Skin - Turc Anglais Dictionnaire

Skin

Sens de "Skin" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 144 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
skin n. ten
skin n. cilt
skin n. deri
skin v. soymak
General
skin n. gön
skin n. gömlek
skin n. pösteki
skin n. post
skin n. cimri
skin n. kaplama
skin n. kabuk
skin n. dazlak
skin n. zar
skin n. cilt
skin n. deri
skin n. tulum
skin n. hayvan derisi
skin n. parşömen
skin n. vellum kağıt
skin n. hayvan derisinden yapılmış şişe
skin n. (çanta görevi üstlenen) deri tulum
skin n. (kayak tabanında kullanılan) fok derisi
skin n. kayak peluşu
skin n. yüzeyde oluşan ince tabaka
skin n. zar yapılı film
skin n. zar yapılı köpük
skin n. ince buz örtüsü
skin n. ince buz tabakası
skin n. yaşam
skin n. hayat
skin n. sağlık
skin n. genel iyilik hali
skin n. cüzdan
skin n. rezil kimse
skin n. alçak
skin n. düzenbaz
skin n. dolandırıcı
skin n. üçkağıtçı
skin n. bir kunduz derisine denk eski bir değer birimi
skin n. çak yapma
skin n. tokalaşma
skin n. (gıda üzerinde oluşan) kaymak
skin v. dövmek
skin v. soymak (kabuğunu/dış zarını)
skin v. çıkarmak
skin v. yüzmek
skin v. cezalandırmak
skin v. derisini yüzmek
skin v. sıyırıp çıkarmak
skin v. soymak
skin v. kazıklamak
skin v. kabuğunu soymak
skin v. sıyırmak
skin v. derisini soymak
skin v. deri yüzmek
skin v. kabuk tutarak iyileştirmek
skin v. kesmek
skin v. zarar vermek
skin v. dilmek
skin v. (yarışta) yenmek
skin v. (yarışta) arayı açmak
skin v. (yarışta) fark atmak
skin v. tüketmek
skin v. verimini düşürmek
skin v. yağmalamak
skin v. canına okumak
skin v. (koşum hayvanını) sürmek
skin v. (katerpilar traktör) kullanmak
skin v. katerpilar traktör operatörlüğü yapmak
skin v. inmek
skin v. alçalmak
skin v. aşağı inmek
skin v. iniş yapmak
skin v. dar açıklıktan geçmek
skin v. kıl payı kazanmak
skin v. az farkla başarmak
skin v. koşuşturmak
skin v. acele etmek
skin v. hızla kaçmak
skin adj. çıplaklık içeren
skin adj. çıplaklık gösteren
skin adj. çıplaklığı yansıtan
skin adv. ancak
Colloquial
skin v. dolandırmak
skin v. dövmek
skin v. cezalandırmak
skin v. çok azarlamak
skin v. haşlamak
skin v. kazıklamak
skin v. çak yapmak
skin v. (el ile) çakmak
Industry
skin n. işlenmemiş elmasın en dış katmanı
Technical
skin n. cilt
skin n. deri
skin n. dış katman
skin n. post
skin n. pösteki
skin n. (uçak veya gemi) dış kaplama
skin n. inciyi oluşturan sedefli maddeyi örten zar yapı
skin n. bitümlü membran
skin n. bitümlü yol yüzeyi
skin n. membran yalıtım örtüsü
skin v. (resimden) patina çıkarmak
skin v. (yapışkanlı yüzeye) eşit miktarda yapıştırıcı uygulamak
Computer
skin n. dış görünüm
skin n. (program, uygulama, internet sitesi görünümünü değiştiren) grafiksel kullanıcı arayüzü
skin n. (video oyununda) ses dosyası
skin v. (bilgisayar programına) grafiksel kullanıcı arayüzü eklemek
Construction
skin n. dış duvar
skin n. duvar paneli
skin n. giydirme cephe inşasında kullanılan dayanıklı metal
Automotive
skin n. deri
Marine
skin n. sarılı yelkende dış tabaka
Medical
skin n. cilt testi
Gastronomy
skin n. kabuk
skin n. soymak deri
skin n. sosis derisi
skin n. sosis zarı
skin n. jambon kabuğu
skin n. pastırmanın kenar kısmı
skin v. derisini soymak
skin v. derisini yüzmek
skin v. derisini sıyırmak
Zoology
skin n. omurgalıların vücudunu kaplayan deri
skin n. (omurgalıda) alt deri/yağ tabakası
Botanic
skin n. deri
Football
skin v. plase yapmak
Card
skin n. firavuna benzer bir kart oyunu
skin v. tek bir kart çekmek
skin v. (kartı) tek tek çekmek
Slang
skin n. davul
skin n. dolar
skin n. at
skin n. kınama
skin n. paylama
skin n. şikayet
skin n. azarlama
skin n. fırçalama
skin n. kondom
skin n. prezervatif
skin n. sigara sarma kağıdı
skin n. sigara kağıdı
skin n. dekolte
skin n. meme dekoltesi

