skin - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

skin

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "skin" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 54 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
skin v. soymak
skin n. ten
skin n. cilt
skin n. deri
General
skin v. çıkarmak
skin v. cezalandırmak
skin v. dövmek
skin v. yüzmek
skin v. soymak (kabuğunu/dış zarını)
skin v. sıyırıp çıkarmak
skin v. derisini yüzmek
skin v. kabuğunu soymak
skin v. derisini soymak
skin v. sıyırmak
skin v. kazıklamak
skin v. soymak
skin v. deri yüzmek
skin n. kaymak (süt/yoğurt vb'nin üstünde oluşan)
skin n. deri (hayvana ait)
skin n. gömlek
skin n. gön
skin n. zar
skin n. kaplama
skin n. dazlak
skin n. cimri
skin n. post
skin n. kabuk
skin n. pösteki
skin n. cilt
skin n. deri
skin n. tulum
skin adv. ancak
Colloquial
skin kazıklamak
skin çok azarlamak
skin cezalandırmak
skin haşlamak
skin dolandırmak
skin dövmek
Technical
skin pösteki
skin post
skin deri
skin cilt
skin uçağın dış kaplaması
skin dış katman
Computer
skin dış görünüm
Automotive
skin deri
Marine
skin geminin dış kaplaması
Medical
skin cilt testi
Gastronomy
skin kabuk
skin derisini sıyırmak
skin soymak deri
skin derisini soymak
skin derisini yüzmek
Botanic
skin deri

Sens de "skin" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
skin color n. ten rengi
General
skin up v. tırmanmak (ağaç/direk vb'ne)
save one's skin v. başını kurtarmak
skin out v. derisini yüzmek
skin through v. güçbela becermek
be all skin and bones v. kaburgaları çıkmak
get under one's skin v. kızdırmak
be all skin and bone v. kemikleri sayılmak
be soaked to the skin v. iliklerine kadar ıslanmak
remove the skin v. kabuğunu soymak
skin down v. inmek (ağaç/direk vb'nden)
be soaked to the skin v. sırsıklam olmak
become skin and bones v. iğne ipliğe dönmek
save one's skin v. sağ kurtulmak
skin over v. kabuk bağlamak
get under one's skin v. sinir etmek
skin out v. sıvışmak
skin through v. zar zor başarmak
save one's skin v. postu kurtarmak
save one's skin v. paçayı kurtarmak
irritate the skin v. pişirmek
skin an animal v. tulum çıkarmak
skin out v. kabuğunu soymak
skin through v. güçbela başarmak
skin through v. becerebilmek
skin up v. tırmanmak
skin through v. ancak geçmek (dar bir yerden)
skin up v. tırmanarak çıkmak
skin through v. güçbela geçmek (dar bir yerden)
skin down v. inmek (ağaç/direk)
strip the skin from (a body or carcass) v. deri yüzmek
protect skin v. teni korumak
be all skin and bones v. kadidi çıkmak
be all skin and bones v. bir deri bir kemik olmak
skin-pop v. deri altına uyuşturucu enjekte etmek
get under one's skin v. rahatsızlık vermek
get under one's skin v. birini rahatsız etmek
get under one's skin v. tedirginlik vermek
rub the cream into one's skin v. kremi vücuduna sürmek
shed skin v. (yılan) kabuk değiştirmek
one's skin to dry out v. cildi kurumak
one's skin to peel v. derisi soyulmak
cut the skin off v. kabuğunu kesmek
be soaked to the skin v. sırılsıklam olmak
skin eruption n. geceyanığı
skin made into a bag n. tulum
thick skin n. kalın cilt
animal skin n. hayvan derisi
sable skin coat n. samur kürk
skin color n. cilt rengi
skin resurfacing n. cilt yenileme
skin diving n. aletsiz dalış
banana skin n. muz kabuğu
skin cream n. cilt kremi
skin and bones n. bir deri bir kemik
lamb skin n. kuzu postu
skin resurfacing n. yeniden modelleme
chicken skin n. diken diken olmuş deri
skin powder n. cilt pudrası
skin of an onion n. soğan zarı
skin game n. dolandırıcılık
goose skin n. kaz derisi
goat's milk cheese made in a skin n. tulumpeyniri
skin colour n. cilt rengi
skin game n. üçkağıt
skin disease n. deri hastalığı
