ciddi ciddi - Turco Inglés Diccionario

ciddi ciddi

Significados de "ciddi ciddi" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
ciddi ciddi seriously adv.
Are you seriously going to fire him?
Onu ciddi ciddi kovacak mısın?

More Sentences

Significados de "ciddi ciddi" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ciddi serious adj.
ciddi critical adj.
General
grup halinde sözde ciddi bir maksatla seyahat etme junketing n.
ciddi ve ayrıntılı yazı discourse n.
ciddi müzik serious music n.
ciddi düşünme serious mindedness n.
ciddi tehlike serious danger n.
ciddi yenilgi body-blow n.
ciddi ve komedi içeriği olan oyun ya da roman seriocomic n.
ciddi durum plight n.
ciddi ilişki committed relationship n.
ciddi hata serious mistake n.
ciddi şirket serious company n.
ciddi ifade serious look n.
ciddi ifade serious expression n.
ciddi hukuki sonuç serious legal result n.
ciddi bir uyuşturucu alışkanlığı a serious drug habit n.
ilk ciddi atak first serious attack n.
ilk ciddi saldırı first serious attack n.
ciddi bir soru a serious question n.
ciddi mesele serious matter n.
ciddi kavga serious fight n.
ciddi uyarı serious warning n.
ciddi uyarı stern warning n.
ciddi konular grave matters n.
ciddi konular important matters n.
ciddi artış substantial increase n.
ciddi yanık severe burn n.
bir kişinin genellikle sağlıklı ve ciddi bir hastalığı olmadan geçirdiği yaşam süresi healthspan n.
ciddi olmayan kimse toyer n.
ciddi yanlış anlama embroglio n.
çok ciddi önlem extremity n.
ciddi hassasiyet jugular n.
ciddi sakatlık maim [obsolete] n.
ciddi yenilgi black eye n.
ciddi olarak görülen kimse legitimate n.
ciddi tiyatro legit n.
ciddi sahne legit n.
ciddi drama tiyatrosu legitimate n.
ciddi aksilik whammy n.
abd ve kanada'da 2015'ten sonra opioid bazlı uyuşturucu kullanımının/bağımlılığının/doz aşımı vakalarının ciddi derecede artması opioid epidemic n.
ciddi hata gutzer n.
ciddi gaf gutzer n.
ciddi yüz ifadesi long face n.
ciddi muamele rough n.
(sağlık, servet, onur, umut) tam hasara veya ciddi bozulmaya sebep olan şey ruination n.
ciddi tavırlı kimse owl n.
ciddi kimse oyster n.
diplomatik konularda ciddi sonuçlara yol açabilecek hareket incident n.
ciddi yiyecek kıtlığı famine n.
ciddi zihinsel yetersizlik feeblemindedness n.
aşırı ciddi olma primness n.
ciddi bir karar gerektiren durum scale n.
çok ciddi olan kadın schoolmarm [uk] n.
ciddi azarlama scold n.
ciddi husus serious n.
ciddi ve başarılı amatör simon-pure n.
ciddi kimse solemniser [uk] n.
ciddi kimse solemnizer [us] n.
ciddi sebep grave reason n.
ciddi başarısızlık severe failure n.
bakış açısı veya muamele bakımından tümüyle ciddi olma sobersidedness n.
ciddi ve vakur tavır sombreness n.
ciddi ve vakur tavır somberness n.
ciddi kaza howler n.
ciddi bir tehdit a serious threat n.
ciddi bir tehdit a grave threat n.
ciddi tehdit serious threat n.
ciddi tehdit grave threat n.
ciddi bir hal almak (hastalık) become serious (illness) v.
ciddi olarak işe koyulmak get down to work v.
ciddi olmamak not to be serious v.
çok ciddi olmak mean business v.
yarı ciddi bir şekilde düşünmek toy with v.
ciddi olmak mean business v.
ile ciddi bir şekilde ilgilenmek come to grips with v.
çok ciddi davranmak prim v.
ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak discourse v.
ciddi sonuçlara sahip olmak have serious consequences v.
ciddi bir hal almak (hastalık) become severe (illness) v.
ciddi bir hastalığa yakalanmak contract a serious illness v.
ciddi biçimde vurulmak be fatally shot v.
ciddi bir hastalığa yakalanmak contract a serious disease v.
ciddi durmak keep a straight face v.
ciddi kalmak keep a straight face v.
ciddi olarak düşünmek cogitate v.
ciddi bir rahatsızlığı olmak have a serious disorder v.
ciddi bir rahatsızlık geçirmek have a serious disorder v.
ciddi bulmak find something serious v.
daha ciddi yaklaşmak approach more seriously v.
daha ciddi yaklaşmak approach something more seriously v.
ciddi bir şekilde sakatlanmak be seriously injured v.
ciddi bir ilişki istemek want a serious relationship v.
ciddi oranda sekteye uğratmak seriously cripple v.
ciddi olmak mean v.
(ciddi/önemli) saymak take v.
ciddi şekilde kınamak rark up v.
ciddi çaba sarf etmek do one's diligence v.
ciddi olmayan bir biçimde değerlendirmek toy v.
ciddi olmak mean v.
ciddi tartışmaya girmek wrestle v.
(at) topuk eklemini destekleyen bağ dokuları veya kemikleri ciddi şekilde zedelemek break down v.
(niyet, ruh hali, tavır) ciddi bir şekilde değişmek break v.
ciddi rol oynamak heavy v.
ciddi davranmak deadpan v.
ciddi tavır takınmak prim v.
ciddi giyinmek prim v.
ciddi yüz ifadesine bürünmek prim v.
ciddi zarar vermek spoil [obsolete] v.
daha ciddi hale getirmek straiten [obsolete] v.
ciddi biçimde çalışmak knuckle down v.
ciddi eventful adj.
ciddi forbidding adj.
en ciddi most serious adj.
ciddi real adj.
ciddi heavy adj.
ciddi demure adj.
ciddi austere adj.
kadar ciddi as grave as adj.
ciddi earnest adj.
ciddi gut adj.
ciddi in earnest adj.
aşırı ciddi as stiff as a ramrod adj.
çok ciddi somber adj.
ciddi olan (kimse) intense adj.
ciddi businesslike adj.
çok ciddi solemn adj.
ciddi olmayan frivolous adj.
ciddi capital adj.
ciddi sedate adj.
ciddi devout adj.
ciddi unsmiling adj.
çok ciddi prim adj.
ciddi important adj.
ciddi critical adj.
aşırı ciddi prim adj.
ciddi nasty adj.
ciddi sober adj.
ciddi momentous adj.
ciddi (bakış) straight adj.
ciddi staid adj.
ciddi significant adj.
ciddi lenten adj.
ciddi bad adj.
kısmen ciddi semiserious adj.
ciddi owlish adj.
ciddi grave adj.
ciddi serious adj.
ciddi solemn adj.
ciddi straight adj.