say - Turco Inglés Diccionario

say

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

say — Definition

Significado:
söylemek, ifade etmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /seɪ/ – BrE /seɪ/)
Categoría gramatical:
Düzensiz Fiil: say (says – said – said - saying)
Sinónimo:
state, utter
Antónimos:
withhold

Significados de "say" en diccionario turco inglés : 52 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
say v. söylemek
He said all of his lines with emotion.
Bütün repliklerini duygulanarak söyledi.

More Sentences
say v. demek
The teacher said, 'Come with me.'
Öğretmen, "Benimle gel." dedi.

More Sentences
General
say n. söz
The president has the final say in legislation.
Yasama konusunda son söz başkana aittir.

More Sentences
say n. söz sahibi olma
Now the governments must have their say.
Şimdi hükûmetler söz sahibi olmalıdır.

More Sentences
say n. söz hakkı
Indeed, it is putting them to great expense without them having any say in the matter.
Gerçekten de bu konuda herhangi bir söz hakkı olmaksızın onları büyük masraflara sokuyor.

More Sentences
say v. etmek (dua)
That’s to say, it will be green if your SEO title is well-optimized.
Yani, SEO başlığınız iyi optimize edilmişse yeşil olacaktır.

More Sentences
say v. varsaymak
For example, let’s say you work for a bank.
Örneğin bir bankada çalıştığınızı varsayalım.

More Sentences
say v. buyurmak
God said that in the Quran.
Allah, Kuran'da böyle buyurmuş.

More Sentences
say v. söylemek
He said all of his lines with emotion.
Bütün repliklerini duygulanarak söyledi.

More Sentences
say v. okumak
Say the alphabet backwards.
Alfabeyi tersten oku.

More Sentences
say v. göstermek
Your outfit can say how rich you are.
Kıyafetiniz ne kadar zengin olduğunuzu gösterebilir.

More Sentences
say v. belirtmek
The sign said no smoking.
Tabelada sigara içilmeyeceği belirtiliyordu.

More Sentences
say v. yazmak
The fact is that the agenda said that we would begin at 5.30 p.m., and you can see the clock.
Gerçek şu ki, gündemde saat 17.30'da başlayacağımız yazıyordu ve saati görebilirsiniz.

More Sentences
say v. etmek
Nevertheless, I will clearly say that I would not call a European arrest warrant 'oppressive legislation'.
Bununla birlikte Avrupa tutuklama emrini "baskıcı bir mevzuat" olarak nitelendirmeyeceğimi açıkça ifade etmek isterim.

More Sentences
say v. konuşmak
I now wish to say a little about enlargement.
Şimdi genişleme hakkında biraz konuşmak istiyorum.

More Sentences
say v. diyelim
Let's say you win the lottery; what would you do?
Diyelim ki piyangoyu kazandınız; ne yapardınız?

More Sentences
say v. diyelim ki
Let’s say you decided to try it.
Diyelim ki denemeye karar verdiniz.

More Sentences
say adv. örneğin
If you are a member of a primitive community and you wish to produce, say, food, there are two things that you must do.
Eğer ilkel bir topluluğun üyesiyseniz ve örneğin gıda üretmek istiyorsanız, yapmanız gereken iki şey vardır.

More Sentences
say interj. demek
Say, so you are our new neighbour.
Demek yeni komşumuz sizsiniz.

More Sentences
Phrases
say expr. diyelim
Let's say you win the lottery; what would you do?
Diyelim ki piyangoyu kazandınız; ne yapardınız?

More Sentences
Colloquial
say expr. diyelim ki
Let’s say you decided to try it.
Diyelim ki denemeye karar verdiniz.

More Sentences
say expr. de ki
Say, "I charge this salt as a being of earth."
De ki, "Topraktan gelen bir varlık olan bu tuzu görevlendiriyorum."

More Sentences
Technical
say v. bildirmek
The news says that there was a big earthquake in Greece.
Haberler, Yunanistan'da büyük bir deprem olduğunu bildiriyor.

More Sentences
say v. söylemek
He said all of his lines with emotion.
Bütün repliklerini duygulanarak söyledi.

More Sentences
General
say n. denilen şey
say n. laf
say n. son söz
say n. söz sırası
say n. konuşma fırsatı
say n. ifade şansı
say n. nüfuz
say n. etkileme gücü
say v. tekrarlamak
say v. okumak (dua)
say v. farz etmek
say v. işaret etmek
say v. ifade etmek
say adv. yaklaşık olarak
say adv. hemen hemen
say adv. aşağı yukarı
say adv. olarak
say adv. mesela
say interj. haydi
Irregular Verb
say v. said - said
Computer
say expr. konuşur
Textile
say n. serj kumaşa benzer yünlü bir kumaş türü
Archaic
say v. konuşmayı bitirmek
say v. lafını sonlandırmak
say v. susmak
say v. resital vermek
Slang
say v. etkili ifade etmek
say v. vurgulayarak ifade etmek

Significados de "say" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Computer
say count expr.

