gibi gibi - Turco Inglés Diccionario

gibi gibi

Significados de "gibi gibi" en diccionario inglés turco : 4 resultado(s)

Turco Inglés
Idioms
gibi gibi continued (on) page 94 expr.
Slang
gibi gibi blah, blah, blah expr.
gibi gibi blah-blah expr.
Modern Slang
gibi gibi type shit expr.

Significados de "gibi gibi" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kral, padişah gibi taht sahibi devlet başkanı sovereign n.
sarkaç gibi sallanmak oscillate v.
atmak (çıkarmak gibi) discard v.
yapar gibi görünmek pretend v.
köle gibi çalışmak slave v.
solucan gibi kıvrılarak ilerlemek worm v.
gaz gibi gaseous adj.
canavar gibi monstrous adj.
kedi gibi catty adj.
cin gibi quick-witted adj.
cin gibi sharp-witted adj.
bebek gibi baby-like adj.
gibi as prep.
gibi like prep.
General
ceviz gibi yemişlerin kabuğu nutshell n.
para ve bunun gibi menfaatler sağlayarak ya da hile ile jüriyi etkileme embracery n.
sırık gibi kimse beanpole n.
(ölüm gibi nedenlerle) yoksun bırakma bereaving n.
ağır silahlar (top gibi) artillery n.
hükümet tarafından okul binası yapımı gibi işler için verilen toprak land grant n.
ıslık gibi keskin bir ses swish n.
top gümbürtüsü gibi ses peal n.
kağıt gibi olma paperiness n.
(ark/kanal gibi üstü açık) suyolu watercourse n.
ev gibi kullanılan duba barge n.
çığ gibi büyüme snowballing n.
tekne (gemi/vapur/sandal/yat gibi) boat n.
düşme vb gibi nedenlerle özellikle kafada oluşan sakatlıklar concussions n.
kısa şiir (tekerleme gibi) jingle n.
deri gibi leatheriness n.
kum tanesi gibi taş parçacığı grit n.
köle gibi çalıştırılan kimse dogsbody n.
nur topu gibi çocuk cherub n.
prens gibi olma princeliness n.
hayvan gibi tip yahoo n.
kalbi deli gibi attıran erkek heartthrob n.
karavan gibi kullanılan minibüs camper n.
ruh gibi olma etherealness n.
odun gibi görünmesini sağlama engraining n.
liman gibi kıyıya yakın veya kıyıda bulunan bölge waterfront n.
çalı gibi olma bushiness n.
yeşim gibi yeşil jade n.
çil yavrusu gibi dağılma stampede n.
saçak gibi tüyler frill n.
otobüs gibi kamunun ihtiyaçlarına yönelik işletilen araç public service vehicle n.
böcek ve yılan gibi hayvanların dökülmüş kabuk veya derileri exuviae n.
canfes gibi yaprak thin and smooth leaf n.
mavi gibi olma bluishness n.
çatlak gibi görünen desen crackle n.
ayakta meze gibi yiyeceklerin atıştırıldığı lokanta snack bar n.
milyoner gibi bir şey a kind of millionaire n.
haber (mektup/not/telgraf gibi iletilen) communication n.
vadi gibi çukurluk bir alan üzerinden kara veya demiryolunu geçiren ayaklı köprü viaduct n.
canlı gibi görünen lifelikeness n.
roman gibi yaşayan kimse gypsy n.
bank (park vb gibi yerlerdeki) park bench n.
cehennem gibi yer inferno n.
normalden daha büyük penisi varmış gibi davranan delow n.
ceviz gibi kabuklu yemiş nut n.
telefon vb gibi teknolojik gelişmelerin insanların arasındaki mesafeyi ortadan kaldırması glocalization n.
dağ gibi olma mountainousness n.
şeytan gibi tip devil n.
cehennem gibi hellishness n.
bahama adaları, büyük antiller, küçük antiller gibi karayip denizini çevreleyen adalar west indies n.
süt gibi olma milkiness n.
hayvan yemi (saman/ot gibi) fodder n.
hücre gibi ve kapısız ufak oda alcove n.
yılan gibi hain kimse viper n.
deve gibi huge person n.
bir dağın zirvesi vb gibi harita üzerinde belirlenmiş bir yükseklik spot height n.
yerlisi gibi olma endenisation n.
ev gibi olan homeyness n.
hızır gibi yetişen şey godsend n.
