şey - Turkish English Dictionary
History

şey



Meanings of "şey" in English Turkish Dictionary : 49 result(s)

Turkish English
Common Usage
şey stuff n.
şey thing n.
şey article n.
General
şey thingumajig n.
şey entity n.
şey object n.
şey aggregate n.
şey dingus n.
şey aught n.
şey doings n.
şey backbone n.
şey picayune n.
şey res n.
şey lark n.
şey concern n.
şey doohickey n.
şey thing n.
şey matter n.
şey affair n.
şey thingumabob n.
şey doodad n.
şey chose n.
şey thingummy n.
şey doing n.
şey plummet n.
şey stuff n.
şey article n.
şey thang n.
şey dohickey n.
şey hickey n.
şey thingamabob n.
şey thingmajig n.
şey gimmick n.
şey gizmo n.
şey gismo n.
şey thingamajig n.
şey dojigger n.
şey gubbins n.
şey thingmabob n.
Colloquial
şey thingy
Speaking
şey well
Technical
şey article
şey thing
Archaic
şey cheat n.
British Slang
şey doofer
şey doofah
şey doobrie
şey thingie
şey thingy

Meanings of "şey" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
(elinde) (bir şey) tutmak hold v.
(birine bir şey) ısmarlamak buy v.
görülecek şey spectacle n.
kötü bir şey olacağını sezme foreboding n.
yumuşak bir maddeden yapılmış koruyucu şey pad n.
hiçbir şey nothing n.
iki şey twosome n.
koruyucu şey safeguard n.
hiçbir şey anything pron.
her şey anything pron.
her şey everything pron.
General
hiçbir şey yapmadan durmak stand idle v.
bir şey için sağ kolunu feda etmek give eyeteeth for v.
boy ölçüşmek (iki şey) pit one against another v.
bir şey başka bir şeye uymak tally up with v.
bir şey yapmak be about something v.
birinin bir şey yapmaya hakkı olmamak have no business doing something v.
bir şey yapmaya tenezzül etmemek disdain to do something v.
düşünmek (bir şey yapmayı) think of v.
bir şey kılığına girmiş olmak be something in disguise v.
kendini bir şey sanmak get above oneself v.
bir şey için kalmak stick around for v.
hiçbir şey yapmadan birşeyin olmasını beklemek twiddle one's thumbs v.
bir şey için fırsat kollamak be out to v.
yöneltmek (bir kimseyi bir şey yapmaya) prompt to v.
bir şey başka bir şeyden farksız olmaya başlamak shade into v.
bir şey için çabalamak strive at v.
bir şey karşısında çılgına dönmek become hysterical over v.
peşini bırakmamak (kötü bir şey) dog v.
ısrarla birinden bir şey istemek press someone for something v.
vazgeçirmek (birini) (bir şey yapmaktan) put someone off v.
bir şey karşısında çılgına dönmek get hysterical over v.
bağ kurmak (iki şey arasında) connect with v.
birine bir şey hakkında bilgi vermek prime someone about v.
sökmek (örgü/örülü bir şey vb'ni) unravel v.
önüne bir şey koyarak örtmek screen off v.
bir şey başka bir şeye bağlı olmak be conditioned by v.
bir şey için göz kulak olmak keep an eye out for v.
uzmanlık alanı (belirli bir şey) olmak specialize in v.
yaklaşıp bir şey söylemek accost v.
birini menetmek (bir şey yapmaktan) prohibit someone from v.
eski bir giysiden yeni bir şey yapmak cut down a piece of clothing into v.
birinin bir şey yapmasını engellemek restrain someone from v.
malı olmak (bir şey birinin) belong to v.
birini bir şey yapmaktan alıkoymak restrain someone from v.
tartışarak birini bir şey yapmaya ikna etmek argue someone into something v.
belirli bir şey yapabilmek için yaşı tutmamak be underage v.
bir şey için emek harcamak work at v.
satılık bir şey biri için ayrılmak be spoken for v.
zemin hazırlamak (bir şey yapabilmek için) position oneself to do something v.
bir şey yapmayı çok istemek feel urge to v.
çözülmek (sarılı bir şey) unwind v.
birine yeterli miktarda bir şey olmamak go short of v.
parası olmak (bir şey için) afford v.
bir şey birinin belirli bir gruba ait olduğunu göstermek stamp someone as v.
