lift - Turco Inglés Diccionario

lift

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

lift — Definition

Significado:
kaldırmak, asansör
Pronunciación (IPA):
(AmE /lɪft/ – BrE /lɪft/)
Categoría gramatical:
Fiil: lift (lifts – lifted – lifting); İsim: lift (lifts)
Sinónimo:
raise, elevator
Antónimos:
lower, drop

Significados de "lift" en diccionario turco inglés : 88 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
lift n. asansör
I would like to say that I was stuck in a lift for 15 minutes, so the lifts really are not working.
Bir asansörde 15 dakika mahsur kaldığımı söylemek isterim, yani asansörler gerçekten çalışmıyor.

More Sentences
lift v. kaldırmak
Only a crane was able to lift the huge machine.
Devasa makineyi ancak vinçle kaldırabildiler.

More Sentences
lift v. havalanmak
General
lift n. kaldırma
Lifting free weights is a classic isotonic exercise.
Serbest ağırlık kaldırmak klasik bir izotonik egzersizdir.

More Sentences
lift n. asansör
I would like to say that I was stuck in a lift for 15 minutes, so the lifts really are not working.
Bir asansörde 15 dakika mahsur kaldığımı söylemek isterim, yani asansörler gerçekten çalışmıyor.

More Sentences
lift v. çıkmak
Indeed, none of this can lift the economy out of stagnation.
Aslında bunların hiçbiri ekonomiyi durgunluktan çıkaramaz.

More Sentences
lift v. dağılmak (sis/duman)
The fog lifted quickly.
Sis çabucak dağıldı.

More Sentences
lift v. yukarı kaldırmak
Lift your head up as you breathe out.
Nefes verirken başınızı yukarı kaldırın.

More Sentences
lift v. yükseltmek
Even just working in the fresh air can lift your spirits.
Sadece temiz havada çalışmak bile moralinizi yükseltebilir.

More Sentences
lift v. kalkmak
The fog gradually began to lift.
Sis yavaş yavaş kalkmaya başladı.

More Sentences
lift v. (kol vb.) kaldırmak
His arms were so sore that he couldn't lift them.
Kolları o kadar ağrıyordu ki onları kaldıramıyordu.

More Sentences
lift v. yürürlükten kaldırmak
The government lifted the embargo on certain raw materials.
Hükümet bazı hammaddeler üzerinde uygulanan ambargoyu yürürlükten kaldırdı.

More Sentences
lift v. (sis, duman) dağılmak
The fog lifted towards noon.
Öğlene doğru sis dağıldı.

More Sentences
lift v. hafiflemek
Her sorrow lifted when she saw the puppy.
Yavru köpeği görünce üzüntüsü hafifledi.

More Sentences
lift v. (fikir) devşirmek
His ideas were obviously lifted from other economists.
Fikirleri belli ki başka ekonomistlerden devşirilmişti.

More Sentences
lift v. araklamak
Someone has lifted my bike!
Biri benim bisikleti araklamış!

More Sentences
lift v. (ses) yükseltmek
Please lift your voice so that the last row can hear.
Lütfen en arka sıradakilerin de duyabilmesi için sesinizi yükseltin.

More Sentences
lift v. (yukarı) taşımak
This new technology will lift the market to unimagined heights.
Bu yeni teknoloji, pazarı hayal bile edilemeyecek seviyelere taşıyacaktır.

More Sentences
lift v. (toprak altı bitki) sökerek toplamak
Mom is in the garden lifting carrots.
Annem bahçede havuçları topluyor.

More Sentences
lift v. hava yoluyla sevk etmek
One hundred and twenty rescue workers were lifted into the disaster area.
Yüz yirmi kişilik kurtarma ekibi hava yoluyla felaket bölgesine sevk edildi.

More Sentences
Technical
lift n. asansör
I would like to say that I was stuck in a lift for 15 minutes, so the lifts really are not working.
Bir asansörde 15 dakika mahsur kaldığımı söylemek isterim, yani asansörler gerçekten çalışmıyor.

More Sentences
lift v. kaldırmak
Only a crane was able to lift the huge machine.
Devasa makineyi ancak vinçle kaldırabildiler.

More Sentences
Automotive
lift n. asansör
I would like to say that I was stuck in a lift for 15 minutes, so the lifts really are not working.
Bir asansörde 15 dakika mahsur kaldığımı söylemek isterim, yani asansörler gerçekten çalışmıyor.

More Sentences
lift v. kalkmak
The fog gradually began to lift.
Sis yavaş yavaş kalkmaya başladı.

More Sentences
Sport
lift n. kaldırma
Lifting free weights is a classic isotonic exercise.
Serbest ağırlık kaldırmak klasik bir izotonik egzersizdir.

