or - Turco Inglés Diccionario

or

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

or — Definition

Significado:
ya da
Pronunciación (IPA):
(AmE /ɔːr/ – BrE /ɔː/)
Categoría gramatical:
Bağlaç

Significados de "or" en diccionario turco inglés : 31 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
or conj. ya da
He likes to wear either black or grey T-shirts.
Siyah ya da gri tişört giymeyi seviyor.

More Sentences
or conj. veya
Otherwise, the six amendments are acceptable in principle or part.
Aksi takdirde altı değişiklik prensipte veya kısmen kabul edilebilir.

More Sentences
General
or conj. bilemedin
He should be here in a minute or two.
Bir dakikaya falan burada olması lazım, bilemedin iki.

More Sentences
or conj. yoksa
Be on time, or you will lose your job.
Zamanında gelin, yoksa işinizi kaybedersiniz.

More Sentences
or conj. yahut
Only time will tell how good or bad of a president he turns out to be.
Ne kadar iyi yahut kötü bir lider çıkacağını sadece zaman gösterebilir.

More Sentences
or conj. veyahut
This question can't be answered by a simple yes or no.
Bu soru basit bir evet veyahut hayırla cevaplanamaz.

More Sentences
or conj. veya
Otherwise, the six amendments are acceptable in principle or part.
Aksi takdirde altı değişiklik prensipte veya kısmen kabul edilebilir.

More Sentences
or conj. daha doğrusu
She has finished all the chores, or at least the most important ones.
Tüm işleri daha doğrusu en azından en önemlilerini tamamladı.

More Sentences
or conj. hatta
Kayla never calls or even cares.
Kayla asla aramıyor, hatta umursamıyor bile.

More Sentences
Computer
or expr. ya da
He likes to wear either black or grey T-shirts.
Siyah ya da gri tişört giymeyi seviyor.

More Sentences
Medical
or n. ameliyathane
Take her to the OR.
Ameliyathaneye götürün.

More Sentences
General
or n. altın sarısı
or n. (armacılık) altın rengi olması gerekirken sarının farklı tonlarında görülen bir metal
or adj. arma metalinden olan
or adj. altın
or adj. sarı
or conj. ya
or conj. eş anlamlılık belirten bir bağlaç
or conj. eşitlik belirten bir bağlaç
or conj. birbiri yerine geçebilme belirten bir bağlaç
or conj. düzeltme belirten bir bağlaç
or conj. anlam kesinliği belirten bir bağlaç
or conj. sırayla veya art arda olma anlamı veren bir bağlaç
or conj. en az biri doğrudur anlamı veren bir işleç
or conj. ister... ister
or conj. '-ip -mediğini
or conj. '-se de -mese de
or conj. başka bir durumda
or conj. tekrar
or conj. yeniden
Logic
or n. veya bağlacına karşılık gelen bir mantıksal işleç

