paralel - Turco Inglés Diccionario

paralel

Significados de "paralel" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
General
paralel adj. koşut

Significados de "paralel" en diccionario inglés turco : 16 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
paralel parallel adj.
The bars should be positioned parallel to the wall.
Çubuklar duvara paralel yerleştirilmelidir.

More Sentences
General
paralel parallelism n.
paralel extension n.
paralel parallel bars n.
paralel latitude n.
paralel pendant n.
paralel analogous adj.
paralel analogous with adj.
paralel collateral adj.
paralel even adj.
paralel parallelistic adj.
paralel square adj.
paralel square adj.
Technical
paralel unparalleled adj.
paralel collateral adj.
Geography
paralel parallel of latitude n.

Significados de "paralel" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
yere paralel ateşleme grazing fire n.
kanal veya su taşımacılığına uygun ırmağa paralel ve mavnaları halatla çeken atların kullandığı yol tow path n.
paralel devre shunt n.
fransız riviera'sında, nice'le menton arasındaki yarlardan geçen birbirine paralel üç yol corniche n.
paralel bilgisayarlar parallel computers n.
paralel telefon extension n.
paralel çizgi parallel line n.
paralel daire parallel of latitude n.
paralel operasyon parallel operation n.
gelişmiş haritalarda tepelerin dikliğini göstermek üzere kullanılan paralel çizgiler hachures n.
paralel çizgi parallel n.
paralel plaka viskometresi parallel plate viscometer n.
paralel hale getirme paralleling n.
paralel telefon hattı party line n.
paralel evren parallel universe n.
paralel dünya parallel world n.
paralel evren parallel world n.
paralel dünya parallel universe n.
birbirine yakın veya paralel yerleştirilen iki küçük parmaklık bars gemel n.
bir tabağın tabanına paralel bir şekilde uzanan, süslü ve kabartılı kenarı marie n.
bir tabağın tabanına paralel bir şekilde uzanan, süslü ve kabartılı kenarı marli n.
paralel kenarlı eğe blunt file n.
avuç içinde akıl çizgisine paralel olarak uzanan ve kişinin duygu dünyasını ifade ettiğine inanılan çizgi mensal line n.
avuç içinde akıl çizgisine paralel olarak uzanan ve kişinin duygu dünyasını ifade ettiğine inanılan çizgi line of heart n.
(hanedan armalarında) bir çift paralel şerit gemels n.
müziksel gösterimde çubukları çizmek için kullanılan, aynı anda beş paralel çizgi çizebilen kalem music pen n.
paralel sırt ve vadilerin doğrusal duruşu grain n.
paralel sırt ve vadilerin doğrusal duruş yönü grain n.
diyagonal düzleme paralel çatlak diagonal cleavage n.
zemine paralel yüksek platform parallel n.
paralel kenarlı metal blok parallel n.
paralel cetvel parallel n.
paralel harita çizgisi parallel n.
paralel hareket parallel motion n.
paralel küre hattı parallel n.
paralel hareket yaratan birleşik bağlantı parallel motion n.
paralel yüzey parallel n.
paralel ses hareketi parallel motion n.
paralel kuzen parallel cousin n.
paralel evrim parallelism n.
paralel hat parallel n.
istihkam yüzüne neredeyse paralel uzun siper hattı parallel n.
paralel pozisyon parallel n.
paralel eğri parallel n.
paralel hareket yaratan bağlı mekanizma parallel motion n.
paralel kenarlı metal şerit parallel n.
paralel çizgiler boyunca hareket eden eşdeğer iki zıt kuvvet couple n.
(hanedan armalarında) ters v şekline paralel duran ince çizgi couple-close n.
paralel çapraz çizgilerle işaretleme crosshatching n.
eşkenar dörtgensel onikiyüzlü biçimindeki mineralin yüzlerine paralel yarık dodecahedral cleavage n.
paralel olarak söylenen polifonik bir şarkı türü organum n.
bir alanın yüzeyi içinde bulunan kenarına paralel sınır orle n.
monoklinal sistemde dikey ve yanal eksenlere paralel iki düzleme verilen ad orthopinacoid n.
caddeye paralel bulunan veya caddenin ortasından geçen, çevre düzenlemesi yapılmış toprak şeridi parkway n.
düşey prizmaya paralel klivaj prismatic cleavage n.
(zarı) hile yapmak amacıyla dönmeyecek şekilde masaya paralel atma slur [obsolete] n.
(dalga hareketinin neden olduğu) kıyıya paralel su akışı sweep n.
paralel iki gemi arasına gerilen halat sweep n.
paralel olarak dizmek echelon v.
paralel olmak parallel v.
paralel olarak koymak parallel v.
paralel yapmak parallel v.
paralel gitmek go parallel with v.
