tarak - Turco Inglés Diccionario

tarak

Significados de "tarak" en diccionario inglés turco : 33 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tarak comb n.
Mom, where is my comb?
Anne, tarağım nerede?

More Sentences
General
tarak dredge n.
I see that the first towed hopper dredges are now at work.
Gördüğüm kadarıyla ilk çekili hazne tarakları şu anda iş başında.

More Sentences
tarak comb n.
Mom, where is my comb?
Anne, tarağım nerede?

More Sentences
tarak card n.
You need a wool card to card the wool.
Yünü eğirmek için sana yün tarağı lazım.

More Sentences
Technical
tarak card n.
You need a wool card to card the wool.
Yünü eğirmek için sana yün tarağı lazım.

More Sentences
tarak comb n.
Mom, where is my comb?
Anne, tarağım nerede?

More Sentences
General
tarak doffer n.
tarak rake n.
tarak drag n.
tarak cockle n.
tarak dredger n.
tarak scallop n.
tarak harrow n.
tarak scollop n.
tarak kemb [dialect] n.
tarak scoot n.
Technical
tarak comber n.
tarak dredging machine n.
tarak finger plate n.
tarak dredging shovel n.
Textile
tarak weaver's reed n.
tarak comber n.
tarak hackle n.
tarak harrow n.
tarak crest n.
tarak doffer n.
tarak slaie n.
Medical
tarak pecten n.
Gastronomy
tarak pilgrim scallop n.
tarak clam n.
Zoology
tarak scallop n.
tarak queenie [uk] n.
tarak fan shell n.

