hand in - Turco Inglés Diccionario

hand in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "hand in" en diccionario turco inglés : 10 resultado(s)

Inglés Turco
General
hand in v. teslim etmek
You should hand in your report to me Monday.
Pazartesi günü raporunu bana teslim etmelisin.

More Sentences
hand in v. sunmak
Tom has handed in his resignation.
Tom istifasını sundu.

More Sentences
hand in v. vermek
Did he hand in his resignation?
İstifasını verdi mi?

More Sentences
Phrasals
hand in v. teslim etmek
You should hand in your report to me Monday.
Pazartesi günü raporunu bana teslim etmelisin.

More Sentences
hand in v. vermek
Did he hand in his resignation?
İstifasını verdi mi?

More Sentences
Idioms
hand in n. parmağı olma
I can see his hand in this.
Bunda onun parmağı olduğunu görebiliyorum.

More Sentences
General
hand in v. getirmek
hand in v. iletmek
Idioms
hand in n. katkısı olma
hand in n. rol oynama

Significados de "hand in" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
bird in the hand n. çantada keklik
to the matter in hand n. ele alınan konu
to the matter in hand n. eldeki konu
four-in-hand n. dört atlı araba
four-in-hand knot n. bir kravat bağlama yöntemi
a pain in the hand n. el ağrısı
a pain in the hand n. elde ağrı
asking for the girl's hand in marriage n. kız isteme
four-in-hand n. dört atlı ekip
four-in-hand n. dört atlı takım
be hand in and glove with v. ile yakın ilişki içinde olmak
ask for the girl's hand in marriage v. kız istemek
take in hand v. yönetimi ele almak
be hand in glove v. canciğer olmak
hand in one's notice v. istifasını vermek
pay in hand v. avucuna saymak
be hand in glove v. içli dışlı olmak
have one's hand in v. karışmak
hand in one's checks v. ölmek
pay cash in hand v. avucuna saymak
have a hand in v. bir işte parmağı olmak
have one's hand in v. bulaşmak
hand something in v. teslim etmek
take pen in hand v. kaleme sarılmak
hand in one's resignation v. istifasını vermek
hand in one's chips v. ölmek
got one's hand in v. belirli bir işe alışmak
got one's hand in v. belirli bir işe başlamak
get one's hand in v. belirli bir işe başlamak
get one's hand in v. belirli bir işe alışmak
hand something in v. vermek
take in hand v. idaresini ele almak
get one's hand in v. eli alışmak
get one's hand in v. usta olmak
got one's hand in v. bir işe alışmak
work cash in hand v. peşin çalışmak
hand in one's resignation v. istifasını sunmak
take someone in hand v. birini gözetmek
take someone in hand v. ilgilenmek
take someone in hand v. gözetip denetleyerek idare etmek
take someone in hand v. birine bakmak
take someone in hand v. birine nezaret etmek
take someone in hand v. birini idare etmek
take someone in hand v. gözetip denetlemek
take in hand v. idare etmek
take in hand v. ilgilenmek
take in hand v. nezaret etmek
take in hand v. gözetmek
take in hand v. bakmak
have a hand in v. parmağı olmak
have one's hand in v. parmağı olmak
come to ask for the girl's hand in marriage v. (kız) istemeye gelmek
pay cash-in-hand v. parayı elden yatırmak
pay cash-in-hand v. (parayı) elden yatırmak
take in hand v. üstüne almak
take in hand v. yola getirmek
be in hand v. başlamış olmak
be in hand v. (anlaşma) başlamak
have cash in hand v. parası olmak
take something in hand v. denetim altına almak
take something in hand v. ele almak
take something in hand v. eline almak
take something in hand v. duruma el koymak
take something in hand v. kontrol etmek
sit hand in hand v. ele ele oturmak
walk hand in hand v. ele ele yürümek
put one's hand in one's pocket v. elini cebine sokmak
put one's hand in one's pocket v. elini cebine koymak