More Sentences
General
lift n. yükseliş
lift n. kaldırma kuvveti
lift n. yardım
lift n. neşe
lift n. yükselme
lift n. ferahlık
lift n. yükseltme
lift n. teleferik
lift n. neşe
lift n. sevinç
lift n. (ayakkabı) taban köselesi
lift n. havayolu ile taşıma
lift n. kaldırıcı kuvvet
lift n. yükseltici kuvvet
lift n. kaldırma cihazı
lift n. manevi güç
lift n. ayakkabının tabanını yükselten parça
lift n. kaldırma mesafesi
lift n. kaldırma yüksekliği
lift n. kaldırma makinesi
lift n. (hava aracı) kaldırıcı kuvvet
lift n. (yayayı) araba ile götürme
lift v. dikmek (kulakları)
lift v. germek
lift v. daha yüksek duruma getirmek
lift v. aşırmak
lift v. topraktan çıkarmak
lift v. yürütmek
lift v. yükselmek
lift v. yükseklere çıkmak
lift v. (eser) çalmak
lift v. modelden yapılan parçaya geçirmek
lift v. havayolu ile taşımak
lift v. yerden almak
lift v. (kararı) iptal etmek
lift v. hükümsüzleştirmek
lift v. terfi ettirmek
lift v. (ipotekli borcu) kapatmak
lift v. kökünden koparmak
lift v. son vermek
lift v. iptal etmek
lift v. sonlandırmak
lift v. sona erdirmek
lift v. yukarıda tutmak
lift v. (yürürlükten) kaldırmak
lift v. (ürün/malzeme) çalmak
lift v. başkasına ait yazıyı kendisininmiş gibi yayınlamak
lift v. intihal yapmak
lift v. (yürürlükten) kaldırmak
Law
lift v. fek etmek
Technical
lift n. bağlak
lift n. kaldırma mesafesi
lift n. kaldırılan bir şeyin mesafesi
Automotive
lift n. lift
Aeronautic
lift n. taşıma kuvveti
lift n. uçağın kanat ve dümenini etkileyerek onu kaldıran kuvvet
lift n. uçağın kanatlarınca üretilen ve uçmasını sağlayan güç
Mining
lift n. tek bir işlemde çıkarılan cevherin kalınlığı
lift n. madende kullanılan pompa takımı
Marine Biology
lift n. balık asansörü
Geography
lift n. üst katman
Volleyball
lift n. tutma
lift n. taşıma

Significados de "lift" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Automotive
lift lift n.

