satma - Turco Inglés Diccionario

satma

Significados de "satma" en diccionario inglés turco : 3 resultado(s)

Turco Inglés
Trade/Economic
satma sale n.
I advertised my car for sale.
Arabamı satmak için ilan verdim.

More Sentences
General
satma disposal n.
satma selling N.

Significados de "satma" con otros términos en diccionario inglés turco: 134 resultado(s)

Turco Inglés
General
fiilen var olandan fazla konaklama yeri satma uygulaması overbooking n.
elde bulunanı satma sellout n.
fazladan yer satma overbooking n.
dinsel görevleri satma simony n.
içki satma ruhsatı liquor licence n.
içki satma ruhsatı excise licence n.
dolaşarak satma peddling n.
kitapçılar ve kitap satma booksellers and bookselling n.
eski gemileri satın alıp parçalarına ayırıp satma shipbreaking n.
açık artırma ile satma auctioning n.
yazıyı gazeteye satma syndication n.
beklenen yok satma miktarı expected sell-out rate n.
elde bulunanı satma sell-out n.
paçavra toplayıp satma işi rag-picking n.
paçavra toplayıp satma işi ragpicking n.
çalım satma attitudinarianism n.
yok pahasına satma sacrifice n.
evde izlemek için önceden kaydedilmiş video kasetleri kiralama veya satma işi home video n.
kapı kapı dolaşarak satma huckstery n.
dolaşarak satma hucksterage n.
alkollü içki satma ruhsatı bulunan lokantacı veya hancı licensed victualer n.
(dükkan dışında) alkollü içki satma ruhsatı off-licence n.
çalım satma venditation n.
satma kabiliyeti salesmanship n.
ahlak satma preachification n.
(bazı kültürlerde) malını yabancının takdir ettiği değerde satma hakkı preemption n.
ahlak satma pudibundity n.
geri satma sellback n.
alınan malı tekrar satma sellback n.
piyasaya araştırması bahanesi ile ürün satma sugging n.
suratı sirke satma sulkiness n.
(yazıyı) gazeteye satma syndication n.
çalıntı mal alıp satma receiving n.
askerlere malzeme satma sutling n.
askerlere malzeme satma sutlership n.
dışa satma exporting N.
Proverb
tereciye tere satma a nod is as good as a wink to a blind man
Colloquial
koltuk satma bums in seats n.
zenginlik ve güç karşılığında ruhunu satma pact with the devil n.
çok satma hot adj.
başkalarının giysileriyle (caka satma) in borrowed plumes expr.
tereciye tere satma don't kid a kidder expr.
satma beni don't sell me out expr.
Idioms
kendine ait olmayan bir şeyle caka satma borrowed plumes n.
caka satma putting on the ritz n.
tereciye tere satma teach one's grandmother to suck eggs expr.
Speaking
tereciye tere satma don't teach your grandmother how to suck eggs expr.
kendini böyle ucuza satma don't sell yourself short like that expr.
Trade/Economic
düşük fiyattan satma underpricing n.
satma ve geri kiralama sale and lease back n.
gelecekte teslim döviz satınalma ya da satma işlemi forward exchange transaction n.
satın alma ya da satma hakkı option n.
içerden alıp satma insider dealing n.
ürün satma selling goods n.
satma opsiyonu put option n.
tüyo alarak alıp satma insider dealing n.
bir hakkın ihlali patenti başkasına ait olan bir malı izinsiz olarak üretme satma veya kullanma infringement n.
daha ucuza satma underselling n.
kiracı hakları satma taahhüdü amortismanı amortization of commitment to sell leaserrights n.
hissesini satma sellout n.
gelecekte teslim kambiyo senedi satın alma ya da satma forward exchange n.
alıcıya tanınan satınalma ya da satma hakkı option n.
imalatçı tarafından bayi veya perakendeciye tanınan mallarını satma yetkisi franchise n.
mevki satma barratry n.
banka çekini müşteriye satma check trading n.
fazla satma outsell n.
ihtiyaçtan satma distress selling n.
