kill - Turco Inglés Diccionario

kill

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

kill — Definition

Significado:
öldürmek, sona erdirmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /kɪl/ – BrE /kɪl/)
Categoría gramatical:
Fiil: kill (kills – killed – killing)
Sinónimo:
slay; terminate
Antónimos:
save

Significados de "kill" en diccionario turco inglés : 82 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
kill n. öldürme
He pulled his gun for the kill.
Öldürmek için silahını çekti.

More Sentences
kill v. katletmek
They're going to kill us all!
Onlar hepimizi katledecekler!

More Sentences
kill v. öldürmek
Kody's immune system is so weak that even a simple virus could kill him.
Kody'nin bağışıklık sistemi o kadar zayıf ki, basit bir virüs bile onu öldürebilir.

More Sentences
General
kill n. av
Leopard was carrying his kill up a tree.
Leopar avını ağaca taşıyordu.

More Sentences
kill v. yok etmek
More expensive gas will kill one-fourth of the country's agriculture.
Daha pahalı benzin, ülke tarımının dörtte birini yok edecek.

More Sentences
kill v. kesmek
Don't kill the goose that lays the golden eggs.
Altın yumurtlayan tavuğu kesmeyin.

More Sentences
kill v. ortadan kaldırmak
This is the message some people in this chamber are giving out and we must kill that off.
Bu meclisteki bazı kişilerin verdiği mesaj budur ve bunu ortadan kaldırmalıyız.

More Sentences
kill v. canına okumak
She has been jumpy all day, expecting her boyfriend to kill her.
Erkek arkadaşının canına okuyacağını düşündüğü için gün boyunca huzursuzdu.

More Sentences
kill v. harcamak
She killed an hour looking around the stores.
Mağazalara bakarak bir saat harcadı.

More Sentences
kill v. gebertmek
I'll kill Tom.
Tom'u geberteceğim.

More Sentences
kill v. cinayet işlemek
I've watched him kill more than once and done nothing.
Onun birden fazla kez cinayet işlemesini izledim ve hiçbir şey yapmadım.

More Sentences
kill v. mahvetmek
And what kills you is that I'll make a great president.
Ve seni mahveden şey, benim harika bir başkan olacak olmam.

More Sentences
kill v. canına kıymak
Osamu Dazai killed himself at the age of thirty-nine.
Osamu Dazai otuz dokuz yaşında canına kıydı.

More Sentences
kill v. dindirmek
Kill my heart and release my pain!
Kalbimi öldür ve acımı dindir!

More Sentences
kill v. bitirmek
Tom killed his drink.
Tom içkisini bitirdi.

More Sentences
kill v. kahretmek
It killed us to hear that there won't be any pay rise.
Maaşlarımızda artış olmayacağını öğrenince kahrolduk.

More Sentences
kill v. kahkahalara boğmak
The latest video clip of the influencer just killed me.
Fenomenin son video klibi beni kahkahalara boğdu.

More Sentences
Colloquial
kill v. durdurmak
Tom killed the engine.
Tom motoru durdurdu.

More Sentences
General
kill n. tahrip etme
kill n. avda öldürülmüş hayvan
kill n. avlama
kill n. çok sayıda insanın öldürüldüğü olay
kill n. katliam
kill n. düşman hava araçları, gemileri ve füzelerine saldırarak yok etme
kill v. avlamak
kill v. yakmak
kill v. kırmak
kill v. söndürmek
kill v. canlıyı vurmak
kill v. reddetmek
kill v. kıymak
kill v. hesabını görmek
kill v. ahrete göndermek
kill v. helak etmek
kill v. can almak
kill v. çıkarmak
kill v. boğazlamak
kill v. icabına bakmak
kill v. temizlemek
kill v. işini bitirmek
kill v. etkisiz hale getirmek
kill v. yalanlamak
kill v. itlaf etmek
kill v. defterini dürmek
kill v. canını almak
kill v. elini kana bulamak
kill v. veto etmek
kill v. zımbalamak
kill v. boşa geçirmek (zamanı)
kill v. canına kastetmek
kill v. kesmek (ses/ağrı vb)
kill v. ahirete göndermek
Phrasals
kill v. içki içmek
kill v. içki yuvarlamak
Colloquial
kill v. seyirciyi kırıp geçirmek
kill v. çok iyi bir performans sergilemek
kill v. seyirciye son darbeyi vurmak
kill v. yiyip/içip bitirmek
kill v. mideye gömmek
kill v. mideye indirmek
kill v. ışığı söndürmek
kill v. söndürmek
kill v. sonlandırmak
kill v. sona erdirmek
kill v. iptal etmek
kill v. bir hikayenin basımını iptal etmek
kill v. bir yazının gazetede basılmasını iptal etmek
kill v. neşe ile dolup taşmak
kill v. zevk ile dolup taşmak
kill v. hayranlık ile dolup taşmak
Computer
kill expr. kes
Geography
kill n. dere
kill n. su kütlesi
kill n. denizin karaya girinti yapmış kolu
Sport
kill v. oyun süresi bitene kadar topu/buz hokeyi topunu elinde tutmak
kill v. (topa) tüm gücüyle vurmak
kill v. rakibin karşılayamayacağı kadar kuvvetle (topa) vurmak
Volleyball
kill n. hücum sayısı
Slang
kill v. otuzbir çekmek
kill v. döktürmek
kill v. bir işi çok iyi yapmak
kill v. hakkını vermek