çok şey ifade etmek mean everything to (me/him/her) v.
birinin hiç bilmediği bir şey olmak be beyond one's ken v.
birine yeterli miktarda bir şey olmamak go short v.
bir şey söylememek hold one's peace v.
bir şey birinin lehinde olmak tell in someone's favor v.
kendini bir şey sanmak be too big for one's boots v.
nefes nefese (bir şey) demek puff v.
demek istemek (kötü bir şey) insinuate v.
birinin bir şey yapmasına ket vurmak inhibit someone from v.
elinde ne yaptığını gösterecek hiçbir şey olmamak have nothing to show for it v.
hazırlamak (kötü bir şey) brew v.
başka bir şey yaparak bir şeyi tamamlamak follow up v.
olağanüstü bir şey olmak be quite something v.
bir şey birinin aleyhinde olmak tell against v.
önüne bir şey koyarak kapatmak screen off v.
geliştirerek (başka bir şey) yapmak work up into v.
bir şey yapmaya dikkat etmek make a point of v.
birinin elde edemeyeceği bir şey olmak be beyond someone's grasp v.
yapmak (birine olumsuz bir şey) subject to v.
bir yiyeceğe tat vermek için (bir şey) katmak flavor v.
düşünmek (bir şey yapmayı) think about v.
bir şey yapmaya can atmamak be in no hurry to v.
dilemek (iyi bir şey) wish v.
eksikliklerini gidermek (belirli bir şey yaparak) supplement by v.
sıkı bir pazarlık sonucu birçok şey elde etmek drive a hard bargain v.
artırmak (belirli bir şey yaparak) supplement by v.
bir şey artık geçmişe ait bir şey olmak be a thing of the past v.
bir şey yapmayı ihmal etmemek make a point of v.
birini bir şey yapmaya zorlamak bludgeon someone into doing something v.
açılmak (katlanmış bir şey) unfold v.
çözülmek (halka şeklinde sarılı bir şey) uncoil v.
çok iyi bir şey olmak be quite something v.
açılmak (sarılı bir şey) unwrap v.
kendini bir şey için hazırlamak brace oneself for v.
birinden bir şey için özür dilemek make amends to someone for something v.
dil dökerek birini bir şey yapmaya ikna etmek wheedle someone into v.
yemeğe bir şey katarak tat vermek doctor up with v.
elde avuçta bir şey kalmamak have nothing left v.
bir şey başka bir şeyin sonucunu etkilemek tilt the balance v.
bir şey üzerinde düşünmek give something one's consideration v.
birbiriyle yarışmak (iki şey) pit one against another v.
bir şey için hazırlamak make ready for v.
bir şey için her şeyini vermek give eyeteeth for v.
bir şey için birine borçlu olmak have someone to thank for v.
bir şey ile övünmek pride oneself on something v.
itmek (bir kimseyi bir şey yapmaya) prompt to v.
kokmak (soyut bir şey) smack of v.
birini bir şey yapmaktan alıkoymak keep someone from doing something v.
arasında ilişki kurmak (iki şey/sonuç/rakam) correlate v.
bir şey elinin altında bulunmak have something at one's fingertips v.
özel ilgi alanı (belirli bir şey) olmak specialize in v.
ikna etmek (tatlılıkla kötü bir şey yapmaya) entice v.
açılmak (halka şeklinde sarılı bir şey) uncoil v.
yerini almak (yeni bir şey eski bir şeyin) supersede v.
çok bulunmak (bir şey) be studded with v.
sökülmek (örülü bir şey) unravel v.
örtmek (sahte bir şey gerçek bir şeyi) belie v.
birine bir şey yapması için baskı yapmak press someone to v.
birinde bir şey belirli bir miktarda eksik olmak be short v.
alıp hiçbir şey yapmamak (bir şeyi) sit on v.
bir şey birini ayakta tutmak carry one through v.
emin olmak (bir şey hakkında) tell v.
kendini bir şey sanmak think oneself important v.
su içinde yüzmek (bir şey) be awash v.
bir şey yapmak için cesaretini toplamak get up the nerve to v.
bir şey uygun düşmek be in good taste v.
dil dökerek birinden bir şey koparmak wheedle something out of someone v.
gidip birine bir şey söylemek accost v.
birinin tenezzül etmeyeceği bir şey olmak be beneath someone v.
bir şey için deli olmak go gaga over v.
saat vb gibi bir şey kurmak wind something up v.
midesini bir şey ile tıka basa doldurmak gorge oneself on v.
gözünü bir şey hırsı bürümek be greedy for v.
zahmet edip bir şey yapmak take the trouble to do something v.
fena halde bir şey kokmak stink of v.
