on line - Turco Inglés Diccionario

on line

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "on line" en diccionario turco inglés : 9 resultado(s)

Inglés Turco
General
on line adj. bağlantılı
on line adj. onlayn
on line adv. faal durumda
on line adv. işlem aşamasında
on line adv. yürürlükte
on line adv. sırada
on line adv. bir hizada
Technical
on line n. yağ geçit borusu
Computer
on line expr. hat üzerinde

Significados de "on line" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
on-line bibliographic searching n. online bibliyografik tarama
on-line carrier n. on-line taşıyıcı
on-line carrier n. sistemi yer ayırtmada kullanılan taşıyıcı
the voice on the end of the line n. telefonun diğer ucundaki ses
the voice on the other side of the line n. telefonun diğer ucundaki ses
the voice on the end of the line n. telefonun ucundaki ses
the voice on the other side of the line n. telefonun ucundaki ses
the voice on the end of the line n. telefonun öteki ucundaki ses
the voice on the other side of the line n. telefonun öteki ucundaki ses
put on the line v. riske atmak
get a line on v. bilgi almak
get a line on v. hatta kalmak
put on the line v. tehlikeye atmak
be on the line v. risk altında olmak
be on the line v. tehlikede olmak
put one's life on the line v. hayatını riske atmak
put one's life on the line v. hayatını riske sokmak
wait on a line v. kuyrukta beklemek
wait on a line v. sırada beklemek
put the clothes on the line v. çamaşırları ipe asmak
put the clothes on the line v. kıyafetleri ipe asmak
hang the clothes on the line v. çamaşırları ipe asmak
hang the clothes on the line v. kıyafetleri ipe asmak
on the line adj. tehlikede
on-line adj. onlayn
on-line adj. çevrim-içi
on-line adj. çevrim içi
on the line adj. göz hizasında olan
on the line adj. acil
on the line adj. herkesin önünde ve tehlikede olan
on the line adj. iki kategori arasındaki sınırda bulunan
on the line adj. acele
on the line adj. fuhuş batağında olan
on-line adj. telekomünikasyon hatları üzerinden elektronik bilgi aktaran kuruluşa ait veya ilişkin
on-line adj. faalken veya aktif hizmetteyken tamamlanan
on-line adj. işlenmekte olan
on-line adj. demiryolları üzerinde yer alan
on-line adj. faalken veya aktif hizmetteyken yapılan
on-line adj. ilerleme halinde olan
on-line adj. ana güzergahlar üzerinde yer alan
on a line adv. bir sırada
on a line adv. aynı hizada
on the line adv. hatta
on the line adv. kuyrukta
on the line adv. telefonda
on the line adv. çizgide
on the line adv. sırada
on the line adv. fuhuş batağında
on line [us] adv. sırasını bekleyerek
on the line adv. hemen
on line [us] adv. kuyrukta
on the line adv. herkesin önünde ve tehlikede
on the line adv. iki kategori arasındaki sınırda
on the line adv. göz hizasında
on the line adv. derhal
on line [us] adv. bekleme sırasında
on the line adv. gecikmeden
on-line [us] adv. sırasını bekleyerek
on-line [us] adv. bekleme sırasında
on-line [us] adv. kuyrukta
Phrasals
line up on something v. bir şeyin üzerinde sıraya girmek/sıra yapmak
line up on v. '-in üzerinde sıraya sokmak
line up on v. '-in üzerinde dizilmek
line up on v. '-in üzerinde sıraya girmek
line up on v. '-in üzerinde dizmek
line up on v. boyunca sıralanmak/dizilmek
line up on v. '-in üzerine dizmek
line up on v. -in üzerinde sıralanmak
line up on v. -in üzerinde sıralamak
line up on v. boyunca sıralamak/dizmek
line up on v. -in üzerine sıralamak
Colloquial
put one’s life on the line v. hayatını tehlikeye atmak
put one’s life on the line v. hayatını riske atmak
on a line expr. kuyrukta
on a line expr. sırada
who is on the line? expr. telefondaki/arayan kim?
Idioms
cash on the line n. peşin
