last - Turco Inglés Diccionario
Historia

last

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "last" en diccionario turco inglés : 42 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
last adj. sonuncu
last adj. son
General
last v. tutunmak
last v. bitmemek
last v. yetmek
last v. tutmak
last v. çekmek
last v. sürmek (süre vb)
last v. gitmek
last v. sürmek
last v. dayanmak
last v. devam etmek
last n. ölüm
last n. ayakkabı kalıbı
last n. son şey
last n. sonuncu kimse
last n. lasta
last adj. evvelki
last adj. geçen
last adj. son derece
last adj. en sonraki
last adj. önceki
last adj. nihai
last adj. sabık
last adj. en gerideki
last adj. sonuncu
last adj. son
last adj. en son
last adj. en düşük (fiyat)
last adv. gayet
last adv. son kez
last adv. sonunda
last adv. nihayet
last adv. sonuç olarak
last adv. son olarak
last adv. herşeyden önce
last adv. sonuncu olarak
Technical
last lasta
last devam etmek
last sonuncu
Computer
last soyadı
last en son

Significados de "last" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
the last judgement n. mahşer
last name n. soyadı
last word n. son söz
General
the last trump v. kıyamet gününde ölüleri uyandırmak için çalınacak boru
make one's last will v. vasiyette bulunmak
speak one's last will v. vasiyette bulunmak
have the last word in v. nihai karar/son söz birinin olmak (bir konuda)
breathe one's last v. son nefesini vermek
last until evening v. akşamı bulmak
be the last straw v. tuz biber ekmek
last out v. katlanmak
draw one's last breath v. dünyaya gözlerini kapamak
be the last straw v. üstüne tuz biber ekmek
breathe one's last v. ölmek
spend to the last penny v. son kuruşuna kadar harcamak
have the last laugh v. sonunda başarmak
have the last word v. son söz birinin olmak (bir tartışmanın/ağız kavgasının sonunda)
get the show on the road at last v. şeytanın bacağını kırmak
last out v. çekmek
last forever v. sonsuza kadar sürmek
draw one's last breath v. son nefesini vermek
last for many hours v. saatlerce sürmek
speak one's last will v. vasiyet etmek
have the last word v. son noktayı koymak
have the last word v. son sözü söylemek
come round at last v. gelip çatmak
last for ten days v. on gün sürmek
last (time) v. zaman sürmek
(for one´s life) to last long enough v. ömrü yetmek
(for one´s life) to last long enough v. ömrü vefa etmek
leave something to the last minute v. son ana bırakmak
last a lifetime v. ömür boyu sürmek
last long v. uzun sürmek
last a second v. bir saniye sürmek
last a fortnight v. iki hafta sürmek
last a fortnight v. on beş gün sürmek
last a short time v. kısa sürmek
last a long time v. uzun sürmek
be the last person (to do something) v. (bir şeyi yapacak) son kişi olmak
come at the last minute v. son dakikada gelmek
come at the last minute v. son anda gelmek
last a day and a half v. bir buçuk gün sürmek
pay one's last respects v. son yolculuğuna uğurlamak
get a migraine at the last moment v. son anda migreni tutmak
miss one’s last opportunity v. elindeki son fırsatı kaçırmak
see one’s father for the last time v. babasını son bir kez görmek
see one’s mother for the last time v. annesini son bir kez görmek
lose one's title to last year's runner-up v. unvanını geçen yılın ikincisine kaptırmak
log many nautical miles up on its last voyage v. (gemi) son yolculuğunda çok mesafe/deniz mili katetmek
last for fifteen days v. on beş gün sürmek
arrive at the last minute v. son dakikada gelmek/varmak
get one’s last name v. birinin soy adını almak
put the last touches on v. son şeklini vermek
put the last touches on v. son halini vermek
put the last touches on v. son haline getirmek
last night n. geçen gece
last minute goal n. son dakika golü
last semester n. geçen dönem
the last trump n. sur
the second before the last n. sondan iki önceki
last element n. son eleman
courts of last resort n. son başvurulan mahkemeler
last ditch n. son çare
the last straw n. bardağı taşıran damla
last judgment n. mahşer günü
last throw of the dice n. son bir hamle
the last judgment n. kıyamet günü
the last straw n. artık bu kadarı fazla
last quarter n. son dördün
the last word n. en mükemmel şey
last minute n. son dakika
last years n. son yıllar
last but one n. sondan bir önceki
courts of last resort n. nihai merci
last evening n. dün akşam
the last word n. son model
the last judgment n. kıyamet
last quarter n. dolunayın 7. günü
