bring down - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

bring down

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "bring down" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 29 résultat(s)

Anglais Turc
General
bring down v. düşürmek
bring down v. indirmek
bring down v. aşağıya indirmek
bring down v. azaltmak
bring down v. değerini düşürmek
bring down v. yaralamak
bring down v. devirmek
bring down v. vurup indirmek
bring down v. (yönetimi) düşürmek
bring down v. yıkmak
bring down v. aşağı getirmek
Phrasals
bring down v. aşağılamak
bring down v. aşağı çekmek
bring down v. alt etmek
bring down v. batırmak (iş/şirket)
bring down v. çökertmek
bring down v. üzmek
bring down v. modunu düşürmek
bring down v. başarısızlığa uğratmak
bring down v. bozguna uğratmak
bring down v. işlerini bozmak
bring down v. parçalamak
bring down v. parçalara ayırmak
bring down v. kırmak
bring down v. kafasını düşürmek
bring down v. uyuşturucunun etkisinden çıkarmak
bring down v. uyuşturucunun etkisini yok etmek
bring down v. normale döndürmek
Colloquial
bring down v. dize getirmek

Sens de "bring down" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 170 résultat(s)

Anglais Turc
General
bring down the house v. çok alkışlanmak
bring down the house v. kırıp geçirmek
bring down the house v. çok alkış toplamak
bring down the rate of inflation v. enflasyonu aşağı çekmek
come or bring down to the ground v. alana inmek
bring the house down v. kahkahadan kırıp geçirmek
bring down the fever v. ateş düşmek
bring down the fever v. ateşini düşürmek
bring down the price v. fiyatı indirmek
bring down the price v. fiyatı düşürmek
bring down one's price v. fiyatını düşürmek
bring down one's price v. fiyatını indirmek
bring down the cost v. maliyeti düşürmek
bring down the cost v. maliyeti azaltmak
bring down the cost v. maliyet azaltmak
bring down the price v. fiyatı aşağı çekmek
bring down the prices v. fiyatları aşağı çekmek
bring down the prices v. fiyatları düşürmek
bring down the cost v. maliyet düşürmek
bring the house down v. seyredenleri coşturmak
bring the house down v. herkesi gülmekten kırıp geçirmek
bring down the price v. fiyatı (aşağı) çekmek
bring down a gang v. çete çökertmek
bring the house down v. evi yıkmak
bring the swelling down v. şişliği indirmek
bring the fever down v. ateşi düşürmek
bring down in ruins v. yerle bir etmek
bring down in ruins v. yıkmak
Phrasals
bring someone down v. birini makamından indirmek
bring something crashing down (around one) v. (bir şeyi) yerle bir etmek
bring something crashing down (around one) v. (bir şeyin) yıkılmasına sebep olmak
bring something crashing down (around one) v. (bir şeyi) göçürtmek
bring something crashing down (around one) v. (bir yapının) çökmesine sebep olmak
bring something crashing down (around one) v. hayatını derinden etkileyecek (bir şeye) sebep olmak
bring something crashing down (around one) v. hayatını alt üst etmek
bring someone down v. birinin ziyaretini kabul etmek
bring someone down v. birinin kafasını düşürmek
bring someone down v. birini ayıltmak
bring someone down v. birini normale döndürmek
bring someone down v. birini uyuşturucunun etkisinden çıkarmak
Colloquial
bring your shoulders down expr. omuzlarını indir
Idioms
bring (something) crashing down (around) (one) v. yakıp yıkmak
bring (something) crashing down (around) (one) v. mahvetmek
bring something crashing down (around one) v. yakıp yıkmak
bring something crashing down (around one) v. mahvetmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. yere devirmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. yerle bir etmek
bring something crashing down (around one) v. yere devirmek
bring something crashing down (around one) v. yerle bir etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. yıkıp geçmek
bring something crashing down (around one) v. yıkıp geçmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. darmaduman etmek
bring something crashing down (around one) v. darmaduman etmek
bring (something) (down) about (one's) ears v. başına dert açmak/almak
bring (something) (down) about (one's) ears v. başını belaya/derde sokmak
bring (something) (down) about (one's) ears v. başına belalı bir iş açmak
bring something (down) about your ears v. kendi başına dert açmak/almak
bring something (down) about your ears v. kendi başını belaya/derde sokmak
bring something (down) about your ears v. kendi başına belalı bir iş açmak
bring (something) crashing down (around) (one) v. yıkmak
bring (something) crashing down (around) (one) v. yerle bir etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. yerle yeksan etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. hâk ile yeksan etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını mahvetmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını cehenneme çevirmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını yerle bir etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını darmaduman etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını duman etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını kaydırmak
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) dünyasını başına/tepesine yıkmak
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birine) dünyayı zindan etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birine) dünyayı zehir etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. dünyayı (birinin) başına dar etmek
bring something crashing down (around one) v. kendi üstüne yıkılmasına neden olmak
bring something crashing down (around one) v. (birinin) hayatını mahvetmek
bring something crashing down (around one) v. (birinin) hayatını cehenneme çevirmek
bring something crashing down (around one) v. (birinin) hayatını yerle bir etmek