skin diving n. aletsiz dalış
skin plate n. deri kaplama
thin skin n. alıngan
skin diver n. balıkadam
skin diver n. aletsiz dalgıç
skin care n. cilt bakımı
tanned skin n. bronz ten
bronzed skin n. bronz ten
oily skin n. yağlı cilt
skin problems n. cilt problemleri
allergic skin n. alerjik cilt
skin texture n. cilt dokusu
external skin n. dış kabuk
skin-diver n. aletsiz dalan dalgıç
skin dryness n. deri kuruluğu
skin waste n. deri kırpıntısı
dark skin n. koyu ten
crocodile skin bag n. timsah derisi çanta
pale skin n. beyaz deri
pale skin n. solgun deri
pale skin n. soluk beniz
pale skin n. soluk deri
skin blemishes n. cilt lekeleri
apple skin n. elma kabuğu
light skin n. açık ten
fair skin n. açık ten
rabbit skin n. tavşan postu
skin wettedness n. cilt ıslaklığı
goose skin n. tüylerin ürpermesi
skin formation n. deri oluşumu
onion skin n. soğan zarı
skin colour n. ten rengi
grape skin n. üzüm kabuğu
smooth skin n. pürüzsüz cilt
all skin and bones n. bir deri bir kemik
skin tone n. cilt tonu
skin tone n. ten rengi
skin tone n. cilt rengi
appliances for skin or hair care n. deri veya saç bakım cihazları
tiger skin n. kaplan postu
tan skin n. yanık ten
olive skin n. yanık ten
skin blemish n. cilt lekesi
skin spot n. cilt lekesi
intact skin n. sağlıklı cilt
healthy skin n. sağlıklı cilt
skin care products n. cilt bakım ürünleri
skin-tight garments n. daracık kıyafetler
skin-tight clothes n. daracık kıyafetler
skin-tight garments n. daracık elbiseler
skin-tight clothes n. daracık elbiseler
skin care cream n. cilt bakım kremi
skin rash n. cilt kızarması
skin tag n. et beni
skin and fur n. deri ve kürk
tomato skin n. domates kabuğu
dry skin n. kuru cilt
pale skin n. soluk ten
skin problems n. cilt problemleri
fish skin n. balık derisi
sheep skin n. koyun postu
fruit skin n. meyve kabuğu
saggy skin n. sarkık cilt
firm skin n. sıkı cilt
dry skin cream n. kuru cilt kremi
drum skin n. davul zarı
without skin adj. kabuksuz
wet to the skin adj. iliklerine kadar ıslanmış
thick skin adj. duyarsız
nothing but skin and bones adj. bir deri bir kemik
having skin adj. kabuklu
mere skin and bone adj. bir deri bir kemik
skin and bone adj. bir deri bir kemik
skin-deep adj. yüzeysel
skin-deep adj. üstünkörü
skin-deep adj. sathi
skin-deep adj. derine gitmeyen
skin-laminated adj. deri lamineli
next to one's skin adv. tenine
below the skin adv. derinin altında
in a whole skin adv. burnu bile kanamadan
in a whole skin adv. sıyrık bile almadan
Phrases
with a whole skin sapasağlam
under the skin aslında
under the skin temelinde
with a whole skin burnu bile kanamadan
with a whole skin sıyrık bile almadan
beauty is only skin deep güzellik sadece dıştadır
Proverb
beauty is only skin-deep fiziksel güzellik yüzeyseldir
beauty is only skin-deep iç güzelliği önemlidir
beauty is only skin-deep asıl güzellik yürektedir
beauty is only skin deep güzellik yalnızca dış görünüştedir
beauty is only skin deep güzellik geçici karakter kalıcıdır
beauty is only skin deep güzelliğe kapılma kişiliğe bak
let every man skin his own skunk kendi işini kendin hallet
there is more than one way to skin a cat bir şeyi yapmanın birden fazla yolu vardır
beauty is only skin deep önemli olan ruh güzelliği
beauty is only skin deep mühim olan ruh güzelliği
Colloquial
save someone's skin birinin kıçını kurtarmak
save someone's skin yardımına koşmak
save someone's skin yardımına yetişmek
save someone's skin yardım etmek
save someone's skin imdadına yetişmek
give me some skin! çak bir beşlik
skin me! çak bir beşlik
slip me some skin! çak bi beşlik
give me skin! çak bir beşlik
skin me! çak bi beşlik
slip me some skin! çak!
