dile - Turco Inglés Diccionario

dile

Significados de "dile" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
dile getirilmemiş unsaid adj.
General
açık bir şekilde dile getirme articulation n.
dile getirme articulation n.
dile düşme notoriety n.
dile getirme utterance n.
tercüme edilmiş bir belgeyi tekrardan orijinal dile tercüme etme back translation n.
dile dolanan tanıtım müzikleri catchy jingles n.
dile takılan reklam/tanıtım müzikleri catchy jingles n.
toplumsal sorunları dile getiren social commentator n.
dile düşmüş kimse byword n.
gerçeğin dile getirilmesi statement of fact n.
dile getirilen şey noise n.
başka dile çevirme transliteration n.
dile benzer çıkıntı languet n.
günlük dile çevirme vernacularisation n.
günlük dile çevirme vernacularization n.
eleştiriyi dile getiren kimse voicer n.
bir şeyleri dile getiren kimse worder n.
dile getirilen şey giving out n.
(yabancı sözcüğü) dile alma denizenation n.
dile alınmış yabancı sözcük denizen n.
dilden dile gezen efsane folktale n.
dilden dile aktarılan uygulama, inanç ve gelenekler folklore n.
dile getirmeyi reddetme silence n.
dile getirilmeyen kural unspoken rule n.
dilden dile dolaşan şey proverb n.
insanların bildiklerinin yanlış olduğunu göstermek amacıyla durum ile ilgili gerçekleri dile getirmek put the record straight v.
dile düşmek get oneself talked about v.
dilden dile dolaşmak be talked about v.
dile düşmek be oneself talked about v.
dile gelmek start to talk v.
dile getirmek voice v.
dile almak (yabancı bir sözcüğü) naturalize v.
dile getirmek verbalize v.
dile getirmek put into words v.
dilden dile dolaşmak become notorious v.
dile getirmek utter v.
dile getirmek depict v.
dile getirmek give voice to v.
dile getirmek mention v.
dile getirmek reflect v.
dile dökmek phrase v.
dile getirmek frame v.
dile getirilmek find voice in v.
dile getirmek express v.
hakim olmak (dile vb) have a good/brilliant mastery of v.
hakim olmak (dile vb) have a good/brilliant knowledge of v.
hakim olmak (dile vb) have a good/brilliant command of v.
hakim olmak (dile vb) have a good/brilliant comprehension/understanding of v.
dile getirmek speak out v.
dile getirmek make (somebody) talk v.
sevincini dile getirmek gratulate v.
(yabancı bir sözcüğü) dile almak naturalise v.
(yabancı bir sözcüğü) dile almak naturalize v.
dile hakim olmak have the command of a language v.
dile düşmek become a subject of gossip v.
dile dolamak keep on saying (the same thing) v.
dile getirmek give utterance to v.
-de dile gelmek find voice in v.
dilden dile yayılmak get about v.
bir dile ait bir yazıyı başka bir dilin harfleriyle yazmak transliterate into v.
dile gelmek begin to talk v.
dile gelmek find one's tongue v.
bir dile tam anlamıyla hakim olmak have a full command of a language v.
dile hakim olmak have a command of a language v.
üzüntüsünü dile getirmek express one's regrets v.
dile getirmek articulate v.
bir dile kelime kazandırmak coin a new word into the language v.
bir dile kelime kazandırmak introduce a new word into the language v.
dile getirmek verbalise v.
dile almak (yabancı bir sözcüğü) naturalise v.
dilden dile intikal etmek be passed down by word of mouth v.
görüşlerini tenkitçi bir tarzda dile getirmek (eski kullanım) animadvert v.
yeniden dile getirmek re-articulate v.
dile getirmek term [obsolete] v.
başka dile çevirmek transliterate v.
dile getirmek egurgitate v.
dile getirmek emit v.
rahatsızlığını dile getirmek chide v.
günlük dile çevirmek vernacularize v.
günlük dile çevirmek vernacularise v.
ana konuyu dile getirmek keynote v.
dile getirmek vent v.
dile getirmek vend [rare] v.
(duygularını) dile getirmek blow [obsolete] v.
şikayet olarak dile getirmek mean [scotland] v.
dile getirmek word v.
dile getirmek wreak v.
yanlış şekilde dile getirmek misarticulate v.
ağdalı bir şekilde dile getirmek mouth v.
yeniden dile getirmek revoice v.
dile getirmek give v.
şiddetle dile getirmek rip v.
şifreyi normal ve anlaşılabilir dile çevirmek decipher v.
(yabancı sözcüğü) dile almak denizenize v.
(yabancı bir sözcüğü) dile almak denizen v.
(yabancı sözcüğü) dile almak denizenise v.
rahatsızlığını dile getirmek complain v.
(nahoş durumu) dile getirmek drag up v.
dile getirmek pour v.
dile gelmek pour v.
gerçekleri dile getirmek pour out v.
dile gelmek salute v.
içini dökerek dile getirmek discharge v.
dile getirmek outspeak [dialect] v.
aniden dile getirmek plump v.
dilden dile dolaştırmak proverb v.
dile getirmek float v.
anlatılmak (dilden dile) run v.
dile getirmek air v.
(daha güçlünün) huzurunda dile getirmek propound [obsolete] v.
öfkesini dile getirmek funk [scotland] v.
açıkça dile getirmek speak out v.
dile düşmüş notorious adj.
dile ait lingual adj.
dile getirilebilir effable adj.
dile ait linguistic adj.
dile getirilmiş voiced adj.
eski dile ait classical adj.
konuşulan dile ait vernacular adj.
duygulannı serbestçe dile getiremeyen noncommunicative adj.
günlük dile ait colloquial adj.
tümüyle dile getirilen fully articulated adj.
dile getirilmemiş unmentioned adj.
dile duyarlı language-conscious adj.
ana dile ait ifadeler içermeyen unidiomatic adj.
dile getirilmeyen unspoken adj.
dile benzeyen lingulate adj.
dile benzeyen tongue-shaped adj.
dile getirilmemiş unbreathed adj.
dile getirilmemiş undelivered adj.
dile getirilmemiş undeclared adj.
dile getirilmemiş undischarged adj.
dile getirilmemiş unexpressed adj.
dile getirilemez unexpressible adj.
dile getirilmemiş unraised adj.
dile getirilmemiş unremarked (upon) adj.
tekrar dile getirilmeyen unrepeated adj.
keşmirlilerin konuştuğu dile ait kashmirian adj.
sabinlerin konuştuğu dile ait veya ilgili sabine adj.
dile getirilmemiş unuttered adj.
dile getirilmemiş unvocalized adj.
dile getirilmemiş unverbalised adj.
dile getirilmemiş unverbalized adj.
dile getirilmemiş unuttered adj.
kosovalıların konuştuğu dile ait kosovan adj.
dilden dile word of mouth adj.
kuzey hindistan'da konuşulan dile ait hindi adj.
mishmi halkının konuştuğu dile ait mishmi adj.
iskoçya veya kuzey ingiltere yerlilerine veya konuştukları dile ait geordie adj.