fellow - Turkish English Dictionary

fellow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fellow — Definition

Meaning:
arkadaş, meslektaş, üye
Pronunciation (IPA):
(AmE /ˈfɛloʊ/ – BrE /ˈfɛləʊ/)
Part of speech:
İsim: fellow (fellows)
Synonyms:
companion, colleague
Antonyms:
outsider

Meanings of "fellow" in Turkish English Dictionary : 69 result(s)

English Turkish
General
fellow n. arkadaş
Nevertheless, I am convinced of the need for this and my fellow members of the committee supported me in this.
Bununla birlikte bunun gerekliliğine ikna oldum ve komite üyesi arkadaşlarım da beni bu konuda destekledi.

More Sentences
fellow n. herif
He is a good-looking fellow, isn't he?
Yakışıklı bir herifmiş, değil mi ama?

More Sentences
fellow n. hemcins
The world would be a beautiful place if everyone was a bit kinder towards their fellow men.
Herkes hemcinslerine karşı biraz daha nazik olsa dünya çok güzel bir yer olurdu.

More Sentences
fellow n. üye (bilim kurumunda)
He is a Fellow of the Royal Society of Arts.
Kraliyet Sanat Derneği'nin bir üyesidir.

More Sentences
fellow n. insan
Whoever appropriates water, takes possession of their fellow people.
Suya el koyan kişi, diğer insanların mülkiyetine de el koymuş olur.

More Sentences
fellow n. kardeş
We cannot and will not live with a system which condones stoning fellow human beings, wherever this may be.
Her nerede olursa olsun, insan kardeşlerimizin taşlanmasına göz yuman bir sistemle yaşayamayız ve yaşamayacağız.

More Sentences
fellow n. adam
He met a young fellow at the door.
Kapıda genç bir adamla karşılaştı.

More Sentences
fellow n. dost
We hear a great deal about this from our Finnish fellow MEPs in particular.
Özellikle Finlandiyalı Parlamenter dostlarımızdan bu konuda çok şey duyuyoruz.

More Sentences
fellow n. öğretim üyesi
Oliver became a fellow at Cambridge.
Oliver, Cambridge'de öğretim üyesi oldu.

More Sentences
fellow adj. arkadaş
I baked brownies for my fellow coworkers.
Aynı ortamdaki iş arkadaşlarıma kakaolu kek yaptım.

More Sentences
fellow N. üye
I therefore appeal to my fellow MEPs in actual fact to vote in favour of Amendment No 4 tomorrow.
Bu nedenle AP üyesi arkadaşlarıma yarın 4 No'lu Değişiklik lehine oy kullanmaları çağrısında bulunuyorum.

More Sentences
fellow n. ortak
fellow n. akran
fellow n. ahbap
fellow n.
fellow n. tek
fellow n. aynı tür
fellow n. koca
fellow n. yakın arkadaş
fellow n. üniversite öğretmeni
fellow n. kişi
fellow n. bir bilim kurumunun üyesi
fellow n. sevgili
fellow n. aynı dereceden kimse
fellow n. emsal
fellow n. yoldaş
fellow n. herifçioğlu
fellow n. akademi üyesi
fellow n. bilim insanlarına verilen bir ünvan
fellow n. eğitimli toplum üyesi
fellow n. eğitimli kimse
fellow n. profesyonel bir kuruluşun üyesi
fellow n. yandalcı hekim
fellow n. yandal yapan hekim
fellow n. çağdaş kimse
fellow n. modern kimse
fellow n. çağdaş şey
fellow n. modern şey
fellow n. nesne
fellow n. yaratık
fellow n. oluşum
fellow n. şey
fellow n. varlık
fellow n. mahluk
fellow n. burslu yüksek okul öğrencisi
fellow adj. akran
fellow adj. aynı gruba ait olan
fellow adj. aynı sınıfta yer alan
fellow adj. meslektaş olan
fellow adj. kader ortağı olan
fellow adj. aynı zayıflıkları paylaşan
fellow adj. aynı güçlü yanları paylaşan
fellow adj. aynı hükümete tabi
fellow adj. aynı yükümlülüklere tabi
fellow adj. hemşeri olan
fellow adj. eşlik eden
fellow adj. eşlikçi
fellow adj. refakatçi
fellow adj. sempatik
fellow adj. anlayışlı
fellow adj. başkasının duygularını anlayan
fellow N. meslektaş
Ottoman Turkish
fellow n. refik
Archaic
fellow v. eşleştirmek
fellow v. dengini bulmak
fellow v. dengini oluşturmak
fellow v. eş olmak
Slang
fellow n. delikanlı
fellow n. genç adam