last minute flight n. son dakika uçuşu
the very last n. en son
last night n. dün akşam
the last day n. mahşer günü
one's last will n. son arzusu
the last tooth of a decrepit n. peynirdişi
last night n. dün gece
last product n. son ürün
the fear of the last judgement n. ahret korkusu
last quarter n. son çeyrek
last stop n. son durak
long last n. en nihayet
last judgment n. kıyamet günü
last resort n. son çare
the last rites n. cenaze töreni
last seat availability n. son boş koltuk
the last straw n. bardağı taşıran son damla
the last day n. kıyamet günü
the last judgement n. kıyamet günü
the last two n. son ve sondan önceki
the last word on the matter n. konu hakkında son ve kesin söz
last profits damages n. faizle karşılanmayan zararlar
last act n. son perde
age at last birthday n. son doğum günündeki yaş
last four n. son dört ay
the last word n. güncel
the last word n. en yüksek otorite
last seven days n. son yedi gün
last week n. geçen hafta
last saved time n. son kayıt tarihi
last week n. geçtiğimiz hafta
last name n. soyad
last letter n. son mektup
last measure n. son ölçüm
last call n. son çağrı
last prophet n. son peygamber
last century n. geçen yüzyıl
last days of school n. okulun son günleri
last word n. son söz
last chance n. son şans
last will n. son arzu
last wish n. son arzu
last speech n. veda hutbesi
last khutbah n. veda hutbesi
last-ditch n. son deneme
last-minute goal n. son dakika golü
last-ditch n. son şans
trade-last n. senin benim iltifatım nedeniyle benimle ticaret yaptığın söylentisi
last warning n. son ihtar
the last word n. son söz
last judgement n. kıyamet günü
last judgement n. mahşer günü
last birthday age n. son yaş günündeki yaş
last resort n. son merci
a last minute development n. bir son dakika gelişmesi
last visit n. son ziyaret
last work day n. son iş günü
last day of the week n. haftanın son günü
last two years n. son iki yıl
last three years n. son üç yıl
one last goodbye n. son bir veda
a last goodbye n. son bir elveda
a last goodbye n. son bir veda
one last goodbye n. son bir elveda
last nerve n. son sinir
last nerve n. avustralyalı bir punk grubu
last holiday n. son tatil
last question n. son soru
last tango in paris n. paris'te son tango
last version n. son versiyon
last-minute change n. son dakika değişikliği
last exam n. son sınav
last opportunity n. son şans
last opportunity n. son fırsat
famous last words n. ünlü son sözler
every last detail of the contract n. kontratın en ufak/ince ayrıntısı
measure of the last resort n. başvurulacak en son çare
last dive n. son dalış
last play n. son oyun
last summer n. geçen yaz
last winter n. geçen kış
last minute deal n. son dakika anlaşması
last period (years) n. son dönem
last lesson n. son ders
last sunday n. geçen pazar
last weekend n. geçen hafta sonu
last saturday n. geçen cumartesi
last seat available n. son boş koltuk
last warning n. son uyarı
last warning n. son ikaz
last in the series (uk) n. sezon finali
last month's shooting n. geçen ayki çatışma
last estimate n. son tahmin
last edition n. son baskı
last fall n. son düşüş
last friday n. geçen cuma
the last day of the year n. yılın son günü
second last n. sondan ikinci
last respect n. son yolculuk (cenaze merasimi)
your last photo n. son fotoğrafın
last decision n. son karar
last generation technology n. eski nesil teknoloji
last mentioned adj. en son sözü edilen
last mentioned adj. en son olarak söylenen
next to last adj. sondan bir önceki
second to last adj. sondan bir önceki
first and last adj. ilk ve son
last-ditch adj. kıl payı
last-minute adj. son dakika
last-cyclic adj. son döngü
last-ditch adj. kılpayı
last-ditch adj. son anda yapılan
last-minute adj. son an
last mentioned adj. en son olarak zikrolunan
next to the last adj. sondan bir evvelki
next to the last adj. sondan bir önceki
last known adj. son bilinen
made to last adj. evladiyelik
at last adv. eninde sonunda
at long last adv. en sonunda
in the last resort adv. başka çıkar yol yoksa
from first to last adv. baştan başa
first and last adv. her şeyi hesaba katarak
at long last adv. nihayet
to the last adv. sonsuza dek
at last adv. en sonunda
to the last adv. nihayete kadar
at long last adv. uzun gecikmeden sonra
from first to last adv. başından sonuna kadar
to the last degree adv. son dereceye kadar
to the last adv. sonuna kadar
last time adv. geçen sefer
