breaking - Turco Inglés Diccionario

breaking

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

breaking — Definition

Significado:
kırma, (haber) son dakika
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈbreɪkɪŋ/ – BrE /ˈbreɪkɪŋ/)
Categoría gramatical:
Sıfat/İsim: breaking

Significados de "breaking" en diccionario turco inglés : 22 resultado(s)

Inglés Turco
General
breaking n. kırılma
The breaking of a wave cannot explain the whole sea.
Bir dalganın kırılması tüm denizi açıklayamaz.

More Sentences
breaking n. bozma
Independence does not mean breaking alliances.
Bağımsızlık, ittifakları bozmak anlamına gelmez.

More Sentences
breaking n. kırma
Let me remind you of the popular proverb, ‘you cannot make an omelette without breaking eggs’.
Size popüler bir atasözünü hatırlatmama izin verin: 'yumurtaları kırmadan omlet yapamazsınız'.

More Sentences
breaking adj. flaş
There was an alert for breaking news on my phone.
Telefonumda bir flaş haber uyarısı vardı.

More Sentences
Automotive
breaking n. kırılma
The breaking of a wave cannot explain the whole sea.
Bir dalganın kırılması tüm denizi açıklayamaz.

More Sentences
breaking n. kırma
Let me remind you of the popular proverb, ‘you cannot make an omelette without breaking eggs’.
Size popüler bir atasözünü hatırlatmama izin verin: 'yumurtaları kırmadan omlet yapamazsınız'.

More Sentences
General
breaking n. ufalanma
breaking n. parçalama
breaking n. zorla girme
breaking n. kopma
breaking n. zorla bir binaya girme
breaking n. break dans
breaking n. çiçeğin normal renginde meydana gelen belirgin değişim
breaking adj. kıran
Colloquial
breaking n. (kuyruk/sıra) kaynak yapma
Media
breaking adj. (haber) son dakika
breaking adj. aniden meydana gelen
Technical
breaking adj. kırıcı
Automotive
breaking n. parçalama
Agriculture
breaking n. sürülmüş bakir arazi
Linguistics
breaking n. ses kırılması
Music
breaking n. uzun yerine kısa notaların kullanıldığı bir tür süsleme