önüne bir şey koyarak gözükmemesini sağlamak screen off v.
birinin haberi olmadan bir şey yapmak do something unbeknown to someone v.
aşağılık bir şey olmak not to be worth a shit v.
bir şey yapmayı çok istemek get urge to v.
tatlılıkla ikna etmek (kötü bir şey yapmaya) entice v.
tenezzül etmek (kötü bir şey yapmaya) sink v.
bir şey tartışılabilmek be open to dispute v.
bir giysiye bir şey dikmek sew something on v.
izin almak (birinden bir şey için) be in the clear with v.
çözülmek (zor bir şey) unravel v.
bir şey için birini sıkıştırmak press someone for something v.
görmek (iyi bir şey) receive v.
birinin elde edebileceği bir şey gibi olmak be within someone's grasp v.
belirli bir şey yaparak birini sürekli rahatsız etmek plague someone with v.
bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek presuppose v.
bir şey birinin hoşuna gitmek find something sympathetic v.
ertelemek (kötü bir şey) reprieve v.
sevk etmek (bir kimseyi bir şey yapmaya) prompt to v.
tahmininde bulunmak (gelecekte bir şey olacağı) prognosticate v.
bir şey yapmak itiyadında olmak be given to v.
iki şey birbirini tutmak check out with v.
kendine bir şey yapma izni vermek indulge in v.
bir şey yapmaya ant içmek make a vow to do something v.
birini utandırarak bir şey yapmaya mecbur etmek shame v.
bir şey olup biterken uyumak sleep through something v.
birini bir şey ile durmadan tehdit etmek hold a thing over someone v.
birine hiçbir şey vermemek leave someone out in the cold v.
sivri bir şey bir uzva batmak prick something on v.
bir şey yapmakla yetersiz bir şeyi artırmak eke out v.
kendini bir şey zannetmesine sebep olmak go to one's head v.
bir şey yapmayı denemek have a fling at v.
bir sıvıyı süzgeçten geçirip ondan bir şey çıkarmak strain something out of v.
mektup göndererek bir şey istemek write off for v.
bir şey yüzünden daha beter durumda olmamak be none the worse v.
bir şey yapmayı çok istemek have an urge to v.
engellemek (birinin) (bir şey yapmasını) stop someone from v.
bir şey boğazını tıkamak gag on v.
elinden bir şey gelmemek not to be able to do anything v.
açılmak (sarılı bir şey) unwind v.
birinin bir şey yapması için ısrar etmek press someone to v.
yaklaşmak (takip eden kişi/şey) gain on v.
iki şey arasında gidip gelmek hover v.
yapılmamış hiçbir şey bırakmamak leave nothing undone v.
kol gezmek (kötü bir şey) be about v.
gerekmek (bir şeyin çalıştırılması veya tamamlanması için belirli bir şey) take v.
yerini almak (yeni bir şey eski bir şeyin) supplant v.
bir şey hakkında bilgi edinmek familiarize oneself with v.
bir şey anlatmak get through to v.
değersiz bir şey olmak not to be worth a shit v.
erimek (donmuş şey) thaw v.
birini tatlı sözlerle kandırarak bir şey elde etmek coax something out of someone v.
bir şey başka bir şeyden farksız olmaya başlamak shade off into v.
bir şey birini başarılı bir sonuca ulaştırmak carry one through v.
diğer taraftan çıkmak (bir taraftan giren şey) come through v.
başına kötü bir şey gelmek get into hot water v.
başına kötü bir şey gelmek get in trouble v.
hoşça vakit geçirmek için yapılan şey pastime v.
(kötü bir şey) geçirmek üzere olmak be in for it v.
ucuna bir şey takmak tip v.
bir şey sormak ask something v.
kandırıp bir şey yaptırmak induce v.
yanlış bir şey yapmak do wrong v.
kendini bir şey sanmak fancy oneself as something v.
aklına bir şey getirmek bring to mind v.
bir şey üzerinde fikir ayrılığına düşmek clash over v.