Significados de "say" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
final say n. son söz
say goodbye v. vedalaşmak
say goodbye v. veda etmek
General
something to say n. diyecek
the only thing we can say n. söyleyebileceğimiz tek şey
the only thing we can say n. söylenecek tek şey
agreement on what to say n. ağızbirliği
final say n. son söz
say-so n. iddia
say-so n. düşünce
time to say goodbye n. güle güle deme zamanı
say-so n. izin
say-so n. herhangi bir kanıta dayanmayan düşünce
so say we all n. battlestar galactica evreninde amin
say [scotland] n. kova
say-so n. yetkili karar
the say n. üst yetkili
the say n. son sözü söyleme gücü
say [dialect] n. sohbet
the say n. son kararı verme hakkı
say [dialect] n. konuşma
say [dialect] n. muhabbet
say-so n. son karar
the say n. mutlak otorite
say [scotland] n. sepet
say hi v. selam vermek
say nothing v. ağzına kilit vurmak
say things against v. aleyhinde konuşmak
say hello v. merhaba demek
say the opposite of v. aksini belirtmek
say over v. tekrarlamak
say hello v. selam çakmak
let somebody say v. söyletmek
say something in jest v. şaka olarak söylemek
say goodbye v. veda etmek
say prayer v. dua etmek
say the exact opposite v. tam tersini söylemek
say things against v. aleyhte konuşmak
not to have a good word to say for v. hep tenkit etmek
say no v. hayır demek
say something out of spite v. nispet yapmak
be too sorry to say a word v. ağzını bıçak açmamak
not to be willing to say v. ağzı varmamak
say uncle v. pes demek
say nothing v. gık dememek
say yes v. kabul etmek
say the blessing v. yemek duası yapmak
say some hard things v. ağır konuşmak
have something to say v. diyeceği olmak
say over v. tekrar etmek
say farewell v. veda etmek
say ditto v. tasdiklemek
say nothing v. ses çıkarmamak
have nothing to say v. diyeceği olmamak
say something out of spite v. nispet vermek
say something stupid v. halt etmek
say over and over again v. tekrar tekrar söylemek
not to be willing to say v. dili varmamak
make somebody say v. söyletmek
say prayer v. dua okumak
say one's prayers v. dua etmek
say hi v. selam çakmak
say the word v. emretmek
say one's say v. söyleyeceğini söylemek
say hello v. selam vermek
have a say in a field v. alanında söz sahibi olmak
say something wrong v. pot kırmak
say stop v. dur demek
say salavat v. salavat getirmek
say it to one's face v. yüzüne söylemek
say something behind one's back v. arkasından konuşmak
say something behind one's back v. birisinin arkasından konuşmak
say in a whisper v. fısıldayarak söylemek
say in whispers v. fısıldayarak söylemek
say explicitly v. doğrudan söylemek
say directly v. doğrudan söylemek
say uncle v. pes etmek
say again v. yeniden söylemek
dare say v. dili varmak
be unable to bring oneself to say v. dili varmamak
have one's say v. fikrini bildirmek
say yes v. evet demek
have some say in v. -de söz sahibi olmak
not to have a good word to say for v. -i hep tenkit etmek
not to have a good word to say for v. -i hiç beğenmemek
say good-bye v. veda etmek
say good-bye to each other v. vedalaşmak
say happy bayram v. bayramını kutlamak
say enough v. yeter artık demek
say enough is enough v. yeter artık demek
say happy eid v. bayramını kutlamak
say yes without hesitation v. hiç düşünmeden evet demek
say grace v. yemek masasında dua etmek
say grace v. yemeklerden önce ve sonra dua etmek
say everything v. herşeyi söylemek
say nothing v. hiçbir şey söylememek
happen to say it v. söylemiş bulunmak
have to say v. söylemek zorunda olmak
have something to say v. söyleyecek sözü olmak
have something to say v. söyleyecek birşeyi olmak
not even say a single word v. tek kelime bile etmemek
say good-bye to someone and leave v. (birisiyle) vedalaşıp gitmek/ayrılmak
not to say anything at all v. bir kelime etmemek
not to say anything at all v. ağzını açmamak
say one's thoughts aloud v. sesli düşünmek
run out of things to say v. söyleyecek şeyleri tükenmek
say in a statement v. açıklamada bulunmak
can't say her r's v. r'leri söyleyememek
can't say his r's v. r'leri söyleyememek
say no v. itiraz etmek
say no v. kabul etmemek
say no v. razı olmamak
say no v. karşı çıkmak
say no v. olmaz demek
say your goodbyes v. helalleşmek
regret to say v. üzülerek söylemek
say grace (prayer said before meal) v. yemek için şükür duası etmek
say grace v. yemek için şükür duası etmek
say something wrong v. yanlış bir şey söylemek
be sorry to say v. üzülerek söylemek
say all in v. rest çekmek/demek (pokerde)
say bad words v. kötü söz söylemek
say hello v. selamlamak
say the opposite v. aksini söylemek
hear say v. birinin bir şeyi söylediğini duymak
say amen to v. samimiyetle onaylamak
say amen to v. yürekten katılmak
hear say v. söylenti ile haber almak
say amen to v. olmasını dilemek
say [dialect] v. içeriğini saptamak
say [dialect] v. niteliğini saptamak
say [dialect] [uk] v. uyarmak
say [dialect] [uk] v. yanıtlamak
say [dialect] v. ayarını belirlemek
say [dialect] v. miktarını belirlemek
say [dialect] [uk] v. tavsiye etmek
that is to say adv. demek ki
so to say adv. adeta
so to say adv. güya
truth to say adv. gerçekten
that is to say adv. yani
so to say adv. tabiri caizse
in sooth to say adv. doğrusu
so to say adv. sanki
sooth to say adv. doğrusu
without wishing to boast i'd like to say that adv. ayıptır söylemesi
so to say adv. sözde
so to say adv. tabir caizse
though I say so myself adv. övünmek gibi olmasın ama
even though I say it myself adv. övünmek gibi olmasın ama