an- - Turco Inglés Diccionario

an-

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "an-" en diccionario turco inglés : 7 resultado(s)

Inglés Turco
General
an- pref. değil anlamı veren ön ek
an- pref. olmayan anlamı veren ön ek
an- pref. yukarı
an- pref. yukarıya doğru
an- pref. yeniden
an- pref. arka
an- pref. arkaya doğru

Significados de "an-" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
being an executioner n. cellatlık
take an exam v. sınava girmek
come to an agreement v. anlaşmaya varmak
give an order v. sipariş vermek
make an effort v. çabalamak
commit an offense v. suç işlemek
make an effort v. çaba göstermek
put an end v. son vermek
make an effort v. gayret etmek
place an order v. sipariş vermek
run an errand v. ayak işleri yapmak
make an effort v. çaba harcamak
take an oath v. ant içmek
General
an extra n. extra bir
an outrage upon decency n. tecavüz
an outrage upon justice n. adaletsizlik
founder of an order n. pir
blink of an eye n. göz kırpma
skin of an onion n. soğan zarı
placing an order n. ısmarlama
report of an informer n. curnal
a matter of life an death n. ölüm kalım meselesi
seat with an adjustable back n. pulman koltuk
place suitable for an outing n. mesirelik
an immortal person believed to come in time of need n. hızır
an open question n. çözümlenmemiş sorun
an oil baron n. petrol kralı
kernel of an integral equation n. entegral denklemi çekirdeği
an open secret n. herkesçe bilinen bir sır
an easy prey n. dişe gelir
taking advantage of an opportunity n. fırsattan istifade
an upright man n. adam gibi adam
oath taken by an expert n. ehlivukufun yemini
an off day n. kötü gün
work of an educator n. eğitmenlik
as an exception n. istisna olarak
an old flame n. göz ağrısı
being an uncle n. dayılık
rank of an undersecretary n. müsteşarlık
an open sore n. açık yara
report of an informer n. jurnal
the twinkling of an eye n. göz açıp kapayıncaya kadar
being an immigrant n. muhacirlik
means to an end n. vasıta
being an elder brother n. ağabeylik
the white of an egg n. yumurta akı
violation of an oath n. bir yeminin bozulması
confinement in an asylum n. akıl hastanesine kapatılma
being an upstart n. görmemişlik
an elderly greek woman n. kokona
coming to an end n. tükenme
an accomplished fact n. olmuş bitmiş bir şey
the inside of an affair n. işin iç yüzü
an insect pest of cereals n. kımıl
an equal amount n. misil
being an architect n. mimarlık
premises of an airport n. havaalanı binası
an advanced technical school for girls n. olgunlaşma enstitüsü
being an aga n. ağalık
an armful n. kucak dolusu
end of an era n. bir devrin sonu
breach of an oath n. yeminini bozma
an eyesore n. göz zevkini bozan (bina vb)
uterus of an animal n. kulunluk
an acid remark n. iğneleyici bir söz
kernel of an almond n. badem içi
an eagle owl n. zağanos
vitality of an institution n. bir kurumun canlılığı
an open question n. çözülmemiş sorun
an egregious mistake n. korkunç bir hata
an off street n. sapa bir sokak
set form of an oath n. bir yeminin belirlenmiş biçimi
means to an end n. araç
quite an event n. fevkalade bir hadise
an outrage upon justice n. hak çiğneme
making an effort n. çaba sarf etme
betrothed while still an infant n. beşik kertiği
an elongated grape n. gelinparmağı
being an officer n. zabitlik
placing an order n. sipariş verme
an elongated gourd n. borukabağı
an upward trend in sales n. satışlarda artış eğilimi
assistant to a professor in an islamic university n. muid
bay of an arch n. kemer gözü
role of an older sister n. ablalık
an appreciation n. takriz
duties of an undersecretary n. müsteşarlık
being an elder sister n. ablalık
a familiar address to an older man n. amca
half an hour n. yarım saat
an axe to grind n. çözülmesi gereken sorun
an axe to grind n. şikayete sebep olan durum
member of an association n. dernek üyesi
an ejaculation of surprise n. şaşırma nidası
an outlook on life n. hayata bakış (açısı)
an intense heat n. yoğun bir sıcaklık
the white of an egg n. yumurtanın beyazı
evacuation (of people, an area) n. bir bölgenin tahliye edilmesi
an important role n. önemli bir rol
an outstanding beauty n. dünya güzeli
an agreement that has yet to be notarized n. noterden geçmemiş sözleşme
an agreement that has yet to be notarised n. noterden geçmemiş sözleşme
an attribute of land n. arsa vasfı
the epicentre of an earthquake n. depremin merkez üssü
quite an experience n. tam bir deneyim
quite an experience n. harika bir deneyim
an ethical problem n. etik bir sorun
an associate company n. tanıdık şirket
an associate company n. tanıdık firma
an obvious example n. net bir örnek
an obvious example n. açık bir örnek
putting on a belt during a master ceremony according to an ahi-order n. şed kuşanma
decline of an empire n. bir imparatorluğun çöküşü
fall of an empire n. bir imparatorluğun çöküşü
violation of terms and conditions (of an agreement) n. sözleşme hükümlerine aykırılık
an old banger n. külüstür
an honest joe n. sıradan adam
an honest joe n. kendi halinde insan
an easy and pleasant life n. rahat ve sıkıntısız hayat
an advantage gained at the beginning n. başlangıçta elde edilen avantaj
means to an end n. sonuca götüren adım
means to an end n. başarıyı getiren hamle
means to an end n. hedefe yönelik davranış
means to an end n. amaca ulaştıran adım
an easy victory n. kolay zafer
expression of an opinion n. bir fikrin ifadesi
cash withdrawal from an atm machine while abroad n. yurtdışı atm'den nakit çekim
an inconstant affection n. hercai gönül
an inconstant lover n. hercai gönül
an inconstant heart n. hercai gönül
an unfortunate statement n. talihsiz bir açıklama
an unfortunate statement n. talihsiz açıklama
an ugly attack n. çirkin bir saldırı
an alliance of values n. değerler bütünü
an open ended question n. ucu açık soru
an alternative view to n. farklı bir bakış
expected life of an item n. kullanım ömrü
an appropriate intervention n. yerinde bir müdahale
an important step n. önemli bir adım
an anonymous watcher n. ismini vermek istemeyen bir izleyici
an affront to humanity n. insanlık ayıbı
an affront to humanity n. insanlığa yapılmış bir hakaret
an indisputable truth n. tartışmasız bir gerçek
an indisputable fact n. tartışmasız bir gerçek
an economical solution n. ekonomik çözüm
an unmet need n. karşılanmamış ihtiyaç
an interesting story n. ilginç bir hikaye
an indivisible whole n. ayrılmaz bir bütün
an inseparable whole n. ayrılmaz bir bütün
an unexpected development n. beklenmedik gelişme