within - Turkish English Dictionary

within

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

within — Definition

Meaning:
içinde
Pronunciation (IPA):
(AmE /wɪˈðɪn/ – BrE /wɪˈðɪn/)
Part of speech:
Edat/Zarf
Synonyms:
inside
Antonyms:
outside

Meanings of "within" in Turkish English Dictionary : 36 result(s)

English Turkish
Common Usage
within prep. dahilinde
It is within our power to restore the marshes of Iraq.
Irak'ın bataklıklarını eski haline getirmek bizim gücümüz dahilindedir.

More Sentences
within prep. içinde
The house is located within the national park.
Ev milli parkın içinde yer alıyor.

More Sentences
within prep. içerisinde
Terrorism must not be given free rein within the EU and, on that question, we all of course have a responsibility.
Terörizm AB içerisinde başıboş bırakılmamalıdır ve bu konuda elbette hepimize sorumluluk düşmektedir.

More Sentences
within prep. bünyesinde
Of course the Commission and the European Union are working within ICAO, because this is clearly an international issue.
Elbette Komisyon ve Avrupa Birliği USHÖ bünyesinde çalışmaktadır, çünkü bu açıkça uluslararası bir meseledir.

More Sentences
General
within adv. de/da
A change of policy has been made within the Vegan Society.
Vegan Derneği'nde bir politika değişikliği yapıldı.

More Sentences
within adv. den az
My house is located within five miles of the town center.
Evim şehir merkezine beş milden az mesafede yer alıyor.

More Sentences
within adv. içinde
The house is located within the national park.
Ev milli parkın içinde yer alıyor.

More Sentences
within adv. kapsamında
I should particularly like to mention the initiative to develop policy within the gender dimension of foreign policy.
Dış politikanın toplumsal cinsiyet boyutu kapsamında politika geliştirme girişiminden özellikle bahsetmek isterim.

More Sentences
within adv.
Algeria faces threats within and without.
Cezayir ve dış tehditlerle karşı karşıyadır.

More Sentences
within prep. kapsamında
I should particularly like to mention the initiative to develop policy within the gender dimension of foreign policy.
Dış politikanın toplumsal cinsiyet boyutu kapsamında politika geliştirme girişiminden özellikle bahsetmek isterim.

More Sentences
within prep. çerçevesinde
I have to operate within the limits of company policy.
Şirket politikasının sınırları çerçevesinde hareket etmek zorundayım.

More Sentences
within prep. de/da
A change of policy has been made within the Vegan Society.
Vegan Derneği'nde bir politika değişikliği yapıldı.

More Sentences
Technical
within prep. içinde
The house is located within the national park.
Ev milli parkın içinde yer alıyor.

More Sentences
General
within n. içeri
within adj. içinde yatan
within adj. içinde bulunan
within adj. dahil
within adv. içeriden
within adv. içinden
within adv. zihnen
within adv. yürekten
within adv. için için
within prep. içeriye
within prep. içeride
within prep. zarfında
within prep. dahilindeki
within prep. içerde
within prep. süresi içinde
within prep. aşmadan
within prep. (başka bir şeyden) daha yakın
within prep. (başka bir şeyden) daha uzakta olmayan
Theatre
within adv. sahne arkasında
within adv. perde arkasında
Archaic
within prep. diğer tarafında
within prep. ötesinde
within prep. ortasında

