haline - Turco Inglés Diccionario

haline

Significados de "haline" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
Marine Biology
haline n. halin

Significados de "haline" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
haline into prep.
The President today commented that our aim must be to bring Afghanistan into a modern statehood.
Başkan bugün, amacımızın Afganistan'ı modern bir devlet haline getirmek olması gerektiğini ifade etti.

More Sentences

Significados de "haline" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
haline gelmek become v.
General
koloni haline gelme colonization n.
yeniden orman haline getirme reforestation n.
eski haline dönme reversion n.
gaz haline gelme gasifying n.
eski iyi haline getirme refurbishment n.
eski haline döndürücü reversionist n.
enkaz haline gelmiş şey wreck n.
eski haline dönme relapse n.
akkor haline gelmiş kömür gleed n.
haline getirme reduction n.
gaz haline getirme gassification n.
eski haline çevrilme reversion n.
eski haline döndürme rehabilitation n.
ruh haline getirme etherealisation n.
vecit haline getirme enrapturing n.
gaz haline getirme gasifying n.
çelenk haline getirme enwreath n.
gaz haline getirme gasification n.
yaprak haline getirme lamination n.
iskoçya etekliği haline sokma kilting n.
pelte haline sokma jellifying n.
tutam haline getirme wisping n.
ekip haline gelme teaming n.
eski haline getirme restitution n.
yakarak toz haline getirme veya gelme calcination n.
gaz haline koyma gasification n.
toz haline getirilmiş kimyon, zerdaçal vb baharat karışımı curry powder n.
küçükhindistancevizi meyvesinin toz haline getirilmiş kabuk içi mace n.
ruh haline getirme etherealising n.
koloni haline getirme colonization n.
küme haline gelme conglomeration n.
yaprak haline getirme laminating n.
normal haline gelme restoration n.
borç almayı alışkanlık haline getirme scrounging n.
sıvı haline gelme liquefaction n.
toz haline getirme trituration n.
ezerek toz haline getirme trituration n.
ince toz haline getirilmiş madde trituration n.
toz haline getiren triturator n.
ezerek toz haline getirme tripsis n.
toz haline gelme kabiliyeti triturability n.
cam haline getirme vitrifaction n.
önceki haline döndürülmüş redux n.
toz haline gelme efflorescence n.
eski haline getirme rehabilitation n.
eski haline ya da alışkanlığına dönme reversion n.
formül haline getirme formulation n.
yaprak haline getirme foliation n.
ince levha haline gelme lamination n.
ince levha haline getirme lamination n.
toz haline getirme powdering n.
alışkanlık haline gelmiş şey routine n.
cetvel haline koyma tabulation n.
alışkanlık haline gelmiş sarhoşluk habitual intoxication n.
roman haline getirme novelisation n.
roman haline getirme novelization n.
hayatı devam ettirme işini iş haline getiren survivalist n.
ruh haline getirme etherealizing n.
ruh haline getirme etherealization n.
koloni haline gelme colonisation n.
koloni haline getirme colonisation n.
insan çabasıyla dünyanın daha yaşanılabilir bir yer haline getirileceğine inanan görüş meliorism n.
gösteri haline getirme spectacularization n.
yaşlı ve hasta atların kemiklerinin tutkal haline getirildiği yer glue factory n.
kasap tarafından rulo haline getirilen iç yağı tallow catch n.
gaz haline dönüşme aerification n.
tablo haline getirilmiş bilgi tabular matter n.
çizelge, cetvel, tablo haline getirme tabularization n.
eski haline dönüştürme rebuilding n.
eski haline dönme reconversion n.
eski haline döndürme reconversion n.
eski haline getiren kimse rehabilitator n.
eski haline getirme reinstation n.
eski haline dönme relapsing n.
