adeta - Turco Inglés Diccionario

adeta

Significados de "adeta" en diccionario inglés turco : 19 resultado(s)

Turco Inglés
General
adeta almost adv.
Relaxing music is almost like a vitamin for our neurons.
Rahatlatıcı müzik nöronlarımız için adeta bir vitamin gibidir.

More Sentences
adeta as it were adv.
He is, as it were, a grown up baby.
O, adeta yetişkin bir bebek.

More Sentences
adeta simply adv.
Tom was simply devastated.
Tom adeta harap olmuştu.

More Sentences
adeta nearly adv.
Jules Verne's novels nearly gave the news from the future.
Jules Verne'in romanları adeta gelecekten haberler vermiştir.

More Sentences
adeta nearly adv.
Jules Verne's novels nearly gave the news from the future.
Jules Verne'in romanları adeta gelecekten haberler vermiştir.

More Sentences
adeta as good as prep.
Without her glasses she was as good as blind.
Gözlükleri olmadan adeta kördü.

More Sentences
adeta so to speak adv.
adeta fairly adv.
adeta fair adv.
adeta so to say adv.
adeta kind of adv.
adeta virtually adv.
adeta all but adv.
adeta closely adv.
adeta merely adv.
adeta in fact adv.
adeta near adv.
adeta amaist [scottish] adv.
adeta like prep.

Significados de "adeta" con otros términos en diccionario inglés turco: 63 resultado(s)

Turco Inglés
General
adeta biçilmiş kaftan natural n.
adeta buz kesme douche [uk] n.
adeta intihar olan davranış suicide n.
adeta ben buradayım diye bağıran tip howler n.
adeta ben buradayım diye bağıran tip howler n.
birine adeta tapınmak set someone on a pedestal v.
birine adeta tapınmak put someone on a pedestal v.
birine adeta tapınmak practically worship someone v.
adeta pençe atarak ilerlemek claw v.
adeta lanetlemek bedevil v.
(birini bir duyguyla) adeta kaplamak cover v.
adeta bayılmak cling (to) v.
adeta yağdırmak pour v.
adeta uçup gitmek fly v.
adeta ben buradayım diye bağırmak scream v.
adeta linç etmek crucify v.
adeta donakalmak freeze v.
adeta kemirmek fret v.
adeta büyülemek enthral v.
(benzini) adeta içmek guzzle v.
(adeta) fışkırmak radiate v.
adeta çakılmak nosedive v.
vücuda adeta yapışan skintight adj.
adeta fildişi kulede büyüyen sheltered adj.
adeta ensesinde olan side by side adj.
adeta saydam subpellucid adj.
adeta dili tutulmuş inarticulate adj.
adeta hipnotize eden psychedelic adj.
(bir yerin) adeta demirbaşı olmuş institutionalized adj.
adeta aynı gibi synonymous adj.
adeta bayılmış fulsome adj.
adeta ezerek crushingly adv.
Colloquial
(birinin) adeta göbek adı gibi olan karakteristik yönü middle name n.
kişiyle adeta bütünleşmiş özellik middle name n.
adeta cennette gibi blissed out adj.
adeta cennette blissed adj.
adeta el yakıyor at a fabulous price expr.
adeta (bir şey) as good as (something) expr.
(korkudan) adeta tir tir titriyorum I'm shaking expr.
(korkudan) adeta tir tir titriyorum I'm shaking (in fear) expr.
Idioms
yağmurun adeta bardaktan boşanırcasına yağdığını anlatmak için kullanılan ironik söz lovely weather for ducks n.
yağmurun adeta bardaktan boşanırcasına yağdığını anlatmak için kullanılan ironik söz fine weather for ducks n.
adeta cennette gibi olma bliss ninny n.
gürültüden adeta kendi sesini duyamamak can barely hear yourself think v.
gürültüden adeta kendi sesini duyamamak can't hear oneself think v.
gürültüden adeta kendi sesini duyamamak can hardly hear yourself think v.
(birine/bir şeye) adeta tapınmak put (someone or something) (up) on a pedestal v.
benzini/yakıtı (adeta) koklamak run off the smell of an oily rag [australia/new zealand] v.
(birine/bir şeye) adeta tapınmak set (someone or something) (up) on a pedestal v.
adeta gözünün içine bakmak sit at one's feet v.
adeta gök delindi (yağmur) heavens opened expr.
adeta gök delindi (yağmur) the heavens opened expr.
Speaking
o yüzden bu beni adeta bir travmaya soktu so I can say this has traumatized me expr.
Trade/Economic
bir organizasyonda bir departmanın diğer departmanlardan kopuk çalışarak adeta görünmez bir duvar örmesi ve etkileşime izin vermemesi olarak açıklanabilecek sendrom vertical silo syndrome n.
Textile
pli yapmak (kumaşta eşit uzunlukta adeta akordiyonu andıran katlamalar yapmak) crease v.
Literature
adeta sütle dolup taşan lactifluous adj.
Religious
adeta bir mesih alter christus n.
adeta kutsal olan sacramental adj.
Geology
adeta cam gibi görünen subvitreous adj.
Music
müziği adeta seslerle renklendiren sanatçı colorist n.
müziği adeta seslerle renklendiren sanatçı colourist n.
Slang
kişinin (medya tarafından) adeta kanının emilmesi feeding frenzy n.
adeta varlığı yeten kimse screamer n.