yoğunluk - Turco Inglés Diccionario

yoğunluk

Significados de "yoğunluk" en diccionario inglés turco : 47 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yoğunluk intensity n.
In practice, the 50% aid intensity criterion constitutes a benchmark that can be exceeded on genuine cultural grounds.
Uygulamada %50 yardım yoğunluğu kriteri, gerçek kültürel gerekçelerle aşılabilecek bir ölçüt oluşturmaktadır.

More Sentences
yoğunluk density n.
Without a proper diet, you'll lose muscle density.
Doğru bir beslenme düzeniniz yoksa kas yoğunluğunuzu kaybedersiniz.

More Sentences
General
yoğunluk body n.
A small amount of tequila can give body to your cocktail.
Az miktarda tekila kokteylinize yoğunluk kazandırabilir.

More Sentences
yoğunluk density n.
Without a proper diet, you'll lose muscle density.
Doğru bir beslenme düzeniniz yoksa kas yoğunluğunuzu kaybedersiniz.

More Sentences
yoğunluk concentration n.
High concentrations of toxic elements can be found in the sea.
Denizde yüksek yoğunlukta toksik elementler bulunabilir.

More Sentences
yoğunluk quantity n.
The sheer quantity of work required to get the job done was overwhelming.
İşin tamamlanması için gereken emek yoğunluğu çok fazlaydı.

More Sentences
Technical
yoğunluk density n.
Without a proper diet, you'll lose muscle density.
Doğru bir beslenme düzeniniz yoksa kas yoğunluğunuzu kaybedersiniz.

More Sentences
Construction
yoğunluk density n.
Without a proper diet, you'll lose muscle density.
Doğru bir beslenme düzeniniz yoksa kas yoğunluğunuzu kaybedersiniz.

More Sentences
Automotive
yoğunluk body n.
A small amount of tequila can give body to your cocktail.
Az miktarda tekila kokteylinize yoğunluk kazandırabilir.

More Sentences
yoğunluk intensity n.
In practice, the 50% aid intensity criterion constitutes a benchmark that can be exceeded on genuine cultural grounds.
Uygulamada %50 yardım yoğunluğu kriteri, gerçek kültürel gerekçelerle aşılabilecek bir ölçüt oluşturmaktadır.

More Sentences
yoğunluk density n.
Without a proper diet, you'll lose muscle density.
Doğru bir beslenme düzeniniz yoksa kas yoğunluğunuzu kaybedersiniz.

More Sentences
Medical
yoğunluk density n.
Without a proper diet, you'll lose muscle density.
Doğru bir beslenme düzeniniz yoksa kas yoğunluğunuzu kaybedersiniz.

More Sentences
Food Engineering
yoğunluk concentration n.
High concentrations of toxic elements can be found in the sea.
Denizde yüksek yoğunlukta toksik elementler bulunabilir.

More Sentences
yoğunluk density n.
Without a proper diet, you'll lose muscle density.
Doğru bir beslenme düzeniniz yoksa kas yoğunluğunuzu kaybedersiniz.

More Sentences
Statistics
yoğunluk intensity n.
In practice, the 50% aid intensity criterion constitutes a benchmark that can be exceeded on genuine cultural grounds.
Uygulamada %50 yardım yoğunluğu kriteri, gerçek kültürel gerekçelerle aşılabilecek bir ölçüt oluşturmaktadır.

More Sentences
yoğunluk concentration n.
High concentrations of toxic elements can be found in the sea.
Denizde yüksek yoğunlukta toksik elementler bulunabilir.

More Sentences
Meteorology
yoğunluk density n.
Without a proper diet, you'll lose muscle density.
Doğru bir beslenme düzeniniz yoksa kas yoğunluğunuzu kaybedersiniz.

More Sentences
General
yoğunluk dodoism n.
yoğunluk consistency n.
yoğunluk consistence n.
yoğunluk volume n.
yoğunluk turbidity n.
yoğunluk depth n.
yoğunluk denseness n.
yoğunluk intensiveness n.
yoğunluk thickness n.
yoğunluk heathen n.
yoğunluk intension n.
yoğunluk congestion n.
yoğunluk intenseness n.
yoğunluk compactness n.
yoğunluk energy n.
yoğunluk lutulence [obsolete] n.
yoğunluk heat n.
yoğunluk compactedness n.
yoğunluk conspissation n.
yoğunluk fastnacht [obsolete] n.
yoğunluk preoccupancy n.
yoğunluk stew n.
yoğunluk strength n.
yoğunluk fullness n.
yoğunluk richness N.
yoğunluk mass N.
Technical
yoğunluk compactness n.
yoğunluk packing n.
Automotive
yoğunluk gravity n.
Food Engineering
yoğunluk population n.

