denizde - Turco Inglés Diccionario

denizde

Significados de "denizde" en diccionario inglés turco : 7 resultado(s)

Turco Inglés
General
denizde at sea adv.
They spent 53 hours at sea in a Force 10 gale in a container surrounded by furniture.
Etrafı mobilyalarla çevrili bir konteynırda 10 şiddetindeki fırtınada 53 saat boyunca denizde kalmışlardır.

More Sentences
denizde on the water adv.
denizde afloat adv.
denizde asea adv.
denizde a-sea adv.
Idioms
denizde on the briny [obsolete] expr.
Marine
denizde afloat adj.

Significados de "denizde" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
enginlik (denizde) vastness n.
denizde yüzen üstü düz buz kütlesi floe n.
denizde yüzen veya kıyıya vuran şeyler flotsam and jetsam n.
denizde çarpışmalar collisions at sea n.
hem karada hem de denizde yaşayan canlı amphibian n.
boğaz (denizde) strait n.
denizde sığlık shelf n.
denizde gaz petrol offshore oil-gas n.
denizde bulunan buz yığını ice pack n.
geminin denizde çalkalanması labour n.
denizde kendi halinde yüzen şeyler drift stuff n.
geminin denizde çalkalanması labor n.
denizde mal ve can kurtarma salvage n.
denizde yüzen buz kütlesi icepack n.
(denizde) sığ yer bank n.
eskiden denizde kullanılan bir tür soyunma kabini bathing machine n.
denizde bir dalgakıran, mendirek oluşturmak için suya yığılan taş veya beton pierre-perdu n.
denizde yüzmek swim in the sea v.
denizde olmak be at sea v.
yüzmek (denizde veya ırmakta) bathe v.
denizde yıkanmak bathe v.
(gemi) denizde çalkalanmak labour v.
boy vermek (denizde vb) check the depth v.
boy vermek (denizde vb) touch the bottom v.
denizde kaybolmak be lost at sea v.
(gemi) denizde çalkalanmak labor v.
(denizde, karda) şambrele binip kaymak tube v.
(denizde, karda) şambrele binmek tube v.
(denizde uzaktaki bir nesneyi) yaklaşarak görünür hale getirmek rise v.
denizde mahsur kalmak be stranded in the sea v.
dar (denizde) strait adj.
karada ve denizde yaşayan amphibious adj.
denizde geçen saltwater adj.
denizde olan saltwater adj.
(açık denizde) yola koyulmuş outward-bound adj.
denizde inşa edilmiş sea-built adj.
Phrasals
nehirde, denizde taşımak ferry across v.
birini ya da bir şeyi nehir, denizde taşımak ferry someone or something across v.
birini ya da bir şeyi nehir, denizde taşımak ferry someone or something across something v.
(suda, denizde, okyanusta) seyretmeye başlamak launch out on (something) v.
(suda, denizde, okyanusta) seyre çıkmak launch out on (something) v.
(denizde seyreden bir geminin) dümenini rüzgara çevirmek luff up v.
(denizde seyrederken) rüzgara doğru dönmek luff up v.
Phrases
boğulacaksan büyük denizde boğul i might as well be hanged for a sheep as a lamb expr.
boğulacaksan büyük denizde boğul better to be hung for a wolf than a sheep expr.
dalgasız denizde usta denizci yetişmez smooth seas don't make good sailors expr.
dalgasız denizde usta denizci yetişmez smooth seas do not make good sailors expr.
Proverb
sakin denizde herkes kaptan kesilir anyone can hold the helm when the sea is calm
denizde daha bir sürü balık var there are plenty more pebbles on the beach
denizde daha bir sürü balık var there are plenty of (other) pebbles on the beach
denizde daha bir sürü balık var there are other pebbles on the beach
dalgasız denizde herkes kaptan in calm water, every ship has a good captain
Colloquial
denizde ölüm deep six n.
Idioms
denizde ölenlerin mezarı davy jones's locker n.
büyük denizde küçük balık little frog in a big pond n.
küçük denizde büyük balık big frog in a small pond n.
büyük denizde küçük balık a small fish in a big pond n.
küçük denizde büyük balık a big frog in a small pond n.
küçük denizde büyük balık a big fish in a little pond n.
küçük denizde büyük balık a big fish in a small pond n.
büyük denizde küçük balık a small frog in a big pond n.
büyük denizde küçük balık a little frog in a big pond n.
küçük denizde büyük balık big fish in a small pond n.
küçük denizde büyük balık frog in a small pond n.
dalgalı bir denizde giden bir gemide dengeyi kaybetmeden ve deniz tutması yaşamadan yürüyebilme/durabilme one's sea legs n.
dalgalı bir denizde giden bir gemide dengeyi kaybetmeden ve deniz tutması yaşamadan yürüyebilmek have one's sea legs v.
dalgalı bir denizde giden bir gemide dengeyi kaybetmeden ve deniz tutması yaşamadan yürüyebilmek get one's sea legs v.
küçük denizde büyük balık olmak be big fish in a small pond v.
(denizde, gölde) taş sektirmek make ducks and drakes v.
denizde daha bir sürü balık olmak not be the only pebble on the beach v.
denizde kum onda para/zaman have something to burn v.
denizde kum onda para/zaman have (something) to burn v.
denizde rüzgarın geldiği yöne doğru gitmek sail near the wind v.
denizde rüzgara karşı yol almak sail near the wind v.