give me some skin! çak bi beşlik
slip me some skin! çak bir beşlik
give me some skin! çak!
give me skin! çak!
skin me! çak!
give me skin! çak bi beşlik
knock me some skin! çak bir beşlik!
knock me some skin! çak bakalım!
I am soaked to the skin iliklerime kadar ıslandım
I am soaked to the skin donuma kadar ıslandım
I am soaked to the skin (yağmur vb yüzünden) sırılsıklam oldum
give someone some skin beşlik çakmak
Idioms
by the skin of the/one's teeth adv. ancak
by the skin of the/one's teeth adv. kıtı kıtına
soaked to the skin sırılsıklam ıslanmış
be soaked to the skin sırsıklam olmak
all skin and bone çöp gibi (zayıf)
beauty is but skin deep. yüz güzelliği hamamdan eve, öz güzelliği urum'dan şam'a
be soaked to the skin iliklerine kadar ıslanmak
all skin and bone kemikleri sayılan
by the skin of one's teeth daradar
by the skin of one's teeth güç bela
be no skin off someone's nose birisinin umurunda olmamak
by the skin of one's teeth ancak
by the skin of one's teeth kıl payı
jump out of one's skin aklı başından gitmek
be no skin off someone's teeth birisinin umurunda olmamak
get under someone's skin birinin sinirine dokunmak
get wet to the skin iliklerine kadar ıslanmak
get under someone's skin birini uyuz etmek
drenched to the skin sırılsıklam
nothing but skin and bones bir deri bir kemik
be no skin off someone's nose umurunda olmamak
soaked to the skin sırılsıklam
skin and bone bir deri bir kemik
be all skin and bones bir deri bir kemik olmak
be all skin and bone bir deri bir kemik kalmak
save one's skin postu kurtarmak
become skin and bones iğne ipliğe dönmek
skin someone alive çiğ çiğ yemek (birini)
be scared out of one's skin ödü patlamak
be scared out of one's skin ödü kopmak
by the skin of the/one's teeth güçbela
by the skin of the/one's teeth darı darına
by the skin of the/one's teeth kıl payı
by the skin of the/one's teeth dar darına
catch one's bear before one sells its skin doğmamış çocuğa kaftan biçmek
catch one's bear before one sells its skin dereyi görmeden paçaları sıvamak
be soaked to the skin sucuk gibi ıslanmak
leap out of one's skin aklı başından gitmek
jump out of one's skin korkuyla yerinden sıçramak
by the skin of one's teeth anca
by the skin of one's teeth darı darına
by the skin of one's teeth zar zor
get soaked to the skin sırılsıklam ıslanmak
no skin off someone's back birisinin derdi olmamak
no skin off someone's nose birisinin derdi olmamak
no skin off someone's teeth birisini ilgilendiren bir sıkıntı olmamak
no skin off someone's teeth birisinin derdi olmamak
no skin off someone's nose birisini ilgilendiren bir sıkıntı olmamak
no skin off someone's back birisini ilgilendiren bir sıkıntı olmamak
there's more than one way to skin a cat bir şeyi yapmanın birden fazla yolu vardır
skin someone alive birisini azarlamak
skin someone alive birisine çok sinirlenmek
skin someone alive ağzının payını vermek
almost jump out of one's skin aklı başından gitmek
nearly jump out of one's skin ödü kopmak
nearly jump out of one's skin aklı başından gitmek
almost jump out of one's skin ödü kopmak
save somebody's skin birinin kıçını kurtarmak
a banana skin for the government hükümetin bir ayıbı
be skin and bones bir deri bir kemik olmak/kalmak
be skin and bone bir deri bir kemik olmak/kalmak
make someone's skin crawl tüylerini diken diken etmek