Significados de "or" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
more or less adv. aşağı yukarı
more or less adv. az çok
General
dockage or buoyage n. palamar parası
a word or two n. iki çift söz
a matter of life or death n. çok önemli
social food or meal n. sosyal yiyecekler
making or selling canned food n. konservecilik
parsley or mince n. sigaraböreği
person who does not keep his or her word n. allak
odd or even n. tek mi çift mi
food or drink n. konsomasyon
odd or even n. tek mi çift mi oyunu
cheese made of skim milk or yogurt curds n. ekşimik
life or death issue n. ölüm kalım meselesi
maker or seller of panniers n. küfeci
gift or money for poor guests in ottoman empire n. diş kirası
all or none principle n. ya hep ya hiç ilkesi
cause to feel sick due to food or drink n. besinlerle arası iyi olmama
a matter of life or death n. ölüm kalım meselesi
producer or seller of hashish n. esrarcı
muslim religious leader or priest in a mosque n. imam
pastry with meat or cheese filling n. poğaça
department or office concerned n. merci
matter of life or death n. ölüm kalım meselesi
a word or two n. iki çift laf
flock of sheep or goats n. davar
quarrel over giving or not giving pass n. yol verdin yol vermedin kavgası
megalomany or psychopathy n. megolomani ve psikopati
nostalgia for family or home n. aile özlemi
state or province n. eyalet
selling a product, service or idea n. ürün veya düşünce satışı
yes or no n. evet veya hayır
plus or minus n. artı eksi
heartfelt friend or companion n. can yoldaşı
old or first love n. ilk göz ağrısı
lack of a devotion to one´s country or family n. hamiyetsizlik
palme d'or n. altın palmiye
or gate n. ya geçidi
or gate n. veya geçidi
gypsy (esp from hungary or romania) n. çigan
passage of (or at) arms n. ağız dalaşı
good opinion of someone or something n. hüsn-ü zan
the father-in-law or mother-in-law of one's child n. dünür
fight or flight n. savaş ya da kaç
purchase or sale by sample n. örneğe göre alış veya satış
written request or demand n. talepname
all or none concept n. her şey veya hiçbir şey kavramı
fight or flight n. savaş ya da sıvış
fight or flight n. savaş veya kaç
arms or legs n. kollar veya bacaklar
heads or tails game n. yazı tura oyunu
heads or tails n. yazı tura oyunu
trick-or-treating n. cadılar bayramında çocukların kapı kapı dolaşıp şeker veya para istemeleri
heads or tails n. yazı tura
transport of sick or injured persons n. hasta ve yaralı kişilerin nakli
panel (in a comic strip or comic book) n. kare (çizgi romanda)
appliances for skin or hair care n. deri veya saç bakım cihazları
lack or order n. başıbozukluk
briquette maker or seller n. briketçi
administrative/executive supervisor or chief n. idari amir
responsibility towards someone or something n. birine veya bir şeye karşı sorumluluk
verbal or written warning n. sözlü veya yazılı uyarı
fact or details n. gerçek yada detaylar
suspended file or case n. askıdaki dosya
either-or n. iki seçenek arasındaki zorunlu seçim
bias against (someone or something) n. (birine ya da bir şeye) karşı önyargı
bias someone against someone or something n. birine ya da bir şeye karşı önyargı
rhyme or reason n. akıl karı olma
rhyme or reason n. akla yatkın olma
rhyme or reason n. makul olma
rhyme or reason n. anlamlı olma
rhyme or reason n. ipe sapa gelir olma
something or someone that has suffered ruin or calamity n. musibete uğramış şey/kimse
behave or function improperly v. yaramazlık yapmak
make or break v. batmak ya da çıkmak
excuse someone or something v. mazur görmek
talk or write bombastically v. edebiyat parçalamak
talk or write in purple prose v. edebiyat parçalamak
leave somebody without a home or a job v. açıkta bırakmak
be unable to make head or tail of v. akıl erdirememek
drill or bore a well v. sondaj kuyusu açmak
get into a dilemma or quandary v. açmaza girmek
exist or stand in the same place v. aynı yerde bulunmak
be or not to be v. olmak ya da olmamak
suffer (physically or mentally) v. acı yaşamak
have an understanding or comprehension v. anlayışa sahip olmak
make or break v. ya kazanmak ya batırmak
not to have a deficit or shortage v. açık vermemek
(of food or drink) extremely palatable v. tadı damağında kalmak
give somebody a headache by noise or worrying v. kafa şişirmek
behave or function improperly v. arıza çıkarmak
regain senses or consciousness v. narkozun etkisinden çıkmak
reflect the reality (or realities) v. gerçekleri yansıtmak
reflect the truth (or truths) v. gerçekleri yansıtmak
have a word or two v. iki çift laf etmek
wet or soil one's clothes v. altına yapmak
exert one's strength when bearing a child or defecating v. ıkınmak
hide one's distress or sorrow v. acısını içine gömmek
come or bring down to the ground v. alana inmek
ring a bell or gong v. çan çalmak
make or break v. ya batmak ya çıkmak
bind someone to a specific or a certain condition v. şarta bağlamak
bind someone to a specific or a certain condition v. şartına bağlamak
bind someone to a specific or a certain requirement v. şartına bağlamak
bind someone to a specific or a certain requirement v. şarta bağlamak
become part of an activity or effort v. devreye girmek
make great or desperate efforts v. canını dişine takmak
give no chance or respite v. göz açtırmamak
investigate all the characteristics of someone (or some subject) v. ıcığını cıcığını sormak
make an effort with difficulty (or reluctantly) due one's shyness v. ıkınıp sıkınmak
escape (from a dangerous situation) with little or no harm v. ucuz atlatmak
escape (from a dangerous situation) with little or no harm v. ucuz kurtulmak
have low regard for someone (or something) v. metelik vermemek
spoil (someone's) pleasure or fun v. zevkini bozmak
be disclosed (previously unknown or secret information) v. açığı çıkmak
do a work or a study v. çalışma yürütmek
perform a work or a study v. çalışmada bulunmak
perform works or studies v. çalışmalar yapmak
carry out works or studies v. çalışmalar yapmak
carry out a work or a study v. çalışmada bulunmak
found an association (or society/club) v. dernek kurmak
extract or pull (something) from v. dışarı çıkarılmak
carry on a work or a study v. çalışmada bulunmak
hoe or mattock (earth/plants) v. çapa yapmak
form an association (or society/club) v. dernek kurmak
perform a work or a study v. çalışma yürütmek
carry on works or studies v. çalışmalar yapmak
carry on a work or a study v. çalışma yürütmek
establish an association (or society/club) v. dernek kurmak
carry out a work or a study v. çalışma yürütmek
strip the skin from (a body or carcass) v. deri yüzmek
do a work or a study v. çalışmada bulunmak
give food to a person or an animal by hand v. eliyle beslemek
give food to a person or an animal by hand v. elle beslemek
put (something) away in a file or its folder v. dosyaya kaldırmak
be appointed (to a duty or office) v. tayin olmak
be appointed (to a duty or office) v. tayini çıkmak
spare no expense (or cost/pain/effort) v. kaçınmamak
assess the amount or cost of damage v. hasar tespiti yapmak
ask about the health or condition of someone v. halini hatırını sormak
hide behind something or someone v. arkasına sığınmak
send a message or news to v. haber yollamak
send a message or news to v. haber salmak
arrive at a decision or opinion v. hükme bağlamak
reschedule a meeting or event for an earlier time v. erken bir tarihe almak
reschedule a meeting or event for an earlier time v. erkene almak
reschedule a meeting or event for an earlier time v. erken tarihe almak
make a buck or two v. birkaç kuruş para kazanmak
(for food or liquid) go down the nasal passage v. genze kaçmak
(for food or liquid) go down the nasal passage v. genzine kaçmak