denizde yaşamayı bırakmak swallow the anchor v.
denizde sürüklenmek go by the board v.
denizde, havuzda, suda olmak be in the drink v.
denizde kum onda para/zaman have to burn v.
denizde kum gibi sixpenny expr.
denizde kum gibi twopenny expr.
denizde kum gibi threepenny expr.
denizde kum gibi tuppeny expr.
denizde kum gibi twopenny-halfpenny expr.
denizde daha çok balık var there are plenty more fish in the sea expr.
boğulacaksan büyük denizde boğul might as well be hung for a sheep as (for) a lamb expr.
boğulacaksan büyük denizde boğul might as well be hung for a sheep as a lamb expr.
denizde başka balıklar da var there are other (good) fish in the sea expr.
denizde daha çok balık var there are plenty/lots more fish in the sea expr.
Speaking
denizde kum onda para he has pots of money expr.
denizde kum onda para he is rolling in it expr.
Trade/Economic
denizde barınak refuge n.
denizde ve karada ticaret yolları trade routes n.
denizde el koyma prize n.
denizde mal ve can kurtarma salvation n.
Law
denizde işlenen haksız fiil maritime tort n.
denizde ele geçirilen malların limana güvenli şekilde taşınması için yapılan savaş sözleşmesi ransom bill n.
(barış zamanında) devletin açık denizde seyahat eden gemileri üzerinde sahip olduğu münhasır yargı yetkisi freedom of the seas n.
Institutes
denizde can güvenliği uluslararası sözleşmesi international convention for the safety of life at sea n.
Technical
denizde meydana gelen depremi seaquake n.
gemilerinin açık denizde herhangi bir engel olmadan serbest olarak hareket edebilmesi freedom of the seas n.
karada ve denizde hareket eden araç amphicar n.
yatay ufuk ile denizde görünen ufuk çizgisi arasındaki düşey açı dip n.
geminin denizde ilerlediği açıyı ölçmekte kullanılan bir alet oscillometer n.
denizde seyahat etmeye uygun seaworthy adj.
denizde doğmuş sea-born adj.
Telecom
denizde can güvenliği safety of life at sea n.
Transportation
denizde bir yük gemisinin diğerine kıç tarafından yakıt transferi yapması astern fueling n.
gemi veya yükün denizde kaybedilmesi average n.
denizde meydana gelen gemi veya yük kaybından kaynaklı masraf average n.
denizde meydana gelen hasar nedeniyle ortaya çıkan gemi veya yük kaybı average n.
geminin veya yükün denizde zarar görmesi average n.
denizde meydana gelen gemi veya yük kaybının ilgili taraflarca eşit bölüşülmesi average n.
Marine
ani silkinti (gemi denizde giderken) lurch n.
denizde yaşayan kirletici organizmalar marine fouling organisms n.
denizde uygulama execution at sea n.
denizde çarpışmaların önlenmesi için kanun law for preventing collision at sea n.
özellikle denizde yapılan yolculuk voyage n.
denizde yaşayan kaynakların kullanılma sistemi marine living resources exploitation system n.
denizde oluşan çime benzer yeşillik marine ranching n.
denizde yaşayan bakteriler marine bacteria n.
geminin denizde sallanması nedeniyle hissedilen mide bulantısı sea sickness n.
denizde pere çalışmaları riprap works at sea n.
denizde bulunulan noktayı belirlemek amacıyla tespit edilen ve iki sabit nesneyi birleştiren çizgi transit n.
denizde beyaz köpüklü dalgaların oluşması whitecapping n.
denizde dökülen beton marine concrete n.
zaman zaman karadan-denizde esen meltem land-sea breeze n.
denizde elverişlilik belgesi certificate of seaworthiness n.
denizde durgunluk doldrums n.
denizde zapt ve müsadere right of prize and capture n.
açık denizde terk edilmiş gemi abandoned ship n.
fırtınalı denizde rüzgara karşı seyir thrash n.
fırtınalı denizde rüzgara karşı seyir thresh n.
geçmişte denizde gök cisimlerinin yüksekliğini ölçmekte kullanılan alet üzerinde yer alan orta parça transversary n.
geçmişte denizde gök cisimlerinin yüksekliğini ölçmekte kullanılan alet cross-staff n.
geçmişte açık denizde güneşle alakalı gözlem yapmakta kullanılan on beş derecelik yaya sahip eski bir alet almucanter staff n.
geçmişte açık denizde güneşle alakalı gözlem yapmakta kullanılan on beş derecelik yaya sahip eski bir alet almucantar staff n.
hem karada hem denizde hizmet vermek için eğitilmiş taburlara mensup askerler marines n.
kanvasın standart denizde kullanım ölçümü bolt n.
denizde ve can kurtarma faaliyetlerinde gemilerin kullandığı farklı renkte fenerlerin yakıldığı işaretler coston lights n.
açık denizde seyredebilen tekne sea boat n.
açık denizde seyretmeye elverişli tekne veya gemi seaboat n.
açık denizde seyreden gemiler seacraft n.
denizde yol almak sail v.
açık denizde seyir halinde olan gemide olmak be at sea v.
denizde yol almak sailing v.
fırtınalı denizde rüzgara karşı seyretmek thrash v.
dalgalı denizde öne arkaya yalpa yapmak make heavy weather v.
fırtınalı denizde baş kıç vurmak make heavy weather v.
dalgalı denizde yalpalayıp baş-kıç vurmak weather v.
(gemi, tekne) yeniden denizde seyretmek renavigate v.