go in - Turco Inglés Diccionario

go in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "go in" en diccionario turco inglés : 39 resultado(s)

Inglés Turco
General
go in v. içeri girmek
We must be clear that there should be no interference with the ability of the inspectors to go in.
Müfettişlerin içeri girmesine hiçbir şekilde müdahale edilmemesi gerektiği konusunda net olmalıyız.

More Sentences
go in v. içeriye girmek
Are you going in?
İçeriye giriyor musun?

More Sentences
go in v. girmek
Are you sure you want to go in here?
Buraya girmek istediğine emin misin?

More Sentences
Phrasals
go in v. gitmek
To be more precise, this report is about the direction Parliament wishes to go in.
Daha açık olmak gerekirse, bu rapor Parlamentonun gitmek istediği yönle ilgilidir.

More Sentences
General
go in n. güneş veya ayın bulutla örtülmesi
go in v. bulutla örtülmek (güneş/ay)
go in v. uymak
go in v. -e sığmak
Phrasals
go in v. bir yerden girmek
go in v. bir şey aracılığıyla girmek
go in v. ziyarete gitmek
go in v. bir yerde tutulmak/muhafaza edilmek
go in v. bir yere koyulmak
go in v. bir şeyin içinde durmak
go in v. yeri bir şeyin içi olmak
go in v. içeriği olmak
go in v. bileşeni olmak
go in v. gözden kaybolmak
go in v. görünür olmamak
go in v. anlaşılmak
go in v. iyi anlaşılmak
go in v. idrak edilmek
go in v. kararmak
go in v. önü kapanmak
go in v. bulutların arkasına gizlenmek
go in v. gölgelenmek
go in v. perdelenmek
go in v. bir girişime/teşebbüse katılmak
go in v. belirli bir yere gitmek
go in v. bir yere ait olmak
go in v. bir yere uymak
go in v. bir yerin olmak
go in v. eklenen malzeme olmak
go in v. eklenen içerik olmak
go in v. öğrenilmek
go in v. ortak bir girişimde/teşebbüste yer almak
go in v. saldırmak üzere yaklaşmak
Sport
go in v. (krikette) oyuna girmek
Card
go in v. pokerde oyunun açılışını yapmak