(birine) (bir şey) aldırmak have (someone) get (something) v.
birini yanlış bir şey yaparken yakalamak nab v.
çok şey ifade etmek be important v.
çok şey ifade etmek matter a lot v.
bir şey unutmak forget something v.
hiçbir şey anlamamak understand nothing v.
(bir şey) (bir yerden) çıkmak come forth v.
nerdeyse (bir şey yapıyor olmak) come closer v.
her şey yoluna girmek (everything) come right v.
her şey yoluna girmek (everything) go better v.
her şey yoluna girmek (everything) be alright v.
bir şey keşfetmek make a discovery v.
bir şeyin yerine başka bir şey koymak replace v.
bir şey yapma ayrıcalığı olmak have the prerogative of doing something v.
bir hobi olarak (bir şey) ile ilgilenmek fool around with v.
her şey yoluna girmek (everything) get better v.
artırma ile satılan bir şey için önce bir miktar para vermek ya da önermek submit a bid v.
(kötü bir şey) kurmak brew v.
bir şey yapmayı kafaya takmak be bent on doing something v.
birisine bir şey yaptırmak have someone do something v.
birisine bir şey yaptırmak make someone do something v.
birisi ya da bir şey için uykusu kaçmak lose sleep over someone or something v.
(bir şey yapmaya) dikkat etmek make a point of v.
(bir şey yapmayı) ihmal etmemek make a point of v.
-in nasıl bir şey olduğunu anlamak size up v.
sivri bir şey -e batmak prick v.
-den (bir şey) yapmak shape into v.
bir kimsenin bir şey için hazır veya uygun olmasını sağlamak fit for v.
meydana gelmek (bir olay/bir durum sürerken başka bir şey) supervene v.
yol açmak (bir kimsenin bir şey yapmasına) prompt to v.
bir şey içinde yüzmek swim v.
meydana gelmek (bir olay/bir durum meydana geldikten sonra başka bir şey) supervene v.
bir şey birinin asabını bozmak shake out one's nerves v.
bir şey hakkında bilgiye sahip olmak have knowledge of a thing v.
kötü bir şey yaparken yakalamak catch out v.
bir şey yapmaya zorlamak chivy into v.
hakkında hiçbir şey bilmemek have no idea v.
(kötü bir şey için) kandırmak inveigle v.
bir şey için hazırlanmak make ready for v.
bir şey için zaman harcamak spend time on something v.
birini bir şey yapmaya zorlamak place someone under an obligation v.
kendini bir şey sanmak think highly of oneself v.
birisine bir şey sormak ask about a thing v.
birisinden bir şey rica etmek ask someone for a thing v.
gibi bir şey olmak be something of a v.
gibi bir şey olmak be somewhat of a v.
hiçbir şey söylememek say nothing v.
bir şey hakkında endişelenmek get nervous about v.
(her şey) kararında olmak (everything) be in moderation v.
iki şey arasındaki farkı belirtmek draw a distinction v.
bir şey için kavga etmek fight for something v.
bir şey için kavga etmek struggle v.
(bir şey) hakkında endişeli olmak be nervous about v.
komik veya eğlenceli bir şey yapmak do something funny v.
karşılığında hiçbir şey almamak get nothing in return v.
karşılığında bir şey almamak get nothing in return v.
karşılığında hiçbir şey almamak receive nothing in return v.
karşılığında bir şey almamak receive nothing in return v.
karşılığında bir şey almamak take nothing in return v.
karşılığında hiçbir şey almamak take nothing in return v.
dikkati bir şey üzerine çekmek center upon v.
birisini bir şey hakkında uyarmak warn someone about something v.
birisini bir şey hakkında uyarmak warn someone against v.
bir yerden bir şey almak receive something from some place v.
birini bir şey yapmaya ikna etmek argue someone into doing something v.
birisiyle tartışmak bir şey için/hakkında tartışmak argue with someone over something v.
birisiyle tartışmak bir şey için/hakkında tartışmak argue with someone about something v.
bir şey hakkında çok az bilgisi olmak know very little about something v.