Sens de "Skin" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
skin color n. ten rengi
General
skin colour n. cilt rengi
thick skin n. kalın cilt
skin and bones n. bir deri bir kemik
skin resurfacing n. cilt yenileme
skin diving n. aletsiz dalış
skin eruption n. geceyanığı
chicken skin n. tüyleri diken diken olmuş deri
skin game n. üçkağıt
skin made into a bag n. tulum
skin powder n. cilt pudrası
skin game n. dolandırıcılık
sable skin coat n. samur kürk
goose skin n. kaz derisi
skin disease n. deri hastalığı
goat's milk cheese made in a skin n. tulumpeyniri
skin cream n. cilt kremi
lamb skin n. kuzu postu
animal skin n. hayvan derisi
skin plate n. deri kaplama
skin of an onion n. soğan zarı
skin resurfacing n. yeniden modelleme
skin color n. cilt rengi
skin diving n. aletsiz dalış
banana skin n. muz kabuğu
thin skin n. alıngan
skin diver n. balıkadam
skin diver n. aletsiz dalgıç
skin care n. cilt bakımı
bronzed skin n. bronz ten
tanned skin n. bronz ten
oily skin n. yağlı cilt
skin problems n. cilt problemleri
allergic skin n. alerjik cilt
skin texture n. cilt dokusu
external skin n. dış kabuk
skin-diver n. aletsiz dalan dalgıç
skin dryness n. deri kuruluğu
skin waste n. deri kırpıntısı
dark skin n. koyu ten
crocodile skin bag n. timsah derisi çanta
pale skin n. beyaz deri
pale skin n. soluk deri
pale skin n. solgun deri
pale skin n. soluk beniz
skin blemishes n. cilt lekeleri
apple skin n. elma kabuğu
fair skin n. açık ten
light skin n. açık ten
rabbit skin n. tavşan postu
skin wettedness n. cilt ıslaklığı
goose skin n. tüylerin ürpermesi
skin formation n. deri oluşumu
onion skin n. soğan zarı
skin colour n. ten rengi
grape skin n. üzüm kabuğu
smooth skin n. pürüzsüz cilt
all skin and bones n. bir deri bir kemik
skin tone n. cilt tonu
skin tone n. cilt rengi
skin tone n. ten rengi
appliances for skin or hair care n. deri veya saç bakım cihazları
tiger skin n. kaplan postu
tan skin n. yanık ten
olive skin n. yanık ten
skin spot n. cilt lekesi
skin blemish n. cilt lekesi
intact skin n. sağlıklı cilt
healthy skin n. sağlıklı cilt
skin care products n. cilt bakım ürünleri
skin-tight clothes n. daracık kıyafetler
skin-tight garments n. daracık kıyafetler
skin-tight clothes n. daracık elbiseler
skin-tight garments n. daracık elbiseler
skin care cream n. cilt bakım kremi
skin rash n. cilt kızarması
skin tag n. et beni
skin and fur n. deri ve kürk
tomato skin n. domates kabuğu
dry skin n. kuru cilt
pale skin n. soluk ten
skin problems n. cilt problemleri
fish skin n. balık derisi
sheep skin n. koyun postu
fruit skin n. meyve kabuğu
firm skin n. sıkı cilt
saggy skin n. sarkık cilt
dry skin cream n. kuru cilt kremi
drum skin n. davul zarı
wine skin n. şarap tulumu
wine skin n. şarap taşımak için kullanılan deriden yapılma bir şişe
wine skin n. şarap taşımak için kullanılan deriden yapılma bir çanta
dragon's skin n. yaprak izleri sürüngen pullarına benzeyen bir bitki fosili
pony skin n. midilli postu
skin and bones n. anoreksik olma
skin and bones n. aşırı zayıflık
skin color n. etnik köken
skin color n. ırk
skin-pop n. deri altı uyuşturucu enjeksiyonu
skin sensation n. tensel his
skin sensation n. cilt hassasiyeti
skin color n. etnisite
skin [australia] n. bir avustralya aborjinleri alt grubu
skin sensation n. tensel hissiyat
skin undertone n. cilt alt tonu
become skin and bones v. iğne ipliğe dönmek
skin an animal v. tulum çıkarmak
save one's skin v. başını kurtarmak
save one's skin v. sağ kurtulmak
be soaked to the skin v. iliklerine kadar ıslanmak
save one's skin v. postu kurtarmak
skin up v. tırmanmak (ağaç/direk vb'ne)
skin out v. kabuğunu soymak
skin down v. inmek (ağaç/direk vb'nden)
remove the skin v. kabuğunu soymak
skin through v. güçbela becermek
get under one's skin v. kızdırmak
skin out v. sıvışmak
save one's skin v. paçayı kurtarmak
be all skin and bones v. kaburgaları çıkmak
skin out v. derisini yüzmek
irritate the skin v. pişirmek
skin through v. zar zor başarmak
be all skin and bone v. kemikleri sayılmak
get under one's skin v. sinir etmek
skin over v. kabuk bağlamak
be soaked to the skin v. sırsıklam olmak
skin through v. ancak geçmek (dar bir yerden)
skin up v. tırmanmak
skin through v. güçbela geçmek (dar bir yerden)
skin down v. inmek (ağaç/direk)
skin through v. güçbela başarmak
skin up v. tırmanarak çıkmak
skin through v. becerebilmek
strip the skin from (a body or carcass) v. deri yüzmek
protect skin v. teni korumak
be all skin and bones v. kadidi çıkmak
be all skin and bones v. bir deri bir kemik olmak
skin-pop v. deri altına uyuşturucu enjekte etmek
get under one's skin v. birini rahatsız etmek
get under one's skin v. rahatsızlık vermek
get under one's skin v. tedirginlik vermek
rub the cream into one's skin v. kremi vücuduna sürmek
shed skin v. (yılan) kabuk değiştirmek
one's skin to dry out v. cildi kurumak
one's skin to peel v. derisi soyulmak
cut the skin off v. kabuğunu kesmek
be soaked to the skin v. sırılsıklam olmak
skin-dive v. serbest dalış yapmak
skin pop v. (deri altına) ilaç enjekte etmek