bulunmayan - Turco Inglés Diccionario

bulunmayan

Significados de "bulunmayan" en diccionario inglés turco : 6 resultado(s)

Turco Inglés
Computer
bulunmayan not found expr.
Crime policies include unique provisions not found in other types of policies.
Suç politikaları, diğer politika türlerinde bulunmayan benzersiz hükümler içerir.

More Sentences
General
bulunmayan unavailable adj.
bulunmayan missing adj.
bulunmayan unfound adj.
bulunmayan innocent adj.
bulunmayan absent adj.

Significados de "bulunmayan" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
hazır bulunmayan absent adj.
General
sürücüyle yolcu arasında ayırıcı bölme bulunmayan kapalı araba saloon n.
özel bir tren (normal tarifede bulunmayan) special n.
yerinde bulunmayan kimse defaulter n.
hazır bulunmayan kişi absentee n.
görevinde bulunmayan kimse absentee n.
denize kıyısı bulunmayan ülke landlocked state n.
arkasında kapı bulunmayan posta arabası blind baggage n.
arkasında kapı bulunmayan yük vagonu blind baggage n.
havanın zemine bitişik olmayıp altında katı veya sıvı yüzey bulunmayan herhangi bir bölgesi midair n.
havanın zemine bitişik olmayan veya altında katı veya sıvı yüzey bulunmayan herhangi bir noktası veya bölgesi mid-air n.
armonik sesleri bulunmayan glassy n.
yaşam alanı bulunmayan depo lockup [uk] n.
yaşam alanı bulunmayan dükkan lock-up [uk] n.
yaşam alanı bulunmayan dükkan lockup [uk] n.
yaşam alanı bulunmayan depo lock-up [uk] n.
dikey sürgülü kanadı olup karşı ağırlıkları bulunmayan pencere guillotine n.
ortağı bulunmayan suçlu lone wolf n.
kesin olarak belirli sorumlulukları bulunmayan genel otorite roving commission n.
çiftlik yakınlarında bulunmayan otlak runoff [new zealand] n.
bulunmayan alternatif impossible action n.
(ortak ata bulunmayan) anatomik benzerlik paralogy n.
entelektüel değeri bulunmayan komik şey pap n.
yaygın olup temeli bulunmayan inanç folklore n.
papazlık görevleri bulunmayan arpalık sahibi sinecurist n.
iş birliğinde bulunmayan kimse sticker n.
kan bağı bulunmayan kimse stranger n.
kan bağı bulunmayan kimse stranger in blood n.
insan yerleşimi bulunmayan yer outdoors n.
(antik sparta'da) siyasi hakları bulunmayan özgür vatandaşlar perioeci n.
evinde bulunmayan bir tanıdığın evine göz kulak olmak housesit v.
evinde bulunmayan bir tanıdığın evine göz kulak olmak house-sit v.
belli bir evi bulunmayan vagabond adj.
ilan ve afişe edilmiş programda bulunmayan unscheduled adj.
evlenmeyen ve cinsel ilişkide bulunmayan (kimse) (genellikle dini nedenlerden dolayı) celibate adj.
aşırılıklar bulunmayan abstemious adj.
bulunmayan (kişi) absent adj.
hakkında herhangi bir suçlama veya itham bulunmayan sackless adj.
bulunmayan (bulunması gerekirken yerde) absentee adj.
yasaklanmış cinsel ilişkilerde bulunmayan chaste adj.
içinde katı parçalar bulunmayan (sıvı) smooth adj.
görevi başında bulunmayan absentee adj.
vazifede bulunmayan absentee adj.
(bir yerde) bulunmayan absentee adj.
(hazır) bulunmayan absent adj.
kromozomda bulunmayan nonchromosomal adj.
katkıda bulunmayan noncontributing adj.
içinde süt ürünleri bulunmayan nondairy adj.
katkıda bulunmayan noncontributory adj.
kendi isteği ile telefon rehberinde bulunmayan ex-directory adj.
hazır bulunmayan absentee adj.
katkıda bulunmayan non-contributing adj.
katkıda bulunmayan non-contributory adj.
içinde süt ürünleri bulunmayan non-dairy adj.
telif hakkı bulunmayan non-copyrighted adj.
üniversite, kurum, kuruluş veya işletmenin yerleşkesinde bulunmayan noncampus adj.
ilişkisi bulunmayan noninvolved adj.
kehanette bulunmayan nonprognosticative adj.
fiziksel veya sözlü olarak kötü muamelede bulunmayan unabusive adj.
kötü muamelede bulunmayan unabusive adj.
eşi bulunmayan unapproached adj.
olumsuz eleştiride bulunmayan uncritical adj.
sosyal açıdan doğru bulunmayan unfashionable adj.
toplumsal olarak uygun bulunmayan unfashionable adj.
serzenişte bulunmayan unreproving adj.
serzenişte bulunmayan unreproachful adj.
serzenişte bulunmayan unreproaching adj.
canlı varlık bulunmayan lifeless adj.
ayırt edici özelliği bulunmayan blank adj.
icraatta bulunmayan workless [obsolete] adj.
başarısızlık ihtimali bulunmayan fail-safe adj.
hiçbir özelliği bulunmayan mine-run adj.
uyumsuz öğeleri bulunmayan homogeneal adj.
(katolik inancında) kilise kanunlarınca roma ile hiyerarşik bir ilişkisi bulunmayan ve roma'ya doğrudan bağlı olmayan missionary adj.
güvensizliği bulunmayan mistrustless adj.
