Plane - Turco Inglés Diccionario

Plane

Significados de "Plane" en diccionario turco inglés : 64 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
plane n. düzlem
plane n. uçak
plane v. düzlemek
plane n. çınar
General
plane n. kanat
plane n. rende
plane n. müstevi
plane n. derece
plane n. müsavi
plane n. planya
plane n. seviye
plane n. el planyası
plane n. safha
plane n. tayyare
plane n. satıh
plane n. uçak
plane n. çınar ağacı
plane n. düz (yüzey)
plane n. bağlam
plane n. konu düzlemi
plane v. tıraşlamak
plane v. rendelemek
plane v. sistirelemek
plane v. süzülmek
plane v. rende ile düzeltmek
plane v. düzeltmek
plane v. uçmak (motorsuz)
plane v. uçar gibi gitmek (suyun yüzünde)
plane v. planyalamak
plane v. planya ile düzeltmek
plane v. düzleştirmek
plane v. pürüzsüzleştirmek
plane v. çıkıntı yapmadan düz çizgi halinde uzanmak
plane v. uçakla yolculuk yapmak
plane adj. düzlemsel
Technical
plane n. ahşap yüzey şekillendirme aleti
plane n. yüzey plakası
Computer
plane n. sıralı kod noktası dizisi
Construction
plane n. düzey
plane n. yüzey
plane adj. düz
Woodworking
plane n. marangoz rendesi
Automotive
plane n. düzlem
Aeronautic
plane n. uçak
plane n. uçakta temel destek yüzeyi
Marine
plane n. bir teknenin tam hızla ilerlerken gövdesinin ön kısmının su yüzeyiyle teması kesilecek ölçüde kalkma
plane n. yatay dümen
plane v. (deniz uçağı) hidrostatik kuvvet yerine hidrodinamik ve aerodinamik kuvvetle suda ilerlemek
plane v. (tekne) su yüzeyinde sekmek
plane v. (denizaltı) bir seviyeden diğerine geçmek
Mining
plane n. üzerinde vagonların taşındığı eğimli yol
Medical
plane n. düzlem
plane n. plan
plane n. (cerrahi anestezide) aşama
Anatomy
plane n. organın ya da vücut bölümünün yerini belirten hayali düzlem
Math
plane n. düzlem
plane adj. düz
Chemistry
plane adj. yassı
Botanic
plane n. batı çınarı
plane n. kuzey amerika'nın doğu ve orta kesimlerinden meksika'ya kadar çok geniş bir alanda yetişen bir çınar
Agriculture
plane n. çayır sürgüsü
Philosophy
plane n. teosofide varoluş alanı
Geography
plane n. düzlük
Art
plane n. uzamsal yönü ve konumu olan iki boyutlu yüzey alanı