birinin bir şey yapmasını yasaklamak ban someone from something v.
birisine bir şey sunmak lay something before someone v.
bir şey ile bütünleşmek commune with something v.
bir şey ile meşgul olmak busy oneself with someone or something v.
birini bir şey ile meşgul etmek busy someone with someone or something v.
bir şeyi başka bir şey sanmak mix something up with something else v.
bir şeyi başka bir şey sanmak confuse one thing with another v.
bir şeyi başka bir şey sanmak mistake something for something else v.
birisine zorla/zor kullanarak bir şey yaptırmak torment someone into doing something v.
bir şey yaparak başlamak begin by doing something v.
bir şey üzerinde çalışmak hard at something v.
(bir şeyler hakkında) bir iki şey bilmek know a thing or two (about something) v.
birisini bir şey yapmaya itmek drive someone to do something v.
bir şey ile sıkıca birleştirmek dovetail with something v.
yeni bir şey üzerinde çalışmak work on something new v.
eşyaları arasında bir şey bulmak find something among one's belongings v.
cebinden bir şey çıkarmak pull something from one’s pocket v.
bir şey aracılığıyla iletişim kurmak communicate via something v.
(çöp gibi) bir yere bir şey atmak fling something in v.
birine bir şey atmak/fırlatmak fling something at someone v.
(çöp gibi) bir yere bir şey atmak fling something into something v.
bir şey kızartmak fry something up v.
(bir yerden) (bir şey) uzamak/uzayıp gitmek stretch forth from something v.
birisi için bir şey ayırmak earmark something for someone v.
birini bir şey için eğitmek educate someone for something v.
birine bir şey yapması için yetki vermek empower someone to do something v.
bir şey ile büyülemek enchant someone with something v.
birine bir şey yapması için olanak tanımak/imkan sağlamak enable someone to do something v.
birini bir şey yapması konusunda cesaretlendirmek encourage someone to do something v.
birini bir şey ile meşgul etmek engage someone in something v.
bir şey yaparak bitirmek/sonuçlandırmak wind up by doing something v.
(mahkeme) birini bir şey yapmaktan menetmek enjoin someone from something v.
bir şey ile zenginleştirmek enrich with something v.
bir şey yaparak bitirmek/sonuçlandırmak end up by doing something v.
birini bir şey ile meşgul etmek engross someone in something v.
birini bir şey ile büyülemek enthrall someone with something v.
birine bir şey yapması için yalvarmak entreat someone to do something v.
birisiyle bir şey için kavga etmek feud with someone about something v.
birisiyle bir şey için kavga etmek feud with someone over something v.
ormanda bir şey duymak hear something in the jungle v.
bir şey için hazırlanmak get ready for something v.
çok şey ifade etmek mean a lot v.
arasında bir şey olmak have a thing going with someone v.
aralarında bir şey olmak have a thing going with someone v.
midesini bir şey ile tıka basa doldurmak gorge oneself with something v.
tasarrufta bulunmak (bir konuda/ bir şey hakkında) dispose v.
bir şey çevresinde toplanmak group around something v.
bir şey için tahminde bulunmak guess at something v.
bir şey üzerinde tahminde bulunmak guess at something v.
birisiyle bir şey için tartışmak haggle with someone over something v.
birinden bir şey çarpmak gouge something out of someone v.
başına kötü bir şey gelmek something bad happen to v.
bir şey için kasabaya gitmek/inmek go to town for something v.
bir şey hakkında didişmek be bickering about v.
kendini bir şey söylemeye hazırlamak be all set to tell something v.
birini bir şey için asmak hang someone for something v.
birine bir şey atmak heave something at someone v.
birine bir şey atmak throw something at someone v.
yapılacak çok şey/şeyi olmak have a lot to do v.
bir şey için çalışmak labor for something v.
bir şey için çalışmak work for something v.
bir şey üzerinde çok çalışmak work hard at something v.
(birinin ayaklarının ucuna) bir şey koymak put something at someone's feet v.
(birinin ayaklarının ucuna) bir şey koymak lay something at someone's feet v.
birine bir şey yaptırmak/yapmasına neden olmak lead someone to do something v.
biri hakkında çok az şey bilmek know little about someone v.
biri hakkında çok az şey bilmek know very little about someone v.