at the last moment adv. giderayak
at the last minute adv. tam zamanında
in the last instance adv. son tahlilde
no longer ago than last week adv. daha geçen hafta
over the last five years adv. son beş yıl içinde
last of all adv. en sonra
till the last adv. sonuna kadar
at long last adv. sonunda
as a last resort adv. son çare olarak
to the last minute adv. son dakikaya kadar
at long last adv. en nihayet
first or last adv. ergeç
since we last met adv. görüşmeyeli
at last adv. nihayet
in the last instance adv. son kertede
at one's last gasp adv. ölmek üzere
from first to last adv. başlangıçtan sonuna dek
last night adv. akşamdan
at last adv. sonunda
last month adv. geçen ay
over the last decades adv. son birkaç on yıllık zaman zarfında
over the last decades adv. son birkaç on yıl içinde
in the last decade adv. son on yıllık zaman zarfında
in the last decade adv. son on yıllık müddette
in the last decade adv. son on yıl içinde
over the last two decades adv. son yirmi yılda
last year adv. önceki sene
last month adv. son ay
last year adv. geçtiğimiz sene
last year adv. geçen sene
last month adv. geçtiğimiz ay
last year adv. geçen yıl
last year adv. önceki yıl
last year adv. geçtiğimiz yıl
last seven days adv. son yedi günde
until the last minute adv. yumurta kapıya dayanamadan
in the last analysis adv. son tahlilde
for last 30 years adv. son otuz yıldır
in the last resort adv. son çare olarak
for the last three years adv. son üç yıldır
on one's last leg adv. yıkılmak üzere
some time last week adv. geçen hafta bir ara
last time adv. son kez
for the last time adv. son defa
last time adv. son defa
for the last time adv. son kez
in the last period adv. son dönemde
last but not least adv. sonuncu ama son derece önemli olarak
in the last century adv. geçen yüzyılda
in the last two years adv. son iki sene içinde
in the last few days adv. son birkaç gün içinde
in july last year adv. geçen yıl temmuz ayında
at last count adv. son sayımda
in the last 12 months adv. son on iki ay içerisinde
at our last meeting adv. geçen buluşmamızda
at one's last gasp adv. bitkin durumda
at one's last gasp adv. canı çıkmış
at the last moment adv. son anda
at one's last gasp adv. son nefesini vermek üzere
one last time adv. son bir kez
in the last century adv. geçmiş yüzyılda
last may adv. son mayıs
last may adv. geçen mayıs
at last adv. önünde sonunda
last tuesday adv. geçen salı
at last prep. hele
last for 3 hours 3 saat sürmek
Phrases
in my last letter n. son mektubumda
last in first out son gelen önce çıkar
in the last day mahşer gününde
in the last day hüküm gününde
last in last out son giren son çıkar
sometime last year geçen sene bir zaman/ara
compared to the last year geçen yıla oranla
compared to the last week geçen haftaya oranla
compared to the last year geçen seneye oranla
compared to the last month geçen aya oranla
last pockets of resistance direnişin son kırıntıları
it's been a while since we last wrote to each other bir süredir yazışmıyoruz
it has been a while since we last wrote to each other bir süredir yazışmıyoruz
at last but not least sonuncu ama diğerleriyle eşit öneme sahip olarak
this time last week geçen hafta bu zamanlar
in the last analysis her şey düşünüldüğünde
by the last count son sayıma göre
according to the last count son sayıma göre
as a last resort son bir çözüm olarak
Proverb
he who laughs last laughs best son gülen iyi güler
have the last laugh son gülen olmak
get the last laugh son gülen olmak
he who laughs last laughs longest son gülen iyi güler
let the cobbler stick to his last kendi alanında olmayan bir olaya müdahale etme
let the cobbler stick to his last çizmeden yukarı çıkma
Colloquial
go to one's last home ölmek
go to one's last home hakkın rahmetine kavuşmak
at last nihayet
every last of sonuncusuna kadar
every last of son kalana kadar
last hurrah jübile
last hurrah son performans
last hurrah son gösteri
on its last legs eski püskü
but you did not say so the last time we talked en son konuştuğumuzda öyle demiyordun ama
for the last five years son beş yıldır
for the last five years son beş senedir
at last hele şükür
at long last hele şükür
neither the first nor the last ne ilk ne de son
last seen alive in april en son nisan ayında canlı görüldü
in the last minute son anda
in the last minute son dakikada
at the last gasp son anda
at the last minute son dakikada