Significados de "go in" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
go up in smoke v. havaya gitmek
go in circles v. harmanlamak
go in for v. ilerlemek için bir kariyer seçmek
go in with someone on v. bir şeyde biriyle ortak olmak
go in for v. alışkanlık edinmek
go in for v. sınav olmak
go up in smoke v. havaya uçmak
go in for v. katılmak
go in for v. uğraşmak
go in for v. bir şeyin meraklısı olmak
not to go in v. sığmamak
go in haste v. koşmak
go up in smoke v. tamamıyla yanmak
go up in price v. fiyatlanmak
go in for an examination v. sınava girmek
go black in the face v. çok kızmak
go in for v. sınava girmek
go up in smoke v. yanıp kül olmak
go around in circles v. harman çevirmek
go in for v. yarışmada yer almak
go in full sail v. pupa yelken gitmek
go up in smoke v. duman olmak
go up in flames v. tamamıyla yanmak
go up in smoke v. yok olmak
go for a walk in the moonlight v. mehtaba çıkmak
go in for v. bir şeyi yapmaktan hoşlanmak
go in for something v. katılmak
go in search of v. araştırmasına girmek
go up in smoke v. heba olmak
go for a walk in the fresh air v. hava almak
go down in value v. değeri düşmek
go down in history v. tarihe geçmek
go halves in v. yarı yarıya paylaşmak
go about in disguise v. tebdil gezmek
go in for v. ilgilenmek
go in a mad frenzy v. keçileri kaçırmak
(for a law) go in effect v. yürürlüğe girmek
go down in the lift v. asansörle inmek
go up in the lift v. asansörle çıkmak
go back in time v. geçmişe gitmek
go back in time v. zamanda geriye gitmek
go around in circles v. boşa uğraşmak
go in for v. yer almak
go in the matter v. işi incelemek
go in a partnership with someone v. ortak olmak
go in business v. bir işe başlamak
go in effect v. yürürlüğe girmek
go out in public v. toplum içine çıkmak
go out in public v. insan içine çıkmak
go in and out v. girip-çıkmak
go in further detail v. ayrıntılara girişmek
go a long way in doing something v. çok yararlı olmak
go off in all these other directions v. bambaşka yönlere gitmek
go in the back room v. arka odaya gitmek
go in for an operation v. ameliyat olmak için hastaneye yatmak
go in pairs v. çiftler halinde gitmek
go in pairs v. ikişerli olarak gitmek
go in the right direction v. doğru yoldan gitmek
go in pairs v. çifter çifter gitmek
go in suitcase v. (bir başka ülkeye giderken) bavulda taşınmak
in one go adv. bir seferde
in one go adv. bir kerede
Phrasals
go in for v. desteklemek
go in for v. göze çarpan bir özelliği olmak
go in for v. onaylamak
go in with someone (on something) v. (biriyle bir şeyi) ortaklaşa almak/yapmak
go in with (someone) v. (biriyle) ortaklaşa almak/yapmak
go in off (of) (something) v. (bir şeye) çarpıp girmek
go in with (someone) v. (biriyle) ortak olmak
go in off (of) (something) v. (bir şeyden) sekip girmek
go down (in history) (as someone or something) v. (biri/bir şey olarak tarihe) adını yazdırmak
go in with v. ile ortaklaşa yapmak/almak
go in on (something) v. (bir şeye/şeyde) ortak olmak
go in on (something) v. (bir şeye) ortak girişmek
go in search of the golden fleece v. tehlikeli/zor bir maceraya atılmak
go down (in history) (as someone or something) v. (biri/bir şey olarak tarihe) geçmek
go in with v. ile ortak olmak
go in on (something) v. (bir şeyi) ortaklaşa almak/yapmak
go in on (something) v. (bir şeyi) paylaşmak
go in with someone (on something) v. (biriyle bir şeyde) ortak olmak
go in with someone (on something) v. (biriyle bir şeye) ortaklaşa girişmek/girmek
things that go bump in the night expr. gece hayaletler/hortlaklar çıkacak sanma
Phrases
go in peace! expr. esenlikle git!
Proverb
only mad dogs and englishmen go out in the midday sun bu sıcakta dışarı çıkılmaz
only mad dogs and englishmen go out in the midday sun güneş tepedeyken dışarı çıkılmaz
only mad dogs and englishmen go out in the midday sun öğlen güneşinin altında dışarı çıkılmaz
Colloquial
go in one's favour v. birinin lehine karar verilmek
go in one ear and out the other v. bir kulağından girip öteki kulağından çıkmak
go in and out v. bir çalışıp bir çalışmamak
go in and out v. çıkıp çıkıp girmek
go in and out v. gelip gelip gitmek
go in and out v. kesik kesik çalışmak
go in and out v. gidip gidip gelmek
go in and out v. gidip gelmek
go in and out v. bir girip bir çıkmak
go in and out v. girip girip çıkmak
go in peace! expr. elveda!
go in peace! expr. güle güle git!
go in and win expr. gir ve kazan
go jump in the lake! expr. defol git ve beni rahatsız etme!
in case things go wrong expr. işlerin yolunda gitmemesi durumunda
in case things go wrong expr. işlerin aksaması durumunda
in one go [uk] expr. bir defada
in one go [uk] expr. bir seferde
in one go [uk] expr. bir kerede
in one go [uk] expr. bir gidişte
in one go [uk] expr. bir oturuşta
go (and) jump in the lake expr. defol git
go (and) jump in the lake expr. git başımdan
go (and) jump in the lake expr. defol git ve beni rahatsız etme
in one go expr. bir oturanda
Idioms
go in at one ear and out at the other v. bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak
go in one ear and out the other v. bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak
go up in flames v. alev alev yanmak
go in at one ear and out at the other v. bir kulağından girip öbüründen çıkmak
go up in the air v. tepesi atmak
go down in history v. tarihe geçmek
go down in history v. tarihe yazılmak
go down in the world v. düşmek
go down in the world v. eskiyip yıkılmaya yüz tutmak
go up in smoke v. suya düşmek
go hand in hand v. birlikte olmak
go hand in hand v. bir arada olmak
go hand in hand v. yan yana olmak
go to hell in a handbasket v. hızla kötüye gitmek
go round in circles v. kısır döngü içine girmek
go round in circles v. dönüp dolaşıp aynı yere gelmek
go up in the air v. sinirden küplere binmek
go up in the air v. muallakta kalmak
go up in the air v. öfkeden köpürmek
go up in the air v. sinirden çatlamak
go to hell in a handcart v. hızla kötüye gitmek
go to hell in a bucket v. aniden kötüleşmek
go to hell in a handbasket v. giderek daha kötü bir hal almak
go to hell in a bucket v. daha da kötüleşmek
go to hell in a bucket v. gitgide kötüleşmek
go to hell in a handbasket v. gitgide kötüleşmek
go to hell in a handbasket v. giderek kötüleşmek
go to hell in a handbasket v. aniden kötüleşmek
go to hell in a bucket v. giderek kötüleşmek
go to hell in a bucket v. giderek daha kötü bir hal almak
go to hell in a handbasket v. daha da kötüleşmek
go home in a box v. eve bir tabut içinde dönmek (ülkesinden uzakta ölenler için kullanılır)
go hat in hand v. utana sıkıla yapmak/gelmek/gitmek
go cap in hand v. utana sıkıla yapmak/gelmek/gitmek
go round in circles v. yerinde saymak
go around in circles v. yerinde saymak
go a long way in doing something v. bir şeyin yapılmasına katkıda bulunmak
go in someone's favor v. lehine dönüşmek
go in someone's favor v. lehine değişmek