Burst - Turco Inglés Diccionario

Burst

Significados de "Burst" en diccionario turco inglés : 86 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
burst n. patlak
burst v. patlamak
General
burst n. hamle
burst n. ileri atılma
burst n. yarık
burst n. atış
burst n. infilak
burst n. çatlama
burst n. açılma
burst n. patlama
burst n. patlayış
burst n. parlama
burst n. çakma
burst n. patlatma
burst n. tufan
burst v. fışkırmak
burst v. patlak vermek
burst v. patlatmak
burst v. infilak etmek
burst v. ortaya çıkmak
burst v. çatlamak
burst v. fırlamak
burst v. atılmak
burst v. aniden açmak
burst v. patlamak
burst v. patlama yapmak
burst v. şişip çatlamak
burst v. patlatmak (lastik/balon vb'ni)
burst v. gerilim sonucu kırılmak
burst v. (çıban) patlayıp boşalmak
burst v. (özellikle kılıç gibi el silahları) çarparak parçalanmak
burst v. taşmak
burst v. bir anda ortaya çıkmak
burst v. bir anda ortadan kaybolmak
burst v. ani bir değişikliğe uğramak
burst v. güçlenmek
burst v. parlaklaşmak
burst v. çiçek açmak
burst v. açılmak
burst v. (kapı) zorlayarak açmak
burst v. patlatarak açmak
burst v. ağzına kadar dolu olmak
burst v. dolup taşmak
burst v. ani bir başlangıç yapmak
burst v. dalmak
burst adj. patlamış
burst adj. patlak
burst adj. gerilim nedeniyle kırılmış
burst N. ani patlama
Irregular Verb
burst v. burst - burst
Colloquial
burst n. hırsızlık
burst n. soygun
burst v. (birinin) hayallerini/umutlarını yıkmak
burst v. (birini) rüyasından/hayallerinden uyandırmak
burst v. (birini) gerçeğe döndürmek
Advertising
burst n. flash yazı
Technical
burst n. gaz iyonlaşması
burst n. otomatik tüfeğin seri olarak ateş etmesi
burst n. patlama sonucu
burst n. patlayan boruda kalan hasar
burst n. uçaksavar mermi patladıktan sonra görülen duman: kozmik ışın veya partiküllerin neden olduğu yoğun iyonlaşma
burst n. radyo dalgalarının sinyal gücündeki ani artış
burst n. kozmik ışın veya partiküllerin neden olduğu yoğun iyonlaşma
burst n. radyo dalgalarının sinyal gücündeki ani artış
burst v. ayrılmak
burst v. patlamak
burst v. yarılmak
Computer
burst n. çoğuşma
burst n. kağıt ayırma
burst v. kağıt ayırmak
burst adj. tekil
Informatics
burst v. kağıt ayırmak
Automotive
burst n. lastik patlaması
Aeronautic
burst n. uçaksavar mermi patladıktan sonra görülen duman
Linguistics
burst n. patlama
Environment
burst n. aniden patlama
burst n. arıza
burst n. hızlanma
burst adj. patlak
Geology
burst n. püskürme
Military
burst n. infilak
burst n. seri atış
burst n. yaylım ateşi
Sport
burst n. bir tür bilardo oyununda kırk birden fazla puan alma
burst v. bir tür bilardo oyununda kırk birden fazla puan almak
Slang
burst n. tutuklama

Significados de "Burst" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
bürst hoy interj.