be spotted with cigarette in hand v. elinde sigarayla kameralara yansımak
be spotted with cigarette in hand v. elinde sigarayla görüntülenmek
jam one's hand in the door v. elini kapıya sıkıştırmak
have in hand v. hakimiyeti altına almak
have in hand v. kontrolü altında tutmak
have in hand v. meşgul olmak
have in hand v. iştigal etmek
take matters in hand v. vaziyet etmek
in hand adj. mevcut
cap in hand adj. alçakgönüllü
four-in-hand adj. dörtlü ekibe özgü
four-in-hand adj. dört atlı takıma özgü
four-in-hand adj. dört atlı takıma ait
four-in-hand adj. dörtlü ekibe ait
hat in hand adv. alçakgönüllü biçimde
in hand adv. göz hapsinde
hand in hand with adv. ile birlikte
hand in hand adv. el ele
in hand adv. elde
hand in hand with adv. elbirliği ile
hand in hand with adv. el ele elbirliği ile
in hand adv. hazırlanmakta
hand in hand with adv. el ele
in hand adv. kontrol altında
hat in hand adv. mütevazı biçimde
in one hand adv. (kumar) tek elde
in hand [obsolete] adv. değerlendirme altında
in hand adv. el ele
in hand adv. fazladan
in hand adv. (genellikle tasma ile) eşlik eden
in hand adv. işlemde
in one's hand expr. riski kendine ait
in one's hand expr. kendi elinde
Phrasals
hand something in (to someone) v. (ödev/sınav kağıdı vb) teslim etmek
hand (something) in to (one) v. (bir şeyi birine) teslim etmek/vermek
hand (something) in to (one) v. (birine ödev/sınav kağıdı ) teslim etmek
Phrases
in witness whereof i have hereunto set my hand affixed my seal this expr. imzam ve mührüm buna tanıktır
in witness whereof i set my hand and affix my seal expr. imzam ve mührüm buna tanıktır
hand in hand expr. birbirinin elini tutarak
hand in hand expr. birlikte iyi olma
hand in hand expr. ayrılmaz bir ikili/üçlü olma
hand in hand expr. el ele
hand in hand expr. el tutuşarak
hand in hand expr. el ele verme
hand in hand expr. birlikte/beraber/bir arada çalışma
hand in hand expr. birbiriyle iyi gitme
hand in hand expr. el birliği etme
Proverb
an iron hand in a velvet glove yumuşak atın çiftesi pek olur
bird in the hand is worth two in the bush eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir
bird in the hand is worth two in the bush elde edilmiş olan şey elde edilememiş güzel şeylerden daha iyidir
a bird in the hand is worth two in the bush eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir
an iron hand in a velvet glove yumuşak atın çiftesi pek olur
an iron hand in a velvet glove yumuşak atın çiftesi pek olur
Colloquial
hand in glove n. birliktelik
hand in glove n. birlikte iş görme
hand in glove n. ortaklık
hand in glove n. el birliği
hand in glove n. işbirliği
the ace in (one's) hand n. gizli silah
the ace in (one's) hand n. koz
the ace in your hand [uk] n. gizli silah
the ace in your hand [uk] n. koz
hand in glove expr. çok yakın ilişki içinde
hand in glove expr. el ele
cap in hand expr. mütevazı biçimde
cap in hand expr. mütevazı
with hat in hand expr. tevazuyla
with hat in hand expr. alçakgönüllülükle
Idioms
have the game in one's hand n. kazanılması kesin olan şey
the matter in hand (brit) n. gündemdeki konu
the matter in hand (brit) n. ele alınan/tartışılan/söz konusu konu
a bird in the hand n. çantada keklik
(some number of) games in hand n. (belli bir sayıda) oynanacak oyun
(some number of) games in hand n. (belli bir sayıda) oyun daha
a bird in the hand n. mevcutta olan şey
a bird in hand n. elde bulunan şey
a bird in hand n. mevcutta olan şey
a bird in the hand n. elde bulunan şey
a bird in the hand n. eldeki serçe
a bird in hand n. sahip olunan şey
a bird in hand n. eldeki serçe
a bird in the hand n. sahip olunan şey