|
Categoría |
Turco |
Inglés |
|
| General |
|
| 1 |
General |
saç tıraşı sonra oluşan, bazen iltihaplanan küçük şişlik |
razor bump n. |
|
| 2 |
General |
tv'nin çerçeve hızını artırarak görüntüsünü pürüzsüz hale getiren ve bazen de abartılı gerçek ve garip bir görüntü veren bir tv teknolojisi |
motion smoothing n. |
|
| 3 |
General |
el falcılarının saldırganlık veya dayanıklılık, bazen de çabuk alevlenen bir mizaç ile ilişkilendirdikleri el çizgisi |
martian n. |
|
| 4 |
General |
bazen ölçü olarak kullanılan varil veya kova |
meal [obsolete] n. |
|
| 5 |
General |
şişik ve bazen kırmızı burun |
bottle nose n. |
|
| 6 |
General |
atları çalıştıran ve bazen jokeylik de yapabilen küçük ölçekli yarış atı sahibi |
gipsy n. |
|
|
|
| 7 |
General |
(orta çağ'da) britanya'nın bazı bölümlerinde yerel ticareti kontrol eden ve bazen yerel yönetimde rol alan tüccar birliği |
guild n. |
|
| 8 |
General |
(orta çağ'da) belirli bir zanaat veya ticaretle uğraşan kimselerden oluşup mesleklerinin ve meslektaşlarının refahı için çalışan ve bazen yönetime katılan bir birlik |
guild n. |
|
| 9 |
General |
bazen doğal gazla birlikte bulunan hafif, benzin benzeri bir hidrokarbon sıvısı |
drip gas n. |
|
| 10 |
General |
bazen harfe veya şekle ekli olabilen küçük haç |
crosslet n. |
|
| 11 |
General |
sanıkların ve bazen de yargılamayı bekleyen tanıkların sivil makamlarca tutulduğu yer |
house of detention n. |
|
| 12 |
General |
bazen başarılı bazen başarısız olan |
hit-and-miss adj. |
|
| 13 |
General |
bazen eksantrik görünecek kadar bağımsız ve bireysel olan |
ornery adj. |
|
| 14 |
General |
bazen söylenildiği gibi |
as it was sometimes called adv. |
|
| 15 |
General |
tam bir (bazen alaycı şekilde) |
right adv. |
|
| 16 |
General |
bazen . . . bazen |
sometimes . . . sometimes expr. |
|
| Phrases |
|
| 17 |
Phrases |
hatta bazen |
even sometimes expr. |
|
| 18 |
Phrases |
bazen nadir de olsa |
sometimes, although rare expr. |
|
| 19 |
Phrases |
bazen çalışmadığın yerden soru gelir |
life is like a box of chocolates expr. |
|
| Proverb |
|
| 20 |
Proverb |
büyük ve başarılı şirketler, kuruluşlar bazen çok mütevazı bir şekilde başlar |
tall oaks from little acorns grow v. |
|
| 21 |
Proverb |
büyük ve başarılı şirketler, kuruluşlar bazen çok mütevazı bir şekilde başlar |
great oaks from little acorns grow v. |
|
| 22 |
Proverb |
olanın tümünü söylemeyen yalan söylemiş sayılır bazen |
half the truth is often a whole lie |
|
| 23 |
Proverb |
gerçeğin bir kısmını saklamak yalan söylemekle eşdeğerdir bazen |
half the truth is often a whole lie |
|
| 24 |
Proverb |
sessizliğin içinden gelir bazen bilgelik |
a shut mouth catches no flies |
|
| 25 |
Proverb |
bazen işler kibarlıkla çözülmez |
cat in gloves catches no mice |
|
| 26 |
Proverb |
bazen tırnaklarını göstermelisin |
cat in gloves catches no mice |
|
| 27 |
Proverb |
bazen sabırlı olup beklemek de ön saflarda olmak kadar önemlidir |
they also serve who (only) stand and wait |
|
| 28 |
Proverb |
bazen aktif olmak istesen de durup beklemen gerekir |
they also serve who only stand and wait |
|
| 29 |
Proverb |
bazen sabırlı olup beklemek de bir iştir |
