sonunda! - Turco Inglés Diccionario

sonunda!

Significados de "sonunda!" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
Idioms
sonunda! (and) not before time! expr.

Significados de "sonunda!" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
en sonunda finally adv.
önünde sonunda eventually adv.
eninde sonunda eventually adv.
General
yemek sonunda yenen tuzlu şey savoury n.
tatlı (yemeğin sonunda yenen) dessert n.
tatlı (yemeğin sonunda yenilen) sweet n.
yemek sonunda yenen tuzlu şey savory n.
tatlı (yemeğin sonunda yenilen) pudding n.
amerikalı zencileri tarafından aralık ayının sonunda kutlanan bir bayram kwanza n.
havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi precipitation n.
yemeğin başında veya sonunda yenen bir yemek savory n.
bir olayın sonunda gerçekleşen after effect n.
yemeğin sonunda yenen tatlı dessert n.
film sonunda çıkan yazılar the credits at the end of a movie n.
restoranda garson olarak çalışmaya başlayıp sonunda restoranın sahibi olmak start off as a waiter and end up as the owner of the restaurant n.
zirve veya toplantı sonunda herkesin iştirak ettiği toplu fotoğraf çekimi family photo n.
yemeğin başında veya sonunda yenen bir yemek savoury n.
(genelde konserin/gösterinin masraflarını karşılamak amacıyla) etkinliğin sonunda katılımcılardan toplanan para retiring collection n.
bir dersin sonunda öğrendiğin ve seninle birlikte bu ders devam etmese bile gelecek şeyler take-home lessons n.
program sonunda yapılan kısa açıklama tag n.
bir akşam kampı ateşinde ya da toplantı sonunda söylenen kapanış şarkısı taps n.
bir parçanın sonunda bulunan unsurları terminalia n.
hasat sonunda yapılan şölen mell [dialect] n.
her bir aşamanın sonunda kesin çıktıları olan bir operasyonu belirli bir şekilde gerçekleştirme yolu methodology n.
1920'lerin sonunda ortaya çıkmış, çift olarak yapılan canlı bir caz dansı lindy hop n.
1920'lerin sonunda ortaya çıkmış, çift olarak yapılan canlı bir caz dansı lindy n.
çocukların çember oluşturup söyledikleri şarkının sonunda hep birlikte çömeldikleri bir oyun ring-a-ring-a-roses n.
baharın sonunda, soğanlar ekildikten sonra yağan hafif kar onion snow [us] n.
akşam yemeği davetinde masanın sonunda oturan yardımcı croupier n.
sonunda last n.
sonunda başarmak have the last laugh v.
olmak (yarışma sonunda belirli bir sırada) come in v.
yarış sonunda tartılmak (cokey) weigh in v.
son söz birinin olmak (bir tartışmanın/ağız kavgasının sonunda) have the last word v.
sonunda varmak land up v.
sonunda ... çıkmak prove v.
sıranın sonunda olmak bring up the rear v.
sonunda razı olmak come to agree v.
karşısındakinin ne dediğini (sonunda) anlamak latch on v.
sonunda onaylamak set the seal on v.
sonunda onaylamak put the seal on v.
sonunda sinir krizi geçirmek end up having a nervous breakdown v.
maç sonunda formalarını değiştirmek swap shirts at the end v.
bir şeyin sonunda veya iki tarafında da olmak bookend v.
sonunda elde etmek glean v.
en sonunda gelmek get round (to) v.
en sonunda ulaşmak get round (to) v.
en sonunda olan eventual adj.
sonunda olan eventual adj.
orta yaşların sonunda late-to-middle aged adj.
(yarış sonunda) yarışmacıların birbirine çok yakın olduğu blanket adj.
(mektuplarda) adresteki satırların arasında virgül, sonunda nokta olan closed adj.
sonunda ortaya çıkan eventual adj.
sonunda at the end adv.
sonunda last adv.
en sonunda at the latter end adv.
saygılarımla (yazı sonunda) sincerely yours adv.
sonunda through adv.
en sonunda at long last adv.
sonunda in the long run adv.
sonunda after all adv.
en sonunda at length adv.
uzun bir günün sonunda by the end of the day adv.
en sonunda eventually adv.
sonunda yet adv.
eninde sonunda sooner or later adv.
sonunda in the end adv.
sonunda in the upshot adv.
en sonunda at last adv.
sonunda ultimately adv.
sonunda in fine adv.
sonunda at length adv.
en sonunda in the long run adv.
eninde sonunda ultimately adv.
eninde sonunda in the long run adv.
