violences - Turco Inglés Diccionario

violences

violences — Definition

Significado:
şiddet
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈvaɪələns/ – BrE /ˈvaɪələns/)
Categoría gramatical:
İsim: violence (uncountable)
Sinónimo:
brutality, force
Antónimos:
peace, nonviolence

Significados de "violences" en diccionario turco inglés : 22 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
violence n. şiddet
The police used violence against protesters again.
Polis protestoculara karşı yine şiddet uyguladı.

More Sentences
General
violence n. şiddet
The police used violence against protesters again.
Polis protestoculara karşı yine şiddet uyguladı.

More Sentences
violence n. zorbalık
I can't put up with his violence any longer.
Ben artık onun zorbalığına katlanamam.

More Sentences
violence n. şiddet olayları
The elections did not trigger the widespread violence which had been feared by many.
Seçimler pek çok kişinin korktuğu yaygın şiddet olaylarını tetiklememiştir.

More Sentences
violence n. şiddet eylemi
The report concerns modern slavery and threats and violence on the part of terrorist groups.
Rapor, modern kölelik ve terörist grupların tehdit ve şiddet eylemleriyle ilgilidir.

More Sentences
violence n. hiddet
violence n. zorlama
violence n. ırza tecavüz
violence n. tecavüz
violence n. sertlik
violence n. zecir
violence n. bozma
violence n. cebir
violence n. zorla tecavüz
violence n. vahşet
violence n. hakaret
violence n. ağır söz
violence n. kaba kuvvet
violence n. güç
violence n. öfkeyle
violence n. coşku
Law
violence n. maddi cebir

