anda - Turco Inglés Diccionario

anda

Significados de "anda" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
şu anda at the moment adv.
şu anda now adv.
General
aynı anda yapılan işlem simultaneous operation n.
aynı anda çeşitli meteorolojik olguları kaydeden cihaz meteograph n.
aynı anda olma concurrency n.
aynı anda olma simultaneousness n.
o anda uydurma extemporisation n.
aynı anda her yerde bulunma ubiquity n.
aynı anda iki zıt fikre inanma doublethink n.
iki farklı maddeyi aynı anda yakma cofiring n.
iki farklı maddeyi aynı anda yakma cofire n.
aynı anda iki yerde birden olma bilocation n.
kişinin bedenini veya bir eşyayı bulunduğu mekanda yok edip bir anda başka bir mekanda ortaya çıkarması teleportation n.
bir anda ortaya çıkan tehdit immediate threat n.
aynı anda olma concurrence n.
fikirlerin bir anda değişmesi flip-flops n.
fikirlerin bir anda değişmesi flip-flop n.
aynı anda iki farklı yöne sallanan ikili oyun ipi double dutch n.
olunan zaman veya mekandan farklı bir zamanı ve mekanı işleyen bir eser karşısında anlatılan yerde veya zamanda olunmadığının bilinmesine rağmen okurun istemli bir şekilde kendisini orada ve o anda imiş gibi hissederek eseri anlamaya çalışması the willing suspension of disbelief n.
aynı anda hem özne hem de nesne konumunda olma durumu assujetissement n.
o anda uydurma extemporization n.
bir bölgede birden fazla dilin aynı anda bulunması polyglossia n.
bir anda gelen aydınlanma sudden and striking realization n.
aynı anda birçok yerde olma yetisi ubiquity n.
aynı anda iki aracın yarıştığı bir çeşit araba/motor yarışı drag racing n.
şu anda olma nowness n.
aynı anda çekildiğinde kaybolan iki halkadan oluşan hokkabaz düğümü tom fool's knot n.
aynı anda çekildiğinde kaybolan iki halkadan oluşan hokkabaz düğümü tom fool knot n.
aynı anda iki kriteri sağlayan şey twofer n.
aynı anda birden fazla yerde olma ubiquitariness n.
aynı anda aynı şeyleri söyleme unison n.
aynı anda dört eşi olan kimse quadrigamist n.
aynı anda hem iyi bir eş olan hem de profesyonel bir kariyere sahip olabilen bir kadın wonder woman n.
bir anda ileriye atılma bolt n.
aynı anda tek bir karısı olma monogyny n.
bir oyuncunun rakibiyle aynı anda ellerini açarak aynı sayıda parmaklarını uzattığı bir italyan oyunu mora n.
bir oyuncunun rakibiyle aynı anda ellerini açarak aynı sayıda parmaklarını uzattığı bir italyan oyunu morra n.
(pamuk, yün) kordonları aynı anda çekip kıvırarak ipliğe dönüştürüp masuraya saran makine mule n.
müziksel gösterimde çubukları çizmek için kullanılan, aynı anda beş paralel çizgi çizebilen kalem music pen n.
(bütün çanların aynı anda çalınması ile elde edilen) şıngırtı clam n.
kendi düşürdüğü sahte ingiliz altınını o anda bulmuş gibi yapıp başkasına değerli gibi satmaya çalışan üçkağıtçı guinea dropper n.
(grup üyelerine aynı anda ikram edilen) likör round n.
(pul koleksiyonculuğunda) birkaç ülkede aynı anda genellikle hatıra amaçlı basılan pul omnibus n.
(aynı anda) her yerde bulunma omnipresency n.
(birden fazla şey) aynı anda doğum connascence n.
(birden fazla şey) aynı anda doğum connascency n.
birden fazla cesedin aynı anda yakılması concremation n.
birden fazla şeyin aynı anda yakılması concremation n.
(jonglörlük) aynı anda iki topun atılması duplex n.
(develerde ve atlarda) vücudun aynı tarafındaki iki bacağın ayın anda kaldırılıp indirilmesi pace n.
aynı anda gerçekleşen birbiri ile alakasız durumları birbiri ile ilişkilendirme parataxis n.
isa'nın bedeni ve kanının komünyondaki ekmek ve şarabın özüyle aynı anda var olduğu öğretisini benimsemiş kimse consubstantialist n.
aynı anda birden fazla özelliğe göre sınıflandırma cross-division n.