Significados de "breaking" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
non breaking hyphen n. bölünemez kısa çizgi
breaking off n. koparma
heart breaking n. yürekler acısı
breaking and entering n. ev hırsızlığı
oath breaking n. yemini bozma
fast breaking n. oruç açma
breaking capacity n. kesme gücü
breaking load n. sınır yük
breaking into pieces n. parçalama
breaking of fast n. oruç açma
breaking down n. çökme
breaking down n. ayrılma
non breaking space n. bölünemez boşluk
breaking plant n. kırma tesisi
the breaking of the ramadan fast n. iftar
breaking down n. dağılma
breaking wave n. setleri aşan dalga
breaking up n. parçalayan
breaking up n. ilişkiyi bitirme
breaking up n. ayrılma (sevgiliden)
breaking news n. haberleri sunma
breaking news n. flaş haber
breaking new ground n. çığır açma
breaking-in n. zorla girme
breaking-in n. tecavüz
breaking-in n. alıştırma
fast-breaking meal n. iftar yemeği
fast-breaking n. oruç açma
prison-breaking n. firar
tie-breaking vote n. eşitliği bozan oy
tie-breaking vote n. beraberliği bozan oy
breaking up n. dağılma
breaking up n. ayrılma
breaking up n. (çiftlerin) ayrılması
breaking off n. kesilme
a breaking news n. bir son dakika gelişmesi
reason for breaking up n. ayrılma nedeni
glass breaking n. cam kırılması
breaking news n. yeni haberler
the breaking up of the crowd n. kalabalığın dağılması
breaking news n. şok gelişme
horse breaking n. at terbiyeciliği
breaking of the rope n. ipin kopması
breaking of the rope n. ip kopması
breaking news n. sıcak gelişme
breaking news n. son dakika haberleri
breaking even n. ne kar ne zarar etme
late-breaking information n. son bilgiler
late-breaking information n. son dakika bilgileri
late-breaking information n. son bilgi
barns–breaking [scotland] n. haylazlık
barns–breaking [scotland] n. yaramazlık
breaking away n. (bir yerden) aceleyle çıkma
breaking away n. uzaklaşma
breaking away n. kopma
be back breaking v. yorucu olmak
host a fast-breaking meal v. iftar vermek
back-breaking adj. yorucu
back-breaking adj. yıpratıcı
ground-breaking adj. yeni ve orijinal fikirler yaratan
record-breaking adj. rekor kıran
taboo-breaking adj. tabuları yıkan
path-breaking adj. çığır açıcı
path-breaking adj. çığır açan
ground-breaking adj. çığır açan
back-breaking adj. ağır
frame breaking adj. ezber bozan
record-breaking adj. rekor sayıda
fast-breaking adj. hızlı gelişen
immersion-breaking adj. gerçeklik algısını kıran
Proverb
you cannot make an omelet without breaking eggs (figüratif) bir şeyleri başarmak için birilerini incitmek/kırmak zorunda kalabilirsin
you cannot make an omelet without breaking eggs yumurtaları kırmadan omlet yapamazsın
you can't make an omelette without breaking eggs (figüratif) bir şeyleri başarmak için birilerini incitmek/kırmak zorunda kalabilirsin
you can't make an omelette without breaking eggs yumurtaları kırmadan omlet yapamazsın
you can't make an omelet without breaking eggs (figüratif) bir şeyleri başarmak için birilerini incitmek/kırmak zorunda kalabilirsin
you can't make an omelet without breaking eggs yumurtaları kırmadan omlet yapamazsın
you can't make an omelet without breaking some eggs yumurtaları kırmadan omlet yapamazsın
you can't make an omelet without breaking (a few) eggs yumurtaları kırmadan omlet yapamazsın
you can't make an omelet without breaking some eggs bir şeyi başarmak için bir şeylerden vazgeçmen gerek
you can't make an omelet without breaking eggs bir şeyi başarmak için bir şeylerden vazgeçmen gerek
you can't make an omelet without breaking some eggs (figüratif) bir şeyleri başarmak için birilerini incitmek/kırmak zorunda kalabilirsin
you can't make an omelet without breaking (a few) eggs (figüratif) bir şeyleri başarmak için birilerini incitmek/kırmak zorunda kalabilirsin
you can't make an omelet without breaking (a few) eggs bir şeyi başarmak için bir şeylerden vazgeçmen gerek
Colloquial
late-breaking news on that story n. bu olaydaki son gelişmeler
breaking wind n. osurma
ignorance of the law is no excuse for breaking it expr. yasayı bilmiyor olmak geçerli bir mazeret değildir
ignorance of the law is no excuse for breaking it expr. herkes yasaları/kuralları bilmekle yükümlüdür/ mükelleftir
ignorance of the law is no excuse for breaking it expr. yasayı bilmiyor olmak onu ihlal etmek için mazeret değildir
without breaking a sweat expr. hiç emek sarf etmeden
without breaking a sweat expr. zorlanmadan
without breaking a sweat expr. kolayca
Idioms
a storm to be breaking (within one's heart) v. içinde fırtınalar kopmak
one's nerves be stretched to breaking point v. sinirleri laçka olmak
be breaking a butterfly on a wheel v. gereğinden daha sert davranmak
be breaking a butterfly on a wheel v. ezici güç uygulamak
be breaking a butterfly on a wheel v. orantısız güç uygulamak
without breaking stride [us] adv. hiç duraksamadan
without breaking (one's) stride adv. hızını/adımlarını yavaşlatmadan
without breaking stride [us] adv. yavaşlamayarak
without breaking (one's) stride adv. istifini bozmadan
without breaking stride [us] adv. yürüyüşünü/adımlarını hiç bozmadan/yavaşlatmaksızın
without breaking (one's) stride adv. yürüyüşünü/adımlarını hiç bozmadan/yavaşlatmaksızın
without breaking (one's) stride adv. hiç durmadan
without breaking stride [us] adv. hızını/adımlarını yavaşlatmadan
without breaking stride [us] adv. istifini bozmadan
without breaking stride [us] adv. hiç durmadan
without breaking (one's) stride adv. hiç duraksamadan
without breaking (one's) stride adv. yavaşlamayarak
without breaking stride [us] expr. hiç durmadan
without breaking stride [us] expr. istifini bozmadan
without breaking stride [us] expr. yavaşlamayarak
without breaking stride [us] expr. hızını/adımlarını yavaşlatmadan
without breaking stride [us] expr. yürüyüşünü/adımlarını hiç bozmadan/yavaşlatmaksızın
without breaking stride [us] expr. hiç duraksamadan
without breaking stride [us] expr. hızını kesmeden
Speaking
you are breaking up expr. (telefonda) sesin gidiyor
are you breaking up with me? expr. benden ayrılıyor musun?
you're breaking my hand here expr. elimi kıracaksın
you're breaking my heart expr. kalbimi kırıyorsun
I'm breaking up with you expr. senden ayrılıyorum
you're breaking up expr. sesin gidip gidip geliyor
Trade/Economic
strike breaking n. grev kırma
breaking bulk n. numune için ambalajı kırma
breaking point n. kırılma noktası
breaking the buck n. bir şeyin değerinin 1 doların altına düşmesi
before breaking bulk expr. yükü (dökme) boşaltmaya başlamadan önce
Law
breaking of seals n. mühür fekki
breaking and entering n. haneye tecavüz
law breaking n. kanuna itaat etmeme
breaking of the law n. kanun ihlali
breaking of seal n. mühür fekki
house breaking n. evden hırsızlık yapma
offense of breaking into house n. haneye tecavüz suçu
jail-breaking n. cezaevinden kaçma
jail-breaking n. cezaevinden firar etme
jail breaking n. hapishaneden kaçma
house breaking n. ev hırsızlığı
house breaking n. hırsızlık
house breaking n. sirkat
breaking doors n. bir eve zorla girme amacıyla evin kapısının açılması
jail breaking n. hapisten kaçma
prison breaking n. hapisten kaçma
law-breaking n. kanunu çiğneme
breaking of seals and stealing property from government custody v. mühür fekki ve hükümetin muhafazasında bulunan eşyayı çalmak
Politics
the breaking out of war n. savaşın patlak vermesi
Media
breaking news n. flaş haber
Technical
breaking strain n. kopma uzaması
breaking scutcher n. sak kırma makinesi
breaking plane n. kırılma düzlemi
breaking capacity n. kesme yeteneği (şalter vb)