make someone's skin crawl tüylerini ürpertmek
almost jump out of one's skin yüreği ağzına gelmek
nearly jump out of one's skin ödü patlamak
nearly jump out of one's skin yüreği ağzına gelmek
almost jump out of one's skin ödü patlamak
be comfortable in one's skin kendinden memnun olmak
be comfortable in one's skin kendiyle barışık olmak
have a thick skin vurdumduymaz olmak
have a thick skin eleştirilere kulak asmayan biri olmak
save one's own skin kendi postunu kurtarmak
play out of your skin tüm gücünü/varını yoğunu ortaya koyup iyi bir performans göstermek
run out of your skin tüm gücünü/varını yoğunu ortaya koyup iyi bir performans göstermek
skin of teeth çok az farkla
save your own skin kendi kıçını kurtarmak
soak someone to the skin (yağmur vb) birini sırılsıklam ıslatmak
skin deep dış görünüş
be all skin and bone çöpe dönmek
be all skin and bone çok zayıflamak
make someone's skin crawl korkmak
it's no skin off my nose beni bağlamaz
it's no skin off my back beni bağlamaz
it's no skin off my teeth beni bağlamaz
it's no skin off my back teeth beni bağlamaz
be uncomfortable in one's own skin kendine yabancılaşmak
skin in the game bir hedefi gerçekleştirmek uğruna maddi riske girmek
be secure in one's skin kendinden emin olmak
comfortable in one's skin kendinden emin olmak
get under (one's) skin hoşlanmamak
get under (one's) skin nefret etmek
get under (one's) skin rahatsızlık vermek
get under (one's) skin haz etmemek
a thin skin alıngan tip
a thin skin kolay alınan kimse
Speaking
beautifies the skin cildi güzelleştirir
it is no skin off my nose beni alakadar etmez
it's no skin off my back teeth beni ilgilendirmez
it's no skin off my back teeth benim için fark etmez
it's no skin off my nose beni ilgilendirmez
it's no skin off my back teeth benim derdim değil
it's no skin off my nose benim derdim değil
it's no skin off my teeth beni ilgilendirmez
it's no skin off my teeth benim için fark etmez
it's no skin off my nose benim için fark etmez
it's no skin off my teeth benim derdim değil
it's no skin off my back beni ilgilendirmez
it's no skin off my back benim için fark etmez
it's no skin off my teeth benim için hava hoş
it's no skin off my back teeth benim için hava hoş
it's no skin off my back benim için hava hoş
it's no skin off my nose benim için hava hoş
it's no skin off my back benim derdim değil
the cold feeling of a gun against one's skin tenime değen silahın soğuğu
the cold feeling of a gun on one's skin tenime değen silahın soğuğu
protect your skin from cold cildinizi soğuktan koruyun
Slang
skin flick porno film
knock someone some skin beşlik çakmak
skin popping uyuşturucuyu deriden alma
Technical
skin diving su altına dalma
skin effect kabuk tesiri
skin effect yüzey etkisi
roof skin çatı örtüsü
skin wool tabak yünü
flexible skin fleksıbıl kabuk
skin effect kabuk etkisi
skin friction cidar sürtünmesi
external skin dış kabuk
skin friction of a pile bir kazığın cidar sürtünmesi
plaint skin boya tabakası
skin drag yüzey sürtünme kuvveti sürtünme
negative skin friction negatif yüzey sürtünmesi
door skin kapı paneli
skin effect deri olayı
skin plate deri kaplama
skin plate deri tabaka
skin wool post yünü
skin distance vericinin yansıyan dalganın yere ilk ulaştığı noktaya olan uzaklığı
skin pass mill temper hadde
skin dehydration derinin kuruması
