Fuel - Turco Inglés Diccionario

Fuel

Significados de "Fuel" en diccionario turco inglés : 45 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
fuel n. yakıt
General
fuel n. yakacak
fuel n. benzin
fuel n. mahrukat
fuel n. akaryakıt
fuel n. enerji kaynağı
fuel n. destek
fuel n. besin
fuel n. ek teşvik kaynağı
fuel n. besleyici madde
fuel n. takviye
fuel n. gıda
fuel n. sürdürücü
fuel n. uyarıcı
fuel n. ateşleyici
fuel n. teşvik
fuel v. yakmak
fuel v. yükseltmek
fuel v. yakıt vermek
fuel v. benzin doldurmak
fuel v. yakıt sağlamak
fuel v. çalıştırmak
fuel v. yakıt elde etmek
fuel v. yanmasını sağlamak
fuel v. yakıt almak
fuel v. kamçılamak
fuel v. teşvik etmek
fuel v. gayrete getirmek
fuel v. beslenmek (duygu)
fuel v. körüklemek
fuel v. desteklemek
fuel v. şiddetlendirmek
fuel v. teşvik etmek
fuel v. büyütmek
fuel v. yakacak koymak
fuel v. palazlandırmak
fuel v. körüklemek
Technical
fuel n. akaryakıt
fuel n. yakıt
fuel n. kimyasal veya nükleer reaksiyona girdiğinde yararlı enerji üreten madde
fuel v. doldurmak
fuel v. yakıt almak
Automotive
fuel n. yakıt
Physics
fuel n. (nükleer reaktörde) fisyona uğrayabilen malzeme
fuel n. füzyon reaktöründe enerji açığa çıkaran madde

