| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | weather n. | hava durumu | ||
|
Your economy based on the quest for private profits and on competition is even more unpredictable than the weather. Özel kar arayışına ve rekabete dayalı ekonominiz hava durumundan bile daha öngörülemezdir. More Sentences |
||||
| Common Usage | weather n. | hava | ||
|
It's obviously not the ideal weather to play soccer, but we are still getting paid. Açıkçası futbol oynamak için ideal bir hava değil ama yine de paramızı alıyoruz. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | weather n. | hava | ||
|
It's obviously not the ideal weather to play soccer, but we are still getting paid. Açıkçası futbol oynamak için ideal bir hava değil ama yine de paramızı alıyoruz. More Sentences |
||||
| General | weather v. | atlatmak | ||
|
I don't think our farmers will weather through this famine. Çiftçilerimizin bu kıtlığı atlatabileceğini sanmıyorum. More Sentences |
||||
| General | weather v. | solmak | ||
|
The exterior of the house will weather in the following years and we will paint it again. Evin dış cephesi ilerleyen yıllarda solacak ve biz de tekrar boyayacağız. More Sentences |
||||
| Technical | ||||
| Technical | weather n. | hava | ||
|
It's obviously not the ideal weather to play soccer, but we are still getting paid. Açıkçası futbol oynamak için ideal bir hava değil ama yine de paramızı alıyoruz. More Sentences |
||||
| Computer | ||||
| Computer | weather n. | hava durumu | ||
|
Your economy based on the quest for private profits and on competition is even more unpredictable than the weather. Özel kar arayışına ve rekabete dayalı ekonominiz hava durumundan bile daha öngörülemezdir. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | weather n. | şart | ||
| General | weather n. | durum | ||
| General | weather n. | fırtına | ||
| General | weather n. | ortam | ||
| General | weather n. | yön | ||
| General | weather n. | rüzgara açık olan taraf | ||
| General | weather n. | hava etkisi | ||
| General | weather n. | kötü hava | ||
| General | weather n. | bahtın dönmesi | ||
| General | weather n. | o günün koşulları | ||
| General | weather n. | hayatın getirdikleri | ||
| General | weather v. | geçiştirmek | ||
| General | weather v. | yalpalamak | ||
| General | weather v. | yağmur aşındırmak | ||
| General | weather v. | havalandırmak | ||
| General | weather v. | yağmur nedeniyle solmak | ||
| General | weather v. | çatlatmak | ||
| General | weather v. | rengini değiştirmek | ||
| General | weather v. | güneş yağmur vb soldurmak/aşındırmak | ||
| General | weather v. | tehlikeyi bertaraf etmek | ||
| General | weather v. | kurutmak | ||
| General | weather v. | savuşturmak | ||
| General | weather v. | kötü havaya karşı dayanıklık göstermek | ||
| General | weather v. | tehlike atlatmak | ||
| General | weather v. | güneş yağmur vb nedenlerle solmak/aşınmak | ||
| General | weather v. | -den aşınmak | ||
| General | weather v. | hava etkisiyle değişmek | ||
| General | weather v. | (hava) aşındırmak | ||
| General | weather v. | (hava ile) aşınmak | ||
| General | weather v. | hava etkisine tutmak | ||
| General | weather v. | baş etmek | ||
| General | weather v. | başa çıkmak | ||
| General | weather v. | (tehlikeyi/badireyi) atlatmak | ||
| General | weather v. | rüzgara doğru yelken açmak | ||
| General | weather v. | hava nedeniyle rengi solmak | ||
| General | weather v. | hava nedeniyle rengi atmak | ||
| General | weather v. | (hava) rengini soldurmak | ||
| General | weather v. | hava etkisine dayanmak | ||
| General | weather adj. | rahatsız | ||
| General | weather adj. | hasta | ||
| Technical | ||||
| Technical | weather n. | yel değirmeninin kendi dönme düzlemi ile yaptığı açı | ||
| Technical | weather v. | hava etkisine tutmak | ||
| Architecture | ||||
| Architecture | weather v. | çatıya eğim vermek | ||
| Marine | ||||
| Marine | weather n. | görünür olan yan hat | ||
| Marine | weather n. | görünür olan ince tahta kısım | ||
| Marine | weather v. | (gemi) fırtınadan sağ salim geçmek | ||
| Marine | weather v. | (yarışta veya deniz savaşında) rüzgara karşı avantajlı konum elde etmek | ||
| Marine | weather v. | dalgalı denizde yalpalayıp baş-kıç vurmak | ||
| Marine | weather adj. | geminin rüzgar alan yanına ait | ||
| Marine | weather adj. | geminin rüzgar alan yanıyla ilgili | ||
| Marine | weather adj. | geminin rüzgar alan yanında olan | ||
| Marine | weather adj. | geminin rüzgar alan kısmında olan | ||
| Meteorology | ||||
| Meteorology | weather n. | olumsuz veya yıkıcı hava koşulları | ||
| Meteorology | weather n. | soğuk hava ve rutubet | ||
| Meteorology | weather v. | kötü hava koşulları nedeniyle hareket edememek | ||
| Meteorology | weather adj. | hava durumu tahmininde kullanılan | ||
| Meteorology | weather adj. | hava durumu tahminiyle ilgili | ||
| Meteorology | weather adj. | atmosfer koşullarına maruz kalan | ||
| Ornithology | ||||
| Ornithology | weather v. | (şahini) açık havaya başlığı olmadan salmak | ||