draw - Turkish English Dictionary

draw

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

draw — Definition

Pronunciation (IPA):
(AmE /drɔː/ – BrE /drɔː/)
Part of speech:
İsim: draw (draws); Düzensiz Fiil: draw (draws – drew – drawn - drawing)
Synonyms:
pull, sketch
Antonyms:
push, repel

Meanings of "draw" in Turkish English Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Common Usage
draw n. çekiliş
The prize draw will take place on the last day of the fair.
Ödül çekilişi fuarın son günü yapılacaktır.

More Sentences
draw v. çekmek
I have drawn your attention to this on several occasions in this House.
Bu Mecliste birçok kez bu konuya dikkatinizi çektim.

More Sentences
draw v. çizmek
Where will the Commission draw the line?
Komisyon sınırı nerede çizecek?

More Sentences
draw n. çekim
draw n. çekiş
draw n. çekme
draw n. berabere biten oyun
draw v. karalamak
General
draw n. berabere kalma
This morning a vote took place which the electronic system recorded as a draw of 273 votes to 273 votes.
Bu sabah yapılan oylamada elektronik sistem 273'e karşı 273 oyla berabere kalındığını kaydetmiştir.

More Sentences
draw n. kura
Components were selected by draw.
Bileşenler kura yoluyla seçilmiştir.

More Sentences
draw n. kura çekimi
The draw was made on 22 January 1994 in Manchester.
Kura çekimi 22 Ocak 1994'te Manchester'da yapıldı.

More Sentences
draw v. demlemek
Let the tea draw for ten minutes.
Çayı on dakika demlenmeye bırakın.

More Sentences
draw v. almak
His new album drew significant praise from fans.
Yeni albümü hayranlarından büyük övgü aldı.

More Sentences
draw v. resim yapmak
I have learned to draw by following his lessons.
Onun derslerini takip ederek resim yapmayı öğrendim.

More Sentences
draw v. içine çekmek (hava/sıvı vb'ni)
The story and characters draw you in.
Hikaye ve karakterler sizi içine çekiyor.

More Sentences
draw v. yaklaşmak
The nearer the elections draw, the greater are the opportunities for the Council to diminish certain positions.
Seçimler yaklaştıkça Konseyin bazı pozisyonları azaltması için daha büyük fırsatlar ortaya çıkacaktır.

More Sentences
draw v. çizmek
Where will the Commission draw the line?
Komisyon sınırı nerede çizecek?

More Sentences
draw v. (gerçeği) söyletmek
She succeeded in drawing the truth from him.
Ona gerçeği söyletmeyi başardı.

More Sentences
draw v. (sıvı) akmak
The small dog bit Tom's hand and drew a little blood.
Küçük köpek Tom'un elini ısırdı ve biraz kan aktı.

More Sentences
draw adj. berabere
Their first game ended in a draw.
İlk oyunları berabere bitti.

More Sentences
Trade/Economic
draw v. hazırlamak
The Convention must take this into account when drawing up the Union's Treaty.
Konvansiyon, Birlik Antlaşmasını hazırlarken bunu göz önünde bulundurmalıdır.

More Sentences
Computer
draw expr. çiz
Draw me a sheep.
Bana bir koyun çiz.