dead cat on the line n. yanlış
dead cat on the line n. yanlışlık
a dead cat on the line n. ters/yanlış giden bir şey
a dead cat on the line n. yanlışlık
a dead cat on the line n. yanlış
line on someone or something n. birine/bir şeye yardımı dokunacak biriyle bağlantı
line on someone or something n. birini/bir şeyi kafasında oturtacak bir öneri/fikir
line on someone or something n. bir konuda bilgi/yardım almak için bir fikir/bağlantı
a line on (someone or something) n. (birinin/bir şeyin) iletişim bilgisi
line on someone or something n. birine/bir şeye yardımı dokunacak birini bulmak için bir fikir
line on n. -in iletişim bilgisi
be on the line v. telefonda olmak
be on the line v. telefonla konuşmak
lay something on the line v. dobra dobra konuşmak
put something on the line v. dobra dobra konuşmak
lay on the line v. tehlikeye atmak
lay on the line v. riske sokmak
lay on the line v. para bağlanmak
sign on the dotted line v. anlaşmak
sign on the dotted line v. imzayı basmak
sign on the dotted line v. anlaşmaya varmak
lay on the line v. riske atmak
lay on the line v. tehlikeye sokmak
get a line on v. bir konuda bilgi edinmek
have a line on v. gerekli bilgiye ulaşmak
have a line on v. bir konuda bilgi almak
have a line on v. gerekli bilgilere ulaşmak
have a line on v. bir konuda bilgi edinmek
get a line on v. gerekli bilgilere ulaşmak
get a line on v. bir konuda bilgi almak
get a line on v. gerekli bilgiye ulaşmak
lay on the line v. riske atılmak
lay on the line v. riske girmek
somebody's ass is on the line v. topun ağzında olmak
sign on the dotted line v. imzalayarak onaylamak/kabul etmek
put neck on the line v. hayatını riske atmak
put neck on the line v. hayatını tehlikeye atmak
put neck on the line v. riske girmek
be on the firing line v. ateş hattında olmak
lay it on the line v. açık ve net söylemek
lay it on the line v. kesin olarak ifade etmek
put it on the line v. açık ve net söylemek
put it on the line v. kesin olarak ifade etmek
somebody's butt is on the line v. topun ağzında olmak
put one's reputation on the line v. ününü/şöhretini/namını tehlikeye atmak
put one's reputation on the line v. ününü riske atmak
hold the line on something v. sabitlemek
put one's neck on the line v. büyük bir riske girmek
put one's neck on the line v. kendini ateşe atmak
put one's neck on the line v. kendini tehlikeye atmak
put it on the line v. tehlikeye atmak
put it on the line v. riske atmak
put it on the line v. bir şeyi riske atmak
put something on the line v. bir şeyi riske atmak
go on line [us] v. kullanılmaya başlamak
go on line [us] v. işlemek
go on line [us] v. çalışır hale gelmek
go on line [us] v. faaliyet göstermek
go on line [us] v. devreye girmek
go on line [us] v. faaliyet göstermeye başlamak
go on line [us] v. kullanıma hazır olmak
go on line [us] v. tam kapasiteyle çalışmaya başlamak
come on line [us] v. tam kapasiteyle çalışmaya başlamak
come on line [us] v. kullanıma hazır olmak
go on line [us] v. piyasaya sürülmek
come on line [us] v. piyasaya sürülmek
lay (one's) life on the line v. hayatını riske atmak
lay (one's) life on the line v. hayatı pahasına bir şeyi yapmak
lay (one's) life on the line v. hayatını tehlikeye atmak
take a firm line (on or against something) v. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) kararlı bir duruş/tutum sergilemek
take a firm line (on or against something) v. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) sert/katı bir tavır takınmak
take a firm line (on or against something) v. (bir şeyle ilgili/bir şeye karşı) duruşunu inatla sürdürmek
take a firm line (on or against something) v. (bir şeyle ilgili/bir şey karşısında) geri adım atmamak