ezerek toz haline getirme triture [obsolete] n.
suç yuvası haline gelmiş kalabalık şehir asphalt jungle n.
tek birim haline gelme uniting n.
tek birim haline getirme uniting n.
ince toz haline getirme levigation n.
sıvı haline gelme liquescency n.
kesilecek veya kesilmiş olup kütük haline getirilecek ağaçlar ile mevcut kütükleri tespit eden ağaç kesicisi marker n.
barutu toz haline getirmeye yarayan ahşap gereç mealer n.
müziğe uyarlanmaya veya şarkı haline getirilmeye uygun şiir melody n.
bir malzemenin özellikle gerildikten sonra eski haline dönme kapasitesi memory n.
potalı fırında magnezyum kristallerini saf magnezyum haline getiren kimse melter n.
samanı hayvan yemi haline getiren fabrika veya makine mill n.
yığın haline getirme heaping n.
karışım haline getirme minglement n.
bir başkasının daha küçük veya daha genç haline benzeyen kimse mini-me n.
yıkıldıktan sonra eski haline dönemeyen kimse humpty dumpty n.
ilkel haline dönme retrogress n.
eski haline geri dönen kimse reversionist n.
eski haline döndüren kimse reverter n.
eski haline getiren kimse reverter n.
(sıvı) kalınlaşıp yumru haline gelme livering n.
sırt haline getiren şey ridger n.
kumaşla kaplanarak düğme haline getirilen disk buttonmold n.
kumaşla kaplanarak düğme haline getirilen disk buttonmould n.
tanrı haline gelme deification n.
eskiden ilaç olarak kullanılan ve toz haline getirilmiş insan veya hayvan parçalarını içeren karışım mummy n.
tahılın öğütülerek un haline getirildiği oluklu silindir roll n.
alışkanlık haline gelmiş davranış routinism n.
sırt çantasının oturak haline gelen kısmı ruckseat n.
buz haline getirme conglaciation n.
buz haline gelme conglaciation n.
su buharının tekrar su haline geçmesi devaporation n.
kural haline gelmiş şey institute n.
sınırlı görüş olması haline navigasyonda tek çare olarak kullanılan cihaz instrument n.
sayı haline getirme digitalisation [uk] n.
sayı haline getirme digitalization [us] n.
tamamı rulo haline getirilerek toplanmış saç pomp n.
çift haline getirme coupling n.
kumla karıştırılıp top haline getirilmiş sabun sand ball n.
barutun toz haline getirildiği yer corning house n.
bir şeyleri eski haline getiren kimse doctor n.
derebeylik haline getirme feudalisation n.
derebeylik haline getirme feudalization n.
katlanıp dikilerek tek bir forma haline getirilen kitap yaprakları gathering n.
ham haline yakın kıymetli taş preform n.
ağartılmış ip çilesini yumak haline getiren tekstil işçisi puller n.
kuruması için ekinleri dik yığınlar haline getiren kimse shocker n.
gümüşü döverek varak haline getiren kimse silver beater n.
toz haline getirme friation n.
protestanlığı yaşam tarzı haline getirmiş kimse protestant n.
sembol haline getirme symbolizing n.
sembol haline getirme symbolising n.
eski haline getiren kimse restitutor n.
konuşma haline getirme speechification n.
fasikül haline getirilme fasciculation n.
alışkanlık haline getirmek practice v.
adet haline getirmek institutionalize v.
hamur haline getirmek pulp v.
malt haline gelmek malt v.
enkaz haline getirmek devastate v.
kanun haline getirmek legislate v.
kitap vb haline sokmak write something up v.
şekerleme haline getirmek candy v.
toz haline getirmek powderize v.
toz haline gelmek (ezilip) pulverize v.
birini kendi haline bırakmak leave someone to his own devices v.
şiir haline koymak versify v.
kendi haline bırakmak let alone v.
kendi haline bırakmak leave alone v.
ruh haline getirmek etherealize v.
haline getirmek reduce v.
püre haline getirmek pulp v.
yaprak haline getirmek flatten out v.
takıntı haline gelmek become an obsession v.
sıva haline getirmek (kil ve kum) puddle v.