Significados de "Fuel" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
diesel fuel n. mazot
diesel fuel n. motorin
General
heavy fuel n. ağıryağ
jet fuel n. jet yakıtı
heavy fuel n. ağır yakıt
gaseous fuel n. gaz yakıt
domestic heating fuel n. konut ısıtma yakıtı
aviation fuel n. uçak yakıtı
diesel fuel smoke n. sis perdesi
fuel indicator n. yakıt göstergesi
fuel feed pump n. mazot pompası
main fuel tank n. ana yakıt deposu
main fuel line n. ana yakıt borusu
fuel oil n. akaryakıt
fuel gas n. yanma gazı
industrial fuel n. sanayi tipi yakıtlar
aircraft fuel n. uçak yakıtı
fuel consumption n. yakıt sarfiyatı
aerial fuel n. uçucu yakıt
bunker fuel n. gemi yakıtı
fuel wastage n. yakıt israfı
fuel injector n. mazot enjektörü
fuel tanker n. akaryakıt tankeri
diesel fuel n. dizel yakıtı
fuel tank n. yakıt deposu
liquid fuel rocket n. sıvı yakıtlı roket
fuel truck n. yakıt tankeri
fuel engineering n. yakıt mühendisliği
motor fuel n. motor yakıtı
fuel smuggling n. akaryakıt kaçakçılığı
main fuel filter n. ana yakıt filtresi
nuclear fuel n. nükleer yakıt
fuel oil n. yakıt
diesel fuel n. dizel yakıt
fuel gas n. gaz
industrial fuel n. endüstriyel yakıt
gaseous fuel n. gazyakıt
fuel cell n. yakıt hücresi
fuel consumption n. yakıt tüketimi
fossil fuel plant n. termik santral
alcohol fuel n. alkollü yakıt
solid rocket fuel n. katı roket yakıtı
solid fuel n. katı yakıt
fuel on hand n. yakacak mevcudu
fuel expense n. yakacak masrafı
fuel usage n. yakıt kullanımı
petroleum as fuel n. akaryakıt
fuel saving n. yakıt tasarrufu
main fuel tank n. ana yakıt tankı
light fuel oils n. hafif yakıtlar
heavy fuel oils n. ağır yakıtlar
vehicle fuel oil n. araç yakıtı
additional fuel tank n. ek yakıt deposu
bio fuel n. biyoyakıt
fuel oil n. yağyakıt
fuel type n. yakıt tipi
fuel oil n. fuel oil
fuel compatibility n. yakıt uygunluğu
fossil fuel n. fosil yakıt
fuel oil n. sıvı yakıt
fuel-oil n. yakıt yağ
fuel-oil n. yağyakıt
fuel oil n. fuel-oil
fuel-oil n. fueloil
fuel-oil tank n. akaryakıt tankı
coal-water fuel n. kömür-su yakıtı
fuel-oil n. fuel-oil
petroleum as fuel n. akar-yakıt
butane fuel refill n. çakmak gazı
fuel dispensing pump n. akaryakıt dağıtım pompası
transport fuel n. taşıt yakıtı
oncoming diesel fuel-laden truck n. karşı yönden gelen mazot yüklü kamyon
oncoming diesel fuel-laden truck n. karşı yönden gelen mazot yüklü tanker
fossil fuel energy n. fosil yakıtı enerjisi
fuel wood n. yakacak odun
heavy fuel burns n. ağır yakıt yanıkları
fuel-efficiency n. yakıt tasarrufu
fuel conservation n. yakıt tasarrufu
classification of fuel stations n. akaryakıt istasyonlarının sınıflandırılması
atomic fuel n. atomik yakıt
unlimited fuel n. sınırsız yakıt
fuel load n. yakıt yükü (itfaiyecilik)
plant-based fuel n. bitki kökenli yakıt
fuel remaining n. kalan yakıt
fuel expense n. yakıt gideri
fuel allowance n. yakacak yardımı
lighter fuel n. çakmak gazı
fuel consumption rate n. yakıt tüketim oranı
fuel poverty n. yakıt masrafına yetişememe
fuel poverty n. ısınma masraflarını karşılayamama
fuel up v. benzin doldurmak
fuel up v. yakıt almak
add fuel the flames v. yangına körükle gitmek
fill up fuel oil v. yakıt doldurmak
fuel up v. yakıt doldurmak
fuel up v. benzin almak
fuel fear v. korku uyandırmak
fuel the car up v. arabaya benzin/yakıt koymak/almak
fuel suspicion v. şüpheyi alevlendirmek
fuel the unrest v. huzursuzluğu alevlendirmek
running on diesel fuel adj. motorin yakan
fuel guzzling adj. çok benzin tüketen
fuel guzzling adj. çok benzin yakan
nightmare fuel adj. kabus körükleyen
nightmare fuel adj. kabusa sebep olan
Idioms
add fuel to the flames v. yangına körükle gitmek
add fuel to the fire v. yangına körükle gitmek
add fuel to the flame v. yangına körükle gitmek
add fuel to the flames v. kızgınlığını körüklemek
add fuel to the fire v. kızgınlığını körüklemek
take fuel on v. yakıt almak
take fuel on v. yakıt ikmali yapmak
pour fuel on the fire v. sinirli birini çileden çıkarmak
pour fuel on the fire v. zaten sinirli olan birini iyice sinirlendirmek
pour fuel on the fire v. yangını körüklemek
pour fuel on the fire v. kızgın birinin üstüne gitmek
pour fuel on the fire v. yangına körükle gitmek
pour fuel on the fire v. tuz biber ekmek
pour fuel on the fire v. birinin öfkesini iyice alevlendirmek
pour fuel on the fire v. yangını iyice alevlendirmek
fuel the fire v. gerginliği artırmak/alevlendirmek
fuel the flame v. yangını körüklemek
fuel the fires v. gergin biri durumun üstüne gitmek
fuel the fire v. durumu iyice germek
fuel the flame v. gerginliği artırmak/alevlendirmek
fuel the flames v. gerginliği artırmak/alevlendirmek
fuel the flames v. yangını körüklemek
fuel the fires v. yangını körüklemek
fuel the flame v. yangına körükle gitmek
fuel the fires v. gerginliği artırmak/alevlendirmek
fuel the flames v. durumu iyice germek
fuel the fires v. yangına körükle gitmek
fuel the flames v. gergin biri durumun üstüne gitmek
fuel the flame v. gergin biri durumun üstüne gitmek
fuel the fire v. yangını körüklemek
fuel the flames v. yangına körükle gitmek
fuel the flame v. durumu iyice germek
fuel the fire v. gergin biri durumun üstüne gitmek
fuel the fires v. durumu iyice germek
fuel the fire v. yangına körükle gitmek
fuel to the fire/flames v. ortalığı daha da alevlendirmek
fuel to the fire/flames v. yangına körükle gitmek
fuel to the fire/flames v. yanan ateşi körüklemek
fuel to the fire/flames v. kızgınlığını körüklemek
take on fuel v. benzin almak
take on fuel v. yakıt almak
take on fuel v. yakıt ikmali yapmak
take on fuel v. çok içmek
take on fuel v. kafayı çekmek
Trade/Economic
nuclear fuel and refined petroleum and coke coal industry n. nükleer yakıt ve rafine petrol ve kok kömür üretimi sanayii