skin friction yüzey sürtünmesi
ultra-violet and infra-red radiation skin treatment appliances morötesi ve kızılaltı ışımalı deri bakım cihazları
foam skin köpük zarı
skin-pass ince paso
skin-pass ince geçi
skin rolling ince geçili haddeleme
skin lamination kabuk kalkması
integral skin foam toplam yüzey köpüğü
skin hardness üst katman sertliği
alligator skin timsah derisi
double skin kalkmış yüzey
hot skin-pass rolling sıcak yüzey ezme haddelemesi
skin pass yüzey ezmesi
skin- dried sand moulds yüzey kurutmalı kum kalıplar
skin rolled steel plate yüzey haddelenmiş çelik levha
skin pass rolling mill yüzey haddesi
skin shrinkage yüzey çekintisi
skin rolled yüzey haddelenmiş
skin-dried mould yüzeyi kurutulmuş kalıp
skin-drying yüzey kurutma
skin rolled yüzey haddeli
goldbeaters' skin altıncı derisi
double skin çift kabuklu kusur
elephant skin effect fil derisi oluşumu
appliances for skin or hair care deri veya saç bakım cihazları
skin friction velocity yüzey sürtünme hızı
average skin friction factor ortalama yüzey sürtünme faktörü
unprotected skin koruması olmayan deri
bone and skin glues kemik ve deri tutkalları
skin casing sac gövde
skin-dried mold yüzeyi kurutulmuş kalıp
Telecom
skin effect yüzey etkisi
Construction
single skin roofing tek katlı çatı kaplama
double skin facade çift kabuklu cephe
double skin facade çift duvarlı cephe
skin friction yüzey sürtünmesi
Furniture
door skin kapı paneli
Automotive
skin panel dış panel
skin panel dış saç
door skin kapı sacı
skin coat cilt katmanı
Aeronautic
skin distance atlama mesafesi
fuselage skin gövde kaplama saçı
Medical
skin rejuvenation cilt gençleştirme
skin absorption deri absorpsiyonu
skin cancer deri kanseri
skin perfusion deri perfüzyonu
skin decontamination deri dekontaminasyonu
skin disease cilt hastalığı
skin adherence deri adherensi
skin cancer cilt kanseri
skin permeability deri permeabilitesi
vesiculobullous skin diseases vezikülobüllöz deri hastalıkları
skin diseases deri hastalıkları
skin eruption döküntü
skin' test deritestleri
skin scarification deriyi çizerek uygulama
skin aging cildin yaşlanması
skin transplantation deri transplantasyonu
papulosquamous skin diseases papüloskuamöz deri hastalıkları
skin problem cilt problemi
skin age cilt yaşı
skin doctor cilt doktoru
skin filling cilt dolgusu
sub surface skin deri altı
skin neoplasms deri tümörleri
infectious skin diseases enfeksiyöz deri hastalıkları
skin eruption cilt tahrişi
skin manifestations deri belirtileri
skin incision cilt insizyonu
skin swab cilt sürüntüsü
skin care cilt bakımı
skin disease temriye
skin diseases cildiye
skin crack cream çatlak kremi
skin burn cilt yanığı
skin burns cilt yanıkları
tender skin hassas cilt
disease of the skin cilt rahatsızlığı
skin problem cilt rahatsızlığı
skin disease cilt rahatsızlığı
skin disorder cilt rahatsızlığı
skin disease cilt sorunu
skin disorder cilt hastalığı
skin disorder cilt sorunu
disease of the skin cilt sorunu
skin problem cilt sorunu
skin problem cilt hastalığı
disease of the skin cilt hastalığı
sensitive skin hassas cilt
skin breakdown cilt bozukluğu
dry skin kuru cilt
skin drying cilt kuruması
skin dehydration cildin su kaybetmesi sonucu kuruması
drying of skin cilt kuruması
skin dehydration cilt kuruması
skin rash cilt döküntüsü
skin eruption deride döküntü