Significados de "Burst" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
pipe burst n. boru patlaması
burst of applaud n. alkış tufanı
low order burst n. yavaş paralanma
demand burst n. talep patlaması
burst of laughter n. birden kahkaha atma
burst-up n. infilak
burst-up n. batma
burst-up n. cümbüş
burst-up n. patlama
burst-up n. alem
burst of emotion n. duygu patlaması
burst of rage n. öfke patlaması
burst of anger n. öfke patlaması
burst [uk] n. alem
burst [uk] n. eğlence
burst in on v. pat diye girmek
burst forth v. açılmak
burst into tears v. birden ağlamaya başlamak
burst in upon v. atılmak
burst into laughter v. makaraları koyuvermek
burst inbud v. tomurcuklanmak
burst into laughter v. kahkaha atmak
burst into flames v. tutuşmak
make burst v. patlatmak
burst into laughter v. kahkahayı koyuvermek
burst out v. haykırmak
burst into bud v. tomurcuklanmak
burst in v. söyleyivermek
burst inward v. birden içeriye girmek
burst out v. söyleyivermek
burst out v. birden başlamak
be ready to burst with anger v. hırsından çatlamak
burst up v. batmak
burst into v. aceleyle girmek
burst in v. haykırmak
burst into flames v. alev almak
burst out crying v. birden ağlamaya başlamak
burst up v. iflas etmek
burst upon v. yarıda kesmek
burst a sewer v. lağım patlamak
burst with v. coşmak
burst on v. birden hücum etmek
burst with impatience v. çatlamak
burst in upon v. pat diye girmek
burst into laughter v. kahkahayı basmak
burst out v. patlak vermek
burst into anger v. harlamak
burst into tears v. gözyaşlarını tutamamak
burst into tears v. gözlerinden yaş boşanmak
burst into tears v. gözyaşlarına boğulmak
burst out laughing v. kahkahayı basmak
burst out laughing v. kahkahayı patlatmak
burst out laughing v. gülmekten kırılmak
burst out laughing v. gülmekten çatlamak
burst with curiosity v. meraktan çatlamak
burst into loud laughter v. kahkahaya boğulmak
burst into loud laughter v. kahkahalarla gülmek
burst into loud laughter v. kahkahalar atmak
the sales burst v. satış patlamak
burst in on v. yarıda kesmek
burst into v. birden -e başlamak
burst into v. -e boğulmak
burst with anger v. çok öfkelenmek
burst with anger v. sinirden köpürmek
burst with anger v. küplere binmek
burst with anger v. çok sinirlenmek
burst with anger v. öfkeden köpürmek
burst the tyre v. lastiği patlatmak
burst the tire v. lastiği patlatmak
burst inward v. içeriye patlamak
burst into prominence v. şöhret kazanmak
burst into prominence v. ön plana çıkmak
drink until burst v. çatlayana kadar içmek
burst [obsolete] v. kırmak
Phrasals
burst out (of something) v. (giysi) küçük gelmek
burst out v. fışkırmak
burst in (to some place) v. birden/kapıyı çalmadan/münasebetsizce içeri girmek
burst out with (something) v. çığlık atmak/koparmak/basmak
burst upon (one) v. birden aklına gelmek/akıl etmek
burst in (to some place) v. içeri dalmak
burst in v. sözü/lafı/işi kesmek
burst out (of something) v. içine sığmamak
burst out v. aniden bulunduğu yerden ayrılmak
burst out with (something) v. yaygarayı basmak
burst out with (something) v. birdenbire/aniden yüksek sesle bir ses çıkarmak
burst out v. aniden ve hızla akmak/gelmek
burst out with (something) v. yaygara koparmak
burst out with something v. yaygarayı basmak
burst out v. fırlamak
burst in v. sözü/lafı/işi bölmek
burst out (of something) v. karnı/göbeği (giysiden) fırlamak
burst out with something v. çığlık atmak/koparmak/basmak
burst in v. söz/laf arasına atılmak
burst in v. sözün/lafın/işin arasına girmek/atlamak
burst on (one) v. birden aklına gelmek/akıl etmek
burst out with something v. yaygara koparmak
burst out with (something) v. yaygarayı basmak
burst out v. (giysi) küçük gelmek
burst in (to some place) v. odaya pat diye girmek/dalmak
burst out v. (giysi) içine sığmamak
burst out v. infilak etmek
burst on (one) v. aklında/zihninde bir fikir belirivermek
burst out v. birdenbire/aniden (bir şey) yapmaya başlamak
burst out with something v. birdenbire/aniden yüksek sesle (bir şeyi) dile getirmek
burst out (of something) v. hızla dışarı çıkmak
burst out v. karnı/göbeği (giysiden) fırlamak
burst in v. zorla içeri girmek
burst out v. birden bağırmak
burst out with (something) v. birdenbire/aniden yüksek sesle (bir şeyi) dile getirmek
burst out doing something v. birdenbire/aniden (bir şey) yapmaya başlamak
burst out with something v. feryadı basmak
burst out with (something) v. feryadı basmak
burst out v. hızla dışarı çıkmak
burst in v. kapıyı kırarak içeri girmek
burst in v. söze/lafa/işe karışmak
burst upon (one) v. aklında/zihninde bir fikir belirivermek
burst out (of something) v. fırlamak
burst out (of something) v. aniden bulunduğu yerden ayrılmak
burst out v. patlamak
burst out with something v. birdenbire/aniden yüksek sesle bir ses çıkarmak
burst out v. aniden yüksek sesle konuşmak
burst out with something v. yaygarayı basmak
burst out with v. çığlık atmak/koparmak/basmak
burst with (an emotion) v. (bir duyguyla) dolup taşmak
burst upon someone v. birinin aklında birden bir fikir belirivermek
burst out into v. çiçeklenmek
burst out of (somewhere or something) v. (bir şeyin/bir yerin) içinden/arkasından bir anda ortaya çıkmak
burst out with v. yaygara koparmak
burst into (something) v. bir anda (bir şeye) teslim olmak
burst with (an emotion) v. (bir duyguyla) coşmak
burst out into (something) v. çiçeklenmek
burst on someone v. birinin aklında birden bir fikir belirivermek
burst out into v. açmak
burst out doing v. birdenbire/aniden yapmaya başlamak
burst out into v. çiçek açmak
burst with (an emotion) v. (bir duyguyla) dolmak
burst out of (somewhere or something) v. (bir şeyden/bir yerden) dışarı akmak
burst on someone v. birinin birden aklına gelmek
burst with v. (bir duyguyla) dolup taşmak
burst with (an emotion) v. (bir duygu) patlaması yaşamak
burst into (some place) v. (bir yere) kapıyı zorlayarak girmek
burst out into (something) v. bir anda (bir şey) yapmaya başlamak
burst into (something) v. bir anda (bir şey) yapmaya başlamak
burst out of (somewhere or something) v. (bir şeyden/bir yerden) bir anda belirivermek
burst into (something) v. çiçek açmak
burst out with v. feryadı basmak
burst out of (somewhere or something) v. (bir şeyi/bir yeri) bir hışımla terk etmek
burst out into (something) v. (bir şey) içinde kalmak
burst with v. (bir duygu) patlaması yaşamak
burst out into (something) v. bir anda (bir şeye) teslim olmak