they also serve who only stand and wait |
|
| 30 |
Proverb |
bazen istediğin şeyin olmaması bir şanstır |
a stumble may prevent a fall |
|
| 31 |
Proverb |
bazen bir şey yapmak istesen de durup sabırla beklemen gerekir |
they also serve who only stand and wait |
|
| 32 |
Proverb |
büyük ve başarılı şirketler, kuruluşlar bazen çok mütevazı bir şekilde başlar |
tall oaks from little acorns grow |
|
| 33 |
Proverb |
büyük ve başarılı şirketler, kuruluşlar bazen çok mütevazı bir şekilde başlar |
great oaks from little acorns grow |
|
| Colloquial |
|
| 34 |
Colloquial |
bazen estetik ve manevi kaygıları para kazanmak için göz ardı eden çok karlı plan veya kurum |
money-machine n. |
|
| 35 |
Colloquial |
bir fincan kahve/çay ve bazen de atıştırmalıktan oluşan ara öğün |
mug–up n. |
|
| 36 |
Colloquial |
bazen bencil olabiliriz |
sometimes we may be selfish expr. |
|
| 37 |
Colloquial |
(bazen alay yollu) ben ne anlarım ki |
what do I know expr. |
|
| 38 |
Colloquial |
bazen kazanır bazen kaybedersin |
(you) win a few, (you) lose a few expr. |
|
| Idioms |
|
| 39 |
Idioms |
(bazen alay yollu) zavallı küçük zengin kız |
poor little rich girl n. |
|
| 40 |
Idioms |
(bazen alay yollu) mutsuz/zavallı zengin kız/oğlan/çocuk/çocuğu |
poor little rich girl/boy/kid n. |
|
| 41 |
Idioms |
(bazen alay yollu) zavallı küçük zengin kız/oğlan/çocuk |
poor little rich girl/boy/kid n. |
|
| 42 |
Idioms |
(bazen alay yollu) mutsuz/zavallı zengin kız/çocuk/çocuğu |
poor little rich girl n. |
|
| 43 |
Idioms |
en dikkatli/iyi insan bile (bazen) hata yapar |
even homer (sometimes) nods expr. |
|
| 44 |
Idioms |
en dikkatli/iyi insan bile (bazen) hata yapar |
even jove (sometimes) nods expr. |
|
| 45 |
Idioms |
bazen hayat sanatta tasvir edildiği gibidir |
life imitates art [cliché] expr. |
|
| 46 |
Idioms |
bazen kazanır bazen kaybedersin |
win a few, lose a few expr. |
|
|
|
| Speaking |
|
| 47 |
Speaking |
ve bazen de |
and sometimes expr. |
|
| 48 |
Speaking |
ama bazen de |
and sometimes expr. |
|
| 49 |
Speaking |
bazen beni şaşırtıyorsun |
you surprise me sometimes expr. |
|
| 50 |
Speaking |
bazen yalan söylerim |
I lie sometimes expr. |
|
| 51 |
Speaking |
bazen bencil olabiliriz |
it's ok to be selfish sometimes expr. |
|
| 52 |
Speaking |
bazen bencil olmamız normaldir/doğaldır |
it's natural to be selfish sometimes expr. |
|
| 53 |
Speaking |
bazen bencil olmamız normaldir/doğaldır |
it's ok to be selfish sometimes expr. |
|
| 54 |
Speaking |
bazen bencil olmamız normaldir/doğaldır |
it's normal to be selfish sometimes expr. |
|
| 55 |
Speaking |
bazen ne zaman şaka yaptığını anlamıyorum |
sometimes I don't know when you're kidding expr. |
|
| 56 |
Speaking |
bazen haklı olduklarını da düşünmüyor değilim |
sometimes I think maybe they're right expr. |
|
| 57 |
Speaking |
bazen alınganlığı tutuyor |
she can be touchy sometimes expr. |
|
| 58 |
Speaking |
bazen alınganlığı tutar |
she can be touchy sometimes expr. |
|
| 59 |
Speaking |
bazen haklı olduklarını düşünüyorum |
sometimes I think maybe they're right expr. |
|
| Law |
|
| 60 |
Law |
jüri listesi (bazen jüri heyeti) |
jury panel n. |
|
| 61 |
Law |