şu anda var olan şey is n.
aynı anda tek bir alıcıya yönlendirilen posta postbag n.
aynı anda gerçekleşme coinstantaneity n.
aynı anda birden fazla makamda görev alma pluralism n.
umulmadık anda olan şey premature n.
anda kalma presence n.
aynı anda doğan dört çocuktan biri fourling n.
bir şey için aynı anda birden fazla isim/eş anlamlı sözcük kullanılması poecilonymy n.
bir şeyin aynı anda meydana gelmesini sağlayan uyarlama synchronizing n.
bir şeyin aynı anda meydana gelmesini sağlayan uyarlama synchronising n.
aynı anda görülen şeyler bütünü syndrome n.
aynı anda birkaç işi yapma multitasking n.
son anda dışarıdan gelen yardım rescue n.
aynı anda her iki el ile silah kullanma dual wielding n.
aynı anda yapmak accompany v.
hiç beklenmedik bir anda ölmek die unexpectedly v.
aynı anda olmak synchronize v.
beklenmedik bir anda olmak crop up v.
umulmadık bir anda başarı kazanmak hit the jackpot v.
iki farklı maddeyi aynı anda yakmak cofire v.
umulmadık bir anda başarı kazanmak hit the bullseye v.
bir anda köşeyi dönmek strike it rich v.
aynı anda söze karışmak intercede with v.
aynı anda söze başlamak intercede with v.
aynı anda dikmek interplant v.
bir anda bir alışkanlıktan vazgeçmek go cold turkey v.
o anda söylemek ad-lib v.
aynı anda olmak concur v.
bir anda sonlanmak fizzle out v.
linç edilmekten son anda kurtulmak narrowly escape a lynching attempt v.
aynı anda iki eşe birden sahip olmak have two spouses at the same time v.
aynı anda var olmak coexist v.
bir anda gözden kaybolmak disappear suddenly v.
aynı anda yaratmak concreate v.
son anda gelmek come at the last minute v.
aynı anda bulunmak co-exist v.
son anda migreni tutmak get a migraine at the last moment v.
aynı anda aynı şeyi hissetmek feel the same thing at the same time v.
aynı anda birkaç iş/görev yapmak juggle several tasks at once v.
bir anda bir yakınlık hissetmek have/feel an instant connection v.
bir anda bir bağ/yakınlık kurmak have/feel an instant connection v.
bir anda bir yakınlaşma hissetmek have/feel an instant connection v.
aynı anda olmak synchronise v.
aynı anda birkaç görevi yerine getirmek multitask v.
beklenmedik şekilde bir anda kendini bir şeyi keşfetmiş olarak bulmak end up discovering v.
bir tarlayı aynı anda sulayıp gübrelemek fertigate v.
bir anda saldırmak jump v.
(aynı anda birden çok işi, sorumluluğu) idare etmek juggle v.
(aynı anda birden çok işi, sorumluluğu) yönetmek juggle v.
(sesin) işitilebilirlik eşiğini aynı anda başka bir sesin varlığı ile yükseltmek mask v.
aynı anda iki farklı kaynaktan veya yönden saldırıya maruz kalmak whipsaw v.
(kart) aynı anda üstten ve alttan bir kart çekerek karıştırmak milk v.
bir anda şiddetlenmek break open v.
bir anda patlamak break open v.
bir anda içeri girmek bulge (in) v.
bir anda içeri girmek bulge (into) v.
bir anda ortaya çıkmak burst v.
bir anda ortadan kaybolmak burst v.
aynı anda birden fazla erkekle ilişkiye girmek gang-bang v.
(yayın sırasında) olayı veya hareketleri izleyip aynı anda anlatmak describe v.
(birinin) bir anda karşısına çıkmak hit v.
savunmayı aynı anda çok fazla iş yapmaya zorlamak open up v.
(rastgele iki değişken) aynı anda değişkenlik göstermek co-vary v.
(aynı anda haber vermek için) çok sayıda kapı zilini çalmak doorbell v.
aynı anda birden fazla müşterinin kullanımı için rezerve etmek double-book v.
iki kaynaktan aynı anda para elde etmek double-dip v.
(fikir) bir anda anlaşılmak pierce v.
bir anda çıkmak pike v.
bir anda ayrılmak pike v.
iki şeyi aynı anda veya sırayla yapmak couple v.
bir anda belirmek crop v.
(beklenmedik anda) bölmek porlock v.
aynı anda sevmek coenamor v.
aynı anda sevmek coenamour v.
tüm çanları aynı anda çalmak fire v.
programı birden fazla lokasyondan aynı anda yayınlamak simulcast v.
bir anda popülerleşmek explode in popularity v.
(makale veya karikatürü) aynı anda çok sayıda gazeteye satmak syndicate v.
bir anda çıkmak spike v.
beklenmedik bir anda yakalamak surprise v.
tam bu anda this very moment adj.
aynı anda olmuş coexisted adj.
aynı anda olan simultaneous adj.
aynı anda birden fazla yerde olan omnipresent adj.
aynı anda birden fazla yerde olan ubiquitous adj.
o anda yapılan (hazırlık yapılmadan) impromptu adj.
aynı anda simultaneous adj.
son anda yapılan last-ditch adj.
aynı anda her yerde olabilen omnipresent adj.
birden fazla dilin aynı anda bulunduğu (bölge) polyglossic adj.
aynı anda together adj.
aynı anda birden fazla yerde olan totipresent [obsolete] adj.
şu anda gerçekleşen toward adj.
aynı anda birden fazla yerde olan ubiquarian [rare] adj.
aynı anda birden fazla yerde olan ubiquitary [obsolete] adj.
aynı anda olmayan unsynchronous adj.
son anda gelen last-gasp adj.