arı kovanı gibi yer hive n.
bomba gibi haber shattering piece of news n.
deli kızın çeyisi gibi scattered all over n.
karınca gibi kaynaşan bir kalabalık a seething crowd n.
kara kehribar gibi parlak siyah jet black n.
adam gibi adam an upright man n.
halat gibi dolaştırma kinking n.
çifte merdiven (çit gibi bir bölmenin üstünden geçmek için yapılmış) stile n.
savaş gibi nedenlerle vatanını terk etmek zorunda bırakılmış kimse displaced person n.
saman gibi gıdası az yiyecek roughage n.
ata biner gibi oturma straddle n.
tımarhane gibi bir yer bedlam n.
yerlisi gibi olma endenization n.
rüya gibi durum idyll n.
nabız gibi atış pulsing n.
küçük bir gemi gibi kullanılabilen tek direkli büyük sandal sloop n.
tüy gibi hafif kimse featherweight n.
ölü gibi olma effeteness n.
su ve hava gibi bir ortamda taşıma waftage n.
arı gibi çalışan kimse bee n.
peynir gibi olma cheesiness n.
kıta gibi tek parçadan oluşan kara parçası land mass n.
karşı cins gibi giyinen ve davranan kimse transvestite n.
cin gibi çocuk elf n.
ahır gibi ev sty n.
sünger gibi olma sponginess n.
pizza gibi hazır yiyecekler fast food n.
uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer (akarsu, yol gibi) crossroad n.
dev gibi kadın giantess n.
sallanma (sarkaç gibi) swing n.
gereği gibi kullanmama abuse n.
ağ gibi sarma enmeshment n.
kuş gibi şakıma warbling n.
dev gibi olma enormousness n.
halat gibi dolaşma kinking n.
nabız gibi atma pulsing n.
kompliman gibi gözüken eleştiri backhanded compliment n.
baykuş gibi olma owlishness n.
hızır gibi yetişen devlet kuşu godsend n.
fırın gibi yer furnace n.
misk gibi kokma durumu muskiness n.
yeryüzüyle gökyüzünün birleşmiş gibi göründüğü yer horizon n.
soğuğa karşı dış giysi (palto/ceket/şal gibi) wrap n.
şeftali gibi etli meyvelerin çekirdeği pit n.
baba gibi davranış paternalism n.
bir hastane gibi kurumun başkanı olan kadın matron n.
tipik olarak kuzey amerika'nın batısında görülen toz gibi çok ince yağan kar champagne powder n.
sülük gibi yapışma leeching n.
özellikle güney afrika'da yuvarlak kulübe vb gibi basit yapı rondavel n.
tavşan kuyruğu gibi küçük kuyruk scut n.
ulaşım yolu trafiğinin yavaşlatılması amacıyla yapılan tümsek gibi engeller traffic calming n.
in gibi dark and narrow place n.
şaka gibi görünen iğneleyici söz snide n.
müşterilerinin bar gibi bir tezgahın önünde oturduğu ufak lokanta snack bar n.
ev şekline sokulmuş veya ev gibi kullanılan tekne houseboat n.
tuvalet malzemeleri (sabun/diş macunu/kolonya gibi) toiletries n.
ayı gibi kaba ve sert bearishness n.
konser vb gibi bir etkinlikte sanatçıların sahne alma sırası lineup n.
bıçak gibi saplanma stab n.
bomba gibi şey dynamite n.
inci gibi (diş) pearly n.
hamur gibi olma pastiness n.
kutu gibi olma boxiness n.
çocuk gibi ağlayan kimse cry baby n.
alt sınıf öğrencilerini uşak gibi kullanma fagging n.
burun gibi çıkıntı nose n.
çocuk gibi olma childlikeness n.
otobüs gibi taşıtlarda bulunan ve yapılan hızı, duraklamaların süresini ve sürücünün ne kadar direks tachograph n.
konuşur gibi okuma recitative n.
yaratık gibi olma durumu creatureliness n.
engel (çit/duvar/korkuluk gibi) barrier n.
molekül vb gibi şeylerin yakınlık sırası the affinity order of n.
kuru ve çabuk tutuşan madde (kav gibi) tinder n.
gömme dolap (gardırop işlevi gören sandık odası gibi) closet n.
adam gibi adam a gentleman n.
rüya gibi şey dream n.
buz gibi olma durumu frigidness n.