goose skin tüylerin diken diken olması
skin disease cilt problemi
skin condition cilt problemi
skin condition cilt hastalığı
skin condition cilt sorunu
skin disorder cilt problemi
disease of the skin cilt problemi
skin condition cilt rahatsızlığı
skin replacement deri değiştirme
skin regenaration template deri yenilenmesi şablonu
skin-to-skin contact ciltten cilde temas
blotchy skin lekeli cilt
appliances for skin or hair care deri veya saç bakım cihazları
skin doctor cildiye doktoru
skin disorders cilt hastalıkları
skin disorders cilt rahatsızlıkları
skin disorders deri hastalıkları
skin diseases cilt rahatsızlıkları
skin disorders deri rahatsızlıkları
skin diseases deri rahatsızlıkları
skin diseases cilt hastalıkları
skin rashes ciltte döküntüler
skin tightening cilt sıkılaştırma
skin lesion cilt lezyonu
skin involvement cilt tutulumu
eczematous skin lesions ekzematöz deri lezyonları
hypersensitivity of the skin to sunlight deride güneş ışığına karşı hipersensitivite
acute bacterial skin infections cilt-altı dokusunun akut bakteriyel enfeksiyonları
skin and renal biopsy deri ve böbrek biyopsisi
skin eruptions in the arms and legs kol ve bacaklarda döküntüler
skin biopsy cilt biyopsisi
tuberculin skin test tüberkülin cilt testi
tuberculin skin test reactivity tüberkülin cilt testi yanıtı
closure of skin cilt kapatılması
tuberculin skin test tüberkülin deri testi
skin ulceration deride ülser
skin involvement deri tutulumu
maculopapular skin lesions makülopapüler cilt lezyonları
scrotal skin skrotal deri
skin-soft tissue involvement deri-yumuşak doku tutulumu
skin manifestations deri bulguları
tuberculin skin test screening tüberkülin cilt testi taraması
bullous skin disease büllöz deri hastalığı
skin rash deri döküntüsü
induration and swelling on the skin of the penis penis cildinde endürasyon ve şişlik
skin and subcutaneous tissues deri-deri altı dokuları
skin test cilt testi
increase in skin thickness deri kalınlığında artış
progressing skin necrosis ilerleyici deri nekrozu
increase in skin thickness deri kalınlığının artması
skin lesions and convulsion cilt lezyonları ve konvülziyon
local skin reaction lokal deri reaksiyonu
infection and skin necrosis enfeksiyon ve cilt nekrozu
skin sparing mastectomy cilt koruyucu mastektomi
unilateral skin sparing mastectomy tek taraflı cilt koruyucu mastektomi
delayed skin closure geciktirilmiş cilt kapatılması
local cellulitis attack on the scrotal skin sol skrotum derisinde lokal sellülit atağı
skin redness deri kızarıklığı
skin erythema deri kızarıklığı
redness of the skin deri kızarıklığı
skin redness cilt kızarıklığı
skin erythema ciltte kızarıklık
skin redness ciltte kızarıklık
redness of the skin ciltte kızarıklık
skin erythema cilt kızarıklığı
redness of the skin cilt kızarıklığı
skin doctor cildiye uzmanı
skin temperature deri ısısı
skin temperature deri sıcaklığı
primary small cell carcinoma of the skin merkel hücreli karsinom
trabecular carcinoma of the skin merkel hücreli karsinom
primary neuroendocrine carcinoma of the skin merkel hücreli karsinom
an uncommon skin tumor nadir görülen bir deri tümörü
a rare skin tumor nadir görülen bir deri tümörü
disturbance in barrier immunologic and thermoregulatory functions of the skin derinin bariyer immunolojik ve termoregulatuar fonksiyonlarının bozulması