Meanings of "within" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
within-group variance n. öbek içi değişke
a dream within a dream n. rüya içinde rüya
story within a story n. hikaye içinde hikaye
story within a story n. öykü içinde öykü
be within someone's grasp v. birinin kavrayışı içinde olmak
be within someone's grasp v. birinin elde edebileceği bir şey gibi olmak
be within earshot v. duyabilmek
be within reason v. akıl karı olmak
be within one's means v. harcı olmak
be within arm's reach v. elinin altında olmak
be within earshot v. yakın olduğu için işitebilmek
come within an inch of v. kıl payı kalmak
well within v. ile dolmak (gözyaşı/bir duygu)
be within the bounds of possibility v. imkan dahilinde olmak
fall within v. yer almak
keep something within reach v. el altında bulundurmak
be within one's capabilities v. elden gelmek
be within the scope of v. kapsamında yer almak
purchase goods within the country v. yurt içinden ürün satın almak
fall within the remit of someone v. görev alanına girmek
be within the province of someone v. görev alanına girmek
keep within bounds v. aşırıya kaçmamak
keep within bounds v. belli bir sınırda tutmak
live within one's limits v. kendi olanaklarının dahilinde yaşamak
be contained within v. bünyesinde bulunmak
act within one's rights v. hakları dahilinde hareket etmek
act within one's rights v. kendi hakları dahilinde hareket etmek
contain within itself v. içinde barındırmak
contain within itself v. bünyesinde barındırmak
be/exist within the structure of v. bünyesinde yer almak
live within one's assigned area v. kendisine tahsis edilen/verilen alan/bölge içerisinde/dahilinde yaşamak
remain within voice distance of somebody v. birinin ses mesafesinde kalmak
remain within touch distance of somebody v. birinin temas mesafesinde kalmak
be arrested within the scope of Feb. 28 investigation v. 28 şubat soruşturması kapsamında tutuklanmak
doesn't come within one's area of expertise v. uzmanlık alanına girmemek
come within one's area of expertise v. uzmanlık alanına girmek
fall within one's area of expertise v. uzmanlık alanına girmek
doesn't fall within one's area of expertise v. uzmanlık alanına girmemek
within the ironic v. şiir yazmak
be within one's area of interest v. ilgi alanına girmek
be arrested within the scope of investigation v. soruşturma kapsamında tutuklanmak
keep within bounds v. sınırı aşmamak
keep within bounds v. gizlilik içinde hareket etmek
fall within the jurisdiction v. yetki alanına girmek
be within striking distance of v. ramak kalmak
be within striking distance of v. çok yaklaşmak
be within striking distance of v. eşiğine gelmek
be within striking distance of v. burun buruna gelmek
come within striking distance of v. çok yaklaşmak
come within striking distance of v. ramak kalmak
come within striking distance of v. burun buruna gelmek
come within striking distance of v. eşiğine gelmek
within cry adj. çağırınca duyabilecek uzaklıkta
within a hair's breadth adj. kıl payı
from within adv. içeriden
within walking distance adv. yürüme mesafesinde
within hearing adv. işitebilecek yakınlıkta
within reason adv. makul bir sınırı aşmadan
within view adv. meydanda
within reason adv. makul ölçüde
within this period adv. bu süreçte
within my province adv. ihtisasım dahilinde
within hail adv. seslenebilecek uzaklıkta
within reason adv. akla yakın
within a short time adv. tez vakitte
from within adv. içten
within doors adv. içeride
within sight adv. görüş alanı içinde
within reason adv. makul düzeyde
from within adv. belirli bir mesafe yakınlıkta
within reason adv. mantıklı
within working hours adv. mesai saatleri içinde
within this scope adv. bu kapsamda
within my ken adv. gözümün seçebildiği yerde
within 48 hours adv. 48 saat içinde
one within the other adv. iç içe
from within adv. belirli bir zaman içinde
within reason adv. makul
within one's province adv. yetki alanında
within that period adv. bu süreçte
within doors adv. evde
within limits adv. belli bir dereceye kadar
within hail adv. yakın
within my ken adv. bildiklerim arasında
within your discretion adv. arzunuza bağlı
within your discretion adv. nasıl isterseniz
within submission date adv. teslim tarihi içerisinde
within one's ability adv. dişine göre
within call adv. seslenildiği zaman duyulabilecek uzaklıkta
within striking distance adv. vurulacak mesafede
within doors adv. içerde
within striking distance adv. darbe indirecek mesafede
within ear adv. işitebilecek uzaklıkta
within one's province adv. yetkisi içinde
within walking distance adv. yürüyüş mesafesinde
within limits adv. belli sınırlar içinde
outside and within adv. içerde ve dışarda
outside and within adv. dahili ve harici
within our organization adv. bünyemizde
within our constitution adv. bünyemizde
within a few days adv. birkaç gün içerisinde
within a few days adv. birkaç gün içinde
within possibility adv. imkan dahilinde
within a fixed time adv. belirli bir zaman zarfında
within today adv. bugün içinde
within sight adv. görünürde
within one's knowledge adv. bilgisi dahilinde
within this framework adv. bu kapsamda
within this framework adv. bu çerçevede
within this scope adv. bu çerçevede
within a single day adv. tek bir gün içinde
within a single day adv. tek bir gün içerisinde
within ten years adv. on sene içinde
within a decade adv. on yıl içinde
within ten years adv. 10 sene içinde
within ten years adv. 10 yıl içindeki
within a decade adv. 10 sene içinde
within ten years adv. on yıl içindeki
within ten years adv. 10 yıl içinde
within ten years adv. on yıl içinde
within a decade adv. 10 yıl içinde
within a decade adv. on sene içinde
not within one's knowledge adv. bilgisi dışında
within a reasonable time adv. makul bir zaman içinde
within a few days from adv. itibaren birkaç gün içerisinde
within two months from adv. -den itibaren 2 ay içinde
within a few days from adv. itibaren birkaç gün içinde
within 2 months as of adv. -den itibaren iki ay içinde
within a month following adv. takiben bir ay içerisinde
within a month following adv. takiben bir ay içinde
within a month following adv. takiben bir ay zarfında
within this total adv. bu toplam içinde
within today adv. gün içinde
within today adv. gün içerisinde
within a period of 24 hours adv. 24 saatlik zaman dilimi içinde
within a period of 24 hours adv. 24 saatlik zaman dilimi içerisinde
within this direction adv. bu minvalde
within years adv. yıllar içinde
within minutes adv. dakikalar içinde
within this context adv. bu bağlamda
within this time period adv. bu zaman zarfında
within seconds adv. saniyeler içerisinde
within an hour adv. 1 saat içinde
within this period adv. bu süre içerisinde
within the country adv. yurt içinden
within a week adv. bir hafta içinde
within this week adv. bu hafta içinde
from within prep. içinden
within an ace of prep. neredeyse
within an ace of prep. az kalsın