Significados de "lift" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
ski lift n. kayakçıları tepeye çıkaran teleferik
lift pass n. kayak alanı kullanım izni
goods lift n. yük asansörü
platter lift n. tabak asansörü
chair lift n. telesiyej
chair lift n. koltuklu teleferik
lift drag ratio n. kaldırma sürükleme oranı
fork lift n. kaldırmaç
lift flap n. kaldırma flapı
lift and force pump n. emme basma tulumba
chair lift n. yolcu koltuğu olan teleferik
lift pump n. emme tulumba
lift valve n. kaldırmalı valf
lift shaft n. asansör kuyusu
sash lift n. pencere kanadı açma mandalı
lift coefficient n. kaldırma katsayısı
ski lift n. kayakçıları yokuş yukarı taşımaya yarayan aygıtların genel adı
topping lift n. vento
freight lift n. yük asansörü
ski lift n. kayak teleferiği
lift pass n. teleferik pasosu
lift bridge n. açılır köprü
passenger lift n. insan asansörü
lift button n. asansör düğmesi
chair lift n. teleski
face-lift n. estetik ameliyat
lift-off n. kalkış
lift-off n. ateşleme
lift-off n. havalanma
lift-sharing n. tasarruf amacıyla sırayla araba kullanma
fork-lift truck n. çatallı istif arabası
lift-car door n. asansör kabin kapısı
lift door n. asansör kapısı
pull and lift hoist n. cırcırlı çekme aygıtı
lift bellow n. kaldırma körüğü
stair lift n. merdiven asansörü
lift lobby n. asansör katı
lift lobby n. asansör lobisi
lift shaft n. asansör boşluğu
accessible lift n. engelli asansörü
lift for disabled n. engelli asansörü
fireman's lift n. itfaiyeci kaldırışı
lift-sharing n. ortaklaşa binme
lift-sharing n. aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması
lift-sharing n. otomobil ortak kullanımı
lift-off n. kalkma
lift-off n. havalanma (roket)
man lift n. insan asansörü
lift production n. asansör üretimi
gondola lift n. telesiyej hattı
surface lift n. kayakçıların ayaklarının zeminde sabit kalarak taşındığı bir kablolu taşıma aracı
t-bar lift n. kayakçıların ayaklarının zeminde sabit kalarak taşındığı bir kablolu taşıma aracı
t-bar lift n. t-bar lift
t-bar lift n. kayakçıların çekilerek taşınması
t-bar lift n. kayak merkezlerinde kişilerin t şeklinde bir bara tutunarak yukarı çıktığı lift
surface lift n. kayakçıların çekilerek taşınması
lift [scotland] n. gökyüzü
lift attendant n. asansörcü
lift attendant n. asansör görevlisi
face-lift n. yenileme işlemi
face-lift n. yeni hale getirme
face-lift n. renovasyon
face-lift n. onarım işlemi
lift tenter n. (yel değirmenlerinde) yelkenleri ayarlayarak hızı düzenleyen amir
lift wall n. kanal kapağının başındaki dikine duvar
dead lift n. mekanik yardım olmaksızın doğrudan kaldırma
shoe lift n. çekecek
shoe lift n. ayakkabı çekeceği
lift up one's voice v. sesini yükseltmek
lift down v. indirmek
lift effectiveness v. etkisini arttırmak
lift up v. yükseltmek
not to lift a finger v. parmağını bile kıpırdatmamak
give a lift v. arabayla götürmek
give somebody a lift v. arabayla götürmek
lift up one's voice v. bağırmak
lift off v. kalkmak
lift up v. kaldırmak
lift a blockade v. ablukayı kaldırmak
give someone a lift v. birini arabasına almak
thumb a lift v. otostop yapmak
lift off v. roket havalanmak
lift up v. refetmek
lift the blockade v. ablukayı kaldırmak
lift up v. yukarı kaldırmak
lift weight v. ağırlık kaldırmak
lift a vehicle v. araç kaldırmak
lift down v. alçaltmak
lift the embargo v. ambargoyu kaldırmak
lift off v. havalanmak
give somebody a lift v. kaldırmak
give somebody a lift v. yardım etmek
lift the legislative immunity v. dokunulmazlıkları kaldırmak
lift the parliamentary immunity v. dokunulmazlıkları kaldırmak
lift blockade v. ablukayı dağıtmak
lift one's head v. kafasını kaldırmak
lift blockade v. ablukayı kaldırmak
lift the burden v. yükü almak
take the lift up to v. asansörle çıkmak
go up in the lift v. asansörle çıkmak
take the lift down to v. asansörle inmek
go down in the lift v. asansörle inmek
lift one's eyebrows v. kaşlarını kaldırmak
lift the ban v. yasağı kaldırmak
lift the receiver v. ahizeyi kaldırmak
lift one's skirt v. eteğini yukarı çekmek
lift the siege v. kuşatmayı kaldırmak
give somebody a lift v. birini arabasına almak
give somebody a lift v. birini arabayla götürmek
face-lift v. düzeltmek
face-lift v. güzelleştirmek
lift off v. (uçak vb) havalanmak
lift one's hand v. elini kaldırmak
lift the morale v. moral yükseltmek
lift the morale v. moralini yükseltmek
lift a ban v. yasağı kaldırmak
lift weights v. ağırlık kaldırmak
lift the veil of mystery v. sır perdesini kaldırmak
lift the veil of mystery v. sır perdesini aralamak
lift one's head v. başını kaldırmak
lift out v. çekip çıkarmak
lift a ban v. yasak kaldırmak
lift heavy v. ağır kaldırmak
lift the restriction v. kısıtlamayı kaldırmak
lift the exemption v. muafiyeti kaldırmak
lift the scab v. yaranın kabuğunu kaldırmak
hold the lift v. asansörü tutmak
lift a barbell v. halter kaldırmak
lift heavy things v. ağır şeyler kaldırmak
give somebody a lift to hotel v. otele bırakmak
give somebody a lift to the airport v. havaalanına bırakmak
give somebody a lift home v. eve bırakmak
lift the restrictions v. kısıtlamaları kaldırmak
lift up her dress v. elbisesini kaldırmak
lift up one's foot v. ayağını kaldırmak
lift up one's foot v. ayağını yukarı doğru çekmek
lift the veil of secrecy v. sır perdesini kaldırmak
lift a rule v. kuralı kaldırmak
not lift heavy things v. ağır şeyler kaldırmamak
get on a ski lift v. telesiyeje binmek
get on a chair lift v. telesiyeje binmek
lift up the eyes v. (dua ederken vb.) yukarı bakmak
lift up the voice v. yüksek sesle ağlamak
lift up one's head v. başını kaldırmak
lift up the voice v. yardımını istemek
lift up the voice v. bağırmak
Phrasals
lift up v. yukarı doğru kaldırmak
lift off v. kalkış yapmak
lift up v. neşelendirmek
lift from v. birinin stresini/gerginliğini almak