Significados de "yoğunluk" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
sınırlayıcı yoğunluk limiting density n.
yoğunluk ölçer desimeter n.
manyetik yoğunluk magnetic density n.
yoğunluk ölçer spindle n.
yoğunluk ölçer pycnometer n.
yoğunluk fonksiyonları density functionals n.
yoğunluk işlevi density function n.
yoğunluk ölçer areometer n.
ihtimali yoğunluk fonksiyonu probability density function n.
yarı yoğunluk half intensity n.
ağır yoğunluk heavy density n.
elektriksel yoğunluk electric density n.
yoğunluk aralığı intensity range n.
aşırı yoğunluk extreme concentration n.
aşırı yoğunluk extreme density n.
aşırı yoğunluk excessive intensity n.
aşırı yoğunluk over-density n.
aşırı yoğunluk overcrowding n.
aşırı yoğunluk excessive/extreme busyness n.
aşırı yoğunluk overcrowdedness n.
fizyolojik yoğunluk physiological intensity n.
duygusal yoğunluk temperature n.
hacim, yoğunluk veya katılık barındırmayan bir şeyin kesintisiz yayılımı mass n.
varsayımsal kuantum yoğunluk birimi bozon n.
yoğunluk artışı build n.
(kimyasal madde) saflık veya yoğunluk derecesi grade n.
aşırı yoğunluk over-crowding n.
aşırı yoğunluk overintensity n.
yüksek düzeyde duygu, yoğunluk veya parlaklık incandescence n.
belirgin duygusal yoğunluk drive n.
(özellikle şiddet ve yoğunluk olarak) siklona benzeyen şey cyclone n.
aşırı yoğunluk polypragmaty n.
duygusal yoğunluk noktası orgasm n.
aşırı yoğunluk superintensity n.
(ışık, ses) yoğunluk intensity n.
normalin dışında yoğunluk strain n.
birden yoğunluk kazanmak intensify suddenly v.
birden yoğunluk kazanmak intensify abrubtly v.
birden yoğunluk kazanmak suddenly intensify v.
birden yoğunluk kazanmak suddenly become dense v.
birden yoğunluk kazanmak suddenly become intense v.
birden yoğunluk kazanmak gain a sudden intensity v.
birden yoğunluk kazanmak gain sudden intensity v.
azalmak (yoğunluk) relax [obsolete] v.
yoğunluk kazanmak crank (up) v.
yoğunluk oluşturmak pack v.
yoğunluk olmayan dönemlerde off-peak adj.
aşırı yoğunluk ile karakterize olan hyperthyroid adj.
ortak olasılığın veya ortak olasılık yoğunluk fonksiyonunun ayrı durum olasılıklarına ya da olasılık yoğunluk fonksiyonlarına eşit olma özelliği taşıyan independent adj.
görünüm ve yoğunluk bakımından jelatine veya pelteye benzer gelatinous adj.
bileşik fiil oluşumunda kullanılan anlama yoğunluk katan ön ek to- [obsolete] prep.
küçük boyut, miktar, yoğunluk veya değişim anlamlarını veren bir ön ek micro- pref.
küçük boyut, miktar, yoğunluk veya değişim anlamlarını veren bir ön ek micr- pref.
aşırı yoğunluk anlamına gelen bir ön ek super- pref.
bir manyetik yoğunluk birimi oe (oersted) abrev.
yoğunluk oranı density N.
aşırı yoğunluk saturation N.
ani yoğunluk flurry N.
Phrasals
ebat, yoğunluk gibi açılardan küçülmek fall off v.
kazayla veya aşırı yoğunluk sebebiyle başka bir bölgeye girmek spill over v.
Colloquial
arttırılmış yoğunluk overdrive n.
Idioms
yoğunluk içerisinde in a whirl expr.
Trade/Economic
yoğunluk oranı density ratio n.
iş yoğunluk katsayısı work density coefficient n.
maksimum talep, yoğunluk veya satışın olmadığı döneme ait nonpeak adj.
Tourism
kritik yoğunluk kavramı critical mass concept n.
yüksek yoğunluk peak density n.
Technical
yoğunluk seviyesi intensity level n.
şarap içindeki alkol yüzdesini saptamak için kullanılan bir tür yoğunluk ölçer vinometer n.
yoğunluk derecesi degree of pacing n.
izafi özgül yoğunluk relative specific density n.
