particular - Turco Inglés Diccionario

particular

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

particular — Definition

Significado:
özel, belirli
Pronunciación (IPA):
(AmE /pərˈtɪkjələr/ – BrE /pəˈtɪkjələ/)
Categoría gramatical:
Sıfat: particular
Sinónimo:
specific, distinct
Antónimos:
general, vague

Significados de "particular" en diccionario turco inglés : 61 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
particular adj. özel
The wide-ranging nature of concentrations merits particular attention.
Yoğunlaşmaların geniş kapsamlı doğası özel bir dikkat gerektirmektedir.

More Sentences
particular adj. belirli
The Commission often uses these arguments when it does not want to adopt a particular measure!
Komisyon, belirli bir tedbiri kabul etmek istemediğinde genellikle bu argümanları kullanır!

More Sentences
General
particular adj. hususi
He needs this particular book for his studies.
Çalışmaları için bu kitaba hususi ihtiyacı var.

More Sentences
particular adj. özgü
This plant is particular to the island of Madeira.
Bu bitki Madeira adasına özgüdür.

More Sentences
particular adj. titiz
I am very particular about the restaurants I choose.
Seçtiğim restoranlar konusunda çok titizimdir.

More Sentences
particular adj. müşkülpesent
She is very particular about her food.
Yemeği hakkında çok müşkülpesenttir.

More Sentences
particular adj. belirli
The Commission often uses these arguments when it does not want to adopt a particular measure!
Komisyon, belirli bir tedbiri kabul etmek istemediğinde genellikle bu argümanları kullanır!

More Sentences
particular adj. tam
Tom wasn't here on that particular day.
Tom tam da o gün burada değildi.

More Sentences
particular adj. özellikle
Although I like all cats, I like this one in particular.
Tüm kedileri sevmeme rağmen bunu özellikle seviyorum.

More Sentences
particular n. özellik
particular n. nokta
particular n. ayrıntı
particular n. husus
particular n. madde
particular n. sınıftan ayrışan bireysel şey
particular adj. istisnai
particular adj. tikel
particular adj. detaylı
particular adj. dikkatli
particular adj. teferruatlı
particular adj. farklı
particular adj. mahalli
particular adj. değişik
particular adj. mahsus
particular adj. meraklı
particular adj. belli
particular adj. tekil
particular adj. etraflı
particular adj. muayyen
particular adj. ayrıntılı
particular adj. dikkate değer
particular adj. has
particular adj. -e özgü
particular adj. olağandışı
particular adj. diğerlerinden farklı
particular adj. tek
particular adj. şahsi
particular adj. bireysel
particular adj. özel sektörden olan
particular adj. yakın davranan
particular adj. tadı hoş olan
particular adj. zor beğenen
particular adj. zahmetli
particular adj. kılı kırk yaran
particular adj. mızmız
Law
particular adj. mülkün nihai sahibine aktarılmasından önceki durumuna ilişkin
Technical
particular adj. tikel
Math
particular adj. genel denklemdeki keyfi sabitlere belirli değerler verilerek elde edilen (diferansiyel denklem çözümü)
Logic
particular n. tekil unsur
particular n. tekil alt sınıf
particular n. çekirdek önermenin öznesi olabilecek şey
particular n. tikel önerme
Archaic
particular n. bütünün ayrışabilen parçası
particular n. öğe
particular n. kişisel vaka
particular n. kişisel iş
particular n. kişisel çıkar
particular n. özel ilgi
particular n. özel durum
particular adj. özenli
particular adj. samimi

