occupy - Turco Inglés Diccionario

occupy

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

occupy — Definition

Significado:
işgal etmek, meşgul etmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈɑːkjʊpaɪ/ – BrE /ˈɒkjʊpaɪ/)
Categoría gramatical:
Fiil: occupy (occupies – occupied – occupying)

Significados de "occupy" en diccionario turco inglés : 39 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
occupy v. işgal etmek
Pirates occupied the coastal areas.
Korsanlar kıyı bölgelerini işgal etti.

More Sentences
occupy v. meşgul etmek
That is an issue which constantly occupies our minds in the European Union as well.
Bu, Avrupa Birliği'nde de sürekli zihnimizi meşgul eden bir konudur.

More Sentences
General
occupy v. oturmak
Smokers are asked to occupy the rear seats.
Sigara içenlerin arka koltuklarda oturması isteniyor.

More Sentences
occupy v. bulunmak (belirli bir yerde)
The president occupied his position for ten consecutive years.
Başkan, on yıl üst üste mevkiinde bulunmuştur.

More Sentences
occupy v. meşgul etmek
That is an issue which constantly occupies our minds in the European Union as well.
Bu, Avrupa Birliği'nde de sürekli zihnimizi meşgul eden bir konudur.

More Sentences
occupy v. tutmak
Sport occupies an important place in all of our lives.
Spor hepimizin hayatında önemli bir yer tutar.

More Sentences
occupy v. oyalamak
Keep him occupied.
Onu oyalayın.

More Sentences
occupy v. (ofis, makam) sahip olmak
This is particularly worrying because Malaysia occupies an important geopolitical position.
Malezya önemli bir jeopolitik konuma sahip olduğu için bu durum özellikle endişe vericidir.

More Sentences
occupy v. yerleşmek
The children occupied the large and spacious classroom.
Çocuklar geniş ve ferah bir sınıfa yerleştiler.

More Sentences
occupy v. (zaman) almak
My latest novel occupies most of my time.
Son romanım zamanımın çoğunu alıyor.

More Sentences
occupy v. kaplamak
The hallway walls were occupied with rare paintings.
Koridorun duvarları nadide tablolarla kaplı.

More Sentences
occupy v. dolu olmak
Sorry, is this seat occupied?
Affedersiniz, bu koltuk dolu mu?

More Sentences
occupy v. yer tutmak
Ethical questions occupy an important place in the science/society action plan.
Etik meseleler bilim/toplum eylem planında önemli bir yer tutmaktadır.

More Sentences
Politics
occupy v. işgal etmek
Pirates occupied the coastal areas.
Korsanlar kıyı bölgelerini işgal etti.

More Sentences
General
occupy v. oturmak (koltuk, masa vb'nde)
occupy v. zaman almak
occupy v. zamanını almak
occupy v. işgal altında tutmak
occupy v. işgal etmek (yer)
occupy v. yatmak (yatakta)
occupy v. ele geçirmek
occupy v. olmak
occupy v. zapt etmek
occupy v. -de oturmak
occupy v. dikkati çekmek
occupy v. konsantrasyonu yöneltmek
occupy v. elde etmek
occupy v. aklında olmak
occupy v. (zaman, mekan) gerektirmek
occupy v. oturma izni almak
occupy v. almak
Politics
occupy v. simge niteliğinde bir yerin kontrolünü ele geçirerek protesto yapmak
Technical
occupy v. meydana gelmek
Archaic
occupy v. kullanmak
occupy v. alışveriş yapmak
occupy v. ticaret yapmak
occupy v. yatırım yapmak
Engineering
occupy v. teodoliti (bir noktaya) yerleştirmek
occupy v. takometreyi (bir noktaya) yerleştirmek

Significados de "occupy" con otros términos en diccionario inglés turco: 33 resultado(s)

Inglés Turco
General
occupy oneself v. meşgul olmak
occupy the agenda v. gündemi meşgul etmek
occupy with v. meşgul etmek
occupy a place v. yer işgal etmek
occupy a place v. yer tutmak
occupy oneself with (a worrisome problem) v. derde düşmek
occupy a place v. yer kaplamak
occupy one's mind v. zihnini meşgul etmek
occupy oneself with v. ile iştigal etmek
occupy oneself with (a worrying problem) v. dert edinmek
occupy oneself with (a worrying problem) v. dert etmek
occupy an important place v. önemli bir yere sahip olmak
occupy an important position v. önemli bir yere sahip olmak
occupy a situation v. meşgul olmak
occupy oneself v. bir şeyle meşgul olmak
occupy [obsolete] v. (biriyle) cinsel ilişkiye girmek
Phrasals
occupy someone with something v. birini bir şey ile meşgul etmek
occupy someone with something v. birini bir şey ile oyalamak
occupy (someone or oneself) by (doing something) v. (bir şey yaparak) kendini/birini meşgul etmek
occupy (someone or oneself) by (doing something) v. (bir şey yaparak birini) oyalamak
occupy with v. ile işgal etmek
occupy with v. ile oyalamak
occupy with v. ile hakimiyetini ele almak
occupy with v. zamanını bir şeyle doldurmak
occupy with v. ile kontrol altına almak
occupy with v. ile hakim olmak
occupy with v. ile zapt etmek
occupy with v. ile doldurmak
occupy (someone or oneself) with (something) v. (birini/kendini bir şeyle) meşgul etmek
occupy (someone or oneself) with (something) v. (birini/kendini bir şeyle) oyalamak
Politics
right to occupy n. ikamet etme hakkı
right to occupy n. oturma hakkı
occupy wall street expr. wall street'i işgal et