-e paralel olmak be parallel with v.
-e paralel olmak be parallel to v.
paralel veya bitişik olarak uzanmak march v.
ince paralel veya çapraz çizgilerle gölgelendirmek hatch v.
topun ağzını nişan çizgisinin namlu içine paralel olmasını sağlayan metal parça ile teçhiz etmek dispart v.
(bir şeye) paralel yerleştirmek parallelise v.
paralel hale getirmek parallelise v.
(iki şey arasına) paralel çizmek parallelize v.
(bir şeye) paralel göstermek parallel v.
paralel konuma getirmek parallelise v.
paralel hale getirmek parallelize v.
(bir şeye) paralel yerleştirmek parallelize v.
(iki şey arasına) paralel çizmek parallelise v.
kesişen paralel çizgilerle gölgelendirmek crosshatch v.
kesişen paralel çizgilerle işaretlemek crosshatch v.
hava direncini kesmek için küreği su yüzeyine paralel çevirmek feather v.
(bilimsel deneyi) paralel deneyle kontrol etmek control v.
(bir şeye) paralel olmak follow v.
(zarı) dönmeyecek şekilde masaya paralel atmak slur [obsolete] v.
paralel hale getirmek pattern [dialect] [uk] v.
paralel olmayan antiparallel adj.
paralel olmayan unparallel adj.
paralel kenarlı rhomboidal adj.
paralel kenarlı rhomboid adj.
birbirine paralel olmayan skew adj.
birbirine paralel gitmeyen out of sync adj.
yatay paralel çizgilerden oluşan azure adj.
paralel olamayan unequalable adj.
düz ve paralel çizgiler çekilmemiş unruled adj.
paralel eksenli iki silindirik yüzeye sahip bicylindrical adj.
paralel çizgili lineate adj.
ufka paralel horizontal adj.
aynı anda hem dört kenarlı düşey bir prizmanın kenarlarına hem de yatay bir prizmaya paralel olan dilinimleri bulunan diprismatic adj.
paralel bağlı birden fazla kablosu olan (devre) multiple adj.
paralel olmayıp kesişmeyen offset adj.
hem paralel olmayan hem de kesişmeyen offset adj.
paralel olmayan (doğrular) diallel adj.
paralel hale getirilebilir parallelable adj.
paralel olmayan parallelless adj.
paralel olan parallelwise adj.
(kanat veter hattı) uçuş hattına paralel olan feathered adj.
(haç) sivri paralel kenarlı pointed adj.
neredeyse paralel subparallel adj.
paralel (hat) crossed adj.
buna paralel olarak concordantly adv.
paralel bir şekilde collaterally adv.
paralel olarak correspondingly adv.
paralel olarak in parallel adv.
paralel olarak parallelly adv.
paralel durumda in parallel adv.
bilardo masasında lastikli iç kenarlar ile bu kenarlara paralel çizgiler arasında in baulk adv.
paralel bir şekilde parallel adv.
paralel bir şekilde parallelwise adv.
paralel uzanarak parallel adv.
paralel olmayan cross adv.
paralel olarak in paralel with prep.
-e paralel olarak in parallel with prep.
-e paralel parallel to prep.
ile paralel biçimde in direct proportion to prep.
paralel anlamına gelen ön ek par- pref.
paralel anlamı veren ön ek ortho- pref.
Phrases
(kütüğü) paralel şekilde kesmek saw through and through v.
(kütüğü) paralel şekilde kesmek saw alive v.
kürekler suya paralel oars interj.
bu gelişmelere paralel olarak in parallel with these developments expr.
Idioms
paralel olmak be in line v.
(bir şeyle) paralel gitmek go hand in hand (with something) v.
Trade/Economic
işçilere üretim artışına paralel olarak artan oranlarda prim ödenmesi accelerating premium n.
paralel piyasa parallel market n.
paralel kredi parallel loan n.
paralel krediler back-to-back loans n.
paralel standart parallel standard n.
genel geçim koşullarına paralel olarak ücretin ayarlanması hükmü permissive wage-adjustment clause n.
paralel ithalat parallel import n.
paralel ithalat parallel importing n.
(ödemenin yalnızca banka yoluyla yapılabileceğini göstermek için) çeke iki paralel çizgi çizmek cross [uk] v.
Law
kanunlar ile paralel bir şekilde clean adv.
Politics
paralel devlet parallel state n.
paralel yapı parallel structure n.
paralel diplomasi parallel diplomacy n.
karl marx'ın öğretilerine paralel olan veya bu öğretilerden türeyen (ekonomi veya siyaset kuramı) marxist adj.
Industry
işveren ile çalışanlar veya sendikaları arasında yapılan, enflasyon artışına paralel ücret artışı yapılmasını ön gören anlaşma threshold agreement n.
Technical
paralel uzaklık parallel distance n.
paralel bellek parallel storage n.
paralel sargı tarafından oluşturulan alan shunt field n.
paralel çatıştırma parallel running n.
paralel bobin shunt coil n.