Significados de "particular" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
a particular importance n. ayrı bir önem
particular attention n. özel dikkat
particular interest n. özel ilgi
particular customs n. özel örf ve adet kuralları
particular situation n. özel mevki
particular situation n. özel durum
a particular product n. belirli bir ürün
particular person n. belirli kişi
particular case n. özel durum
particular way n. belli bir yol/biçim
a particular development stage n. belli bir gelişim evresi
particular will n. cüzi irade
particular [obsolete] n. birey
particular [obsolete] n. kamusal yaşamdan ayrışan birey
particular [obsolete] n. özel menfaat
particular redemption n. günahlardan arınıp kurtuluşa ermenin sınırlı sayıda insana bahşedileceği öğretisi
particular [obsolete] n. kişisel fayda
particular date n. belirlenmiş zaman dilimi
particular [obsolete] n. kişisel çıkar
act in a particular manner v. davranış sergilemek
be particular about v. seçmek
pay particular attention to v. tüm dikkatini vermek
be too particular v. ince eleyip sık dokumak
adopt a particular attitude v. tavır almak
give particular importance to something v. çok önem vermek
give particular importance to something v. ön planda tutmak
give particular importance to something v. özel önem vermek
place a particular importance v. ayrı bir önem vermek
be particular about v. titizlik göstermek
be of particular concern to v. yakından ilgilendirmek
be a particular concern to v. yakından ilgilendirmek
put particular emphasis on v. üzerinde özellikle durmak
attach particular importance to v. aşırı önem vermek
attach particular importance to v. çok önem vermek
be of particular importance v. özel öneme sahibi olmak
pay particular attention on something v. özel önem vermek
attach particular importance to v. özel (ayrı bir) önem vermek
particular to adj. -e özgü
in particular adv. bilhassa
in this particular adv. bu konuda
in particular adv. özellikle
in a particular area adv. belirli bir alan içinde
in a particular way adv. belli bir şekilde
in a particular way adv. belli bir biçimde
in particular [obsolete] adv. detaylı bir şekilde
in particular [obsolete] adv. ayrı ayrı
in particular [obsolete] adv. tek tek
spa ( subject to particular average) abrev. özel avaryaya tabi
Phrasals
chortle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) gülmek
chortle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkırdamak
chortle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkır kıkır gülmek
chuckle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) gülmek
chuckle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkırdamak
chuckle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkır kıkır gülmek
chuckle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkır kıkır gülmek
chuckle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkırdamak
get something together (for a particular time) v. (belirli bir zamanda) bir şey ayarlamak/organize etmek
Phrases
at a particular time expr. belirlenen zamanda
at a particular time expr. kararlaştırılan zamanda
more in particular expr. bilhassa
more in particular expr. özellikle
within (that) particular time/period expr. bu zaman zarfında
nothing particular expr. özel bir şey yok
Colloquial
in particular adv. özellikle
ain't particular expr. önemli değil!
ain't particular! expr. fark etmez!
some time later for no particular reason expr. bir süre sonra hiçbir neden yokken
for no particular reason at all expr. ortada hiçbir neden yokken
I ain't particular expr. benim için fark etmez
(one) ain't particular expr. (biri) her şeye uyar
(one) ain't particular expr. (birinin) belirli bir tercihi yok
(one) ain't particular expr. (biri) için fark etmez
are you doing anything (on a particular day)? expr. (belirtilen günde) bir şey yapıyor musun/yapacak mısın?
are you doing anything (on a particular day)? expr. (belirtilen günde) meşgul müsün/müsait misin?
are you doing anything (on a particular day)? expr. (belirtilen günde) bir işin/planın var mı?
Idioms
a london particular [dated] n. koyu bir sis
a london particular [dated] n. kirli hava
a london particular [dated] n. zehirli hava/zehirli sis
a london particular [dated] n. kömür dumanı
wear (one's particular profession's) hat v. mesleğini işi dışında (da) uygulamak