More Sentences
General
draw n. beraberlik
draw n. ilgi çeken kimse
draw n. çekicilik
draw n. ilgi çeken olay
draw n. cazibe
draw n. ilgi çekici şey
draw n. çekiliş (piyangoda)
draw n. çeki
draw n. nefes
draw n. çekme (silah)
draw n. yem
draw n. bilardoda geri çektirme
draw n. bilardoda çektirme
draw n. (desteden kart) çekme
draw v. düzenlemek
draw v. çekmek (baca)
draw v. taslağını çizmek
draw v. çekmek (perdeyi)
draw v. fıçıdan çekmek
draw v. berabere kalmak
draw v. cezbetmek
draw v. sürüklemek
draw v. çekmek (silah)
draw v. keşide etmek
draw v. haddelemek (madeni)
draw v. devam etmek
draw v. emmek
draw v. konuşturmak
draw v. getirmek (faiz)
draw v. teşvik etmek
draw v. kura çekmek
draw v. sorguya çekmek
draw v. kazanmak
draw v. söyletmek
draw v. çekmek (dikkat/ilgi)
draw v. yazmak
draw v. çekmek (para)
draw v. ikna etmek
draw v. çekmek (su)
draw v. resmetmek
draw v. germek
draw v. yapmak
draw v. yük çekmek
draw v. kapamak
draw v. resmini yapmak
draw v. (oyun) berabere kalmak
draw v. çekip çıkarmak
draw v. uzatmak
draw v. germek (yay)
draw v. silahına davranmak
draw v. davranmak (silaha)
draw v. (çay) demleyerek hazırlamak
draw v. el arabası, vagon ile (yük) çekmek
draw v. (suçluyu) infaz yerine sürükleyerek götürmek
draw v. (yelken, asma köprü) çekerek hareket ettirmek
draw v. (masa örtüsünü) toplamak
draw v. ocak, şömine vb.den (kömürü) çıkarmak
draw v. (ocak, şömine) ateşi söndürmek
draw v. (birini) yönlendirerek hareket ettirmek
draw v. (belirli bir gruptan, bölgeden) bir araya getirmek
draw v. (bir davranışa) yönlendirmek
draw v. baştan çıkarmak
draw v. kanına girmek
draw v. (birini) harekete geçirmek
draw v. (birinin) tepkisini çekmek
draw v. piyangodan kazanmak
draw v. oyunda kazanmak
draw v. olayların gidişatı sırasında elde etmek
draw v. (bilgi) almak
draw v. (gerçeği) ortaya çıkarmak
draw v. (bilgi) edinmek
draw v. meydana çıkarmak
draw v. elde etmek
draw v. sonuç çıkarmak
draw v. sonucuna varmak
draw v. çıkarım yapmak
draw v. menfaat sağlamak
draw v. (birinin davranışlarına) cevaben yapmak
draw v. parçalarına ayırmak
draw v. kasılmak
draw v. büzülmek
draw v. kırışmak
draw v. buruşmak
draw v. şişirmek
draw v. (kelimelerle) tasvir etmek
draw v. formülleştirmek
draw v. formül halinde ifade etmek
draw v. iç organlarını çıkarmak
draw v. özünü çıkarmak
draw v. güvenli yerden zorla çekip çıkarmak
draw v. avı (saklandığı yerden) çıkarmak
draw v. av aramak
draw v. avın (koku) izini sürmek
draw v. (oyun, yarışma) sonucunu belirsiz bırakmak
draw v. (yarışma) berabere bitirmek
draw v. (su) batırıp içine çekmek
draw v. (su) yüzmek için derinlik gerektirmek
draw v. (tütün) eşit derecede ıslanmak
draw v. (sıvı) boşalmak
draw v. yükselmek
draw v. (sıcak gaz) akımın olduğu bir yerde cereyan oluşması
draw v. tedarik etmek
draw v. gerçek sayılmak
draw adj. rağbet edilen
Irregular Verb
draw v. drew - drawn
Trade/Economic
draw v. düzenlemek
draw v. keşide etmek
draw v. kaleme almak
draw v. para çekmek
draw v. tanzim etmek
Technical
draw n. kalıptan model çıkarma
draw v. çizmek resmetmek
draw v. çekmek sürüklemek
draw v. çeliğe su vermek
draw v. haddeden çekmek
draw v. içine çekmek
draw v. şekil vermek
Computer
draw n. kağıt çekme
draw expr.
Automotive
draw v. içine çekmek
draw v. yük çekmek
Medical
draw v. hastadan kan almak
Hunting
draw v. tabancayı çekmek
Sport
draw v. berabere kalmak
Football
draw n. maçta beraberlik
Slang
draw n. ceza evi kantin sırası
British Slang
draw n. esrar
draw n. ot

