weather - Turco Inglés Diccionario

weather

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

weather — Definition

Significado:
hava durumu
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈwɛðər/ – BrE /ˈweðə/)
Categoría gramatical:
İsim: weather (uncountable)

Significados de "weather" en diccionario turco inglés : 66 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
weather n. hava durumu
Your economy based on the quest for private profits and on competition is even more unpredictable than the weather.
Özel kar arayışına ve rekabete dayalı ekonominiz hava durumundan bile daha öngörülemezdir.

More Sentences
weather n. hava
It's obviously not the ideal weather to play soccer, but we are still getting paid.
Açıkçası futbol oynamak için ideal bir hava değil ama yine de paramızı alıyoruz.

More Sentences
General
weather n. hava
It's obviously not the ideal weather to play soccer, but we are still getting paid.
Açıkçası futbol oynamak için ideal bir hava değil ama yine de paramızı alıyoruz.

More Sentences
weather v. atlatmak
I don't think our farmers will weather through this famine.
Çiftçilerimizin bu kıtlığı atlatabileceğini sanmıyorum.

More Sentences
weather v. solmak
The exterior of the house will weather in the following years and we will paint it again.
Evin dış cephesi ilerleyen yıllarda solacak ve biz de tekrar boyayacağız.

More Sentences
Technical
weather n. hava
It's obviously not the ideal weather to play soccer, but we are still getting paid.
Açıkçası futbol oynamak için ideal bir hava değil ama yine de paramızı alıyoruz.

More Sentences
Computer
weather n. hava durumu
Your economy based on the quest for private profits and on competition is even more unpredictable than the weather.
Özel kar arayışına ve rekabete dayalı ekonominiz hava durumundan bile daha öngörülemezdir.

More Sentences
General
weather n. şart
weather n. durum
weather n. fırtına
weather n. ortam
weather n. yön
weather n. rüzgara açık olan taraf
weather n. hava etkisi
weather n. kötü hava
weather n. bahtın dönmesi
weather n. o günün koşulları
weather n. hayatın getirdikleri
weather v. geçiştirmek
weather v. yalpalamak
weather v. yağmur aşındırmak
weather v. havalandırmak
weather v. yağmur nedeniyle solmak
weather v. çatlatmak
weather v. rengini değiştirmek
weather v. güneş yağmur vb soldurmak/aşındırmak
weather v. tehlikeyi bertaraf etmek
weather v. kurutmak
weather v. savuşturmak
weather v. kötü havaya karşı dayanıklık göstermek
weather v. tehlike atlatmak
weather v. güneş yağmur vb nedenlerle solmak/aşınmak
weather v. -den aşınmak
weather v. hava etkisiyle değişmek
weather v. (hava) aşındırmak
weather v. (hava ile) aşınmak
weather v. hava etkisine tutmak
weather v. baş etmek
weather v. başa çıkmak
weather v. (tehlikeyi/badireyi) atlatmak
weather v. rüzgara doğru yelken açmak
weather v. hava nedeniyle rengi solmak
weather v. hava nedeniyle rengi atmak
weather v. (hava) rengini soldurmak
weather v. hava etkisine dayanmak
weather adj. rahatsız
weather adj. hasta
Technical
weather n. yel değirmeninin kendi dönme düzlemi ile yaptığı açı
weather v. hava etkisine tutmak
Architecture
weather v. çatıya eğim vermek
Marine
weather n. görünür olan yan hat
weather n. görünür olan ince tahta kısım
weather v. (gemi) fırtınadan sağ salim geçmek
weather v. (yarışta veya deniz savaşında) rüzgara karşı avantajlı konum elde etmek
weather v. dalgalı denizde yalpalayıp baş-kıç vurmak
weather adj. geminin rüzgar alan yanına ait
weather adj. geminin rüzgar alan yanıyla ilgili
weather adj. geminin rüzgar alan yanında olan
weather adj. geminin rüzgar alan kısmında olan
Meteorology
weather n. olumsuz veya yıkıcı hava koşulları
weather n. soğuk hava ve rutubet
weather v. kötü hava koşulları nedeniyle hareket edememek
weather adj. hava durumu tahmininde kullanılan
weather adj. hava durumu tahminiyle ilgili
weather adj. atmosfer koşullarına maruz kalan
Ornithology
weather v. (şahini) açık havaya başlığı olmadan salmak

