along with - Turco Inglés Diccionario

along with

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "along with" en diccionario turco inglés : 16 resultado(s)

Inglés Turco
General
along with adv. birlikte
I remember going to that Committee and arguing, along with the women, for that petition.
O Komiteye gittiğimi ve kadınlarla birlikte bu dilekçeyi savunduğumu hatırlıyorum.

More Sentences
along with adv. yanında
Please take me along with you.
Lütfen beni de yanında götür.

More Sentences
along with adv. yanına
Do not forget to take your children along with you.
Çocuklarınızı da yanınıza almayı unutmayın.

More Sentences
along with adv. ile birlikte
Allergic reactions can be common, along with skin inflammation and gastrointestinal distress (when consumed).
Alerjik reaksiyonlar, cilt iltihabı ve gastrointestinal rahatsızlık (tüketildiğinde) ile birlikte yaygın olabilir.

More Sentences
along with adv. boyunca
Our Leadership Development Programme runs throughout the programme, evolving along with your own leadership skills.
Liderlik Gelişim Programımız program boyunca devam eder ve kendi liderlik becerilerinizle birlikte gelişir.

More Sentences
along with adv. ile
Fifteen Member States reached common accord and a common position, along with the Commission.
On beş Üye Devlet, Komisyon ile birlikte ortak bir mutabakata ve ortak bir pozisyona varmıştır.

More Sentences
Phrases
along with expr. yanı sıra
Along with the availability of euros, payment by bank card is another bottleneck.
Avronun mevcudiyetinin yanı sıra, banka kartıyla ödeme de bir başka darboğazdır.

More Sentences
General
along with adv. burada
along with adv. ile beraber
along with adv. ileriye
along with adv. oraya
along with adv. orada
along with adv. kıyısında
along with adv. buraya
along with adv. ileri
along with adv. kenarında

Significados de "along with" con otros términos en diccionario inglés turco: 143 resultado(s)