Significados de "tarak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
tarak kabuğu scallop n.
tarak kabuğu şeklinde oya scallop n.
kovalı tarak ladder dredger n.
tarak dişi tine n.
tarak dubası dredge n.
tarak kabuğu cockleshell n.
emici tarak suction dredge n.
tarak (istiridye benzeri canlı) scallop n.
tarak döküntüsü comber waste n.
tarak makinesi dredger n.
tarak ayaklı örümcek comb footed spider n.
tarak dişi tooth of a comb n.
tarak dikeni teazel n.
tarak kabuğu scollop n.
tarak makinası dredge n.
dev tarak giant scallop n.
kaba tarak teazel n.
tarak ağlı tekne trawler n.
tarak gemisi dredge n.
tarak (istiridye benzeri canlı) scollop n.
emici tarak sucking dredge n.
tarak şekilli dentation n.
tarak (istridye benzeri canlı) toplama eylemi scalloping n.
tarak (istridye benzeri canlı) toplayan kimse scalloper n.
tarak dişi dent n.
ince dişli tarak fine-toothed comb n.
tarak ağlı balıkçı teknesi trawler n.
kuyruklu tarak tail comb n.
tarak tezgahı carder n.
tarak kabuğu cockle n.
tarak makinesi couloir n.
tarak çizgisi dragline n.
(tarak vb) tutma yeri handle side n.
afro saça takılan tarak afro-comb n.
ince dişli tarak toothcomb n.
başın arkasına süs amaçlı takılan uzun dişli geniş tarak tucking-comb n.
tarak toka tuck comb n.
başın arkasına süs amaçlı takılan uzun dişli geniş tarak back comb n.
genellikle beyaz renkli olup tarak kısmında zıt renkten deri bir şerit bulunan gündelik bir ayakkabı saddle shoe n.
tarak tırmık brush harrow n.
çelik dişli tarak gill n.
ayakkabının, çorabın tarak kemikleri üzerindeki kısmı instep n.
saç toplamak için kullanılan tarak benzeri dekoratif nesne comb n.
dişleri uzun ve geniş aralıklı tarak pick n.
sık dişli tarak fine-toothed comb n.
gücü takımlarında tarak dişi gear [obsolete] n.
tarak toka comb n.
tarak vurmak comb v.
tarak kabuğu şeklinde yapmak scallop v.
tarak kabuğu şeklinde kesmek scallop v.
tarak kabuğu şeklinde süslemek scallop v.
tarak kabuğunda fırınlamak scallop v.
tarak makinesi kullanmak dredge v.
(tarak veya tırmığa) diş yapmak teethe [dialect] v.
tarak kabuğu şeklinde kesmek scollop v.
tarak kabuğunda fırınlamak scollop v.
(maçuna, tarak gemisi) kazıklar ile demirlemek spud v.
(maçuna, tarak gemisi) sabit tutmak spud v.
tarak şeklinde dentate adj.
tarak gibi comblike adj.
tarak şeklinde combed adj.
tarak dişi gibi çıkıntıları olan comb-like adj.
tarak ile ilgili pectinal [obsolete] adj.
tarak kabuğumsu pectiniform adj.
tarak kabuğuna benzer pectiniform adj.
tarak gibi combwise [rare] adv.
tarak anlamı veren bir ön ek cteno- pref.
tarak anlamı veren bir ön ek cten- pref.
tarak midyesi scallop N.
Phrases
öyle başa böyle tarak if you can't do the time, don't do the crime expr.
Proverb
kel başa şimşir tarak he wears a ten dollar hat on a five cent head
kel başa şimşir tarak he wears a $10 hat on a five-cent head
Colloquial
saça parmak ve tarak kullanarak verilen dalga finger wave n.
Idioms
kel başa şimşir tarak a bald head and boxwood comb do not go together n.
kel başa şimşir tarak a square peg in a round hole n.
Industry
(tarak yapımında kullanılan) ince bir eğe çeşidi found n.
düz plakalardan tarak oluşturma süreci parting n.
Technical
kepçeli tarak ekskavatörü bucket ladder excavator n.
tarak süzgeci comb filter n.
tarak makinesi dredging machine n.
tarak süzgeç comb filter n.
kovalı tarak makinesi bucket dredger n.
tarak anten comb antenna n.
esnek tarak garnitür telleri flexible card clothing wires n.
kovalı tarak gemisi bucket dredger n.
tarak kepçesi dredger bucket n.
direkli tarak kepçesi stanchion dredger ladle n.
kovalı tarak bucket chain dredger n.
tarak sıva scraped rendering n.
kovalı tarak bucket dredge n.
excavator kepçeli tarak ekskavatörü bucket ladder n.
kovalı tarak bucket excavator n.
tarak makinesi carder n.
kepçeli tarak makinesi dipper dredger n.
tarak silindiri doffing cylinder n.
tarak pompası dredge pump n.
tarak ustabaşısı dredgemaster n.
tarak kovası dredging ladder n.
tarak dubası dredger n.
ince tarak tezgahı fine drawer n.
çift çeneli kovalı tarak grab dredger n.
dubalı tarak floating dredge n.
kesici uçlu tarak cutter-dredger n.
on-line tarak makinesi online card n.
kendiliğinden hareket etme kapasitesine sahip tarak gemisi self-propelled dredge n.
çift çeneli kovalı tarak grapple dredger n.
dipten boşaltmalı tarak hopper dredger n.
hidrolik tarak hydraulic dredger n.
kepçeli tarak power shovel n.
tarak gemisi dredger n.
tarak makinesi carding machine n.
tarak makinesi carding engine n.
kovalı tarak ladder dredger n.
tarak kova zinciri pitch chain n.
kesici-emici tarak suction-cutter dredge n.
emici tarak suction dredge n.
tarak makinesinde taraklama işlemini gerçekleştiren silindir carding roller n.
ince tarak fine lines n.
kaba tarak ruffer n.
tarak oluşumu earing n.
tarak oluşumu scalloping n.
tarak kovası dredging bucket n.
tarak kepçesi dredging bucket n.
yapağı tarak makinesi ratteening machine n.
çift çeneli tarak clamshell bucket n.
genellikle ayakkabıya zıt renkli olup tarak kısmında bulunan deri bir şerit süs saddle n.
tarak makinesinde kullanılan santrifüj pompa sand sucker n.
tarak dişini sivrileştiren alet pointer n.
(tarak gemisini demirlemek için kullanılan) dört sivri uçlu direk/kazık spud n.
a-frame baraj tarak gemisi ayağı spud n.
(tarak makinesinde) brizör squirrel n.
(tarak yapımında kullanılan) çift bıçaklı testere stadda n.
Electric
tarak süzgeç comb filter n.
tarak anten comb antenna n.
Mechanic
tarak makinesindeki tarakla kaplı iki silindirden biri urchin n.
tarak makinesinde taraklama işlemini gerçekleştiren silindir urchin n.
Textile
tarak makinesi dreging machine n.
tarak şablonu card gauge n.
tarak tülbenti card web n.
tarak makinesi combing machine n.
tarak makinesi comber n.
dairesel tarak   circular comb n.
tarak makinesi dredge n.
tarak makinesi carder n.
tarak makinesi carding engine n.
tarak şeridi carding sliver n.
tarak makinesinin silindirini kaplamaya yarayan tel şeritler card clothing n.
tarak ile liflerine ayrılmış ve eğirilmeye hazır uzun keten iplikleri line n.
keten lifini daha az paralel ipliklere ayıran çelik dişli tarak gill n.
yünü daha az paralel ipliklere ayıran tarak gill n.