| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | or conj. | ya da | ||
|
He likes to wear either black or grey T-shirts. Siyah ya da gri tişört giymeyi seviyor. More Sentences |
||||
| Common Usage | or conj. | veya | ||
|
Otherwise, the six amendments are acceptable in principle or part. Aksi takdirde altı değişiklik prensipte veya kısmen kabul edilebilir. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | or conj. | bilemedin | ||
|
He should be here in a minute or two. Bir dakikaya falan burada olması lazım, bilemedin iki. More Sentences |
||||
| General | or conj. | yoksa | ||
|
Be on time, or you will lose your job. Zamanında gelin, yoksa işinizi kaybedersiniz. More Sentences |
||||
| General | or conj. | yahut | ||
|
Only time will tell how good or bad of a president he turns out to be. Ne kadar iyi yahut kötü bir lider çıkacağını sadece zaman gösterebilir. More Sentences |
||||
| General | or conj. | veyahut | ||
|
This question can't be answered by a simple yes or no. Bu soru basit bir evet veyahut hayırla cevaplanamaz. More Sentences |
||||
| General | or conj. | veya | ||
|
Otherwise, the six amendments are acceptable in principle or part. Aksi takdirde altı değişiklik prensipte veya kısmen kabul edilebilir. More Sentences |
||||
| General | or conj. | daha doğrusu | ||
|
She has finished all the chores, or at least the most important ones. Tüm işleri daha doğrusu en azından en önemlilerini tamamladı. More Sentences |
||||
| General | or conj. | hatta | ||
|
Kayla never calls or even cares. Kayla asla aramıyor, hatta umursamıyor bile. More Sentences |
||||
| Computer | ||||
| Computer | or expr. | ya da | ||
|
He likes to wear either black or grey T-shirts. Siyah ya da gri tişört giymeyi seviyor. More Sentences |
||||
| Medical | ||||
| Medical | or n. | ameliyathane | ||
|
Take her to the OR. Ameliyathaneye götürün. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | or n. | altın sarısı | ||
| General | or n. | (armacılık) altın rengi olması gerekirken sarının farklı tonlarında görülen bir metal | ||
| General | or adj. | arma metalinden olan | ||
| General | or adj. | altın | ||
| General | or adj. | sarı | ||
| General | or conj. | ya | ||
| General | or conj. | eş anlamlılık belirten bir bağlaç | ||
| General | or conj. | eşitlik belirten bir bağlaç | ||
| General | or conj. | birbiri yerine geçebilme belirten bir bağlaç | ||
| General | or conj. | düzeltme belirten bir bağlaç | ||
| General | or conj. | anlam kesinliği belirten bir bağlaç | ||
| General | or conj. | sırayla veya art arda olma anlamı veren bir bağlaç | ||
| General | or conj. | en az biri doğrudur anlamı veren bir işleç | ||
| General | or conj. | ister... ister | ||
| General | or conj. | '-ip -mediğini | ||
| General | or conj. | '-se de -mese de | ||
| General | or conj. | başka bir durumda | ||
| General | or conj. | tekrar | ||
| General | or conj. | yeniden | ||
| Logic | ||||
| Logic | or n. | veya bağlacına karşılık gelen bir mantıksal işleç | ||