at the last gasp son dakikada
at the last minute son anda
for the last half-an-hour son yarım saattir
for the last half-hour son yarım saattir
last for long uzun sürmek
same as last time son seferki gibi
last time i checked son baktığımda
alone at last sonunda yalnız kaldık
last two bottles son iki şişe
down to the last detail son ayrıntısına kadar
last three hours son üç saat
last three hours üç saat sürmek
last more than twenty minutes 20 dakikadan uzun sürmek
last night son gece
a first-time last-time offer ya şimdi ya hiç teklifi
last six years geçtiğimiz altı yıl
every last one herkes
every last man of us her birimiz
every last one her biri
last month it rained almost every day geçen ay neredeyse her gün yağmur yağdı
when's the last time en son ne zaman
last job son iş
over the last few hours son birkaç saattir
remember our last day at home evdeki son günümüzü hatırla
one's last day at home evdeki son günü
last song son şarkı
for a last time son bir kez
save the best for the last en iyisini sona saklamak
save the best for the last en iyisini en sona saklamak
down to the last detail son detayına kadar
last night's incident dün geceki olay
for the last 20 years son yirmi senedir
for the last 20 years son yirmi yıldır
since the end of last year geçen yılın sonundan bu yana
last fling (askere/okula vb başlamadan önce) son bir eğlence
Idioms
the last straw bir bu eksikti
last but not least son fakat aynı derecede önemli
last but not least son ama çok önemli
he that laughs last laughs best son gülen iyi güler
the last word in son moda
the last word in güncel
the last word in en mükemmel şey
he laughs best who laughs last son gülen iyi güler
until the very last minute son dakikaya kadar
have the last laugh son gülüp iyi gülmek
get the last laugh son gülüp iyi gülmek
the last straw that breaks the camel's back bardağı taşıran son damla
stick one's last çizmeden yukarı çıkmak
breathe one's last hakkın rahmetine kavuşmak
breathe one's last breath kandilin yağı tükenmek
first and last tam anlamıyla
first and last tamamen
first and last baştan sona
first and last bütünüyle
last breath son nefes
last breath ölüm
last straw to break the camel's back bardağı taşıran son damla
be on one's last legs bir ayağı çukurda olmak
be on one's last legs ayaklarının üzerinde zor durmak
be on one's last legs ölümü yakın olmak
be on one's last legs ölmek üzere olmak
on one's last leg son demlerinde
on one's last leg yıkılmak üzere
he who laughs last laughs best son gülen iyi güler
fight to the last drop of blood kanının son damlasına kadar savaşmak
last ditch effort son bir çaba
last ditch effort son bir gayret
last laugh büyük başarı
last but not least sonuncu ama son derece önemli
play one's last card son kozunu oynamak
not to be able to last dayanacak gücü kalmamak
be the last person (to do something) bir şeyi yapacak en son insan olmak
in the last analysis son tahlilde
breathe one's last son nefesini vermek
breathe one's last ölmek
the final/last straw bardağı taşıran son damla
last call (for something) son şans
last chance (for something) son şans
last chance (for something) son fırsat
last call (for something) son fırsat
the last of the big spenders birisinin çok az para harcadığını belirtmek için söylenen bir söz
famous last words ünlü son sözler
get the last word in (bir konuda) son sözü söylemek
have the final/last word son sözü söylemek
have the last say son sözü söyleyecek kişi olmak
the last/final moments of something bir şeyin son demleri
the last gasp of something bir şeyin son demi/demleri
the last gasp of something bir dönemin/sürecin sonu
nice guys finish last çok kibarlık etme yaya kalırsın
have heard the last of somebody/something (özellikle istenmeyen birisi/olay vb) son kez duymuş olmak
have seen the last of somebody/something (özellikle istenmeyen birisi/olay vb) son kez görmüş olmak
have the last say son söz (birinde/onda) olmak
head for the last roundup son demlerini yaşamak
head for the last roundup ölmek/bitmek üzere olmak
head for the last roundup miadını doldurmak
see the last of someone birini son kez görmek
a last hurrah jübile
a last hurrah son bir gösteri
down to the last detail en ince ayrıntısına kadar
down to the last detail en ufak ayrıntıya kadar
down to the last detail tüm ayrıntılarıyla
be on its last legs bozulmak üzere olmak
