bright - Turc Anglais Dictionnaire

bright

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bright — Definition

Signification:
parlak, zeki
Prononciation (IPA):
(AmE /braɪt/ – BrE /braɪt/)
Partie du discours:
Sıfat

Sens de "bright" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 57 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
bright adj. parlak
The bright sunshine and snow blanket hurt his eyes.
Parlak güneş ışığı ve kar tabakası gözlerini acıtıyordu.

More Sentences
bright adj. aydınlık
I just love bright autumn days!
Aydınlık sonbahar günlerine bayılıyorum!

More Sentences
General
bright adj. pırıl pırıl
Easy to handle, quick to the helm, fast, bright.
Kullanımı kolay, dümene çabuk geçiyor, hızlı, pırıl pırıl.

More Sentences
bright adj. ışıl ışıl
She greeted us with a big bright smile.
Bizi kocaman, ışıl ışıl bir gülümsemeyle karşıladı.

More Sentences
bright adj. akıllı
You're brighter than most of Tom's friends.
Tom'un arkadaşlarının çoğundan daha akıllısın.

More Sentences
bright adj. zeki
She was a bright young lady.
Zeki bir genç hanımdı.

More Sentences
bright adj. ışıltılı
Stars shine brighter in the darkness.
Yıldızlar karanlıkta daha ışıltılı parlar.

More Sentences
bright adj. parlak
The bright sunshine and snow blanket hurt his eyes.
Parlak güneş ışığı ve kar tabakası gözlerini acıtıyordu.

More Sentences
bright adj. umut dolu
Chris has a bright future in front of him.
Chris'in önünde umut dolu bir gelecek var.

More Sentences
bright n. doğaüstü unsurlara inanmayan kimse
bright adj. parlayan
bright adj. berrak
bright adj. uyanık
bright adj. hareketli
bright adj. renkli
bright adj. mutlu
bright adj. celi
bright adj. aydın
bright adj. ayna gibi
bright adj. neşeli
bright adj. şeffaf
bright adj. şaşaalı
bright adj. ışıklı
bright adj. nurlu
bright adj. canlı
bright adj. görkemli
bright adj. muhteşem
bright adj. şanlı
bright adj. mücella
bright adj. umut vaat eden
bright adj. elverişli
bright adj. hayırlı
bright adj. (ses) yüksek ve net
bright adj. temiz ve parlak
bright adj. parıldayan
bright adv. parlak bir şekilde
Technical
bright adj. (çelik halat) kaplanmamış
bright adj. baca havası ile tütsülenmiş
Television
bright n. parlaklık ayarı
Textile
bright adj. (iplik) parlayan
bright adj. (ipek) rafine edilmiş
bright adj. (yün veya pamuk) açık renkli
Lighting
bright adj. parıltılı
Woodworking
bright adj. yeni üretilmiş (kereste)
bright adj. temiz ve pürüzsüz (kereste)
bright adj. temizlenmiş ancak boyanmamış (ağaç işi)
Mining
bright adj. parlak ve damarlı (kömür)
Tobacco
bright n. baca havası ile tütsülenmiş tütün
Literature
bright n. görkem
bright n. şaşaa
Art
bright n. ince ve düz bir resim fırçası
Ottoman Turkish
bright adj. ruşen
Archaic
bright n. parlaklık
bright n. ihtişam
bright adj. açık
bright adj. bariz
bright adj. ortada olan