bring something crashing down (around one) v. (birinin) hayatını darmaduman etmek
bring something crashing down (around one) v. (birinin) hayatını duman etmek
bring something crashing down (around one) v. (birinin) hayatını kaydırmak
bring something crashing down (around one) v. (birinin) dünyasını başına/tepesine yıkmak
bring something crashing down (around one) v. (birine) dünyayı zindan etmek
bring something crashing down (around one) v. (birine) dünyayı zehir etmek
bring something crashing down (around one) v. dünyayı (birinin) başına dar etmek
bring (something) down on (one's) head v. (birinin) üstüne/tepesine inmesine neden olmak
bring (something) down on (one's) head v. (birinin) üstüne/başına düşürmek
bring (something) down on (one's) head v. (birinin) tepesine/tepesinden aşağı indirmek
bring (something) down on (one's) head v. başına dert açmak/almak
bring (something) down on (one's) head v. başını belaya/derde sokmak
bring (something) down on (one's) head v. başına belalı bir iş açmak
bring (something) down on (oneself) v. üstüne/tepesine inmesine neden olmak
bring (something) down on (oneself) v. üstüne/başına düşürmek
bring (something) down on (oneself) v. tepesine/tepesinden aşağı indirmek
bring (something) down on (oneself) v. başına dert açmak/almak
bring (something) down on (oneself) v. başını belaya/derde sokmak
bring (something) down on (oneself) v. başına belalı bir iş açmak
bring something down on v. üstüne/tepesine inmesine neden olmak
bring something down on v. üstüne/başına düşürmek
bring something down on v. tepesine/tepesinden aşağı indirmek
bring something down on v. başına dert açmak/almak
bring something down on v. başını belaya/derde sokmak
bring something down on v. başına belalı bir iş açmak
bring (something) down to (one's) level v. (birinin) seviyesine indirmek/düşürmek
bring (something) down to (one's) level v. (birinin) anlayacağı bir dille anlatmak
bring (something) down to (one's) level v. (birinin) anlayacağı şekilde anlatmak
bring (something) down to (one's) level v. (birinin) seviyesinde anlatmak
bring something down to something v. (birinin) seviyesine indirmek/düşürmek
bring something down to something v. (birinin) anlayacağı bir dille anlatmak
bring something down to something v. (birinin) anlayacağı şekilde anlatmak
bring something down to something v. (birinin) seviyesinde anlatmak
bring down the shutters v. (bir şeyin) üstüne perde çekmek
bring down the shutters v. (bir şey) hakkındaki duygularını/düşüncelerini gizlemek
bring down the shutters v. (bir şey) hakkında düşünmeyi/konuşmayı bırakmak
bring down the shutters v. (bir şeyin) üstüne perde indirmek/kapatmak
bring (something) (down) about (one's) ears v. başına bela/dert/iş açmak
bring (something) (down) about (one's) ears v. kendini zora sokmak
bring (something) (down) about (one's) ears v. kendini ateşe atmak
bring something (down) about your ears v. başına bela/dert/iş açmak
bring something (down) about your ears v. kendini zora sokmak
bring something (down) about your ears v. kendini ateşe atmak
bring somebody down a peg or two v. ağzının payını vermek
bring down the house v. alkış koparmak
bring the house down v. alkış toplamak
bring the house down v. alkış tufanı koparmak
bring the house down v. alkış tufanına neden olmak
bring the house down v. alkıştan yıkılmak
bring somebody down a peg or two v. ayağının yere basmasını sağlamak
bring down to earth v. ayaklarının yere basmasını sağlamak
bring someone down to earth v. ayaklarının yere basmasını sağlamak
bring the house down v. başarılı performans göstermek
bring the house down v. başarılı oyun çıkartmak
bring somebody/something down a peg (or two) v. birinin ne mal olduğunu göstermek
bring somebody down a peg or two v. birinin burnunu sürtmek
bring the curtain down v. bitirmek
bring the curtain down on something v. bir dönemi bitirmek/sona erdirmek
bring somebody/something down a peg (or two) v. fiyakasını bozmak
bring someone down to earth v. hayal aleminden uyandırmak
bring down to earth v. hayal aleminden uyandırmak
bring somebody down a peg or two v. fiyakasını bozmak
bring someone down to earth v. gerçeklerle yüzleştirmek
bring down to earth v. gerçeklerle yüzleştirmek
bring somebody/something down a peg (or two) v. ipliğini pazara çıkarmak
bring somebody down a peg or two v. karizmasını çizmek
bring the curtain down v. kepenkleri indirmek
bring the house down v. ortalığı kırıp geçirmek
bring the house down v. kahkahadan kırıp geçirmek
bring somebody/something down a peg (or two) v. karizmasını çizmek
bring somebody down a peg or two v. layık olduğu yere oturtmak
bring somebody down a peg or two v. maskesini düşürmek
bring the curtain down v. son vermek
bring the curtain down v. perdeyi kapatmak
bring the curtain down on something v. (oyunun sonunda) perdeyi indirmek
bring down the shutters v. üstüne sünger çekmek
bring down the shutters v. aklından silmek
bring down the shutters v. unutmak
bring (someone) down a notch (or two) v. (birinin) havasını söndürmek
bring (someone) down a notch (or two) v. (birinin) egosunu indirmek
bring (someone) down a notch (or two) v. (birinin) kibrini kırmak
bring (someone) down a notch (or two) v. (birini) rezil etmek
bring (someone) down a notch (or two) v. (birini) morartmak
bring (someone) down a notch (or two) v. (birini) bozum etmek
bring (someone) down a notch (or two) v. (birinin) ağzının payını vermek
bring (someone) down a notch (or two) v. (birine) haddini bildirmek
bring (someone) down a notch (or two) v. (birine) dersini vermek
Trade/Economic
bring prices down v. fiyatları indirmek
bring down unemployment v. işsizliği azaltmak
bring down the costs v. maliyetleri azaltmak
Politics
bring down the cabinet v. hükümeti düşürmek
bring down the cabinet v. kabineyi düşürmek
bring down the government v. hükümeti düşürmek