Significados de "kill" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
kill-joy n. neşe bozan kimse
kill-time n. oyalayıcı
license to kill n. öldürme yetkisi
road-kill n. taşıtların çarptığı/ezdiği hayvanların ölüsü/leşi/kalıntıları
kill time v. vakit öldürmek
kill off v. hepsini öldürmek
kill off v. öldürmek
kill off v. tırpan atmak
kill one another v. kırışmak
kill two birds with one stone v. iki işi birden görmek
kill time v. zaman geçirmek
kill the goose that lays the golden eggs v. işini kendi eliyle bozmak
conspire to kill v. suikastta bulunmak
kill off v. kökünü kazımak
be dressed up fit to kill v. iki dirhem bir çekirdek olmak
kill time v. vakit geçirmek
kill off v. canına okumak
kill off v. kılıçtan geçirmek
kill the pain v. ağrıyı kesmek
kill time v. zaman öldürmek
kill the goose that lays the golden eggs v. altın yumurtlayan kazı kesmek
be dressed up fit to kill v. çok süslenmiş olmak
kill without pity v. canına kıymak
kill without pity v. gözünün yaşına bakmadan canına kıymak
kill time v. sinek avlamak
shoot to kill v. vurarak öldürmek
shoot to kill v. ateş ederek öldürmek
intend to kill v. kasten adam öldürmek
kill intentionally v. kasten adam öldürmek
kill one's pain v. acısını dindirmek
kill ones's pains v. ağrılarını dindirmek
kill the pain v. ağrıyı gidermek
intend to kill v. canına kastetmek
kill the infection v. enfeksiyon gidermek
kill slowly v. yavaş yavaş öldürmek
kill the headache v. baş ağrısını dindirmek
kill someone compunction v. hiç acımadan öldürmek
kill (off) the hopes v. umutları boşa çıkarmak
kill with a gun v. ateşli bir silahla öldürmek
kill with a firearm v. ateşli bir silahla öldürmek
kill with a gun v. tabanca ile öldürmek
kill with a pistol v. ateşli bir silahla öldürmek
kill with a pistol v. tabanca ile öldürmek
kill with a firearm v. tabanca ile öldürmek
threaten to kill someone v. öldürmekle tehdit etmek
kill animals v. hayvanları öldürmek
kill thousands of people v. binlerce kişiyi öldürmek
kill thousands of people v. binlerce insanı öldürmek
instantly kill the driver v. şoförün olay yerinde ölmesine sebep olmak
kill the next-door neighbor v. yan komşuyu öldürmek
kill with a knife v. bıçakla öldürmek
kill with a knife v. bıçaklayarak öldürmek
kill an innocent man v. masum bir adamı öldürmek
kill oneself v. intihar etmek
kill oneself v. kendi canına kıymak
kill oneself v. kendini öldürmek
kill each other over race v. birbirlerini ırk uğruna/yüzünden öldürmek
send someone to kill someone v. birini öldürmek için birini yollamak
threaten to kill them both v. ikisini de öldürmekle tehdit etmek
kill himself in one's car v. kendini arabasında öldürmek
kill three prisoners inside v. içeride üç mahkumu öldürmek
kill oneself v. canına kıymak
team-kill v. bilerek veya kazayla takım arkadaşını vurmak/öldürmek
kill to live v. yaşamak için öldürmek
intend to kill v. cana kastetmek
kill oneself v. intihar etmek
kill oneself v. kendi hayatına son vermek
kill oneself v. kendini öldürmek
dressed up to kill adj. iki dirhem bir çekirdek
dressed up fit to kill adj. iki dirhem bir çekirdek
hard to kill adj. öldürülmesi veya yok edilmesi zor olan
shoot-to-kill adj. suçluyu indirme amaçlı yapılan (atış)
shoot-to-kill adj. öldürme amaçlı (atış)
Phrasals
kill off v. engel olmak
kill off v. bitirmek
kill off v. önüne geçmek
kill off v. dizide, filmde, kitapta bir karakteri öldürmek
kill off v. ortadan kaldırmak
kill off v. bir kurmaca hikayede bir karakteri öldürmek
Phrases
what does not kill me, makes me stronger expr. beni öldürmeyen şey beni güçlendirir
Proverb
what doesn't kill you makes you stronger seni öldürmeyen şey, güçlendirir
Colloquial
drill-and-kill math n. sadece testlere hazırlayan matematik eğitimi
be in at the kill v. kötü bir olay olurken orada olmak
be in at the kill v. olay yerinde bulunmak
be in at the kill v. olay yerinde olmak
be in at the kill v. bir olayın tanıklığını etmek
go on a kill-crazy rampage v. katliam yapmak
kill someone's buzz v. birinin keyfini kaçırmak
kill (oneself) (doing something) v. (bir şeyi yapmak için) ölümüne uğraşmak
