division (bölme), addidition (toplama) ve subtraction (çıkartma)) hatırlamak için uydurulmuş anımsatıcı bir cümle
Proverb
bad excuse is better than none hiç olmazsa bir mazeretin olsun
bad excuse is better than none kötü bir mazeretinin olması hiç olmamasından daha iyidir
a bad excuse is better than none hiç olmazsa bir mazeretin olsun
a bad excuse is better than none kötü bir mazeret bile hiç olmamasından iyidir
a bad excuse is better than none en azından bir mazeretin olsun
a bad excuse is better than none kötü de olsa bir mazeretin olsun
Colloquial
a poor excuse n. kötü bir mazeret
excuse me interj. affedersin
excuse me for breathing! expr. ne diyorsun ya
excuse me for breathing! expr. burada ben de varım/yaşıyorum herhalde
excuse me for breathing! expr. onu da mı söylemeyeyim/yapmayayım
excuse please expr. affedersiniz
excuse the pun expr. bunu söylediğim için üzgünüm
excuse my ignorance expr. cahilliğimi mazur görün
excuse my ignorance expr. cahilliğimi mazur gör
every thief has some excuse to ease their conscience expr. her hırsızın vicdanını rahatlatmak için bir mazereti vardır
ignorance of the law is no excuse for breaking it expr. herkes yasaları/kuralları bilmekle yükümlüdür/ mükelleftir
(if you) excuse me expr. izninizle
(if you) excuse me expr. izninle
then if you'll excuse me expr. öyleyse izninle
excuse me expr. müsaadenle
excuse the pun expr. kelime için özür dilerim
ignorance of the law is no excuse for breaking it expr. yasayı bilmiyor olmak onu ihlal etmek için mazeret değildir
ignorance of the law is no excuse for breaking it expr. yasayı bilmiyor olmak geçerli bir mazeret değildir
excuse me for breathing! expr. rahatsızlık verdiğim için özür dilerim (kinaye)
excuse me for breathing! expr. kusura bakma rahatsız ettim (kinaye)
excuse me for breathing! expr. kusura bakma bir daha olmaz (kinaye)
excuse me for breathing! expr. nefes de almam bundan sonra (kinaye)
excuse me for breathing! expr. nefes de almayayım bari
excuse me for breathing! expr. ne yapsam suç
excuse me for breathing! expr. oldu olacak nefes de almayayım
excuse me for breathing! expr. nefes almak bile suç
excuse me for living! expr. rahatsızlık verdiğim için özür dilerim (kinaye)
excuse me for living! expr. kusura bakma rahatsız ettim (kinaye)
excuse me for living! expr. kusura bakma bir daha olmaz (kinaye)
excuse me for living! expr. ne yapsam suç
excuse me for living! expr. öleyim bari
excuse me for living! expr. yaşamak bile suç
you should excuse the expression expr. affınıza sığınarak
you should excuse the expression expr. sürç-i lisan ettiysek/edersek affola
you should excuse the expression expr. teşbihte hata olmasın
would you excuse me? expr. bana izin verir misiniz?
would you excuse me? expr. izninizle
would you excuse me? expr. müsaadenizle
would you excuse me? expr. müsaade eder misiniz?
would you excuse me? expr. geçebilir miyim?
would you excuse me? expr. yol verir misiniz?
Idioms
use someone as an excuse v. birini bahane etmek
use something as an excuse v. bir şeyi bahane etmek
excuse for v. davranışını bağışlamak
excuse for v. -den ötürü hoş görmek
excuse my french n. ayıptır söylemesi
excuse my french n. ağzımı bozacağım ama
sorry excuse n. inandırıcı olmayan mazeret
sorry excuse n. saçma özür
sorry excuse n. sudan bahane
thin excuse n. sudan bahane
lame excuse n. sudan mazeret
lame excuse n. sudan bahane
excuse my french expr. ağzımı bozduğum için özür dilerim
excuse my french expr. bayramlık ağzımı açtıracaklar bana
Speaking
excuse me sir? expr. afedersiniz bayım?
if you will excuse me expr. anlayışınıza sığınarak
if you excuse me expr. anlayışınıza sığınarak
can you excuse us please? expr. bize müsaade (özellikle bir yerden ayrılırken)
could you excuse us please? expr. bize müsaade (özellikle bir yerden ayrılırken)
would you excuse us please? expr. bize müsaade (özellikle bir yerden ayrılırken)
will you excuse us for a moment? expr. bize biraz müsaade eder misiniz?
can you please excuse me a second? expr. bana biraz izin verir misiniz?
will you excuse us? expr. bize izin verir misiniz?
would you excuse us for a moment? expr. bize biraz izin verir misiniz?
will you excuse us please? expr. bize müsaade (özellikle bir yerden ayrılırken)
excuse me for the mess expr. dağınıklık için özür dilerim
excuse me for the mess expr. dağınıklık için beni affedin
excuse the mess expr. dağınıklık için özür dilerim
excuse the mess expr. dağınıklık için beni affedin
I'll excuse myself expr. izninizi rica ediyorum
excuse me expr. izninizle
excuse me expr. izninle
could you excuse us please? expr. izninizle! (özellikle bir yerden ayrılırken)
if you'll excuse us expr. izninizle
will you excuse us please? expr. izninizle! (özellikle bir yerden ayrılırken)
if you excuse me expr. izin verirseniz
if you excuse me expr. izin verirsen
can you excuse us please? expr. izninizle! (özellikle bir yerden ayrılırken)
would you excuse us please? expr. izninizle! (özellikle bir yerden ayrılırken)
if you'll excuse me expr. müsaadenizle
if you excuse me expr. müsaade ederseniz
if you'll excuse me expr. müsaade ederseniz
would you excuse us please? expr. müsaadenizle! (özellikle bir yerden ayrılırken)
will you excuse us please? expr. müsaadenizle! (özellikle bir yerden ayrılırken)
can you excuse us please? expr. müsaadenizle! (özellikle bir yerden ayrılırken)
could you excuse us please? expr. müsaadenizle! (özellikle bir yerden ayrılırken)
now if you'll excuse us expr. şimdi izninizle
excuse me expr. pardon
Law
valid excuse n. geçerli mazeret
ignorance of the law does not excuse expr. kanunu bilmemek mazeret değildir
ignorance of the law does not excuse expr. kanunu bilmemek mazeret sayılmaz
Social Sciences
bad apples excuse n. kurunun yanında yaşın da yanması
few bad apples excuse n. kurunun yanında yaşın da yanması
bad apples excuse n. (sınıf/toplum/grup vb) içerisindeki bazı kimselerin olumsuz yönlerinin diğerlerini de etkilemesi
few bad apples excuse n. (sınıf/toplum/grup vb) içerisindeki bazı kimselerin olumsuz yönlerinin diğerlerini de etkilemesi
Education
student excuse form n. öğrenci mazeret belgesi
Art
excuse me n. sürekli eşlerin değiştirildiği modası geçmiş bir dans türü
excuse-me n. sürekli eşlerin değiştirildiği modası geçmiş bir dans türü