(roma ve iskoç yasalarına göre) babanın ölümü üzerine çocuklara ve bazen diğer mirasçılara ayrılan pay |
bairn's part n. |
|
| 62 |
Law |
hakim, avukatlar ve bazen tarafların da yer aldığı özel görüşme |
sidebar conference n. |
|
| 63 |
Law |
hakim, avukatlar ve bazen tarafların da yer aldığı özel görüşme |
sideband n. |
|
| Politics |
|
| 64 |
Politics |
(eski) ön asya ve doğu'da hükümdarların giydiği bazen mücevherlerle süslenen bez bir saç bandı |
diadem n. |
|
| Insurance |
|
| 65 |
Insurance |
sigortalanmış geminin belirli bir yük tipine, hizmete ve bazen de tasarlandığı mevsime göre kullanımını kısıtlayan sigorta poliçesi |
trade warranty n. |
|
| 66 |
Insurance |
sigortalanmış geminin belirli bir yük tipine, hizmete ve bazen de tasarlandığı mevsime göre kullanımını kısıtlayan sigorta poliçesi |
trading warranty n. |
|
| Technical |
|
| 67 |
Technical |
balon zarfının bazen iç donanım gerilimi nedeniyle bölündüğü bölümlerden her biri |
lobe n. |
|
| Textile |
|
| 68 |
Textile |
(bazen kolsuz) üst giysi |
overtop n. |
|
| Furniture |
|
| 69 |
Furniture |
alçak çerçeveli ve ayak kısmı bulunmayan, köşe direkleri ve bazen başlığı olan yatak |
hollywood bed n. |
|
| Marine |
|
| 70 |
Marine |
bazen yolcuları gemiden karaya taşımakta kullanılan motorlu bot |
launch n. |
|
| 71 |
Marine |
bazen geminin amiral gemisi olduğunu gösteren tepe ışığı |
top light n. |
|
| 72 |
Marine |
denizaltının kaptan köşkünü ve bazen de gözetleme kulesini taşıyan üst yapısı |
fairwater n. |
|
| 73 |
Marine |
(sübye armalı gemilerde) rüzgar tam arkadan alındığında bazen açılan dört köşe seren yelkeni |
fly-by-night n. |
|
| Mining |
|
| 74 |
Mining |
bazen mücevherlerde veya diğer süs eşyalarında kullanılan gül renkli bir zoisit |
thulite n. |
|
| 75 |
Mining |
bazen prizmatik mavi ışıltılı olan çok yüksek dereceli saf beyaz bir elmas |
river n. |
|
| Medical |
|
| 76 |
Medical |
stafilokokla ilişkilendirilen ciddi akut (bazen ölümcül) enfeksiyondan kaynaklanan bir sendrom |
toxic shock n. |
|
| 77 |
Medical |
hastalıkta bazen ortaya çıkan (belirti) |
assident adj. |
|
| Anatomy |
|
| 78 |
Anatomy |
alt çene yayının çene kemiğinin parçası olmayan fakat bazen alt çene eklemini ve ortakulak kemiklerini meydana getiren kıkırdaksı parçası |
meckelian cartilage n. |
|
| 79 |
Anatomy |
alt çene yayının çene kemiğinin parçası olmayan fakat bazen alt çene eklemini ve ortakulak kemiklerini meydana getiren kıkırdaksı parçası |
meckelian bar n. |
|
| 80 |
Anatomy |
alt çene yayının çene kemiğinin parçası olmayan fakat bazen alt çene eklemini ve ortakulak kemiklerini meydana getiren kıkırdaksı parçası |
meckelian rod n. |
|
| 81 |
Anatomy |
bazen dalağın çevresinde bulunabilen küçük nodüller |
lienculus n. |
|
| Psychology |
|
| 82 |
Psychology |
(bazen cinsel sapkınlık ile ilişkili olarak) bebek taklidi yapma |
infantilism n. |
|
| Pathology |
|
| 83 |
Pathology |
vertigo, kulak ağrısı, yüz felci ve bazen işitme kaybı ile kendini gösteren, herpes virüsünün neden olduğu enfeksiyondan kaynaklanan rahatsızlık |
ramsay hunt syndrome n. |
|
| 84 |
Pathology |
ortamda stafilokok varlığı ile ilişkilendirilen ciddi akut (bazen ölümcül) olabilen bir enfeksiyondan kaynaklanan sendrom |