telafisi bulunmayan reverseless adj.
papaz evi bulunmayan glebeless adj.
(diş, pençe) savunma kısımları bulunmayan mutic adj.
iddiası bulunmayan claimless adj.
talebi bulunmayan claimless adj.
yol gösterme gayesi bulunmayan directionless adj.
uzun süredir ortalıkta bulunmayan long-lost adj.
spesifik bir özelliği bulunmayan common adj.
sıkı olup fazlalığı bulunmayan compact adj.
görünüşünce zayıflık emaresi bulunmayan compact adj.
ortak elemanı bulunmayan disjoint adj.
toplumla sabit veya alışılageldik bir ilişkisi bulunmayan disoriented adj.
belirli bir ortak bağıntısı bulunmayan (önermeler) disparate adj.
kıyafet kodu bulunmayan informal adj.
yeterli alan bulunmayan incommodious adj.
din kitaplarında bulunmayan irrubrical adj.
sıkı bir bağlılığı bulunmayan fluid adj.
söz konusu şey ile bağlantısı bulunmayan foreign adj.
olay örgüsü bulunmayan plotless adj.
tüyleri bulunmayan plumeless adj.
hortum ağzı bulunmayan roseless adj.
kraliyet asası bulunmayan sceptreless [uk] adj.
kraliyet asası bulunmayan scepterless [us] adj.
ahlaki, manevi veya entelektüel ilgi alanları bulunmayan sensual adj.
resmi yetkisi bulunmayan shadow adj.
uzun vadeli sözleşmesi bulunmayan freelance adj.
akrabalığı bulunmayan fremd [scotland] adj.
yetkisi bulunmayan out adj.
insan yerleşimi bulunmayan (yer) outdoors adj.
resmi görevi bulunmayan out adj.
belirli faaliyet sahasında bulunmayan off-site adv.
belirli faaliyet sahasında bulunmayan offsite adv.
Colloquial
idealleri uğruna hiçbir eylemde bulunmayan liberal kimse armchair liberal n.
içki bulunmayan bölge dry n.
seri üretimden çıkmış gibi görünen, ayırt edici özellikleri bulunmayan ve yerel mimariyle uyumsuz olan büyük ve modern ev mcmansion n.
zahmetinde bulunmayan not bothered [uk] adj.
Idioms
arayıp da bulunmayan kişi/şey just the job n.
o anda bulunmayan şeyin yerini en iyi tutabilecek şey the next best thing n.
Trade/Economic
ödenme olanağı bulunmayan tahvil irredeemable debenture n.
ileride teslim edilmek üzere henüz elde bulunmayan malın satışı forward n.
geri ödeme tarihi bulunmayan bono consol n.
halen mevcut bir piyasası bulunmayan menkul değer ihracı unseasoned issue n.
faaliyetleri arasında ilişki bulunmayan iki işletmenin birleşmesi conglomerate merger n.
belirli bir vadesi bulunmayan kredi evergreen credit n.
birbiriyle iş yapan birbirine akrabalık ortaklık vb bağlarla bağlı bulunmayan kimselerin bağımsız biçimde hareket ederek yalnızca kendi çıkarlarını düşünecekleri kuralı arm's length principle n.
bankaların kredi mekanizması ile oluşmuş bulunmayan mevduat primary deposit n.
gerçekte bulunmayan şirket paper company n.
ödeme imkanı bulunmayan borçlar dead loans n.
ileride teslim edilmek üzere henüz elde bulunmayan malın satışı time bargain n.
yasal bir hükmü bulunmayan null and void n.
görevi başında bulunmayan absentee n.
menkul değer borsasında fiyat sınırlaması bulunmayan alım-satım emri no-limit order n.
itibari değeri bulunmayan hisse senedi no-par value stock n.
faaliyette bulunmayan şirket nonoperating company n.
tahsil kabiliyeti bulunmayan alacak non-performing loan n.
alınan hizmet için içine para konulan, başında görevli bulunmayan kutu honesty box n.
ihraç edildiği ülkede eşdeğer modeli bulunmayan ithal araç gray import n.
ihraç edildiği ülkede eşdeğer modeli bulunmayan ithal araç grey import n.
kar etmek amacıyla elde bulunmayan malı ilerde teslim etmek üzere satmak sell short v.
sulandırma etkisi bulunmayan antidilutive adj.
yinelenme olasılığı bulunmayan nonrecurring adj.
önlenme olanağı bulunmayan unavoidable adj.
ambalajında üreticinin adı veya markası bulunmayan (gıda maddesi) generic adj.
fiyatı bulunmayan nonquotation adj.
izinsiz olarak işbaşında bulunmayan absent without leave adj.
üretime katkısı bulunmayan nonproductive adj.
ödeme önceliği bulunmayan (borç) subordinated adj.
Law
dava taraflarıyla ilişkisi olmayan ve bu sebeple tanıklığa engel durumu bulunmayan kimse disinterested witness n.
mahkemede hazır bulunmayan şahsın mazur görülmesi essoin n.
mahkemede hazır bulunmayan şahsın mazur görülmesi essoign n.
daha önceden bir emsali bulunmayan durum/dava a case of first impression n.
üzerinde ipotek veya rehin bulunmayan without encumbrance n.
hüküm bulunmayan haller legal clauses n.
hüküm bulunmayan haller situations for which there are no provisions n.
finansman olanakları bulunmayan müvekkillere verilen ücretsiz avukatlık hizmeti pro bono case n.