en sonunda after all adv.
sonunda distad adv.
eninde sonunda in the end adv.
sonunda at long last adv.
sonunda eventually adv.
sonunda at the end of adv.
en sonunda in the end adv.
en sonunda finally adv.
eninde sonunda at last adv.
sonunda enfin (fr) adv.
sonunda at last adv.
sonunda finally adv.
yıl sonunda by the end of year adv.
en sonunda broadly adv.
en sonunda ultimately adv.
ay sonunda end of month adv.
yolun sonunda at the end of the road adv.
uzun bir günün sonunda after a long day adv.
önünde sonunda at last adv.
belirli veya öngörülen bir süre sonunda at term adv.
kaynaklarının sonunda on one's last legs adv.
şakanın sonunda at the end of the joke adv.
başında ya da sonunda first or last adv.
sonunda over adv.
eninde sonunda forward adv.
en sonunda lastly adv.
nun sonunda by the end of prep.
sonunda in prep.
-nin sonunda by the end of prep.
en iyi dileklerimle (mektubun sonunda) all the best! interj.
madeni paraların sonunda kullanılan, rüşvet anlamına gelen payola kelimesinden alınmış bir son ek -ola suf.
sözcük sonunda yer alan e veya ie sesi düşünce kullanılan bir son ek -ing suf.
sözcük sonunda bulunan sessiz harfi pekiştirmek için kullanılan bir son ek -ing suf.
gösteri sonunda alkış isteği plaudite expr.
Phrasals
sonunda (bir şey) olmak/yapmak end up (as)( something ) to become something v.
sonunda (bir şey) olmak/yapmak end up as (something) v.
(sıralamada/yarış sonunda birinden) daha alt sırada yer almak place behind (someone or something) v.
(ameliyatın sonunda) yarayı kapatmak close someone up v.
oyun sonunda elindeki fişleri nakde çevirmek cash in v.
gün sonunda işten çıkmak get off v.
sonunda bir konuya/birine geçiş yapabilmek get (around) to someone or something v.
sonunda bir şeyle/biriyle ilgilenebilmek get (around) to someone or something v.
sonunda (bir şeyi) yapabilmek get around to (doing something) v.
sonunda (bir şeyle) birleşmek tail into (something) v.
sezon sonunda satılmayan malları ilerisi için saklamak carry over v.
sonunda (bir şey) elde etmek end up with (something) v.
sonunda elinde (bir şeyle) kalmak wind up with (something) v.
Phrases
günün sonunda at the end of the day adv.
oysa sonunda as it turned out expr.
iş mektubunun sonunda imzadan hemen önce yazılır very truly yours, expr.
(mektubun sonunda) saygılarımla yours truly expr.
toplantının sonunda aşağıdaki kararlar alınmıştır the followings are decided at the end of the meeting expr.
kırklı yaşlarının sonunda in his late forties expr.
kırklarının sonunda in his late forties expr.
seneler süren ihmalin sonunda after years of neglect expr.
yıllarca süren ihmalin sonunda after years of neglect expr.
dünya savaşının sonunda at the end of the world war expr.
güzel bir günün sonunda at the end of a beautiful day expr.
en sonunda at the very end expr.
önünde sonunda at some point expr.
sonunda taşlar yerine oturdu all the pieces finally clicked into place expr.
sonunda an end expr.
sonunda once and for all expr.
her şeyin sonunda after everything is said and done expr.
sonunda after everything is said and done expr.
her şeyin sonunda after everything is said and done expr.
sonunda after everything is said and done expr.
Proverb
kötülük eninde sonunda cezasını bulur mills of god grind slowly yet they grind exceeding small
başarısızlık sonunda başarıyı getirir failure teaches success
sonunda adalet yerini bulur justice triumphs in the end
haksızlık er geç ortaya çıkar/önünde sonunda cezasını bulur mills of the gods grind slowly, but they grind exceedingly fine
haksızlık er geç ortaya çıkar/önünde sonunda cezasını bulur mills of the gods grind slowly
yapacak işi olmayanlar önünde sonunda yanlış işler yapmaya başlarlar the devil makes work for idle ˈhands
vicdan azabı çeken biri dışarıdan birinin suçlaması olmadan da sonunda suçunu itiraf eder a guilty conscience needs no accuser
kendi içerisinde çatışma/çekişme yaşayan bir grup/kurum sonunda dağılır a house divided against itself cannot stand