wear (one's particular profession's) hat v. (mesleğinin) şapkasını/gömleğini/cübbesini giyerek hareket etmek/davranmak
wear (one's particular profession's) hat v. (mesleği) kimliğiyle hareket etmek/davranmak
wear (one's particular profession's) hat v. iş yeri dışında mesleği ile ilgili bir şey yapmak/görüş bildirmek
wear (one's particular profession's) hat v. mesleğinden gelen alışkanlıkla hareket etmek
wear (one's particular profession's) hat v. mesleğinden getirdiği bilgiyle görüş bildirmek
place particular focus on v. ayrı bir parantez açmak
well-heeled for (a particular type of person) adj. (belli özellikte, konumda biri) için oldukça hali vakti yerinde
well-heeled for (a particular type of person) adj. (belli özellikte, konumda biri) için bayağı zengin
well-heeled for (a particular type of person) adj. (belli özellikte, konumda birine) göre bayağı varlıklı
Speaking
I would like to express my gratitude to everyone and in particular to xxx expr. başta xxx olmak üzere herkese teşekkür ederim
I would like to express my gratitude to everyone to xxx in particular expr. başta xxx olmak üzere herkese teşekkür ederim
Trade/Economic
particular average n. yolculuğun normal sonucu olmayan hasar veya zarar
free of particular average (f.p.a) n. özel avarya franko şartı
particular average n. özel avarya
petty particular average n. küçük özel avarya
particular average n. özel küçük avarya
particular agency n. hususi acentalık
particular power n. hususi vekaletname
particular average n. küçük avarya
with particular average n. özel avarya dahil
particular lien n. özel hak
particular power n. özel vekaletname
particular fund n. özel fon
particular partnership n. özel şirket
particular average loss n. özel avarya kaybı
particular charges n. özel masraflar
particular equilibrium n. özel muvazene
particular agent n. hususi mümessil
particular equilibrium n. özel denge
particular agent n. özel temsilci
particular agent n. özel mümessil
particular agency n. özel acentelik
free of particular average expr. özel avarya hariç
warrant free from particular average expr. özel avarya hariç
in a particular embodiment of the invention expr. buluşun özel bir uygulamasında
Law
particular average n. hususi avarya
particular customs n. özel örf ve adetler
particular lien n. belirli bir eşya üzerindeki ihtiyati haciz
particular lien n. belirli bir eşya üzerindeki geçici haciz
particular lien n. bir borcun ödenmesini veya bir yükümlülüğün yerine getirilmesini garantiye almak üzere borç veya yükümlülüğün kapsadığı mülk üzerine konan ipotek
in particular expr. hususi olarak
Politics
particular international law n. kısmi devletler hukuku
european convention on spectator violence and misbehaviour at sports events and in particular at football matches n. sportif karşılaşmalarda ve özellikle futbol maçlarında seyircilerin şiddet gösterilerine ve taşkınlıklarına dair avrupa sözleşmesi
in particular articles thereof expr. özellikle buradaki maddelerle ilgili olarak
Insurance
particular average n. özel avarya
particular conditions n. özel şartlar
particular charges n. özel masraflar
free of particular average n. özel avarya hariç koşulu
particular average n. müşterek avaryadan olmayan zarar ziyan
particular charges n. hususi masraflar
particular average n. hususi avarya
particular average loss n. özel avarya kaybı
particular average n. küçük avarya
free of particular average expr. hususi avarya hariç
Technical
particular requirements for the application of en iso 9003 n. en iso 9003 standardının uygulanması için özel şartlar
particular end-use n. özel son kullanım
Computer
particular solution n. özel çözüm
Informatics
particular solution n. özel çözüm
Marine
particular purpose quay n. özel amaçlı rıhtım
particular purpose anchorage n. özel amaçlı demirleme
particular average n. özel avarya
particular average n. küçük avarya
Psychology
particular complex n. özel kompleks
Food Engineering
foodstuffs intended for particular nutritional uses n. özel beslenme amaçlı gıdalar
Math
particular integral n. özel integral
particular integral n. özel tümlev
particular solution n. özel çözüm
particular order n. özel sıra
particular theorem n. kısmi büyüklüğü kapsayan teorem
Logic
particular proposition n. sınıfın yalnızca bir kısmını konu alan önerme