particular: - Turco Inglés Diccionario

particular:

Significados de "particular:" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
particular adj. özel
particular adj. belirli
General
particular n. nokta
particular n. husus
particular n. ayrıntı
particular n. özellik
particular n. madde
a particular importance n. ayrı bir önem
particular attention n. özel dikkat
particular interest n. özel ilgi
particular customs n. özel örf ve adet kuralları
particular situation n. özel mevki
particular situation n. özel durum
a particular product n. belirli bir ürün
particular person n. belirli kişi
particular case n. özel durum
particular way n. belli bir yol/biçim
a particular development stage n. belli bir gelişim evresi
particular will n. cüzi irade
particular [obsolete] n. kişisel fayda
particular [obsolete] n. özel menfaat
particular [obsolete] n. birey
particular date n. belirlenmiş zaman dilimi
particular n. sınıftan ayrışan bireysel şey
particular redemption n. günahlardan arınıp kurtuluşa ermenin sınırlı sayıda insana bahşedileceği öğretisi
particular [obsolete] n. kişisel çıkar
particular [obsolete] n. kamusal yaşamdan ayrışan birey
act in a particular manner v. davranış sergilemek
be too particular v. ince eleyip sık dokumak
pay particular attention to v. tüm dikkatini vermek
adopt a particular attitude v. tavır almak
be particular about v. seçmek
give particular importance to something v. özel önem vermek
give particular importance to something v. çok önem vermek
give particular importance to something v. ön planda tutmak
place a particular importance v. ayrı bir önem vermek
be particular about v. titizlik göstermek
be a particular concern to v. yakından ilgilendirmek
be of particular concern to v. yakından ilgilendirmek
put particular emphasis on v. üzerinde özellikle durmak
attach particular importance to v. çok önem vermek
attach particular importance to v. aşırı önem vermek
be of particular importance v. özel öneme sahibi olmak
pay particular attention on something v. özel önem vermek
attach particular importance to v. özel (ayrı bir) önem vermek
particular adj. farklı
particular adj. hususi
particular adj. mahalli
particular adj. değişik
particular adj. tikel
particular adj. has
particular adj. dikkate değer
particular adj. ayrıntılı
particular adj. müşkülpesent
particular adj. muayyen
particular adj. dikkatli
particular adj. titiz
particular adj. etraflı
particular adj. tekil
particular adj. teferruatlı
particular adj. istisnai
particular adj. detaylı
particular adj. mahsus
particular adj. meraklı
particular adj. belli
particular adj. özgü
particular adj. belirli
particular to adj. -e özgü
particular adj. -e özgü
particular adj. olağandışı
particular adj. diğerlerinden farklı
particular adj. tek
particular adj. tam
particular adj. bireysel
particular adj. şahsi
particular adj. kılı kırk yaran
particular adj. yakın davranan
particular adj. zor beğenen
particular adj. özel sektörden olan
particular adj. zahmetli
particular adj. tadı hoş olan
particular adj. mızmız
particular adj. özellikle
in particular adv. bilhassa
in particular adv. özellikle
in this particular adv. bu konuda
in a particular area adv. belirli bir alan içinde
in a particular way adv. belli bir biçimde
in a particular way adv. belli bir şekilde
in particular [obsolete] adv. detaylı bir şekilde
in particular [obsolete] adv. ayrı ayrı
in particular [obsolete] adv. tek tek
spa ( subject to particular average) abrev. özel avaryaya tabi
Phrasals
chortle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkırdamak
chortle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkır kıkır gülmek
chortle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) gülmek
chuckle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkır kıkır gülmek
chuckle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) gülmek
chuckle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkırdamak
chuckle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkırdamak
chuckle with (a particular quality) v. (belli bir duyguyla) kıkır kıkır gülmek
get something together (for a particular time) v. (belirli bir zamanda) bir şey ayarlamak/organize etmek
Phrases
at a particular time expr. kararlaştırılan zamanda
at a particular time expr. belirlenen zamanda
more in particular expr. bilhassa
more in particular expr. özellikle
within (that) particular time/period expr. bu zaman zarfında
nothing particular expr. özel bir şey yok
Colloquial
in particular adv. özellikle
ain't particular! expr. fark etmez!
ain't particular expr. önemli değil!
some time later for no particular reason expr. bir süre sonra hiçbir neden yokken
for no particular reason at all expr. ortada hiçbir neden yokken
I ain't particular expr. benim için fark etmez
(one) ain't particular expr. (biri) için fark etmez
(one) ain't particular expr. (biri) her şeye uyar
(one) ain't particular expr. (birinin) belirli bir tercihi yok
are you doing anything (on a particular day)? expr. (belirtilen günde) meşgul müsün/müsait misin?
are you doing anything (on a particular day)? expr. (belirtilen günde) bir şey yapıyor musun/yapacak mısın?
are you doing anything (on a particular day)? expr. (belirtilen günde) bir işin/planın var mı?
Idioms
a london particular [dated] n. koyu bir sis
a london particular [dated] n. kirli hava
a london particular [dated] n. zehirli hava/zehirli sis
a london particular [dated] n. kömür dumanı
wear (one's particular profession's) hat v. mesleğini işi dışında (da) uygulamak
wear (one's particular profession's) hat v. (mesleğinin) şapkasını/gömleğini/cübbesini giyerek hareket etmek/davranmak
wear (one's particular profession's) hat v. (mesleği) kimliğiyle hareket etmek/davranmak
wear (one's particular profession's) hat v. mesleğinden gelen alışkanlıkla hareket etmek
wear (one's particular profession's) hat v. iş yeri dışında mesleği ile ilgili bir şey yapmak/görüş bildirmek
wear (one's particular profession's) hat v. mesleğinden getirdiği bilgiyle görüş bildirmek
place particular focus on v. ayrı bir parantez açmak
well-heeled for (a particular type of person) adj. (belli özellikte, konumda biri) için bayağı zengin
well-heeled for (a particular type of person) adj. (belli özellikte, konumda birine) göre bayağı varlıklı
well-heeled for (a particular type of person) adj. (belli özellikte, konumda biri) için oldukça hali vakti yerinde
Speaking
I would like to express my gratitude to everyone to xxx in particular expr. başta xxx olmak üzere herkese teşekkür ederim
I would like to express my gratitude to everyone and in particular to xxx expr. başta xxx olmak üzere herkese teşekkür ederim
Trade/Economic
free of particular average (f.p.a) n. özel avarya franko şartı
particular average n. yolculuğun normal sonucu olmayan hasar veya zarar
particular average n. özel küçük avarya
petty particular average n. küçük özel avarya
particular average n. özel avarya
particular agency n. hususi acentalık
particular power n. hususi vekaletname
particular average n. küçük avarya
particular power n. özel vekaletname
particular fund n. özel fon
with particular average n. özel avarya dahil
particular lien n. özel hak
particular partnership n. özel şirket
particular average loss n. özel avarya kaybı