Significados de "Plane" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
plane tree n. çınar
General
plane table n. plançete
plane tree n. çınar ağacı
transport plane n. nakliye uçağı
passenger plane n. yolcu uçağı
jet plane n. jet uçağı
pursuit plane n. avcı uçağı
through plane n. direkt uçak
fighter plane n. avcı uçağı
carpenter's plane n. küstere
jack plane n. marangoz rendesi
jet plane n. tepkili uçak
plane curves n. düzlem eğriler
plane table n. düz masa
inclined plane n. eğri yüzey
ground plane n. yatay düzlem
mail plane n. posta uçağı
jet plane n. jet
scout plane n. keşif uçağı
training plane n. eğitim uçağı
reconnaisance plane n. gözcü uçağı
combat plane n. muharebe uçağı
woodworking plane n. maket rende
half plane n. yarıdüzlem
datum plane n. referans düzlemi
dado plane n. düz kürsü taşı
meteorological plane n. meteoroloji uçağı
low wing plane n. alçak kanatlı uçak
plane figure n. düzlem şekil
narrow plane n. düztaban
inclined plane n. eğik düzlem
land plane n. kara uçağı
propeller plane n. pervaneli uçak
charter plane n. kiralanmış ucuz tarifeli uçak
plane geometry n. düzlem geometrisi
plane trigonometry n. düzlem trigonometri
slant plane n. eğik yüzey
slant plane n. eğik satıh
light plane n. hafif uçak
plane cargo n. hava kargosu
plane cargo n. uçak kargosu
plane-wave reflection coefficients n. düzlem dalga yansıma katsayıları
ground plane n. yer düzlemi
plane crash n. uçak düşmesi
plane crash n. uçağın düşmesi
executive plane n. yönetici uçağı
first plane available n. bulduğum ilk uçak
first plane available n. müsait/kalkacak olan ilk uçak
rescue plane n. kurtarma uçağı
the tail section of the plane n. uçağın kuyruk kısmı
a small plane n. küçük bir uçak
paper plane n. kağıt uçak
paper plane n. kağıttan uçak
chair-o-plane n. zincirli döner salıncak
plane crash n. uçak kazası
giant plane tree n. dev çınar
meridian plane n. meridyen düzlemi
hijacked plane n. kaçırılan uçak
hijacked plane n. kaçırılmış uçak
diving plane n. denizaltı su kanadı
wrecked plane n. uçak enkazı
plane leaf n. çınar yaprağı
stunt plane n. akrobasi uçağı
walking plane n. yürüyen uçak
aerobatic plane n. gösteri uçağı
aerobatic plane n. akrobasi uçağı
beading plane n. silmelerde boncuk motifi yapmak için kullanılan marangoz tezgahı
mesial plane n. iki taraflı simetrik bir hayvanı sağ ve sol yarı olmak üzere ikiye bölen orta düzlem
median plane n. iki taraflı simetrik bir hayvanı sağ ve sol yarı olmak üzere ikiye bölen orta düzlem
mother plane n. başka hava aracını taşıyan, havalanmasını sağlayan veya kumanda eden uçak
pontoon plane n. deniz uçağı
plane scale n. düzlemsel seyir ölçeği
plane sailing n. rahat ilerleme
plane spotter n. hobi olarak uçak gözlemciliği ve fotoğrafçılığı yapan kimse
plane of flotation n. sıvının yatay yüzeyi içinde yüzen cismi kestiği düzlem veya çizgi
scabbard plane n. ince plaka
scabbard plane n. kontrplak
scabbard plane n. ince tahta
perspective plane n. izdüşüm düzlemi
perspective plane n. iki boyutlu yüzey
go by plane v. uçakla gitmek
build a model plane v. uçak maketi yapmak
build a model plane v. maket uçak yapmak
miss the plane v. uçağı kaçırmak
miss a plane v. uçak kaçırmak
carry gun on plane v. uçakta silah taşımak
parachute out of a plane v. uçaktan paraşütle atlamak
take a plane trip v. uçak seyahati yapmak
be spotted by a plane v. (kazazedeler için kullanılır) bir uçak tarafından fark edilmek
survive the plane crash v. uçak kazasından sağ kurtulmak
catch the plane v. uçuşu/uçağı yakalamak
catch the plane v. uçuşa yetişmek
catch the plane v. uçağa yetişmek
buy a plane v. bir uçak almak
die in a plane crash v. uçak kazasında ölmek
have a plane to catch v. uçağa yetişmesi gerekmek
board the plane v. uçağa binmek
fly a plane v. uçak uçurmak
jump out of the plane v. uçaktan atlamak
fly a plane v. uçak kullanmak
fly a plane v. uçak uçurmak
jump out of a plane v. uçaktan atlamak
get on the plane v. uçağa binmek
on the same plane adv. aynı derecede
on the same plane adv. aynı düzeyde
by plane adv. uçakla
in plane adv. düz
in plane adv. düz durumda
after a plane crash like this adv. böyle bir uçak kazasından sonra
Phrasals
plane away v. planya ile düzleştirmek
plane something down v. planya ile düzleştirmek
plane something off v. rendeleyerek/planya ile yumruları/çentikleri düzleştirmek
plane down v. törpülemek
plane down v. zımparalamak
plane off v. zımparalayarak düzeltmek
plane off v. zımparalamak
plane down v. zımparalayarak düzeltmek
plane down v. aşındırmak
plane down v. dümdüz etmek
plane off v. zımparalayarak/aşındırarak pürüzsüz hale getirmek
plane off v. aşındırıp yok etmek
plane down v. rodaj yapmak
plane down v. pürüzsüz hale getirmek
plane down v. aşındırıp yok etmek
Colloquial
front end of the plane n. uçağın ön tarafı
plane to istanbul n. istanbul’a giden uçak
make the plane crash v. uçağı düşürmek
jump out the plane v. uçaktan atlamak
Speaking
we couldn't help the plane being late! expr. uçağın gecikmesi bizim kabahatimiz değildi!
has the plane landed yet? expr. uçak henüz inmedi mi?
I'll take the next plane expr. bir sonraki uçağa bineceğim
have you ever flown in a plane? expr. hiç uçağa bindin mi/uçakta uçtun mu?
train is slower than plane expr. tren uçaktan daha yavaştır
we went there by plane expr. biz oraya uçak ile gittik
we went there by plane expr. biz oraya uçakla gittik
Trade/Economic
cargo plane n. kargo uçağı
through plane n. direkt uçak
Industry
smooth plane n. ahşap planya
smoothing plane n. ahşap planya
Tourism
cargo plane n. kargo uçağı
Technical
shear plane n. makaslama düzlemi
plane flow n. iki boyutlu akım
crystallographic plane n. kristalografik düzlem
coaxial plane n. eksendeş düzlem
steel plane n. çelik rende
charter plane n. kiralık ucuz tarifeli uçak
aqua plane n. su kayağı
tangent plane n. teğet düzlem
plane flexure n. eğilme düzlemi
sinusoidal plane n. sinüzoidal düzlem