Significados de "weather" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
weather vane n. rüzgar fırıldağı
weather condition n. havadurumu
good weather n. iyi hava
unsettled weather n. değişken hava
weather map n. hava haritası
weather side n. rüzgara maruz taraf
weather forecast n. hava raporu
weather map n. hava durumu haritaları
weather strip n. pencere bandı
normal weather conditions n. normal hava koşulları
weather forecast n. hava durumu
weather report n. hava raporu
fair weather n. iyi hava
weather forecasting n. hava durumu tahmini
weather strip n. tecrit şeridi
weather bureau n. meteoroloji bürosu
clear weather n. açık hava
fine weather n. güzel hava
local weather n. yerel hava
weather stripping n. kapı pencere yalıtımı
weather strip n. kapı pencere süngeri
weather condition n. hava durumu
weather chart n. hava haritası
weather stripping n. pencere bandı
synoptic weather chart n. hava tahmin haritası
weather vane n. yelkovan
weather radar n. hava durumu radarı
cold weather n. soğuk hava
weather stripping n. tecrit şeridi
bad weather n. kötü hava
weather forecast n. hava tahmin raporu
nasty weather n. çepel
unfavorable weather n. elverişsiz hava
weather forecaster n. hava tahmincisi
weather map n. meteoroloji haritası
weather vane n. fırıldak
weather sheet n. yelken ipi
weather forecast n. hava tahmini
weather analysis n. hava durumu tahlili
weather forecast n. havadurumu (hava tahmini)
weather forecast n. hava durumu (hava tahmini)
adverse weather conditions n. hava muhalefeti
adverse weather condition n. hava muhalefeti
freak (weather) condition n. olumsuz şart
rainy weather n. yağışlı hava
weather man n. hava durumu sunucusu
weather presenter n. hava durumu sunucusu
cold weather precautions n. soğuktan koruma önlemleri
cold weather precautions n. soğuk hava önlemleri
a foul-weather friend n. kara gün dostu
all-weather aircraft n. her türlü hava koşullarında uçabilen uçak
fair-weather friend n. iyi gün dostu
foul-weather friend n. kara gün dostu
foul-weather friend n. kötü gün dostu
weather-bound n. kötü hava şartlarından dolayı limanda mahsur kalmış (gemi)
inclement weather n. kötü hava
inclement weather n. soğuk hava
abnormal weather conditions n. anormal hava şartları
abnormal weather conditions n. anormal hava koşulları
changeable weather n. değişken hava
marginal weather n. normalin dışında hava şartları
adverse weather conditions n. kötü hava koşulları
weather conditions n. hava şartları
weather conditions n. hava koşulları
windy weather n. rüzgarlı hava
weather reporter n. hava durumu sunucusu
change of the weather n. havanın değişmesi
dark weather n. karanlık hava
a muggy weather n. bunaltıcı bir hava
severe weather conditions n. sert hava koşulları
harsh weather conditions n. sert hava şartları
severe weather conditions n. sert hava şartları
harsh weather conditions n. sert hava koşulları
warm weather n. ılık hava
muggy weather n. bunaltıcı hava
sultry weather n. bunaltıcı hava
local weather forecast n. yerel hava durumu
rainy weather n. yağmurlu hava
wet weather n. yağmurlu hava
extreme weather conditions n. şiddetli/ağır/sert hava şartları
overcast weather n. kapalı hava
unfavorable weather conditions n. kötü hava koşulları
bad weather conditions n. olumsuz hava şartları
bad weather conditions n. olumsuz hava koşulları
unfavorable weather conditions n. olumsuz hava şartları
bad weather conditions n. kötü hava şartları
unfavorable weather conditions n. olumsuz hava koşulları
bad weather conditions n. kötü hava koşulları
unfavorable weather conditions n. kötü hava şartları
weather and climate events n. hava ve iklim olayları
weather dictionary n. hava durumu sözlüğü
unpredictable weather n. öngörülemeyen hava (durumu)
weather event n. hava olayı
spring weather n. bahar havası
bad weather n. çepel
nasty/stormy weather n. çepel
weather hood n. hava kapağı
weather stain n. havanın neden olduğu olduğu renk atması/leke
weather forecast for turkey n. türkiye için hava tahmini
cold weather conditions n. soğuk hava koşulları
weather report n. hava durumu raporu
changeable weather n. istikrarsız hava
cool weather n. serin hava
raw weather n. soğuk ve nemli hava
sweater weather n. süveter/hırka havası
tempestuous weather n. fırtınalı hava
stormy weather n. fırtınalı hava
weather gauge n. avantaj
weather [obsolete] n. sağanak yağış
weather gaw n. kısmi gökkuşağı
weather [obsolete] n. gökyüzü
weather gauge n. üstünlük
weather woman n. kadın hava durumu sunucusu
shorts weather n. şort giyme havası
showery weather n. yağmurlu hava
fair-weather sailor n. görünürde denizci
fair-weather sailor n. tecrübesiz denizci
gloomy weather n. kasvetli hava
gloomy weather n. loş ve karanlık hava
weather mild n. yumuşak hava
weather mild n. ılık hava
weather mild n. Ilıman hava
wb (weather bureau) n. meteoroloji servisi
stress of weather n. hava şartları nedeniyle kısıtlanma
stress of weather n. hava muhalefeti nedeniyle mahsur kalma
weather the crisis v. badireyi atlatmak
weather a crisis v. düze çıkmak
feel under the weather v. rahatsız olmak
make heavy weather of something v. birşeye olması gerektiğinden daha fazla zaman harcamak
weather the storm v. zorluklara göğüs germek
weather strip v. pencere yalıtımı yapmak
be under the weather v. kendini kötü hissetmek
weather the crisis v. badire atlatmak
weather the storm v. krizi atlatmak
weather the storm v. zorlukların hakkından gelmek
weather the storm v. badireyi atlatmak
weather the storm v. badire atlatmak
make heavy weather of v. gözünde büyütmek
weather-strip v. pencere bandı yapıştırmak
make a forecast of the weather v. hava tahmininde bulunmak
make a forecast of the weather v. hava tahmini yapmak
fall victim to bad weather v. kötü havanın azizliğine uğramak
listen to the weather forecast v. hava durumunu dinlemek
weather a point v. karşı çıkanlara rağmen muvaffak olmak
weather beaten adj. fırtınayla hırpalanmış
all weather adj. her havaya elverişli
all-weather adj. her havaya elverişli
weather-beaten adj. yıkık dökük
weather-beaten adj. yanık ve kırış kırış (yüz)
weather-beaten adj. her türlü kötü hava şartlarına maruz kalmış