(bir şey) hakkında şüphelerini açıklamak/belirtmek express doubts about v.
bir şey/şeyler saklamak hide something v.
bir şey/şeyler saklamak make a secret of something v.
(bir şey alana yanında ücretsiz bir şeyi) hediye olarak vermek throw in as a bonus v.
bir şey için gayret etmek strive for v.
hiçbir şey yapmamak make no move v.
hiçbir şey yapmamak do nothing v.
(sahip olamayacağı bir şey için birinin) iştahını kabartmak tantalize v.
(sahip olamayacağı bir şey için birinin) iştahını kabartmak tantalise v.
bir şeye ek olarak başka bir şey daha yapmak/yaptıklarını çeşitlendirmek diversify from something into something else v.
birisi hakkında çok şey bilmek know a lot about someone v.
kendine jilet atmak/kendini bir şey ile kesmek self-cut v.
bir şey hakkında kararsız kalmak be undecided about something v.
önemsiz bir şey için kavga etmek/tartışmak niggle v.
önemsiz bir şey için kavga etmek/tartışmak squabble v.
önemsiz bir şey için kavga etmek/tartışmak brabble v.
önemsiz bir şey için kavga etmek/tartışmak quibble v.
önemsiz bir şey için kavga etmek/tartışmak pettifog v.
önemsiz bir şey için kavga etmek/tartışmak bicker v.
birinin içkisine bir şey koymak put something in one's drink v.
bir şey için para toplamak raise money for something v.
bir şey için para biriktirmek save money for something v.
bir şey bakımından zengin olmak be rich in something v.
emin olmak (bir şey hakkında) be sure of/about v.
birinden bir şey yapmasını istemek/rica etmek ask someone to do something v.
bir şey yapmaya alışık olmak be used to doing something v.
(bir şey hakkında) açık/net olmak be clear on something v.
birini bir şey yapmaya ikna etmek convince someone to do something v.
bir şey dememek not utter a word v.
bir şey yapmaya zorlanmak be forced into doing something v.
bir şey yapmak zorunda kalmak be forced into doing something v.
rahatsız edici bir şey görmek see something irritating v.
bir şey için zaman bulmak get around to v.
yarışmada bir şey kazanmak win something at the contest v.
(bir şey için) bir dakika ayırmak take a moment (for something/to do something) v.
(bir şey için) bir dakikasını ayırmak take a moment (for something/to do something) v.
bir şey üzerinde anlaşmak agree on something v.
bir yiyeceğe tat vermek için (bir şey) katmak flavour v.
birine bir şey izletmek get someone to watch something v.
bir şey seçmesini istemek want someone choose something v.
çok şey katmak contribute a lot v.
birini bir şey yapmaya teşvik etmek/itmek prompt someone to do v.
yukarıya bakmak (bakılan şey bakan kişiden büyük veya yüksekte) stare up v.
endişelenecek bir şey olmamak be nothing to worry about v.
endişelenecek bir şey bulunmamak be nothing to worry about v.
yanlış bir şey söylemek say something wrong v.
sormadan bir şey almak take things without asking v.
(bir şey yaparken) destek almak have support in v.
bir şey hakkında fikir sahibi olmak get an idea of something v.
bir şey hakkında fikir sahibi olmak get an idea on something v.
bir şey üzerinde görüş alışverişinde bulunmak exchange views on something v.
bir şey üzerinde fikir alışverişinde bulunmak exchange views on something v.
bir şey üstünde görüş alışverişinde bulunmak exchange views on something v.
bir şey üstünde fikir alışverişinde bulunmak exchange views on something v.
birini bir şey ile suçlamak accuse someone of something v.
(bir şey elde etmek için) birisiyle arkadaş olmak buddy up v.
(bir şey elde etmek için) birisiyle samimiyet kurmak buddy up v.
bir şey için birine sinirli olmak be angry with someone for something v.
sunulan şey offer v.
takdim edilen şey offer v.
kahve içmeden evvel bir şey yapmamak procaffeinate v.
gidip birine bir şey söylemek accoast [obsolete] v.
yaklaşıp bir şey söylemek accoast [obsolete] v.
birinin bir şey yapmasına izin vermek allow somebody to do something v.
bir şey için endişe duymak be concerned for something v.
bir şey yapmakta tez canlı davranmak be faster than a speeding bullet with something v.
bir şey hakkında gereğinden fazla konuşmak overtalk v.
bir şey yaparken yavaş davranmak tarry v.