Inglés Turco
General
getting along with one another n. geçim
tag along with v. beraber gelmek (meraktan veya çıkar elde etme umuduyla biriyle)
go along with v. beraber gitmek
get along with v. ile geçinmek
get along with v. biriyle iyi geçinmek
go along with v. ile beraber gitmek
travel along with v. yolculuk etmek
get along with v. birisiyle geçinmek
get along with v. anlaşmak
go along with the crowd v. cemaate uymak
string along with v. birinin dediklerini yapmak
go along with somebody v. aynı düşüncede olmak
go along with v. razı olmak
get along with v. iyi anlaşmak (birisiyle)
get along with v. uyuşmak
go along with v. desteklemek
go along with v. kabul etmek
string along with v. ayak uydurmak
string along with v. uymak
get along well with each other v. yıldızları barışmak
get along with v. ile anlaşmak
tag along with v. peşine takılmak
string along with v. birine uymak
tag along with v. beraber gitmek (meraktan veya çıkar elde etme umuduyla biriyle)
get along with v. geçinmek
not get along with v. anlaşamamak
never get along with v. yıldızı barışmamak
never get along with v. asla anlaşamamak
never get along with v. hiç anlaşamamak
try to get along with (someone) v. anlaşmaya çalışmak
get along well (with) v. iyi anlaşmak
not get along with the people around v. çevresi ile geçinememek
be unable to get along with others v. çevresi ile geçinememek
can not get along with the people around v. çevresi ile geçinememek
go along with v. aynı düşüncede olmak
go along with v. aynı görüşte olmak
go along with v. -e razı olmak
play along with v. uyum içinde olmak
easy to get along with adj. geçimli
along with a lot adv. çok
right along with adv. yanı sıra
along with their annexes adv. ekleri ile birlikte
Phrasals
get along with v. ile anlaşmak
get along with v. ile geçinmek
get along with v. ile iyi geçinmek
get along with v. ile uzlaşmak
play along with v. uyumlu hareket etmek
play along with v. uyum göstermek
play along with v. uyumlu davranmak
carry something along with someone v. (bir şeyi) yanında getirmek
come along with someone v. birisiyle gitmek/gelmek
play along with someone v. (bir müzik aletiyle) birine eşlik etmek
go along with v. uymak
scrape along with something v. bir şey ile idare etmek/idareli olmak
sing along with someone v. şarkısında eşlik etmek
sing along with someone v. biri şarkı söylerken (ona) enstrüman vb ile eşlik etmek
get along with v. iyi geçinmek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. sürüklemek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. kendinden geçirmek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. her zaman yanında bulundurmak
carry (someone or something) along with (someone or something) v. beraberinde sürüklemek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. alıp götürmek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. beraberinde alıp götürmek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. her yere yanında taşımak
carry (someone or something) along with (someone or something) v. etkisi altına almak
carry (someone or something) along with (someone or something) v. oyunun içine çekmek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. büyülemek
carry something along (with someone) v. bir şeyi yanında taşımak
carry someone along (with something) v. (bir şeyin peşi sıra) gitmek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. birini ya da bir şeyi peşi sıra sürüklemek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. bir şeyi yanında taşımak
carry (someone or something) along with (someone or something) v. ayartmak
carry someone along (with something) v. (bir şeyi) beraberinde taşımak
carry (someone or something) along with (someone or something) v. büyülemek
carry something along (with someone) v. bir şeyi sürekli üstünde taşımak
carry something along (with someone) v. yanından ayırmamak
carry (someone or something) along with (someone or something) v. alıp götürmek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. cezbetmek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. yanından ayırmamak
carry someone along (with something) v. (bir şey ile) sürüklenmek
carry (someone or something) along with (someone or something) v. bir şeyi sürekli üstünde taşımak
carry someone along (with something) v. birini (bir şeyle) sürüklemek
carry someone along (with something) v. birini (bir şeyle) alıp götürmek
carry someone along (with something) v. birini beraberinde sürüklemek/alıp götürmek
and get along (with someone) v. (biriyle) geçinmek
get along with (one) v. (biriyle) iyi geçinmek
get along with (one) v. (biriyle) anlaşmak
get along with (one) v. (biriyle) geçinmek
get along with (one) v. (biriyle) iyi anlaşmak
get along (with someone) v. (biriyle) iyi arkadaş olmak
get along (with someone) v. (biriyle) iyi geçinmek
get along (with someone) v. (biriyle) arası iyi olmak
go along with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) gitmek
go along with (something) v. (bir şeyle) uyumlu olmak
go along with (something) v. (bir şeye) uymak
go along with (someone or something) v. (birine/bir şeye) katılmak
go along with (someone or something) v. (birine/bir şeye) eşlik etmek
go along with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) iş birliği yapmak
go along with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) uyumlu hareket etmek
go along with (someone or something) v. (birini/bir şeyi) takip etmek
read along (with someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) eş zamanlı olarak okumak
read along (with someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) aynı anda okumak
struggle along (with something) v. (bir şeye) dayanmak
struggle along (with something) v. (bir şeyle/bir şeyi) idare etmek
Phrases
along with expenses expr. masraflarla beraber
along with someone or something expr. biriyle/bir şeyle birlikte
along with something expr. bir şeyin yanında
along with someone or something expr. biriyle/bir şeyle beraber
along with something expr. bir şeyle birlikte
along with something expr. bir şeye ek olarak
along with something expr. bir şeyle beraber
along with someone or something expr. birinin/bir şeyin yanında
along with something expr. bir şeye ek olarak
along with something expr. bir şeyle beraber
along with someone or something expr. biriyle/bir şeyle birlikte
along with someone or something expr. birinin/bir şeyin yanında
along with something expr. bir şeyle birlikte
along with something expr. bir şeyin yanında
along with someone or something expr. biriyle/bir şeyle beraber
Colloquial
rub along with v. iyi geçinmek
get along famously (with someone) v. (biriyle) sıkı fıkı olmak
get along famously (with someone) v. çok iyi anlaşmak
get along famously (with someone) v. aralarından su sızmamak
get along famously (with someone) v. (biriyle) iyi geçinmek
Idioms
get along well with someone v. biriyle iyi geçinmek
go along with the gag v. şakaya ortak olmak
go along with the gag v. şakayı devam ettirmek
go along with you expr. yok canım daha neler
go along with you expr. haydi canım sen de
Speaking
it's impossible for them to get along with each other expr. ikisini bir kazana koysan kaynamazlar
how do you get along with him/her? expr. onunla aran nasıl?
do you get along with him/her? expr. onunla aran nasıl?
do you get along with your parents? expr. ailenle anlaşıyor musun?
do you get along with your parents? expr. annenle babanla anlaşıyor musun?
I get along with my friends expr. arkadaşlarımla iyi anlaşıyorum
do you go along with that? expr. buna katılıyor musun?
are you getting along with your daughter? expr. kızınla iyi anlaşıyor musun?
are you getting along with your daughter? expr. kızınla aran iyi mi?
are you getting along with your daughter? expr. kızınla arayı düzelttin mi?
Slang
get along with you! expr. yok devenin nalı
get along with you! expr. hadi ordan!
get along with you! expr. hadi toparlan/git!
get along with you! expr. hadi yaylan!