toxic shock n. |
|
| 85 |
Pathology |
bazen korneada görülen yay şeklinde beyazımsı tortu |
arcus n. |
|
| 86 |
Pathology |
bazen korneada görülen yay şeklinde beyazımsı tortu |
arcus senilis n. |
|
| 87 |
Pathology |
bazen sistemik lupus eritematozus hastalığı ile ilişkilendirilen verrüköz endokardit |
libman-sacks endocarditis n. |
|
| 88 |
Pathology |
bazen viral bir hastalıktan sonra ortaya çıkan kas ağrısı, aşırı yorgunluk ve halsizlik ile karakterize bir hastalık |
myalgic encephalopathy n. |
|
| 89 |
Pathology |
kas gücü kaybı, duyu kaybı, duyu değişimi ve bazen de felç ile karakterize edilen nadir bir polinevrit türü |
guillain-barrésyndrome n. |
|
| Pharmaceutics |
|
| 90 |
Pharmaceutics |
bazen yetişkinlerde antiemetik olarak kullanılan sakinleştirici ve antidepresan bir ilaç |
triavil® n. |
|
| 91 |
Pharmaceutics |
bazen yetişkinlerde antiemetik olarak kullanılan sakinleştirici ve antidepresan bir ilaç |
perphenazine n. |
|
| 92 |
Pharmaceutics |
depresyon, anksiyete ve (bazen) uykusuzluğun tedavisinde kullanılan bir antidepresan ilaç |
trimipramine n. |
|
| 93 |
Pharmaceutics |
depresyon, anksiyete ve (bazen) uykusuzluğun tedavisinde kullanılan bir antidepresan ilaç |
surmontil® n. |
|
| Veterinary |
|
| 94 |
Veterinary |
loco otu zehirlenmesinden kaynaklanıp zayıflık, koordinasyon eksikliği, kısmı felç ve bazen de ölümle karakterize olan bir besi hayvanı hastalığı |
loco n. |
|
| 95 |
Veterinary |
loco otu zehirlenmesinden kaynaklanıp zayıflık, koordinasyon eksikliği, kısmı felç ve bazen de ölümle karakterize olan bir besi hayvanı hastalığı |
locoism n. |
|
| Gastronomy |
|
| 96 |
Gastronomy |
rom, brendi, yumurta, muskat ve bazen süt içeren sıcak bir içki |
tom, dick and jerry [us] n. |
|
| 97 |
Gastronomy |
elma suyu, elmalı brendi veya elma likörü, votka ve bazen de vermuttan oluşan kokteyl |
appletini n. |
|
| 98 |
Gastronomy |
içine bazen kuru üzüm de katılan tarçın aromalı sütlaç |
arroz con leche n. |
|
| 99 |
Gastronomy |
(hint mutfağında) iç pilav, fasulye, mercimek ve bazen de balık fümeden oluşan bir yemek |
kedgeree n. |
|
| 100 |
Gastronomy |
bazen jölede pişirilen, ince dilimlenmiş sebze ve meyvelerden oluşan salata, tatlı veya aperatif olarak servis edilen bir karışım |
macédoine n. |
|
| 101 |
Gastronomy |
alkollü içeceklerin ve bazen de yiyeceklerin servis edildiği tezgah |
mahogany n. |
|
| 102 |
Gastronomy |
bazen sosis ve hamburger gibi et ürünlerinin imalatında kullanılan, hayvandan elde edilen kıkırdak ve yağın oluşturduğu karışım |
mechanically recovered meat n. |
|
| 103 |
Gastronomy |
kekin bazen ayrı yenmek üzere ayrılan üst kısmı |
muffin top n. |
|
| 104 |
Gastronomy |
zencefil, kuru üzüm, limon kabuğu, su ve bazen de viski veya konyak ile yapılan bir içki |
ginger cordial n. |
|
| 105 |
Gastronomy |
içine bazen lahana veya turp ilave edilebilen ve tereyağı ile patates püresinden oluşan bir iskoç yemeği |
rumbledethump n. |
|
| 106 |
Gastronomy |
içinde domates, peynir ve bazen farklı dolgular bulunan bir hamur işi |
panzerotto [canada] n. |
|
| 107 |
Gastronomy |
domates, soğan, mantar, yeşillikler ve bazen de şarapla hazırlanan (yemek) |