Meanings of "fellow" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
hail fellow n. samimi dost
malicious fellow n. hınzır
fellow countrywoman n. vatandaş
poor fellow n. zavallı adam
odd fellow n. acayip tip
fellow wife n. kuma
fellow student n. okul arkadaşı
fellow sufferer n. acıdaş
brave fellow n. babayiğit
odd fellow n. tuhaf tip
fellow citizen n. yurttaş
a whale of a fellow n. çam yarması
clumsy fellow n. acemi çaylak
fellow sufferer n. dert ortağı
fellow townsman n. hemşehri
fellow soldier n. silah arkadaşı
sly fellow n. tilki
fellow townsman n. hemşehri
fellow creature n. hemcins
fellow citizen n. vatandaş
fellow man n. adam
fellow countryman n. hemşehri
fellow worker n. mesai arkadaşı
tricky fellow n. dalgacı
fellow traveller n. yoldaş
fellow sufferer n. hemdert
very cunning fellow n. hinoğluhin
crafty fellow n. tilki
fellow countryman n. vatandaş
fellow traveller n. yol arkadaşı
idle fellow n. tembel
fellow man n. ahbap
fellow feeling n. aynı duyguları paylaşma
fellow citizen n. hemşehri
cunning fellow n. tilki
fellow feeling n. ortak his
fellow countryman n. yurttaş
fellow worker n. görevdeş
fellow worker n. görevdaş
fellow worker n. meslektaş
fellow-citizen n. vatandaş
poor-fellow n. gariban
fellow countrymen association n. hemşehri derneği
fellow countrymen association n. hemşehri örgütü
class fellow n. okul arkadaşı
class fellow n. sınıf arkadaşı
fellow countryman n. aynı ülkeden olan
religious fellow n. din kardeşi
poor fellow n. zavallı adamcağız
image of an aggressive fellow countryman n. agresif memleket delikanlısı imajı
fellow actor n. oyuncu arkadaş
fellow actor n. rol/oyun arkadaşı
senior fellow n. deneyimli
senior fellow n. kıdemli
fellow worker n. çalışma arkadaşı
a good fellow n. iyi dost/arkadaş
fellow-townsmenship n. hemşehrilik
chamber fellow n. oda arkadaşı
chamber fellow n. aynı odayı/bölmeyi kullananların her biri
traveling fellow n. seyahat bursu sahibi
vow-fellow n. başka biriyle aynı yemini eden kimse
hail-fellow n. samimiyet
hail-fellow-well-met n. dostluk
hail-fellow-well-met n. samimiyet
hail-fellow n. dostluk
odd fellow n. 18. yüzyılda ingiltere'de kurulan gizli bir yardımlaşma derneğinin üyesi
fellow feeling n. uyum
fellow-feeling n. sempati
fellow servant n. (üst kademe olmayan) çalışma arkadaşı
fellow-creature n. aynı ırktan kimse
fellow feeling n. dayanışma
fellow traveler n. destekçi
fellow-creature n. aynı yaratıcının yarattığı kimse
fellow servant n. iş arkadaşı
fellow [uk] n. kıdemli üniversite personeli
fellow feeling n. dostane ilişki
fellow man n. hısım
fellow [uk] n. üniversite yönetim kurulu üyesi
fellow man n. akraba
fellow feeling n. uygunluk
fellow member n. grup üyesi
fellow-feeling n. anlayış
fellow traveler n. başkasının davasını savunan kimse
fellow traveler n. taraftar
fellow citizen n. memleketli
fellow worker n. mesai arkadaşı
fellow-feeling n. birlik hissi
fellow feeling n. dayanışma grubu