Sens de "bright" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
bright line spectrum n. parlak çizgi spekturumu
bright color n. parlak renk
bright lights n. otomobil farlarına ait uzunlar
bright light n. parlak ışık
array of bright colours n. renk cümbüşü
a very bright shade of pink n. çingene pembesi
bright plating n. parlak kaplama
bright scarlet colour n. galibarda
bright green n. limon rengi
bright green n. açık yeşil
bright green n. parlak yeşil
bright future n. parlak gelecek
bright era n. parlak dönem
array of bright colors n. renk cümbüşü
bright colour n. parlak renk
bright colors n. parlak renkler
the bright lights n. parlak ışıklar
bright leather n. parlak deri
bright moon n. parlak ay
bright side n. zor durumun iyi yanı
bright line n. sınır
bright line n. yetki sınırı
bright generations n. aydınlık kuşaklar
bright generations n. aydınlık nesiller
make bright v. parlatmak
eyes be bright with desire v. gözleri parlamak
look bright v. gelecek vaat etmek
look on the bright side v. iyimser olmaya çalışmak
take a bright view of v. olumlu bakmak
paint a bright picture v. pembe tablolar çizmek
look on the bright side v. polyannacılık oynamak
bright red adj. kıpkırmızı
bright enough adj. yeterince aydınlık
bright yellow adj. sapsarı
very bright adj. apaydın
bright and breezy adj. canlı ve neşeli
soft and bright adj. kadife gibi
bright red adj. tavşankanı
bright green adj. filizi
having many bright colours adj. alacalı bulacalı
as bright as adj. kadar parlak
bright colour adj. parlak renkli
mirror-bright adj. ayna gibi
mirror-bright adj. ayna parlaklığında
bright-line adj. kanunda açıkça belirtilmiş
bright spark adj. sivri akıllı
bright [obsolete] adj. (siyahi kimse) açık tenli
bright-eyed adj. gözü açık
bright-harnessed adj. parlak zırhlı
bright-eyed adj. uyanık
bright blue adj. morumsu mavi renkte
bright-eyed adj. parlak gözlü
bright-eyed adj. tetikte
bright and clearly adv. sabahleyin erkenden
Phrases
but on the bright side expr. fakat iyi tarafından bakarsak
on the bright side expr. işin iyi tarafı
on the bright side expr. işin iyi yanı
looking on the bright side expr. iyi tarafından bakarsak
Colloquial
bright spark n. zeki insan
bright spark n. çabucak anlayabilen insan
a bright spark n. sivri akıllı
a bright idea n. akıllıca bir fikir
a bright idea n. zekice bir fikir
a bright idea n. parlak bir fikir
one's future looks bright v. geleceği parlak görünmek
bright and early expr. sabahın köründe
bright and early expr. sabahın çok erken saatinde
look on the bright side expr. iyi tarafından bak
look at the bright side expr. iyi tarafından bak
tomorrow morning bright and early expr. yarın sabah erkenden
look at the bright side expr. bir de iyi tarafından bak
Idioms
as bright as a button n. akıl küpü
the bright lights n. şehrin parlak ışıkları
the bright lights n. şehir ışıkları
a bright spark n. akıl küpü
a bright spark n. zeki
bright side of something n. birşeyin iyi tarafı
the bright lights n. parlak ışıklar
the bright lights n. renkli ışıklar
bright idea n. parlak fikir
a bright spot n. olumlu/güzel/iyi tek şey
bright young thing n. pırıl pırıl/ışıl ışıl (parlayan) bir genç
bright young thing n. parlak bir kadın
bright young thing n. parlak bir genç
bright shiny object n. kısa süreli dikkat çekici şey
bright young thing n. alımlı bir parça
bright young thing n. uçarı bir genç
bright young thing n. başarılı
bright young thing n. şık bir kadın
bright young thing n. canlı/hareketli
bright shiny object n. işe yaramaz/dayanıksız süslü/parlak şey
bright shiny object n. dışı güzel ama içi boş şey
bright young thing n. başarılı
bright young thing n. güzel
bright young thing n. pırıl pırıl/ışıl ışıl (parlayan) bir kadın
bright young thing n. canlı/hareketli
bright young thing n. alımlı bir parça
bright young thing n. güzel
bright young thing n. şık bir genç
bright young thing n. uçarı bir kadın
bright shiny object n. (geçici) heves gösterilen parlak/süslü şey
bright shiny object n. bir sonrakini görene kadar insanı oyalayan/vaktini alan şey
the bright spot n. iyi yön
a bright spot n. iyi taraf
the bright spot n. iyi yan
a bright spot n. iyi yön
the bright spot n. iyi taraf
a bright spot n. iyi yan
bright side n. bardağın dolu tarafı
bright shiny object n. güzel ama uzun ömürlü olmayan şey
bright line n. belirgin çizgi/ayrım
bright line n. kesin ayrım
bright spot n. iyi taraf
bright spot n. olumlu taraf/yön/yan
bright shiny object n. geçici heves
bright line n. kesin çizgi
bright spot n. olumlu/güzel/iyi şey
bright spot n. iyi yön
bright side n. iyi/olumlu yan
bright side n. olumlu taraf
bright line n. net çizgi/ayrım
bright side n. iyi/olumlu yön
bright spot n. iyi yan
bright shiny object n. göz boyayan şey
bright side n. iyi/olumlu yan
bright shiny object n. kısa süreli heves/heyecan yaratan şey
bright side n. iyi taraf
the bright side n. iyi yön
the bright side n. olumlu taraf
the bright side n. iyi taraf
be bright-eyed and bushy-tailed v. neşeden gözleri pırıl pırıl olmak
be bright-eyed and bushy-tailed v. mutluluktan havalarda uçmak
be bright-eyed and bushy-tailed v. keyfinden yerinde duramamak
look on the bright side of things v. konuya iyi tarafından bakmak
look on the bright side of things v. işi iyi tarafından almak
look at the bright side of things v. konuya iyi tarafından bakmak
look at the bright side of things v. işi iyi tarafından almak
one's future looks bright v. gelecek vadetmek
one's future looks bright v. gelecek vaat etmek
one's future looks bright v. parlak bir geleceği olmak
get a bright idea v. parlak bir fikri olmak
have a bright idea v. parlak bir fikri olmak
one's future looks bright v. geleceği parlak olmak
look on the bright side v. olumlu tarafından bakmak
look at the bright side v. bardağın dolu tarafına bakmak
look at the bright side v. bardağın dolu tarafından bakmak
look at the bright side v. iyi tarafından bakmak
have a bright future ahead (of one) v. geleceği parlak olmak
look on the bright side v. olaya iyi yönünden bakmak
be as bright as a button v. akıl küpü olmak