cacciatora adj. |
|
| 108 |
Gastronomy |
domates, soğan, mantar, yeşillikler ve bazen de şarapla hazırlanan (yemek) |
cacciatore adj. |
|
| 109 |
Gastronomy |
ekmek kırıntıları ve bazen de peynir ile kaplanıp pişirilmiş |
gratin adj. |
|
| 110 |
Gastronomy |
bazen sosis ve hamburger gibi et ürünlerinin imalatında kullanılan, hayvandan elde edilen kıkırdak ve yağın oluşturduğu karışım |
mrm (mechanically recovered meat) abrev. |
|
| Physics |
|
| 111 |
Physics |
yerçekimi ve zayıf kuvvet yoluyla maddeyle etkileşime girip bazen bir galaksinin kayıp kütlesini oluşturduğu varsayılan çeşitli varsayımsal atom altı parçacıklardan biri |
wimp n. |
|
| Chemistry |
|
| 112 |
Chemistry |
bazen üzüm suyunda bulunan bir tür tartarik asit |
racemic acid n. |
|
| 113 |
Chemistry |
tütün dumanında, bazı yiyeceklerde ve bazen içme suyunda bulunan toksik ve kanserojen bir madde |
n-nitrosodimethylamine n. |
|
| 114 |
Chemistry |
tütün dumanında, bazı yiyeceklerde, bazen içme suyunda atık olarak bulunan oldukça toksik, kanserojen bir nitrozamin |
ndma n. |
|
| 115 |
Chemistry |
terbiyum, evropiyum ve gadolinyum ve bazen disprozyumu içeren lantanit grubu |
terbium metal n. |
|
| 116 |
Chemistry |
bazen fosfor bronzunda bulunan küçük ve sert beyaz kütle |
tin spot n. |
|
| Biochemistry |
|
| 117 |
Biochemistry |
asitlerin veya alkalilerin etkimesiyle proteinlerden türetilip proteinlerin çözünürlüğünü ve bazen de bileşimini değiştiren ürünler |
metaprotein n. |
|
| 118 |
Biochemistry |
güney amerika'ya özgü bir ağacın bazen ilaç olarak kullanılan kekre özü |
monesin n. |
|
| Marine Biology |
|
| 119 |
Marine Biology |
bazen yemek olarak da kullanılan yaygın bir salyangoz |
tegula n. |
|
| 120 |
Marine Biology |
bazen yiyecek olarak kullanılan, büyük ve kaslı basit bir tulumlu cinsi |
tethyum n. |
|
| 121 |
Marine Biology |
sargasso denizinde yaygın olan ve bazen de kuzey amerika kıyılarında bulunan bir yengeç |
gulfweed crab n. |
|
| 122 |
Marine Biology |
sargasso denizinde yaygın olan ve bazen de kuzey amerika kıyılarında bulunan bir yengeç |
turtle crab (planes minutus) n. |
|
| 123 |
Marine Biology |
sargasso denizinde yaygın olan ve bazen de kuzey amerika kıyılarında bulunan bir yengeç |
gulf-weed crab n. |
|
| 124 |
Marine Biology |
pasifik okyanusu'na özgü, bazen tatlı sularda da görülebilen küçük bir olta avı balığı |
machete (elops affinis) n. |
|
| 125 |
Marine Biology |
ağırlığı bazen 50 pound ve üzerine çıkabilen, büyük göller'e ve mississippi vadisi'ne özgü bir sarıağız balığı |
freshwater drum (aplodinotus grunniens) n. |
|
| 126 |
Marine Biology |
ağırlığı bazen 50 pound ve üzerine çıkabilen, büyük göller'e ve mississippi vadisi'ne özgü bir sarıağız balığı |
freshwater drum (aplodinotus grunniens) n. |
|
| 127 |
Marine Biology |
ağırlığı bazen 50 pound ve üzerine çıkabilen, büyük göller'e ve mississippi vadisi'ne özgü bir sarıağız balığı |
bubbler (aplodinotus grunniens) n. |
|
| Astronomy |
|
| 128 |
Astronomy |
bazen on iki, bazen on üç kameri ayından oluşan kameri yıl |
moon year n. |
|
| Zoology |
|
| 129 |
Zoology |
bazen eski kağıtların arasında bulunan küçük yalancı akrep |
book scorpion (chelifer cancroides) n. |