Significados de "violences" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
domestic violence n. aile içi şiddet
General
monopoly of violence n. şiddet tekeli
victims of family violence n. aile içi şiddetin kurbanları
school violence n. okulda şiddet
violence and children n. şiddet ve çocuklar
seizure by violence n. gasp
domestic violence n. ev içi şiddet
violence in the family n. aile içi şiddet
symbolic violence n. simgesel şiddet
violence prone n. şiddet yanlısı
violence prone n. şiddete eğimli
violence on television n. televizyonda şiddet
gang violence n. çete dehşeti
violence against children n. çocuklara şiddet
violence in children n. çocuklarda şiddet
violence in sports n. sporda şiddet
violence against women n. kadınlara şiddet
violence in mass media n. kitle iletişim araçlarında şiddet
violence in motion pictures n. sinemada şiddet
act of violence n. şiddet olayı
act of violence n. şiddet eylemi
violence to women n. kadına şiddet
students exposed to violence n. şiddete maruz kalan öğrenciler
using violence n. şiddet kullanma
inter-ethnic violence n. etnik gruplararası şiddet
gender-based violence n. cinsel şiddet
drug-related violence n. uyuşturucuyla bağlantılı şiddet
inter-communal violence n. halklararası şiddet
porno-violence n. porno-şiddet
husband violence n. koca zulmü
husband violence n. koca dayağı
spousal violence n. eş dayağı
spousal violence n. eş zulmü
husband-to-wife violence n. koca dayağı
spousal violence n. eş şiddeti
violence in the name of honor n. namus adına şiddet
violence in the name of honour n. namus adına şiddet
violence against women n. kadına uygulanan şiddet
violence against women n. kadına karşı şiddet
violence against animals n. hayvanlara uygulanan şiddet
gun violence n. silahlı şiddet
violence shown on television n. televizyonda gösterilen şiddet
victims of family violence n. aile içi şiddet kurbanları
victims of family violence n. aile içi şiddet mağdurları
victims of family violence n. aile içi şiddetin mağdurları
gang violence n. çete şiddeti
violence risk assessment n. şiddet riski değerlendirilmesi
violence victimization n. şiddet mağduriyeti
violence victimization n. gaddarlık mağduriyeti
non-violence n. eylemsiz direniş
non-violence n. pasif direniş
the violence culture n. şiddet kültürü
acts of violence n. şiddet içeren davranışlar
tendency to violence n. şiddet eğilimi
propensity for violence n. şiddet eğilimi
increase of violence against women n. kadınlara yönelik şiddetin artması
combating domestic violence n. aile içi şiddet ile mücadele
fighting domestic violence n. aile içi şiddet ile mücadele
armed violence n. silahlı şiddet
intimate partner violence n. aile içi şiddet
family violence n. aile içi şiddet
violence victim n. şi̇ddet mağduru
acquaintance violence n. tanıdık şiddeti
verbal violence n. sözlü şiddet
blood-chilling violence n. kan dondurucu vahşet
public violence n. kamusal şiddet
public violence n. ayaklanma
public violence n. izdiham
self-violence n. özkıyım
self-violence n. kendine zarar verme
self-violence n. kendi hayatına son verme
self-violence n. intihar
self-violence n. kendi canına kıyma
be subjected to violence v. şiddet görmek
do violence to v. bozmak
do violence to v. zorlamak
resort to violence v. şiddete başvurmak
use violence v. şiddet uygulamak
be subjected to violence v. şiddete maruz kalmak
be exposed to violence v. şiddete maruz kalmak
resort to violence v. şiddet uygulamak
use violence v. şiddet kullanmak
be exposed to violence v. şiddet görmek
engage in violence v. şiddet göstermek
turn to violence v. şiddet göstermek
inflict violence v. şiddet göstermek
commit violence v. şiddet göstermek
engage in violence v. şiddet uygulamak
use violence v. şiddet göstermek
turn to violence v. şiddet uygulamak
perpetrate violence v. şiddet göstermek
inflict violence v. şiddet uygulamak
commit violence v. şiddet uygulamak
perpetrate violence v. şiddet uygulamak
resort to violence v. şiddet göstermek
be exposed to violence v. şiddete uğramak
contain violence v. şiddet içermek
be subject to violence v. şiddete uğramak
lose a friend to gang violence v. bir arkadaşını çete kavgasında kaybetmek
do violence on v. saldırmak
do violence to v. tecavüz etmek
do violence on v. öldürmek
do violence to v. yaralamak
do violence to v. incitmek
do violence to v. zarar vermek
containing violence adj. şiddet içeren
prone to violence adj. şiddete eğilimli
prone to violence adj. şiddete meyilli
by violence and ruse adv. cebren ve hile ile
by violence and trickery adv. cebren ve hile ile
by violence adv. şiddet yoluyla
through violence adv. şiddet yoluyla
by way of violence adv. şiddet yoluyla
Colloquial
a wave of violence n. şiddet dalgası
violence breeds violence expr. şiddet şiddeti doğurur
violence breeds violence expr. şiddet şiddeti besler
Speaking
there's violence in it expr. içinde şiddet barındırıyor
in such a case my brother wants to resort to violence expr. böyle durumlarda kardeşim şiddete başvurmak ister
Law
family violence n. fena muamele
violence against or resistance to government forces and opposition to the laws n. hükümete karşı şiddet veya mukavemet ve kanunlara muhalefet
violence against government n. hükümete karşı şiddet
family violence n. aile içi şiddet
violence against government forces n. hükümet güçlerine karşı şiddet
physical violence n. müessir fiil
sexual violence n. cinsel şiddet
sexual and gender based violence n. cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet
domestic violence n. aile içi şiddet
non-violence n. şiddet uygulamama
non-violence n. şiddet yoluna başvurmama
non-violence n. tecavüz etmeme
non-violence n. şiddete başvurmama
physical violence n. cebir
physical violence n. fiziksel şiddet
crime of violence n. şiddet suçu
(domestic) violence against men n. erkeğe karşı şiddet
police violence n. polis şiddeti
gang violence n. çete dehşeti
domestic abuse, stalking and honour based violence n. aile içi istismar, takiple taciz ve namus gerekçesiyle şiddet
dating violence n. flört şiddeti
convention on preventing and combating violence against women and domestic violence n. kadına karşı ve aile i̇çi şiddetle mücadele ve bunların önlenmesine dair anlaşma
acquaintance violence n. tanıdık şiddeti
police violence n. polis şiddeti
by use of violence expr. şiddetle
Politics
domestic violence n. ev içinde şiddet
political violence n. siyasal şiddet
it may be that, by violence and ruse, all the fortresses of your beloved fatherland may be captured, all its shipyards occupied, all its armies dispersed and every part of the country invaded. n. cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir
european convention on spectator violence and misbehaviour at sports events n. sporda seyirci şiddeti ve taşkınlıklarını önlemeye ilişkin avrupa sözleşmesi
european convention on spectator violence and misbehaviour at sports events and in particular at football matches n. sportif karşılaşmalarda ve özellikle futbol maçlarında seyircilerin şiddet gösterilerine ve taşkınlıklarına dair avrupa sözleşmesi
sectarian violence n. mezhep çatışması
Institutes
violence prevention and monitoring center n. şiddet önleme ve izleme merkezi (şöni̇m)