Meanings of "draw" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Common Usage
draw back v. geri çekmek
draw on v. yararlanmak
General
draw well n. su kuyusu
goalless draw n. golsüz beraberlik
sample draw n. örnek çizim
draw table n. açılır masa
gift draw n. hediye çekilişi
prize draw n. ödül çekilişi
draw back n. bilardoda çektirme
draw back n. bilardoda geri çektirme
ability to draw n. resim çizme yeteneği
draw lots n. ad çekme
draw lots designation by lot n. ad çekme
picture and draw the well dry n. bir kağıt oyunu
thumb ring used to draw the bow in the ottoman empire n. zihgir
draw-cut n. bıçakla açılan tek kesik
the draw n. uyanıklık, beceri ile elde edilen avantaj
draw lots v. ad çekmek
draw one's gun v. tabanca çekmek
draw out v. uzatmak
draw near v. sokulmak
draw out v. çıkarmak
draw somebody out about something v. söyletmek
draw up v. yaklaşıp durmak
draw ahead v. yavaş yavaş öne geçmek
draw reaction v. tepki çekmek
draw close v. yaklaşmak
cause to draw v. çektirmek
draw out v. uzamak
draw up v. yetişmek
draw up v. yazmak
draw up in someone's name v. adına düzenlemek
draw out v. yerleştirmek
draw off v. çıkarmak
draw the sword v. kılıç çekmek
draw up v. hazırlamak (kontrat/senet vb'ni)
draw the line at v. bir sınır koymak
draw a check v. çek yazmak
draw the longbow v. atmak
draw water v. su çekmek
draw attention v. ilgi çekmek
draw in v. ayartmak
draw attention v. dikkatleri üzerine çekmek
draw a breath v. ferahlamak
draw back v. geri kalmak
draw up v. düzenlemek
draw up v. ayarlamak
draw up v. dikleştirmek
draw somebody out v. (kibarca) söyletmek
draw up alongside v. yanaşmak
draw out v. görevlendirmek
draw back v. gerilemek
draw off v. çekmek
draw up v. sıvamak
draw the net v. ağ çekmek
draw a conclusion v. sonuç çıkarmak
draw a parallel between v. benzetmek
draw away v. ayrılmak
draw one's last breath v. dünyaya gözlerini kapamak
draw down v. indirmek
draw inspiration v. feyzalmak
draw a picture v. resim çizmek
draw the curtain v. perdeyi kapamak
draw up v. arabanın durması
draw up v. kontrat imzalamak
draw off v. geri çekmek
draw up a report v. rapor yazmak
draw a cheque v. çek yazmak
draw a cheque v. çek keşide etmek
draw near v. yakınlaşmak
draw in v. solumak
draw up v. dizmek
draw a caricature of v. karikatürünü yapmak
draw a blank v. boş çıkmak (piyangoda)
draw the boundary v. sınır koymak
draw off v. saptırmak
draw with a pencil v. kalemle yazmak
draw away v. kendini çekmek
draw lots v. adçekmek
draw off v. boşaltmak
draw away v. çekilmek
draw out v. söyletmek
draw on v. cezbetmek
draw on v. giymek
draw away v. çekmek
draw interest v. faiz getirmek
draw into v. girmek
draw the line v. bir sınır koymak
draw up v. kaleme almak
draw off v. çekilmek
draw something out v. uzatmak
draw the long bow v. atıp tutmak
draw back v. geri çekilmek
draw a vessel for caulking v. kalafata çekmek
draw to a close v. bitmek
draw all attention towards oneself v. tüm dikkatleri üzerine çekmek
draw together v. büzdürmek
draw attention to v. parmak basmak
draw apart v. kenara çekmek
draw a breath v. nefes almak
draw breath v. ferahlamak
draw the attention v. göze çarpmak
draw a blank v. hava almak
draw a number v. tombala çekmek
draw out v. çekmek
draw lots v. kura çekmek
draw to a close v. sona ermek
draw a line v. çizgi çekmek
draw on v. çekmek
draw attention v. parmak basmak
draw breath v. nefes almak
draw up v. yanaştırmak
want to draw attention v. dikkat çekmek istemek
draw in v. nefes almak
draw up v. yığılmak
draw a parallel between v. karşılaştırmak
draw up v. akdetmek
draw the line v. reddetmek
draw on v. hesap vb'nden para çekmek
draw advantage from v. istifade etmek
draw near v. yanaşmak
draw a sigh v. iç çekmek
draw the line at v. yapmamak
draw close v. yanaşmak
draw money v. para çekmek
draw somebody out v. (kibarca) konuşturmak
draw away v. geri çekmek
draw the long bow v. dozunu kaçırmak
draw a blank v. avucunu yalamak
draw out v. taslağını çizmek
draw attention v. dikkat çekmek
draw somebody out about something v. konuşturmak
draw advantage from v. faydalanmak
draw into v. yanaşmak
draw near v. yaklaşmak
draw information v. bilgi almak
draw in v. aklını çelmek
draw back v. çekilmek
draw apart v. ayrılmak
draw it fine v. kısa kesmek
draw on v. zamanın yaklaşması
draw the long bow v. abartmak
draw a check v. çek keşide etmek
draw aside v. kenara çekmek
draw one's last breath v. son nefesini vermek
draw a lesson v. ibret almak
draw a number v. kura çekmek
draw on v. yaklaşmak
draw rein v. durmak
do draw v. fora etmek