be on last legs bozulmak üzere olmak
hear the last of somebody/something (özellikle istenmeyen birisi/olay vb) son kez duymuş olmak
hear the last of somebody/something (birisi/birşey ile yeniden) uğraşmak zorunda/durumunda kalmamak
last will and testament vasiyetname
last will and testament son arzu ve vasiyet
last-ditch effort son bir hamle
on its last legs miadını doldurmuş
on its last legs bozulmak üzere
make a last-ditch bid son saniye teklifi yapmak
make a last-ditch bid son anda teklif yapmak
get the last laugh on someone son gülen olmak
have the last laugh on someone son gülen olmak
be the last word in something bir şeyde (teknolojide/konforda) son nokta olmak
at the last possible moment yumurta kapıya dayanınca
at the last moment yumurta kapıya dayanınca
on its last legs son demlerinde
last but not least sonuncu, fakat bir o kadar da önemli
last but not least son ama en önemsiz olmayan
last but not least son olarak önemli noktalardan bir tanesi de
the last but not the least sonuncusu ama en önemlisi
the last but not the least sonuncusu ama en kötüsü değil
the last of a dying breed türünün son örneği/örneklerinden biri
last shot bir sanatçının son gösterimi
be on one's last legs gidici olmak
be on one's last legs bir gözü toprağa bakmak
Speaking
that's the last price aşağısı kurtarmaz
where were you last night dün gece neredeydin
he who laughs last, laughs best son gülen iyi güler
it will last for ages çok zaman sürer
it won't last long çok sürmez
what did your last servant die of? az ye de uşak tut!
when was the last time you got together with a friend of yours en son ne zaman bir arkadaşınla görüştün
when was the last time you got together with a friend of yours en son ne zaman bir arkadaşınla buluştun
at last everything is back on track nihayet her şey yoluna girdi
when was the last time you had a girl friend en son ne zaman bir kız arkadaşın oldu
this was the last straw bardağı taşıran son damla buydu
this was the last straw bu bardağı taşıran son damlaydı
till the last moment son ana kadar
the last thing I did last night was reading a book dün gece yaptığım son şey kitap okumaktı
I am the last of my kind türümün son örneğiyim
you're neither the first nor the last victim sen ne ilk ne de son kurbansın
when was the last time you went to school? en son ne zaman okula gittin?
when was the last time we met? en son ne zaman görüşmüştük?
the last thing we need ihtiyacımız olan son şey
the night before last geçen gece
the night before last bir gece önce
I didn't quite catch that last remark (son) dediğini/söylediğini anlamadım (tekrar söyler misin)
what was her last name? soyadı neydi?
i'm saving the best for last en iyi kısmı sona saklıyorum
when was the last time you slept? en son ne zaman uyudun?
where were you last night? gecen gece neredeydin?
the last thing you need is headache ihtiyacın olan son şey baş ağrısı
did you see anyone leave the house last night? dün gece evden ayrılan birini gördün mü?
it's the same as the last one sonuncusuyla aynı
every last one of you her biriniz
i had a dream last night dün gece bir rüya gördüm
where were you last night? dün gece neredeydiniz?
without touching you one last time sana son bir kez dokunmadan
when did you say he was here last? o buraya en son ne zaman geldi dediniz?
i talked to him on the phone last night dün gece onunla telefonda konuştum
last night the heavy snow claimed its first victim dün gece yoğun kar ilk kurbanını aldı
how long will it last? ne kadar sürecek
it didn't last very long çok uzun sürmemişti
you have to tell us what happened last night dün gece olanları bize anlatmak zorundasın
we worked on a case last night dün gece bir dava üstünde çalıştık
the last part's the most difficult son kısmı en zor olanıdır
when did you last see him? onu en son ne zaman gördünüz?
when did you last see her? onu en son ne zaman gördünüz?
there was another shooting in the area last night dün gece aynı bölgede bir cinayet daha işlendi
i hope we've seen the last of him umarım bu onu son görüşümüzdür
how was last night? dün gece nasıl geçti?
what time did you get to bed last night? dün gece kaçta uyudun?
this is your last shot bu son şansın
this is your last chance bu son şansın
if you tell anybody about what happened last night eğer dün gece olanlardan birine söz edersen
last week was nothing geçen hafta hiçbir şeydi