fellow-creature n. soydaş
fellow-feeling n. dayanışma hissi
fellow feeling n. ilgi grubu
parting fellow n. partner
parting fellow n. eşlikçi
hail fellow well met adj. samimi dost
hail fellow well met adj. herkesle çabuk ahbap olan kimse
hail fellow well met adj. yakın arkadaş
hail-fellow-well-met adj. cana yakın
hail-fellow-well-met adj. içten
hail-fellow-well-met adj. candan
hail-fellow-well-met adj. teklifsiz
poor fellow! interj. vah zavallı!
frs (fellow of the royal society) [uk] abrev. londra kraliyet topluluğu üyesi
frsnz (fellow of the royal society of new zealand) abrev. yeni zelanda kraliyet cemiyeti üyesi
Colloquial
regular fellow n. düzgün biri
regular fellow n. iyi biri
regular fellow n. güvenilir kimse
regular fellow n. iyi huylu kimse
regular fellow n. dürüst kimse
Idioms
a brazenfaced fellow n. pişkin herif
fellow feeling n. halden anlama
idle fellow n. işi gücü olmayan kimse
idle fellow n. kaldırım mühendisi
big fellow n. koca adam
hale-fellow-well-met n. yalandan samimi
a fellow traveller n. yandaş
a fellow traveller n. resmi bir üyesi olmadığı halde siyasi bir hareketle/kuruluşla özdeşleşen veya fikirlerini/amaçlarını destekleyen kimse
a fellow traveller n. sempatizan
a fellow traveler n. resmi bir üyesi olmadığı halde siyasi bir hareketle/kuruluşla özdeşleşen veya fikirlerini/amaçlarını destekleyen kimse
a fellow traveler n. yoldaş
a fellow traveler n. yandaş
a fellow traveler n. sempatizan
a fellow traveller n. yoldaş
hail-fellow-well-met adj. sıcak
hail-fellow-well-met adj. samimi
hail-fellow-well-met adj. yakın
hale-fellow-well-met adj. samimi
hail-fellow-well-met expr. sıkı fıkı
hail-fellow-well-met expr. içli dışlı
hail-fellow-well-met expr. senli benli
hail-fellow-well-met expr. içten
hail-fellow-well-met expr. dostça
hail-fellow-well-met expr. dostane
hail-fellow-well-met expr. arkadaşça
hale-fellow-well-met expr. sıkı fıkı
hale-fellow-well-met expr. dostane
hale-fellow-well-met expr. içten
Speaking
he is a grand fellow expr. bulunmaz adamdır
my dear fellow expr. iki gözüm
Trade/Economic
fellow subsidiary n. aynı daldaki bağlı ortaklık
fellow worker n. iş arkadaşı
fellow worker n. işdaş
fellow employee n. memur arkadaş
fellow employee n. iş arkadaşı
fca (fellow of the institute of chartered accountants) n. yeminli mali müşavirler enstitüsü üyesi
fia (fellow of the institute of actuaries) abrev. aktüerler enstitüsü üyesi
Law
fellow-servant rule n. çalışma arkadaşına ihmal sonucu zarar verme vakalarında işverenin mesuliyeti olmadığını belirten yasa
Politics
fellow traveler n. üyesi olmadığı halde bir partinin ideolojisini benimseyen ve destekleyen kimse
fellow traveller n. komünist olmayıp komünizmi destekleyen kimse
Institutes
fcca (fellow of the chartered association of certified accountants) n. (birleşik krallık) yeminli mali müşavirler enstitüsü üyesi
fcii (fellow of the chartered insurance institute) n. (birleşik krallık) ingiliz sigorta enstitüsü üyesi