|
| 130 |
Zoology |
büyük omurgalıları avlayan ve bazen insanlara saldıran, afrika ve madagaskar'da yaşayan büyük bir timsah |
nile crocodile (crocodylus niloticus) n. |
|
| 131 |
Zoology |
hayvan vücudunun bazen ayrı bir organizma olarak görülen eklemli parçaları |
zoonule n. |
|
| 132 |
Zoology |
hayvan vücudunun bazen ayrı bir organizma olarak görülen eklemli parçaları |
zoonite n. |
|
| 133 |
Zoology |
hayvan vücudunun bazen ayrı bir organizma olarak görülen eklemli parçaları |
zonule n. |
|
| 134 |
Zoology |
bazen mamut olarak da sınıflandırılan, kuzey amerika'ya özgü bir mastadon |
american mastodon (mammut americanum) n. |
|
| 135 |
Zoology |
tembel ayıları içeren ve bazen ursus cinsi altında sınıflandırılan bir memeli cinsi |
melursus n. |
|
| 136 |
Zoology |
tembel ayıları içeren ve bazen ursus cinsi altında sınıflandırılan bir memeli cinsi |
genus melursus n. |
|
| Botanic |
|
| 137 |
Botanic |
bazen saman olarak da kullanılan uzun boylu bir ot |
reed grass (calamagrostis quadriseta) n. |
|
| 138 |
Botanic |
avrupa kökenli, amerika'da da yetişen ve bazen bira yapımında kullanılan çalılı bir pelin otu |
lad's love (artemisia abrotanum) n. |
|
| 139 |
Botanic |
avrupa kökenli, amerika'da da yetişen ve bazen bira yapımında kullanılan çalılı bir pelin otu |
southernwood n. |
|
| 140 |
Botanic |
bazen prenanthes cinsine dahil edilen, kuzey amerika ve doğu asya'da yetişen uzun ömürlü bir ot |
nabalus n. |
|
| 141 |
Botanic |
bazen prenanthes cinsine dahil edilen, abd'nin güney ve doğu bölgelerinde yaygın olarak yetişen çiçekli bir ot |
gall of the earth (nabalus serpentarius) n. |
|
| 142 |
Botanic |
bazen prenanthes cinsine dahil edilen, kuzey amerika'nın kuzeydoğusunda yetişen, sarımsı-beyaz renkli, sarkık çiçekli bir ot |
white lettuce (nabalus alba) n. |
|
| 143 |
Botanic |
bazen prenanthes cinsine dahil edilen, abd'nin güney ve doğu bölgelerinde yaygın olarak yetişen çiçekli bir ot |
prenanthes serpentaria n. |
|
| 144 |
Botanic |
bazen prenanthes cinsine dahil edilen, abd'nin güney ve doğu bölgelerinde yaygın olarak yetişen çiçekli bir ot |
lion's foot n. |
|
| 145 |
Botanic |
bazen prenanthes cinsine dahil edilen, kuzey amerika'nın kuzeydoğusunda yetişen, sarımsı-beyaz renkli, sarkık çiçekli bir tür ot |
cankerweed n. |
|
| 146 |
Botanic |
bazen prenanthes cinsine dahil edilen, kuzey amerika'nın kuzeydoğusunda yetişen, sarımsı-beyaz renkli, sarkık çiçekli bir tür ot |
prenanthes alba n. |
|
| 147 |
Botanic |
mor ve pembe benekli çiçekleri olan, bazen yem veya yeşil gübre olarak da yetiştirilen çok yıllık bir bitki |
narrow-leaved everlasting pea (lathyrus sylvestris) n. |
|
| 148 |
Botanic |
bazen sterculia cinsine dahil edilen ve kırmızı lekeli krem rengi çiçekleri olan, queensland'a özgü büyük bir ağaç |
narrow-leaved bottletree (brachychiton rupestris) n. |
|
| 149 |
Botanic |
bazen sterculia cinsine dahil edilen ve kırmızı lekeli krem rengi çiçekleri olan, queensland'a özgü büyük bir ağaç |
sterculia rupestris n. |
|
| 150 |
Botanic |
bazen sterculia cinsine dahil edilen ve kırmızı lekeli krem rengi çiçekleri olan, queensland'a özgü büyük bir ağaç |
queensland bottletree n. |
|