kill (oneself) (doing something) v. (bir şeyi yaparken/yapmak için kendini) helak etmek
kill (oneself) (doing something) v. (bir şeyi yaparken/yapmak için kendi) canını çıkarmak
kill yourself (laughing) [uk] v. (gülmekten) yerlere yatmak
kill yourself (laughing) [uk] v. (gülmekten) ölmek
kill yourself doing something v. (bir şeyi yapmak için/yapacağım diye kendini) helak etmek
kill yourself doing something v. (bir şeyi yapmak için/yapacağım diye) ölümüne uğraşmak
kill yourself doing something v. (bir şeyi yapmak için/yapacağım diye kendi) canını çıkarmak
kill the market v. piyasayı öldürmek
kill oneself v. kendini yırtmak
kill yourself doing something v. bir şeyi yapmak için/yapacağım diye ölümüne uğraşmak/çabalamak
kill (oneself) (doing something) v. (bir şeyi yapmak için/yapacağım diye) kendini yırtmak
kill oneself v. ölümüne uğraşmak/çabalamak
kill oneself v. canını dişine takmak
kill (oneself) (doing something) v. (bir şeyi yapmak için/yapacağım diye) canını dişine takmak
kill (oneself) (doing something) v. (bir şeyi yapmak için/yapacağım diye) bir tarafını yırtmak
kill oneself v. aşırı çabalamak
kill oneself v. kendi sonunu hazırlamak
kill oneself v. bir tarafını yırtmak
kill (oneself) (doing something) v. (bir şeyi yapmak için/yapacağım diye) ölümüne uğraşmak/çabalamak
kill oneself v. kendi sonunu getirmek
kill (oneself) (doing something) v. (bir şeyi yapmak için) aşırı çabalamak
kill (oneself) (doing something) v. (bir şeyi yapmak için) aşırı çaba/efor sarf etmek
kill oneself v. aşırı çaba/efor sarf etmek
kill yourself doing something v. bir şeyi yapmak için aşırı çabalamak
kill yourself doing something v. bir şeyi yapmak için/yapacağım diye canını dişine takmak
kill (oneself) laughing v. gülmekten kırılmak
kill (oneself) laughing v. gülmekten ölmek
kill yourself doing something v. bir şeyi yapmak için/yapacağım diye kendini yırtmak
kill yourself doing something v. bir şeyi yapmak için/yapacağım diye bir tarafını yırtmak
kill yourself doing something v. bir şeyi yapmak için aşırı çaba/efor sarf etmek
kill (oneself) laughing v. gülmekten yerlere yatmak
kill outright v. oracıkta öldürmek
kill outright v. hemen öldürmek
kill outright v. anında öldürmek
kill (an amount of time) v. (bir süre) öldürmek
kill (an amount of time) v. (belirli bir) zamanı geçirmek
kill (an amount of time) v. (belirli bir) zamanı öldürmek
kill (an amount of time) v. (bir süreyi) geçirmek
kill the hype v. heyecanı öldürmek
kill the hype v. modunu düşürmek
kill the hype v. heyecanı yok etmek
dressed to kill adj. cicilerini giymiş
dressed to kill adj. süslenip püslenmiş
dressed to kill adj. dikkat çekecek şekilde giyinmiş
dressed to kill expr. özenle giyinmiş
dressed to kill expr. bayramlıklarını giymiş
dressed to kill expr. giyinip kuşanmış
kill or cure expr. ya öldürür ya diriltir
dressed to kill expr. baştan çıkarıcı şekilde giyinmiş
men kill animals and eat their flesh expr. insanlar hayvanları öldürüp etlerini yiyor
mom will kill you if she finds out you broke her antique vase expr. antika vazosunu kırdığını anlarsa annem seni öldürür
mom will kill you if she finds out you broke her antique vase expr. antika vazosunu kırdığını anlarsa annem seni paramparça eder
I could tell you, but then I'd have to kill you expr. (şaka yollu) söylerim/söylerdim ama sonra seni öldürmem gerek
I could tell you, but then I'd have to kill you expr. (şaka yollu) söylerim/söylerdim ama sonra seni öldürmem gerekir
I could tell you but then I’d have to kill you expr. (şaka yollu) söylerim/söylerdim ama sonra seni öldürmem gerekir
I could tell you, but then I'd have to kill you expr. söyleyemem, yoksa seni öldürmem gerekir
I could tell you but then I’d have to kill you expr. söyleyemem, yoksa seni öldürmem gerekir
I could tell you but then I’d have to kill you expr. (şaka yollu) söylerim/söylerdim ama sonra seni öldürmem gerek
(one) is going to kill (someone) expr. (biri birine) aşırı kızacak
(one) is going to kill (someone) expr. (biri birine) aşırı sinirlenecek
(one) is going to kill (someone) expr. (bir birinin) canına okuyacak