satma yasağı prohibition to sell n.
satma opsiyonu put n.
satma emri stop order n.
markanın değerini yükselterek aynı hizmeti daha yüksek fiyata satma premium price n.
yöneticilerine hisse senedi ve tahvil alıp satma yetkisi veren şirket closed-end company n.
yeniden satma re-selling n.
alıp satma chaffery n.
düşük fiyata satma underselling n.
satma emri stop-loss order n.
ucuza satma underselling n.
yurtdışına çok düşük fiyata satma dumping n.
satma opsiyonu primi premium for the put option n.
tekelden satma monopolization n.
tekelden satma monopolisation n.
bir elden satma monopoly n.
kapı kapı dolaşarak mal satma door to door selling n.
hisse alıp satma agiotage n.
hisse alıp satma stockjobbing n.
satın alma veya satma hakkı options n.
döviz alıp satma buying and selling foreign exchange n.
birlikte satma hakkı tag-along right n.
açığa satma short sale n.
açığa satma short selling n.
hissesini satma sell-out n.
ürünü hizmetle beraber satma servitization n.
(satın alınmış malı) tekrar satma regratery n.
perakende satma regratery n.
(borsada) borsa bankerine verilen, hisse senetlerini mevcut değerinden hemen satma talimatı market order n.
ürün satma merchanting n.
mekanda içilmek üzere içki satma ruhsatı on-license n.
fahiş fiyata satma overcharging n.
devletin enflasyonu dizginlemek amacıyla uyguladığı, kamu harcamaları için gerekenden fazla menkul kıymet satma politikası overfunding [uk] n.
(envanteri azaltmak için) malları düşük fiyata satma drive n.
senet alıp satma inscription [uk] n.
alkollü içki satma izni olmayan otel private hotel [australia/new zealand] n.
vadeli işlem sözleşmesini başka bir vadeli işlem sözleşmesini alırken satma rollover n.
distribütörlere reklam vererek parti parti mal satma uygulaması pyramid selling n.
satma teklifinde bulunmak vend v.
mülkü belirli süreliğine sabit bir fiyata satma veya alma hakkı tanımak option v.
mülkü belirli süreliğine sabit bir fiyata satma veya alma hakkını elde etmek option v.
(hisse satın alma veya satma talebi) farklı zamanlara dağıtılmış split adj.
Law
satma hakkı right of sale n.
kanunsuz olarak içki satma bootlegging n.
uyuşturucu satma drug pushing n.
londra eczacılar derneği'nin ilaç yazma, hazırlama ve satma yetkisi verdiği kimyager apothecary n.
devlet dairelerinde veya kiliselerde mevki alma veya satma barretry n.
eseri yayımlama ve satma hakkı right of first publication n.
mülkü belirli süreliğine sabit bir fiyata satma veya alma hakkını tanıyan finansal araç option n.
bir süreliğine geçerli olan, belirli sayıdaki hisse senedini sabit fiyata satma veya alma hakkı option n.
Politics
satma hakkı right of sell out n.
Tourism
fazladan yer satma double booking n.
Media
(makale veya karikatürü) aynı anda çok sayıda gazeteye satma syndication n.
Computer
sanal varlıkları gerçek paraya satma gold farming n.
Forestry
arazide bulunan ağaçları araziden bağımsız olarak alma veya satma hakkı timber rights n.
arazide bulunan ağaçları araziden bağımsız olarak alma veya satma hakkı timber right n.
Religious
dinsel görevleri satma simonism n.
Archaic
kar amacıyla mal alıp satma merchandise n.
suratı sirke satma sullen n.
Slang
caka satma flossing n.
uyuşturucu satma slanging n.
hatunlar için asla erkek arkadaşlarını satma bros before hoes n.
tereciye tere satma don't bullshit a bullshitter expr.
tereciye tere satma never bullshit a bullshitter expr.
beni satma don't pimp me expr.
beni satma don't flake on me expr.
beni satma don't ditch me expr.
Modern Slang
erkekler için kız arkadaşını satma hoes over bros expr.