yoğunluk derecesi degree of density n.
batık yoğunluk immersed density n.
brüt yoğunluk gross density n.
nispi özgül yoğunluk relative specific density n.
ıslak yoğunluk wet density n.
mutlak yoğunluk absolute density n.
elekriksel yoğunluk electric density n.
izafi yoğunluk relative density n.
alt yoğunluk akımları underflow density currents n.
görünür katı yoğunluk apparent solid density n.
nispi yoğunluk relative density n.
göreli yoğunluk relative density n.
sütün özgül ağırlığının saptanmasında kullanılan yoğunluk ölçer cihaz lactometer n.
çift yoğunluk double density n.
koşullu yoğunluk işlevi conditional density function n.
yoğunluk fonksiyonu density function n.
yoğunluk ölçer densimeter n.
görünür yoğunluk apparent density n.
görünen yoğunluk apparent density n.
su altında yoğunluk immersed unit weight n.
yoğunluk (sıvı) consistency n.
ortalama yoğunluk average density n.
ara yoğunluk akımları interflow density currents n.
su altındaki yoğunluk immersed density n.
batık yoğunluk immersed unit weight n.
kabul edilebilir maksimum yoğunluk maximum allowable concentration n.
maksimum teorik yoğunluk theoretical maximum density n.
maksimum kuru yoğunluk maximum dry density n.
sıkışmış haldeki maksimum kuru yoğunluk maximum compacted dry density n.
salt yoğunluk absolute density n.
doğrusal yoğunluk linear density n.
yoğunluk ölçme bilgisi gravimetry n.
volümetrik yoğunluk volumetric density n.
koşullu olasılık yoğunluk işlevi conditional probability density function n.
yoğunluk derecesi degree of packing n.
yoğunluk şişesi density bottle n.
yoğunluk kısıtlayıcı bölgeleme density zoning n.
manyetik yoğunluk magnetic density n.
kuru yoğunluk dry density n.
yoğunluk şişesi specific-gravity bottle n.
kuru yoğunluk-su içeriği eğrisi proctor compaction curve n.
yoğunluk kiplenimi density modulation n.
bağıl yoğunluk relative density n.
kritik yoğunluk critical density n.
bileşen olasılık yoğunluk işlevi marginal probability density function n.
yoğunluk süzgeci neutral filter n.
yoğunluk süzgeci neutral density filter n.
yoğunluk şişesi pyknometer n.
yoğunluk şişesi pycnometer n.
radyoaktif yoğunluk radioactive concentration n.
kabul edilebilir azami yoğunluk maximum permissible concentration n.
görünür bağıl yoğunluk apparent relative density n.
gerçek bağıl yoğunluk true relative density n.
yoğunluk hidrometresi density hydrometer n.
cam yoğunluk hidrometresi glass density hydrometer n.
spektral yoğunluk spectral density n.
görünür hacimsel yoğunluk apparent bulk density n.
yoğunluk modülü intensity module n.
yoğunluk tayini determination of density n.
lineer yoğunluk tayini determination of linear density n.
ışıksal yoğunluk optical density n.
tekdüze yoğunluk uniform density n.
yaş yoğunluk pressed density n.
sıkışmış yoğunluk pressed density n.
etkin yoğunluk effective density n.
dayanç-yoğunluk oranı strength-to-density ratio n.
yoğunluk karşılaştırıcı density comparator n.
yoğunluk ölçümü densimetry n.
yoğunluk şişesi pyonometer n.
yüzdürme ile yoğunluk saptama yöntemi (cam) sinker n.
yansız yoğunluk süzgeci neutral-density filter n.
yoğunluk düşürme rarefication n.
görüngesel yoğunluk spectral density n.
yoğunluk ölçümü density measurement n.
yoğunluk oranı density ratio n.
yoğunluk ölçüm yöntemi densimetric method n.
yoğunluk düşürme rarefaction n.
doğrusal yoğunluk tayini determination of linear density n.
yoğunluk ve buhar basıncı density and vapour pressure n.