(bir kimseyi) (bir şey olarak) edinmek adopt v.
el ile uzanarak bir şey vermek rax v.
(bir şey yapan kişiyi) durdurmak catch v.
birine bir şey karşılığında iyilik yapmak backscratch v.
bazı etkiler yaratmak için bir şey eklemek ya da serpiştirmek lace v.
toplanmış şey lump n.
iğneli uçan şey stingy thingy n.
yemeğe çeşni veren şey condiment n.
son şey last n.
saman alevi gibi bir şey flash in the pan n.
kırık dökük şey pile n.
olağanüstü şey/kimse humdinger n.
güzide şey pick n.
zorunlu şey imperative n.
birinin ayartılmasına yol açabilen şey temptation n.
ters şey inverse n.
yelpaze biçimindeki herhangi bir şey fan n.
tuhaf şey exotica n.
sahte şey counterfeit n.
getiren şey veya kimse bringer n.
araya bir şey sokma interpolation n.
beş paralık şey picayune n.
sahte şey bogus n.
işe yaramaz şey trash n.
karışık şey complex n.
iki parçadan oluşan şey pair n.
hikayenin anlatmak istediği şey the point of the story n.
en değerli şey prize possession n.
karşı koruyucu (şey) safeguard against n.
sıkıntı veren şey cloud n.
mükemmel şey groove n.
edinilen şey acquirement n.
çapraz duran şey traverse n.
çapraz şey transverse n.
kavisli şey curve n.
arzu edilen gerekli şey want n.
tahmininde bulunma (gelecekte bir şey olacağı) prognostication n.
yuvarlak şey round n.
sabit şey constant n.
tahrip eden şey veya kişi eradicator n.
çarpıcı şey thumper n.
insan eliyle yapılmış şey artifact n.
ürkütücü şey specter n.
taklit şey dummy n.
sahip olunan şey possession n.
eskiden beri kullanılıp popüler olan şey old standby n.
çekici ancak tehlikeli şey enticement n.
değerli şey asset n.
sıçrayan şey hopper n.
gerçeği açığa çıkaran şey telltale n.
hiçbir şey naught n.
taşınılan şey haul n.
öyle bir şey something of the kind n.
olmuş bitmiş bir şey an accomplished fact n.
pis kokan şey stinkpot n.
çabuk yapılan şey quickie n.
örten şey mantle n.
bir kimseyle gönderilen şey safety deposit n.
tek kullanımlık şey disposable n.
sivrilen şey taper n.
hayatın bağlı olduğu şey lifeline n.
değersiz şey trumpery n.
küçücük şey atomy n.
hiç olan şey cipher n.
harika şey pippin n.
küçük ve önemsiz şey pinhead n.
belli belirsiz bir şey wisp n.
tazeleyen şey refresher n.
satılan şey seller n.
kıymetli şey asset n.
karmakarışık şey hodgepodge n.
çok kısa süren şey snatch n.
küçük düşürücü şey detractor n.
banal şey banality n.
zorlayan şey (bir kimsenin takatını/sabrını vb'ni) tax n.
teşvik edici şey stimulus n.
zıt olan şey reverse n.
olağanüstü şey prodigy n.
karmakarışık şey tangle n.
ortaya çıkarılan şey disclosure n.
karşı şey counter n.
tapınılan şey divinity n.
koskocoman şey whopper n.
kaya gibi kuvvetli şey rock n.
çok istenilen şey prize n.
iddia edilebilir şey predicable n.
ayakta kalan şey survivor n.
bağlayan şey bind n.
abes şey vanity n.
iğrenç bir şey abomination n.
fırlatılan şey dingbat n.
bir sözcüğün çağrıştırdığı şey connotation n.
elastik şey elastic n.
benzersiz şey nonesuch n.
aşağı derecede olan şey inferior n.
eski olan her şey ephemera n.
bütçeye yük olan şey a drain on the resources n.
içini kemiren şey worm n.
ispat eden şey demonstrator n.
kuşaktan kuşağa geçen değerli şey heirloom n.
bereketli şey bumper n.
tercih edilen şey preference n.